İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin, ticari şirket genel kurul kararının iptali davasında hukuki dinlenilme hakkı ihlali iddialarıyla ihtiyati tedbire yapılan itirazı incelemesi.
Özet: Bir ticaret şirketinin yönetim kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz eden taraf, tedbir talebine karşı savunma için tanınan sürenin kısıtlı olması nedeniyle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir; ayrıca, ihtiyati tedbirin davanın nihai sonucunu peşinen sağlamaması gerektiğini, aktif ticari faaliyeti bulunmayan ve finansal zorluklar yaşayan şirketin menfaatlerinin korunması amacıyla alınan yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasının haksız olduğunu, şirketin iştirakteki rüçhan hakkını kullanmamasının ekonomik değer kaybına yol açacağını savunarak, söz konusu ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ████████ Esas
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbire itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati tedbire itiraz eden vekili talep dilekçesinde özetle; ... A.Ş. deniz yolu ile uluslararası yük taşımacılığı yapılması için 1957 yılında kamu iktisadi teşekkülü olarak kurulduğunu, eşit oranda pay sahibi olan on ortak tarafından 2000 yılında özelleştirme idaresinden devralındığını, 2018 yılına kadar tüm ortakların birer üye ile temsil edildiği yönetim kurulu tarafından yönetildiğini, tüm gemilerini satan ihtiyati tedbire itiraz edenin şirket çalışanlarını işten çıkartarak armatörlük faaliyetini durdurduğunu, ihtiyati tedbire itiraz eden şirketin bugün itibariyle mal varlığı olarak; aktifinde 2005 yılında iştirak ettiği ... A.Ş (...) payları ile inşa ettiği yaklaşık 40.000 m2 genel bürüt yüz ölçüme haiz ... İş Merkezi, pasif tarafında ise inşaat tamamlanma sürecinde ihtiyaç duyduğu nakit finans kaynağını oluşturmak üzere ortaklarının payları oranında gönderdikleri tutarları, taşınmaz satış bedeli tahsil edildiğinden iade etme borcu bulunduğunu, yıllardır hiç bir ticari faaliyet geliri olmayan ihtiyati tedbire itiraz edenin şirketin uzaktan hizmet veren bir muhasebe çalışanı ile taşınmazında görev yapan bir elektrikçi çalışanı olduğunu, 2024 yılında 14.000.000,00 TL sermaye artışı yapıldığını, 2025 yılı içinde şirket çalışanlarının ve özel güvenlik şirketi çalışanlarının maaşları, binaya ait trafoya gelen elektrik bedelleri, yönetim kurulu üyesi huzur hakkı ile emlak vergisi olarak toplam 12.780.000-TL ödendiğini, 2026 yılında sadece ödenmesi gereken emlak vergisinin 8.600.000,00 TL olduğunu,█████/2026 tarihli tensip zaptı (5) numaralı ara kararda ve █████/2026 tarihli ara kararda, savunma hakkı ile doğrudan bağlantılı "hukuki dinlenilme hakkı" ihlal edildiğini, tensip zaptının █████/2026 tarihli (5) numaralı ara kararı ile ihtiyati tedbire itiraz eden şirkete, ihtiyati tedbir talep edenin ihtiyati tedbir talebine karşı beyanda bulunması için yalnızca 3 günlük kesin süre verilmiş olması, gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ruhu ve amacı gerekse yerleşik yargı içtihatları bakımından savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olup usul ekonomisi ve silahların eşitliği ilkeleriyle bağdaşmadığını, zira ihtiyati tedbir talepleri, tarafların hak ve menfaatlerini doğrudan etkileyen, çoğu zaman davanın seyri üzerinde belirleyici sonuçlar doğurabilen nitelikte geçici hukuki koruma tedbirleri olup bu tür talepler hakkında karar verilirken tarafların iddia ve savunmalarını makul bir süre içerisinde ve gereği gibi ortaya koyabilmelerine imkan tanınmasının zorunlu olduğunu, ihtiyati tedbir kurumu, yargılama sürecinde davanın konusunu oluşturan hak veya hukuki durumun dava sonuçlanıncaya kadar korunmasını sağlamak amacıyla öngörülmüş geçici nitelikte bir hukuki koruma mekanizması olduğunu, bu çerçevede öğretide ve yargı içtihatlarında kabul edilen temel ilkelerden biri, ihtiyati tedbir yoluyla