İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, tohumluk patates üretim sözleşmesinden kaynaklanan, hatalı ürün ve ödeme gecikmeleri nedeniyle oluşan ticari zarar ve kar mahrumiyeti tazminatı istinaf davası kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı şirketle imzaladığı tohumluk patates üretim sözleşmesine aykırı olarak, donmuş ve kalitesiz tohumluklar temin edilmesi nedeniyle ekim yapılamayan araziler, artan maliyetler, düşük verim ve önemli kar kayıpları yaşadığını, ayrıca teslim edilen ürünlerin bedelinin süresinde ödenmemesi sonucu banka kredileri, vergi, sigorta ve maaş gibi yükümlülüklerini yerine getiremeyerek ticari itibarının ciddi şekilde zarar gördüğünü ileri sürerek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ Esas, ███████ KararDAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:█████/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 16.04.2012 tarihinde Tohumluk Patates Üretim Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalı şirket tarafından sağlanacak mini yumru tohumlukların müvekkili şirket tarafından tohumluk üretimde kullanılması, üretilen tohumlukların karşı tarafa tesliminin hüküm altına alındığını, yapılan sözleşme gereği üretilecek patateslerin 30-65 mm. aralığında olanlarının şirkete teslim edileceğini, bu büyüklüklerin dışında kalan patateslerin ise müvekkili şirkete kalacağını, istenilen ölçülerdeki bitkilerin ton başına 1.650TL'den alınması hususunda tarafların anlaşmaya vardıklarını, müvekkili şirketin davalı şirketten çeşitli cinslerde tohumluk aldığını, bu cinslerden bir kısmında sorun çıkmadığını, ancak sözleşmeye göre karşı taraftan alınan ..., ... ve ... vb.cinsi C1 kademe mini yumru yerli tohumlukların önemli bir kısmının hatalı depolama nedeniyle taraflarınca donmuş olarak teslim edildiğini, bu durumun karşı tarafa bildirildiğinde, karşı tarafın temin ettiği işçiler tarafından tohumlukların sağlama yakın olanlarının ayrıştırıldığını ve bu tohumlukların ekiminin sağlandığını, diğer donmuş tohumlukların hepsinin imha edildiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşme ve eklerine göre belirlenen ekilecek tohumluk miktarı göz önünde tutularak tarım arazisi kiralama yoluna gidildiğini, ancak tohumlukların donmuş olması nedeniyle kiralanan tarım arazilerinin bir kısmının ekin yapılmayarak boş bırakıldığını, bu boş bırakılan tarım arazileri nedeniyle kiralama ve toprak işleme, tohum yatağı hazırlama, işçi çalıştırma vb.işlemler nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğratıldığı gibi, buradan elde edilecek ürünlerden dolayı elde edeceği kardan da mahrum kaldığını, sağlam olarak kabul edilen tohumlukların önemli bir kısmının donmuş olmasına rağmen davalı şirketin talimatıyla tarlaya ekildiğini ancak bu ekilen tohumlukların önemli bir kısmının hiç bitki vermediğini, bitkilerin homojen ve sağlıklı görünmediğinden dolayı verim kaybı yaşanması için bu bölgeye daha fazla bakım (gübre, ilaç, sulama, bitki besleme vs) uygulandığını, tohumların donmuş olması nedeniyle bitkilerin yetişmemesinden dolayı bitki aralarında olması gerekenden fazla mesafe kaldığından istenilen ölçülerden daha fazla büyüdüklerini, bu nedenle bu kısımda yetişen bitkilerin davalı şirket tarafından teslim alınmadığını, istenilen ebatta ürün elde edilememesi nedeniyle de müvekkili şirketin zarara uğradığını, yine karşı taraftan alınan ... cinsi ithal tohumluların da uyku dönemi bekletilmediğinden tohumlukların istenilen vasıflarda olmaması nedeniyle bu cins tohumlukların ekildiği yerlerde istenilen ürün verimi sağlanamadığını, bitkilerde büyümeme sorunun baş gösterdiğini, tohumlukların istenilen vasıfta olmaması nedeniyle kararlaştırılan miktardan çok daha az ürün elde edildiğini, bitkilerin yeterince büyümemesi nedeniyle bu tohumlukların ekildiği yerlere daha fazla bakım yapıldığını, gübre, ilaç, sulama, işçilik vb.giderlerin daha fazla yapıldığını, bu tohumlukların ekildiği yerlerde ürünlerin söküm zamanı gelmiş olmasına rağmen bitkilerin yeteri kadar büyümediğinden, verimin artması için don riskine rağmen normal söküm zamanından bir ay daha fazla beklendiğini, bu nedenle