Müzik sanatçısının albüm eser ve icracı haklarının davalılarca izinsiz kullanımı, çoğaltılması ve yayılmasına ilişkin tecavüzün refi ile tazminat davası.
Özet: Bir sanatçının, eser sahibi ve icracı sanatçı olduğu albümlerindeki haklarının, davalı şirketler tarafından yazılı sözleşme ve telif ödemesi olmaksızın çoğaltma, yayma ve dijital platformlarda erişime açma gibi eylemlerle ihlal edildiği, güven ilişkisinin kötüye kullanılarak muvafakatnamelerin yetersiz kaldığı iddiasıyla tecavüzün refi, önlenmesi ve maddi tazminat talep ettiği; davalıların ise sanatçının yazılı belgeyle hak sahipliğini ispatlayamadığını, rızasıyla imzaladığı muvafakatnamelerle kullanım izni verip ödeme talebinden vazgeçtiğini ve fonogram yapımcısı olarak yasal haklara sahip olduğunu belirterek davanın reddini savunduğu bir uyuşmazlık dava konusu edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın ("...") 14.07.2011 tarihli "..." ve 03.09.2015 tarihli "..." isimli albümlerde yer alan eserlerin bir kısmında eser sahibi, tamamında ise icracı sanatçı olduğunu, davalılarla arasında eser sahipliğinin veya mali hakların devrine ilişkin FSEK'in 52. maddesi anlamında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, herhangi bir münhasır sözleşme yapılmadığını ve davacıya royalty veya benzeri herhangi bir bedel ödenmediğini, buna rağmen davalıların dava konusu eser ve icraları çoğaltma, yayma, umuma iletim ve dijital platformlarda erişime açma faaliyetlerinde bulunduklarını, ayrıca üçüncü kişilere kullanım hakkı devrederek gelir elde ettiklerini, davalılarla arasındaki ilişkinin dostluk ve güven ilişkisine dayandığını, eserlerin yeniden kayıt ve tescil işlemlerinin yürütülmesi amacıyla davalılarla çalışıldığını, ancak bu güven ilişkisinin kötüye kullanıldığını, davalıların eser ve icralar üzerinde hak sahibiymiş gibi tasarrufta bulunduklarını, davalılarca dayanak gösterilen 2011 ve 2015 tarihli muvafakatnamelerin eser sahipliği veya mali hak devrine ilişkin hükümler içermediğini, 2011 tarihli muvafakatnamedeki imzanın davacıya ait olmadığını , Davacının 14.07.2011 tarihli ve "..." isimli müzik albümünde besteci veya söz yazarı sıfatıyla sıfatıyla eser sahipliğini haiz olduğu eserlerin, davalı yanca kullanımının REF ve MEN'İNE, davacının 14.07.2011 tarihli ve "..." isimli müzik albümündeki eserleri yorumlaması vasıtasıyla icracı sanatçılık hakkından kaynaklı haklarına yönelik, ayrıca davacının 03.09.2015 tarihli ve "..." isimli müzik albümünde besteci veya söz yazarı sıfatıyla eser sahipliğini haiz olduğu eserlerin ve davacının 03.09.2015 tarihli ve "..." isimli müzik albümündeki eserleri yorumlaması nedeniyle icracı sanatçılıktan kaynaklanan haklarına tecavüzün REF'i ve Men'ine , ihtiyati tedbire hükmedilmesine, FSEK 68. MD kapsamında her biri için izinsiz faaliyetlerin başlangıç tarihlerinden itibaren ticari faiz işletilerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik, 2011 tarihli albümdeki eserlerin hukuka aykırı kullanımından ötürü 5.000,00-TL, 2011 tarihli albümdeki icraların hukuka aykırı kullanımından ötürü 5.000,00-TL, 2015 tarihli albümdeki eserlerin hukuka aykırı kullanımından ötürü 5.000,00-TL, 2015 tarihli albümdeki icraların hukuka aykırı kullanımından ötürü 5.000,00-TL, toplam 20.0000 TL maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, ayrıca davacının imzaladığı belgenin kelepçe niteliğinde sözleşme olmasının da gözetilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu "..." ve "..." isimli albümler ile bunlarda yer alan eser ve icralar üzerindeki hak sahipliğini yazılı belge ile ispatlayamadığını, bu nedenle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, aynı iddialar kapsamında yapılan ceza soruşturmasında ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın █████/2024 tarih ve ...Soruşturma, ... Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini, Davacının hile ve güven ilişkisinin kötüye kullanıldığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu albümlerin 2011 ve 2015 yıllarında piyasaya arz edildiğini, davacının bu süreçlerin tamamından haberdar olduğunu, sosyal medya paylaşımlarında albümleri tanıttığını ve desteklediğini, buna rağmen yıllar sonra hile iddiasında bulunmasının kendi davranışlarıyla çeliştiğini, ayrıca TBK hükümleri uyarınca hileye dayalı taleplerin hak düşürücü süreye tabi bulunduğunu, davacının 01.04.2011 ve 13.04.2015 tarihli yazılı "Yorumcu Muvafakatnameleri"ni kendi rızası ve imzasıyla düzenleyerek davalı şirkete verdiğini, bu belgeler kapsamında dava konusu eser ve icraların tespit edilmesi, çoğaltılması, yayımlanması, dağıtılması, umuma iletilmesi ve çeşitli mecralarda kullanılması hususlarında davalı şirkete izin verdiğini, davacının herhangi bir alacak talebinde bulunmayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, bu nedenle davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, fonogram yapımcısının FSEK'in 80. maddesi uyarınca bağlantılı hak sahibi olduğunu, fonogram üzerindeki hakların eser sahibinden veya icracı sanatçıdan mali hak devri alınmaksızın, tespit izni verilmesiyle kanundan doğduğunu, davalı şirketlerin de dava konusu albümlerin fonogram yapımcısı sıfatıyla hukuken korunan mali haklara sahip bulunduğunu, davacının yıllar boyunca davalı şirketlerden herhangi bir ödeme talebinde bulunmadığını, buna karşılık dava konusu albümler sayesinde yeniden müzik piyasasında görünürlük kazandığını, konserler verdiğini ve meslek birlikleri aracılığıyla telif gelirleri elde etmeye devam ettiğini, davacının dava konusu albümlerin yayınlanmasından itibaren uzun yıllar sessiz kaldığını, dava konusu eser ve icralardan kaynaklanan dijital gelirler ile sanatçı paylarının ... aracılığıyla, eser sahipliğinden doğan hakların ise ... ve ... aracılığıyla davacıya ödenmeye devam edildiğini, davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacının 14.07.2011 tarihli ve "..." isimli müzik albümünde besteci veya söz yazarı sıfatıyla sıfatıyla eser sahipliğini haiz olduğu eserlerin, davalı yanca kullanımının REF ve MEN'İNE, davacının 14.07.2011 tarihli ve "..." isimli müzik albümündeki eserleri yorumlaması vasıtasıyla icracı sanatçılık hakkından kaynaklı haklarına yönelik, ayrıca davacının 03.09.2015 tarihli ve "..." isimli müzik albümünde besteci veya söz yazarı sıfatıyla eser sahipliğini haiz olduğu eserlerin ve davacının 03.09.2015 tarihli ve "..." isimli müzik albümündeki eserleri yorumlaması nedeniyle icracı sanatçılıktan kaynaklanan haklarına tecavüzün REF'i ve Men'ine , ihtiyati tedbire hükmedilmesine, FSEK 68. MD kapsamında her biri için izinsiz faaliyetlerin başlangıç tarihlerinden itibaren ticari faiz işletilerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik, 2011 tarihli albümdeki eserlerin hukuka aykırı kullanımından ötürü 5.000,00-TL, 2011 tarihli albümdeki icraların hukuka aykırı kullanımından ötürü 5.000,00-TL, 2015 tarihli albümdeki eserlerin hukuka aykırı kullanımından ötürü 5.000,00-TL, 2015 tarihli albümdeki icraların hukuka aykırı kullanımından ötürü 5.000,00-TL, toplam 20.0000 TL maddi tazminata hükmedilmesini ,yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana tahmili kapsamında açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusu muvafakatname altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Adli tıp uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; İnceleme konusu belgedeki imza ile ...’a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; grafolojik tanı kriterleri dikkate alındığında; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belgedeki imzanın ...’