davanın sonucunun peşinen elde edilmesinin mümkün olmadığı olduğunu, başka bir ifadeyle, ihtiyati tedbir kararı davanın sonunda verilmesi beklenen hükmün aynısını doğrudan sağlayacak nitelikte olamayacağını, zira böyle bir tedbir kararı verilmesi hâlinde, mahkeme esas hakkında hüküm vermeden davayı fiilen sonuçlandırmış olur ki bu durum, ihtiyati tedbir kurumunun geçici ve koruyucu niteliği ile bağdaşmayacağını, tedbir yoluyla ihtiyati tedbir talep edenin talep ettiği sonucun tamamen gerçekleştirilmesi, ihtiyati tedbire itiraz eden tarafın savunma hakkını ve adil yargılanma ilkesini de zedeleyebilecek nitelikte olduğunu, şirketin iştirakte sahip olduğu rüçhan hakkının kullanılmaması, şirketin pay oranının düşmesine ve ekonomik değerinin azalmasına yol açacağını, bu nedenle yönetim kurulu, şirketin ve şirket ortaklarının hak ve menfaatlerini koruma yükümlülüğü kapsamında işbu dava konusu kararı aldığını, işbu karar tasfiye memurunun görevine de aykırılık teşkil etmediğini, █████/2026 tarihli "dava konusu █████/2026 tarihli Yönetim Kurulu Kararı'nın yürütmesinin tedbiren geri bırakılmasına" ilişkin "İhtiyati Tedbir Talebi"nin kabulüne yönelik ara karardan rücu edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA : Tasfiye memuru vekili duruşma beyanında özetle; önceki beyanlarını tekrar ettiklerini, ihtiyati tedbir talep eden şirket ile uyuşmazlıklarının sadece bu dosyada olmadığını, diğer mahkemelerce tedbir taleplerinin reddedildiğini, şirketin hiçbir aktif faaliyeti olmadığını, eşit işlem ilkesine aykırı bir durum olmadığını, dava konusu yönetim kurulu kararı tasfiye amacına uygun olduğunu, ...'nin sermaye artışı kararının tescil ve ilan edilerek kesinleştiğini, tedbir kararının uygulanması yargılama sonucunda verilecek muhtemel hükmün peşinen icrası niteliğinde olduğunu, ara karardan rücu edilerek kararın kaldırılması gerektiğini talep ve beyan etmiştir.
İhtiyati tedbir talep eden vekili duruşma beyanında özetle;
Önceki beyanlarını tekrar ettiklerini, davanın ihtiyati tedbirden oluşmadığını, davanın yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin bir dava olduğunu, tedbir kararı yerinde bir karar olduğunu, eşit işlem ihlali olduğunu, bu hususları değerlendirilerek tedbir kararının devamına karar verilmesini ve tedbir kararının şirkete tebliğ edilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Dosya kapsamındaki Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından, davalı şirketin 26.12.2025 tarihli Genel Kurul kararı ile tasfiyeye girdiği ve bu kararın 08.01.2026 tarihinde tescil ve ilan edildiği sabittir. 6102 sayılı TTK'nın 533/2 ve 535/1 maddeleri amir hükümleri uyarınca, tasfiye haline giren bir anonim şirkette organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ve tasfiye amacıyla sınırlı işlemlere özgülenir. Davalı şirket aktifinde bulunan ekonomik bir değerin şirket kasasına herhangi bir bedel girmeksizin ortaklara kullandırılması şeklinde gerçekleştirilen işlemin , tasfiyenin alacakları tahsil edip mal varlığını nakde çevirme amacına ne derece uygun olduğu ve bu hususta yetkinin yönetim kurulunda mı yoksa tasfiye memurunda mı bulunduğu hususları yargılamanın esasını oluşturmaktadır. Mevcut delil durumu itibarıyla, kararın yetki aşımı suretiyle alındığı ve tasfiye amacına aykırı olabileceği yönündeki ihtiyati tedbir talep eden iddiaları bağlamında HMK m. 390/3 anlamında "yaklaşık ispat" kuralının gerçekleştiği kabul edilmiştir. İhtiyati tedbir talep eden taraf, şirket mal varlığının tasfiyeye sokulması ve hemen ardından rüçhan hakkının, azınlık ortakların haklarını kullanmasını fiilen imkansız hale getirdiğini ve eşit işlem ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Davalı taraf ise uygulamanın tüm pay sahiplerine payları oranında objektif olarak sunulduğunu savunmuştur. Eşit işlem ilkesinin şeklen mi yoksa fiilen mi ihlal edildiğinin kesin tespiti tam bir yargılamayı gerektirse de ; dava konusu kararın uygulanmaya devam etmesi halinde asıl telafisi imkansız zararın ihtiyati tedbir talep eden şirket ve iştirak şirketi nezdinde doğacağı anlaşıldığından, menfaatler dengesi gözetilerek ihtiyati tedbir kararının sürdürülmesinde zorunluluk bulunmuştur.