işçilik, bakım, genel giderler yönünden de zarara uğranıldığını, buna rağmen istenilen miktarda ürün alınamadığını, oluşan zararın tespiti için Eskil Sulh Hukuk Mahkemesi'nden tespit istenildiğini,Mahkemenin 2012/4 ve 2012/5 D. İş sayılı dosyaları ile tespit yaptırıldığını, ancak oluşan zararın miktarı bilirkişi tarafından eksik olarak hesaplandığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dosyaya ibraz edildiğini, sözleşmeye göre ürünlerin şirkete teslim tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde ödeme yapılaması gerekirken, ürünlerin en son 06.11.2012 tarihinde teslimine rağmen bu güne kadar taraflarına ödeme yapılmadığını, davalı şirketin ödemelerini yapmaması sonucu, müvekkili şirketin maddi açıdan zor duruma düştüğünü, müvekkili şirketin davalı şirketle yapılan sözleşmeye güvenerek kullandığı banka kredilerini ödeyemediğini, vergi ve sigorta primlerini ödeyemediğini, maaşlarını ödeyemediği için bazı işçilerini çıkarmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin bankalara ve şahıslara ödeyemediği borçları yüzünden ticari kariyerinin bitme noktasına geldiğini, yine ödemelerin yapılmaması nedeniyle bu sezon yapılması planlanan hazırlıkların yapılmadığından şirketin ticari kaybının olduğunu, bir kısım tohumlukların donmuş olması nedeniyle bir kısım arazilerin boş kalması, ekilen tohumlukların bir kısmının bitki vermemesi, bitkilerin istenilen ebatta olmaması, bir kısım tohumlukların istenilen vasıfta olmaması nedeniyle bitkilerin yeteri kadar büyümemesi, hasat için fazladan beklenilmesi ve her iki sorunda da gereğinden fazla bakım, işçilik vs.nedeniyle uğranılan zararlar ile yoksun kalınan karın, ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle uğranılan zararların tazmini için dava açmak gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 06.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte şimdilik 50.000TL'nin davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; müvekkili şirketin Türk tarımında önemli bir yere sahip olan ve faaliyetini çok yönlü olarak tarımın çeşitli alanlarında devam ettiren köklü bir firma olduğunu, her çeşit gübre, tohum ve tarım ile ilgili ham, işlenmiş ve yarı işlenmiş maddelerin üretim ve ithali ve bunlarla ilgili alım satım konularında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket ile davayı yan ... Şti arasında 16 Nisan 2012 tarihinde Tohumluk Patates Üretimi Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında öngörülen mini yumru ve üst kademe patates tohumluklarını ...'a teslim edeceğini, ...'un ise müvekkili şirket tarafından teslim edilecek tohumları müvekkili şirketçe onay verilen tarlalarda ekimi yapacağını, üretimi yapılması planlanan arazinin uygunluğunun kontrolü, uygun bulunması halinde dikime hazır hale getirilmesi, tohum ekimi, yetiştirilmesi, tohumların hasat ve nakliye edilmesi ve yapılması gereken yetiştiricilik işlemlerinin sözleşme ve eklerinde belirtilen şartlara ve müvekkili şirketin belirteceği usul ve yöntemlere uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacağını ve üretilen tohumlukların müvekkili şirkete teslim edeceğini, müvekkili şirketin süreç içerisinde mevzuat gereği yapılması gereken tüm resmi kontrolleri yaptırmak suretiyle ürettiği, mevzuata ve güvenlik kurallarına uygunluğu Bakanlıkça düzenlenen Patates Tohumluk Sertifikası ile de onaylanmış patates tohumluklarını, tüm sertifikasyon bilgilerini de içeren 24.05.2012 ve 28.05.2012 tarihli faturalara bağlı olarak ...'a teslim ettiğini, Eskil Sulh Hukuk Mahkemesi'nin2012/4 ve 2012/5 D. İş sayılı dosyalarından müvekkili şirkete tebliğ edilen ve tespit dilekçesi, tespit kararı, tespit zaptı ile bilirkişi raporunu içeren tebligat evrakında ...vekili tarafından müvekkili şirketten satın alınıp tarlaya ekin patates tohumlarının kendilerine donmuş olarak teslim edildiği, ayıklanıp ekilen tohumlardan beklenen verimin alınamadığı, yine müvekkilden alınan ... cinsi tohumlukların istenen vasıfta olmadığı, bu nedenle de zarara uğranıldığı iddia edilerek Eskil Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulduğu ve sırasıyla 05.09.2012 ve 01.10.2012 tarihlerinde