ın eli ürünü olduğunu bildirdiği anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan █████/2011 ve █████/2015 tarihli muvafakatnamelerde yer alan imzaların davacıya ait olmadığı iddiası üzerine alınan ve hükme esas alınmaya elverişli bulunan adli belge inceleme uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; inceleme konusu imzanın ...'ın eli ürünü olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Dosya kapsamındaki muvafakatnameler, taraf beyanları,kültür ve Turizm Bakanlığı eser işletme belgesi, HMK 266 madde kapsamında denetime uygun bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde;
Dava konusu muvafakatnamede; içeriğinde eserlere ilişkin olarak tespit iznini de verildiği görülmektedir:Belge kapsamına göre; aşağıda belirtmiş olduğum eserleri seslendirmiş olduğum, adı daha sonra belirlenecek (albümde) yer alacak olan aşağıda ismi yazılı müzik eseri icralarımın tespit, umuma iletim, plak, audio kaset, cd, video kaset, vcd, vcd klip, cd rom, dvd, dvd klip, mp3, mp4, IP,md,remix versiyon formatları ve/veya bilgisayar, icra tespit hakkı, depolamaya ve/veya yaymaya ve/veya işbu sözleşme tarihinden sonra geliştirilecek herhangi bir ses ve görüntü taşımaya, depolamaya ve/veya yaymaya mahsus araç ve gereçler vasıtasıyla, yer sayı, ve süre ile sınırlandırılmamış biçimde işlenmesine, çoğaltılmasına, işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletilmesine, yayımlanmasına, yayınlanmasına, kiralanmasına, devir edilmesine, temsil suretiyle faydalanmasına, dağıtılmasına, ticaret mevkiine konulmasına, yayımlanmasına ülkemizde ve tüm dünyada ... hak sahibi olduğuna, çoğaltılan ses ve görüntü taşıyıcılarının radyo tv ve sms kuruluşları tarafından kullanılmasına izin verme hakkının da adı geçen şirkete ait olduğuna, aşağıda adı geçen eserimin, eserlerimin remix, coversion, münferiden (single) ve/veya emsalleri ile birlikte karışık yapımlarda (compilation) ve konser kaydı kullanmak üzere dağıtılmasını ve yayımlanmasını beyan ve kabul ediyorum..." şeklinde muvafakatname düzenlendiği görülmektedir.
Uyuşmazlık ise sözleşme altındaki imzanın davacıya ait olmadığı iddiası ile bir yandanda sözleşmenin kelepçe niteliğinde olduğu iddiasıdır.
FSEK m.25’de düzenlenen hakkın içeriği; “Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Gelişen teknoloji de göz önünde bulundurularak, Kanun tahdidi bir düzenleme yoluna gitmemiş, hakkın ne şekilde kullanılacağı “… radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması …” şeklinde geniş düzenlenmiştir.
Buna göre iletim tekniği gösterilmeksizin, eserin sadece radyo-tv, uydu ve kablo gibi telli ve telsiz yapan yayın kuruluşlar vasıtasıyla umuma iletimine (FSEK m. 25/I) izin verildiğinin belirtilmesi yeterlidir. Eser sahibinden bu şekilde yetki alan yayın kuruluşu, eserin umuma iletimini uydu, karasal veya kablo gibi teknikleri kullanarak gerçekleştirebilir. Elbette eser sahibinin anılan teknikleri belirlemesi de mümkündür. Ancak bu konuda bir belirleme yoksa, iyi niyet kurallarına göre yayın tekniğini belirleme tercihini yayın kuruluşuna tanımak gerekir ( YAVUZ / ALICA / MERDİVAN: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu Cilt 1, Ankara 2013, s.1133 )
Kaldı ki tasarruf veya taahhüt muamelesi olan mali hakların devri sözleşmesinde mali hakların, çoğaltma ve yayma gibi başlıklar halinde sayılması yeterlidir. Bunun yanında ayrıca hakkın içeriğine ilişkin -örneğin; yalnız CD formatında çoğaltma hakkı devredilmiştir- gibi bir sayma gerekmez ( YAVUZ / ALICA / MERDİVAN: s.1676 ) .