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı tarafın ihtiyati tedbire itirazlarının reddine, Mahkememizce tesis edilen 04.03.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının devamına," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle: hukuki dinlenilme haklarının ve gerekçeli karar haklarının ihlal edilmediğini, mahkemenin, tensip zaptı ile ihtiyati tedbir talebine karşı beyanda bulunmak üzere ihtiyati tedbire itiraz eden şirkete yalnızca 3 günlük kesin süre verdiğini, ihtiyati tedbire itiraz eden şirketçe sunulan kapsamlı itiraz ve cevap dilekçelerindeki hukuki argümanların mahkemece karşılanmadığını, itirazın reddi kararının yeterli hukuki gerekçeden yoksun olarak tesis edildiğini, mahkemenin itirazlarını somut delillerle tartışmadan reddetmesi bu emredici kurallara aykırı olduğunu, mahkeme'nin "ihtiyati tedbir talebi"nin kabulüne yönelik ara kararı, yargılama neticesinde tesis edilecek "davanın kabulü" hükmünün peşinen icrası mahiyetinde olduğunu, mahkeme kararı, ihtiyati tedbire itiraz eden şirketin rüçhan hakkını kullanmasını veya devretmesini tamamen engelleyerek, davanın konusunu oluşturan hakkın kullanımını nihai olarak ortadan kaldırdığını ve HMK m. 389'un amacını aştığını, ihtiyati tedbir talep eden tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin kabulü hâlinde ihtiyati tedbire itiraz eden şirketin ... A.Ş.’de sahip olduğu rüçhan hakkını değerlendirme imkânı ortadan kalkacağını, şirketin tasfiyesi sonunda söz konusu payları ortaklık payı oranında tasfiye artığı olarak alacak olan %95 oranındaki diğer şirket ortaklarının mal varlığında telafisi güç azalma meydana geleceğini, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini ve uyuşmazlığın tam bir yargılamayı gerektirdiğini, ihtiyati tedbir talep eden taraf, yönetim kurulu kararının yok hükmünde veya batıl olduğuna dair hiçbir somut delil sunmadığını, tasfiye kurumunun hukuki tanımı, niteliği ve tasfiye amacı gözetildiğinde dava konusu kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, iştirakimiz ... A.Ş.'nin sermaye artırımı neticesinde doğan rüçhan hakkının kullanılması için ihtiyati tedbire itiraz eden şirketin nakit kaynağının bulunmadığını, mahkeme tarafından "rüçhan hakkının ortaklara devredilmesinin" eşit işlem ilkesinin ihlal edildiği hususunun yargılamayı gerektirdiği ifade edildiğini ancak henüz yargılama yapılmadan doğrudan yargılama sonucuna ilişkin hüküm tesis edildiğini, mahkemenin eşit işlem ilkesinin ihlal edilmiş olabileceği yönündeki gerekçesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu karar ile aynı hukuki konumda bulunan pay sahiplerine aynı koşullar uygulandığını, herhangi bir pay sahibine ayrıcalık tanınmadığını ve keyfi bir farklılaştırmaya gidilmediğini, ihtiyati tedbir talep eden tarafın ileri sürdüğü üzere bazı pay sahiplerinin fiilen avantaj elde etmiş olması, eşit işlem ilkesinin ihlal edildiği anlamına gelmeyeceğini, şirketin kullanamadığı rüçhan hakkının, talep eden şirket ortaklarına payları oranında eşit olarak kullandırması ne şirketin ne de ortaklarının zararına sebebiyet vermediğini, ihtiyati tedbir talep edenin hem kendisine sunulan imkânı kullanmaması hem de aynı imkândan yararlanan diğer ortakların işlemlerine itiraz etmesinin hukuken ve fiilen herhangi bir haklılık taşımadığını, dava konusu yönetim kurulu kararının tasfiyeye yönelik bir işlem olduğunu ve yönetim kurulu'nun yetkisi dahilinde kalan bir karar olduğunu, davalı şirket, kendisine ait rüçhan hakkını tamamen kullanmaktan vazgeçtiğini ve bu hakkın şirket ortaklarına payları oranında