mahallinde müvekkiline herhangi bir tebligat yapılmadan tespit yapıldığı ve bilirkişi raporu alındığını, müvekkili şirketten satın alınan ..., ... ve ... cinsi patates tohumluklarının büyük kısmının hatalı depolama nedeniyle ...'a donmuş olarak teslim edildiği, ayıklanıp ekilen tohumlukların önemli kısmının bitki vermediği iddialarının gerçeği yansıtmadığı ve müvekkili şirketçe hiçbir surette ayıplı tohum satımı söz konusu olmaması sebebiyle müvekkiline herhangi bir kusur ve sorumluluk atfedilemeyeceğini, müvekkili şirketin davacı yana satıp teslim ettiği patates tohumluklarının, yasal sertifikaları bulunduğu gibi depo kontrol raporu dahil tüm denetim raporlarının da mevcut olduğunu, söz konusu kontrol ve denetimlere aykırılık halinde bu tohumluklara Bakanlık uzmanlarınca kontrol raporu ve sertifika verilmeyeceğinin muhakkak olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin hatalı depolama sebebiyle donmuş tohumluk satması ve karşı tarafa teslim etmesinin hukuken ve fiilen olanaklı olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın belirttiği şekilde depo şartlarında tohumların donmasına neden olacak şekilde bir olumsuz durum olduğunun bir an için düşünülse dahi yani depo saklama sıcaklığının yumruların donmasına neden olacak şekilde düşmesi halinde belli sayıda yumrunun değil, yumruların tamamına yakın kısmının bundan zarar göreceğinin açık olduğunu, iddia edilen şekilde ayıklama yapılmak suretiyle temizlenmesinin de mümkün olmayacağını, bu nedenlerle müvekkili tarafından yapılan iş ve işlemlerin ve yetiştirilen tohumların mevzuata uygunluğunun onaylandığına ilişkin düzenlenen sertifika, rapor ve belgeler karşısında davacının iddia ettiğinin aksine satılan tohumların hatalı depolamaya maruz kaldığından söz etmenin mümkün olmadığını, davacı yanca iddia edilen zarar kalemleri ile müvekkili şirket arasında illiyet bağı olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmamasından kaynaklanan zararların müvekkili şirkete yüklenmeye çalışıldığını, müvekkili tarafından yetiştirilen ve satılan tohumların mevzuata uygun bir şekilde tüm denetim ve analizlerinin yapılmış olması, herhangi bir hastalıkların bulunmadığının ve güvenlik kurallarının uygunluklarının resmi mercilere düzenlenen sertifikasyon ve belgelerle de onaylanmış olması karşısında tohumlarda herhangi bir ayıp söz konusu olmadığı gibi olası ayıplar yönünden müvekkilinin herhangi bir kusurundan söz etmenin mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından ürünlerin teslim edildiği halde herhangi bir ödeme yapılmadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde sözleşmeye göre ürünlerin şirkete teslim tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde ödeme yapılması gerekirken, ürünlerin 06.11.2012 tarihinde teslim edildiği halde hiçbir ödeme yapılmadığının iddia edildiğini, iddia edilenin aksine müvekkili şirketçe davacı yana tüm ödemelerin yapılmış oyup, davacı yanın ödeme yapılmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu nedenlerle davadan evvel Eskil Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/4 ve 2012/5 D. İş sayılı dosyaları kapsamında gıyaplarında yapılan tespit ve düzenlenen bilirkişi raporlarına itibar edilmemesini, davacının davasının ve davadaki tüm taleplerinin esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı yana yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; taraflar arasında █████/2012 tarihli tohumluk patates üretimi sözleşmesi imzalanmıştır.Sözleşmenin 2. Maddesinde sözleşmenin konusu; ''alıcı (davalı) tarafından sağlanacak mini yumru ve/veya üst kademe tohumlukların, tespit edilen üretim bölgelerinde üretici (davacı) tarafından alıcı adına tohumluk üretiminde kullanılması, üretilen tohumlukların alıcıya teslim edilmesi, üreticinin yapacağı hizmetler karşılığında yetiştiricilik ücretine hak kazanması; söz konu üretimlerde kullanılacak girdilere iliişkin hususlar ve tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi amacıyla düzenlenmiştir.'' şeklinde belirlenmiştir. Mahkememizce davacının ekim yaptığı tarlaların bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılmış, dava konusu