Dava konusu muvafakatta açıkça ..., ..., ..., ... Müzik gibi dijital platformlarda yayınlanması belirtilemese dahi, muvafakatta belirtilen;… icralarımın tespit, umuma iletim, plak, audio kaset, cd, video kaset, vcd, vcd klip, cd rom, dvd, dvd klip, mp3, mp4, IP,md,remix versiyon formatları ve/veya bilgisayar, icra tespit hakkı, depolamaya ve/veya yaymaya ve/veya işbu sözleşme tarihinden sonra geliştirilecek herhangi bir ses ve görüntü taşımaya, depolamaya ve/veya yaymaya mahsus araç ve gereçler vasıtasıyla, yer sayı, ve süre ile sınırlandırılmamış biçimde işlenmesine, çoğaltılmasına, işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletilmesine, yayımlanmasına, yayınlanmasına, kiralanmasına, devir edilmesine, temsil suretiyle faydalanmasına, dağıtılmasına, ticaret mevkiine konulmasına, yayımlanmasına ülkemizde ve tüm dünyada ... hak sahibi olduğuna, çoğaltılan ses ve görüntü taşıyıcılarının radyo tv ve sms kuruluşları tarafından kullanılmasına ….eserlerimin remix, coversion, münferiden (single) ve/veya emsalleri ile birlikte karışık yapımlarda (compilation) ve konser kaydı kullanmak üzere dağıtılmasını ve yayımlanmasını beyan ve kabul ediyorum..." ibaresi ifadesi, umuma iletim hakkının varlığı açısından yeterli olacaktır. Bu doğrultuda ... gibi dijital platformlarda da dahil olmak üzere dava konusu eserlerin mali haklarını kullanma yetkisinin muvafakatname kapsamında davalıya ait olduğu ayrıca davacı her ne kadar imza inkarında bulunmuş ise de imzanın davacı eli ürünü olduğu da anlaşılmıştır.
Öte yandan davacı bir yandan sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerken bir yanda sözleşmenin kelepçe niteliğinde olduğuna vurgu yaparak sözleşme içeriğini ikrar etmektedir. Somut olayda kelepçeleme niteliğindeki BK hükümlerinin somut olayda uygulama yerinin olmadığı da anlaşılmıştır. Davacı ayrıca sözleşmede hile iddiasında da bulunmuştur.
Sözleşmeden doğan alacakların ifası talebinin, BK md. 146 gereği 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımının muacceliyet tarihi itibariyle başlayacağı, davaya konu albümlerin piyasaya arz edildiği tarihin üzerinden 10 yıldan fazla bir zaman dilimi geçtiği, dolayısıyla hata veya hileye ilişkin talep ve iddiaların 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi bulunduğu ve işbu sürelerin dahi her halükarda dava tarihinde aşılmış olduğu ,davacının yaşı gereği yaklaşık en az 50 yıldır müzik piyasasında faaliyet gösterdiği, müzik meslek birlikleri yönetiminde görev aldığı, ilk kez albüm çıkaracak sanatçılar kadar piyasayı bilememesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda bir fonogramın kayıt ve tesciline ilişkin bilgilere sahip olmaması, fonogramın ilk ses tespiti ile ilgili nasıl bir prosedür izleneceğini bilmemesi ,haklarını alamadığını düşünen sanatçının bu hususta hiçbir araştırma yapmaması , sözleşme altındaki imzanın sahte olduğu iddiasına keza delil olmadan hile iddiasına dayanması hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir.