kullandırılmasını tercih ettiğini, bu uygulama ile şirket, iştirakteki pay oranını doğrudan kaybettiğini, rüçhan hakkının devredilebilir olduğunun kabulü, anonim şirketin temel yapısına ve pay sahipliği sistemine de aykırılık teşkil etmediğini, rüçhan hakkının devri, sermaye artırımına katılacak kişinin değişmesine yol açtığını ancak şirketin esas sözleşmesiyle belirlenen pay rejimini ve sermaye yapısını ihlal etmediğini, sermaye artırımı yine kanunda öngörülen usul ve şartlar çerçevesinde gerçekleştirilmediğini, şirket iradesi dışında bir pay ihdası söz konusu olmadığını, telafisi imkansız zarar ihtimali ihtiyati tedbir talep eden lehine değil ihtiyati tedbire itiraz eden şirket aleyhine doğduğunu, ihtiyati tedbir talep eden tarafın telafisi imkansız bir zararı bulunmadığını, asıl telafisi imkansız zararın tedbirin devamı halinde ihtiyati tedbire itiraz eden şirketin rüçhan hakkını kullanamayarak iştirak payının erimesiyle ortaya çıkacağını, beyanla, istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Talep, yönetim kurulu kararının yokluğunun, butlanı veya iptali istemli davada yönetim kurulu kararının icrasının durdurulması yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin kabulüne, ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Davalı şirketin 26.12.2025 tarihli Genel Kurul Kararı ile tasfiyesine karar verilerek, 08.01.2026 tarihinde tasfiye kararı tescil ve ilan edilmiştir.
Davalı şirketin uyuşmazlığa konu, Yönetim Kurulu Başkan ... ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ...'ın katılımı ile alınan 12.01.2026 tarihli ... numaralı yönetim kurulu kararı ile, şirketin iştirakı ... A.Ş.'nin 17.12.2025 tarihli genel kurulunda sermaye artışı kararı alındığı, şirketin rüçhan hakkını kullanamayacağı için şirketin rüçhan hakkının şirketin ortaklarına payları oranında kullandırılmasına karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf yönetim kurulu kararının yokluğunun, butlanı veya iptali ileri sürmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nin 391. Maddesine göre, yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nin 389/1. Maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nin 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
TTK. 533. madde,''(1) Sona eren şirket tasfiye haline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır.(2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu halde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır.''
535. madde,'' (1) Şirket tasfiye haline girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir. (2) Tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere genel kurul tasfiye memurları tarafından toplantıya çağrılır.''şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı şirket 26.12.2025 tarihli Genel Kurul kararı ile tasfiyeye girmiş olup bu karar 08.01.2026 tarihinde tescil ve ilan edilmiştir. Davalı şirket tasfiye sürecine girdikten sonra, 12.01.2026 tarihli ... numaralı yönetim kurulu kararı ile, şirketin iştirakı olan ... A.Ş.'nin 17.12.2025 tarihli genel kurulunda sermaye artışı kararı alındığı, şirketin rüçhan hakkını kullanamayacağı için şirketin rüçhan hakkının şirketin ortaklarına payları oranında kullandırılmasına karar verilmiştir. TTK'nin 533/2 ve 535/1 maddelerine göre, tasfiye haline giren bir anonim şirkette organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan işlemlere özgülenir düzenlemelerine göre, dava konusu yönetim kurulu kararının söz konusu maddelerde nazara alınarak yoklulukla malul olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği hususları yargılama sonucunda tespit edilecek olup, dosyadaki mevcut delil durumu itibarıyla HMK m. 390/3 anlamında yaklaşık ispat sağlanmış olduğundan Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilerek, ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nin 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!