Bilindiği üzere; Tecavüzün ref’i ve men’i FSEK md.66-69 arasında düzenlenmiştir. Ref davasıyla mali veya manevi haklara tecavüzün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması ve tecavüzle ortaya çıkan hukuka aykırılığın giderilmesi amaçlanmaktadır. Davanın açılabilmesi için mütecavizin kusurunun veya eser sahibinin zarara uğraması gerekmezken, mali veya manevi hakların ihlal edilmiş olması, ihlalin veya ihlalin etkilerinin devam ediyor olması gerekmektedir
FSEK md.66/son uyarınca; “Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünü, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikine karar verir” düzenlenmesini amirdir.
Diğer yandan, tecavüzün men’i bakımından FSEK md. 69 hükmüne bakmak gerekmektedir. Bu madde; “Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir. Vakı olan tecavüzün devam veya tekrarı muhtemel görülen hallerde de aynı hüküm caridir. 66 ncı maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının hükümleri burada da uygulanır.” hükmünü amirdir.
Somut olayda, davaya konu eserlerin davalı tarafından muvafakatnameye uygun olarak kullanılması nedeniyle davacının mali haklarının ihlal edilmediğinden tecavüzün ref’i ve men’i koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Zira Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tanzim edilmiş Kayıt ve Tescil Belgeleri'nden anlaşıldığı üzere, davalılardan ... Tic. Ltd. Şti bir albümün,...yapım Dağıtım ve San. Tic. Ltd. Şti ise diğer albümün fonogram yapımcısıdır. Tespit işlemi davalı yanca gerçekleştirmiş olup, gerçekleştirdikleri ilk ses tespiti üzerinde de münhasıran kendiliğinden FSEK'in 80'inci maddesinde sayılan tüm mali haklara sahip oldukları, . Davacının ise icracı sanatçılıktan kaynaklı olarak eser üzerinde FSEK'in 21, 22, 23, 24 ve 25'inci maddesinde sayılan mali haklara ve icracı sanatçı olması dolayısıyla da icraları üzerinde FSEK'in 80/1-A maddesinde sayılan mali haklara sahip olduğu, meslek birliklerine üye olduğu keza meslek birliklerinden gelen yazı kapsamına göre digital mecradan gelir eldi ettiği de sabittir.
FSEK her ne kadar mali hakların devri için yazılı şekil şartı getirmişse de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.9.1988 tarihli, E:..., K:...ve Yargıtay H.G.K. 12.5.1965 tarih, ....sayılı kararlarında M.K. 2. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının da dikkate alınması gerektiğini belirtmiş, sırf şekle aykırılık olduğu iddiasının eğer hakkın kötüye kullanılması maksadıyla yapılırsa dikkate alınmaması gerektiğine hükmetmiştir.
Toplanan delillere göre; davacının dava konusu eser ve icraların tespiti , ilişkin kullanımlarına açık rıza verdiği, davalı şirketlerin fonogram yapımcısı sıfatıyla gerçekleştirdikleri kullanımın davacının muvafakatine dayandığı, bu nedenle davalıların kullanımının hukuka aykırı olduğunun ve davacının mali veya bağlantılı haklarına tecavüz edildiğinin ispatlanamadığı, somut olayda adli tıp öğretim üyesi ...tarafından düzenlenen raporda imzaların davacıya ait olduğu, davacının imzaladığı özleşmenin kelepçe niteliğinde olmadığı, hile ile imzalandığına dair somut hiçbir delil bulunmadığı, davacı yanca verilen muvafakatın basit ruhsat şeklinde olduğu, davacının da icracı sanatçı olarak FSEK'in 80/1-B maddesindeki mali haklara sahip olduğu ancak davalıların tespit hakkından kaynaklı olarak bir tecavüzün varlığı ve tazminat istemlerinin yerinde olamadığı,davalı kullanımının hukuka uygun imzalanan muvafakatnameye dayandığı ve dijital alanda davalılarca yayın yapıldığı iddiasının ispat edilmediği anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-DAVANIN REDDİNE,
2-732TL ilam harcının yatırılan 427,60 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,4 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3- Maddi tazminat isteminin reddi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 20.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Tecavüzün tespit ve refi isteminin reddi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,
7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTANBUL BÖLGE ADLİYESİ MAHKEMESİ NEZDİNDE İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. █████/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!