tohumluklarının ekildiği yerler ile tespit yapılan yerlerin farklı olduğuna ilişkin çelişki davalı tanığının beyanı ve bilirkişinin tespiti ile giderilmiş, ziraat mühendisi bilirkişi, █████/2016 tarihli raporunda davacının ortalama 872,7 ton verim alması gerekirken 807,99 ton verim aldığını, 64,71 ton ürün kaybı dikkate alındığında 106.771,5 TL zarar hesaplandığı belirtilmiştir. Mahkememizce alınan █████/2017 tarihli bilirkişi raporunda; 5553 sayılı “Tohumluk Kanunu”na göre hazırlanan 17.01.2008 tarihli “Patates Tohumluğu Sertifikasyonu ve Pazarlama Yönetmeliği”nde gereken beyannamelerin tarla kontrollerinin ve depo kontrollerinin incelenmesi sonucu Tablo 6 da görüldüğü gibi tarla kontrolünde tohumluk veriminin olması gereken kadar olduğu ama depo kontrollerinde bunun düşük olmasının nedeninin bakım ve iklim koşullarından olabileceği, bu nedenle davacının iddia ettiği verim kaybının ekilen tohumluktan değil; iklim, bakım ve hasat koşullarından dolayı olduğu kanaati ile davacının ürün kaybı, zararı için tazminatı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce dosya kapsamında mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için üç ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, █████/2020 tarihli raporda; ilk rapor sunan bilrikişi heyetinin verimin olması gerektiği kadar olduğunu belirtip verim kaybının ekilen tohumluktan değil; iklim, bakım ve hasat koşullarından dolayı olduğu kanaatini belirtmesinin çelişkili olduğunu, dosya muhteviyatı ile birlikte mesleki deneyim ve bilgiler ışığında davaya konu tohumluk kaynaklı verim düşüklüğünün patates verimine %40 olumsuz etkisi olduğu, iklimsel ve bakım kaynaklı verim düşüklüğünün patates verimine %60 olumsuz etkisi olduğu kanaatine varılarak zararın 108.136,38 TL hesaplanmıştır. Davacı vekili █████/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile yeteri kadar verim alınamamasından kaynaklanan zarar yönünden 49.900,00 TL taleplerini 220.100,00 TL daha artırarak 270.000,00 TL’ye ıslah ettiklerini beyan etmiş, davalı taraf, ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı itirazında bulunmuştur. On yıllık zamanaşımı süresi ıslah tarihi itibari ile dolmadığından zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamından; davacının, davalıdan aldığı bazı tohumlukların verim düşüklüğüne sebep olduğu, mahkememizce hükme esas alınan █████/2020 tarihli raporda davaya konu tohumlukların bu verim düşüklüğüne etkisinin %40 olduğunun belirtildiği, bu orana göre davacının zararının 108.136,28 olduğunun tespit edildiği, davalının bu zarar miktarında sorumlu olduğu, davacının diğer tazminat taleplerini somutlaştırıp kanıtlayamadığı kanaatine varılarak Davacının ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle uğranılan zarara yönelik tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile toplam 108.136,38TL'nin 49.900,00TL'sine dava tarihinden itibaren, 58.236,38TL'ne █████/2021 ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, sayın mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunda toplam ekilen alanın 501,74 da olduğu belirtildiğini, tarafların da kabulünde olduğu üzere toplam ekilen alan 520 dekar olduğunu, bilirkişi raporunda verim kaybının olduğu kabul edilmiş, tohumluk kaynaklı verim düşüklüğünün %40, iklimsel ve bakım kaynaklı verim düşüklüğünün %60 olduğu kanaatine varıldığı belirtildiğini, bilirkişi raporunda verim düşüklüğünün nedenleri oranlanırken hangi kritere göre bu oranların tespit edildiğinin açıklanmadığını, raporda iklimsel ve bakım kaynaklı verim düşüklüğü hakkında yeterli açıklama yapılmadığını, davalı şirketten tedarik edilen tohumluklar davalı şirketin gözetiminde cins cins ve baan numaraları verilerek aynı alanda yan yana ekildiğini, dosyaya ibraz ettiğimiz fotoğraflardan da görüleceği üzere yan yana iki ayrı parça olarak tohumlukların ekildiği alanın bir kısmında verimin oldukça fazla olduğu hemen yanındaki alanda ise yer yer boşlukların bulunduğu, verimin düşük olduğunu, tohumluklar aynı alanda aynı iklim koşullarında ekildiğini, dolayısıyla verim düşüklüğünün iklim koşullarına bağlanmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda verim kaybının bir diğer nedeni olarak bakım koşulları gösterildiğini, taraflar arasında tohumluk patates üretim sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre, dikim yapılacak tarlaların seçimi, kullanılacak tohum ve gübrelerin temini, sezon öncesi ve dikim öncesi yapılacak hazırlıkların ne olduğu, dikim aralıkları, derinlikleri ve dekar başına kullanılacak tohum miktarları, tohum ilacı ve gübrelerin ne olacağı, hangi sulama sistemin nasıl kullanılacağı, üst öldürme zamanının belirlenmesi, kullanılacak ilaçların belirlenmesi, hasadın ve sevkiyatın nasıl yapılacağı gibi bütün konular davalı şirket tarafından belirlendiğini, dosyaya 100’e yakın Sözleşmeli Patates Üretim Çiftçi Haberleşme Formları ibraz edildiğini, bu formlar davalı şirketin temsilcisi tarafından imzalandığını, üretimin tüm aşamalarına ilişkin davalı şirketin talimatları bu formlarda yer aldığını, üretimin başlangıcından sonuna kadar davalı şirketin talimatları doğrultusunda işlemler yapıldığını, Eskil Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ talimat sayılı dosyasında yapılan keşifte tanık olarak dinlenen davalı şirket yetkilisi ..., “Ben bu yerlere beş ay boyunca bizzat kendim gelip gitmiştim” şeklinde beyanda bulunduğunu, tüm üretim öncesi planlama, üretim, hasat ve sevkiyat işlemleri davalı şirketin gözetim ve talimatıyla gerçekleştiğini, bakım koşullarından kaynaklı verim düşüklüğü varsa dahi bu sorumluluğun davalı şirkete ait olduğunu, tüm tohumluklar dosyaya ibraz edilen arazi dikim planından da anlaşılacağı üzere ayrı ayrı ...numaraları verilmek üzere dikildiğini, ekilen tüm tohumluklara da aynı bakımlar yapıldığını, buna rağmen aynı cins tohumluklarda aynı oranda verim elde edilemediğini, iklim ve bakım koşullarından dolayı verim düşüklüğü meydana gelse idi ekim yapılan alanlarının tamamında oransal bir verim düşüklüğü olması gerektiğini, ancak gerçekleşen verime bakıldığından bazı cins tohumluklarda verim kaybı olmadığı, özellikle sorunlu olan tohumluklarda verim kaybının oldukça fazla olduğunun görüldüğünü, Ekim yapılan tüm tohumluklar davalı şirketten alındığını, bir kısım C1 kademe mini yumru tohumluklar davalı şirket tarafından donmuş olarak teslim edildiğini, yine bir kısım ... cinsi tohumluklar da istenilen vasıflarda olmadığından yeteri miktarda ürün almanın mümkün olmadığını, aynı alana dikilen, aynı bakım yapılan, aynı nitelikli tohumlukların bir kısmında verim tahmin edilen rakamlar düzeyinde oluşmuşken, bir kısmında ise yarıdan fazla verim kaybı oluştuğunu, bu durum, bazı cins tohumluklardaki verim düşüklüğünün bakım koşullarından değil davalı tarafından temin edilen hatalı tohumluklardan kaynaklandığını ispat ettiğini, oluşan verim kaybının tüm sorumluluğu davalı şirkette iken davalının kusurunun %40 olarak kabulü ile tesis edilen hüküm usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, müvekkil şirketin hiçbir surette ayıplı tohum satımının söz konusu olmadığı, bu nedenle de müvekkile kusur ve sorumluluk atfedilmesinin hatalı olduğu hakkında 7. öncelikle belirtmek isteriz ki, müvekkil şirket tarafından üretilen ve satılan tohumluklar, süreç içerisinde resmi mercilerce tüm kontrolleri yapılmış, mevzuata ve güvenlik kurallarına uygunlukları onaylanmış tohumluklar olduğunu, bilindiği üzere, patates de dahil olmak üzere tüm tohumlukların ve tohumların yetiştirilmesi ve satışı serbest olmayıp, kamu düzeni ve kamu yararı düşüncesiyle yasa koyucu tarafından birtakım sınırlamalara ve düzenlemelere tabi tutulduğunu, bu kapsamda, başta Tohumculuk Kanunu olmak üzere buna bağlı olarak çıkartılan yönetmelikler ve Patates Tohumluğu Sertifikasyonu ve Pazarlaması Yönetmeliği ile patates tohumculuğu faaliyetleri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetime tabi tutulduğunu, cevap dilekçemizin 3. ve 8. eklerinde sunmuş olduğumuz beyannameler, tarla kontrol raporları, depo kontrol raporları, sertifikalar ve faturalardan anlaşılacağı üzere; müvekkil şirket, ihtilaf konusu patates tohumluklarının yetiştirilmesi, depolanması ve pazarlanması süreci içerisinde mevzuat gereği yapılması gereken tüm resmi kontrolleri yaptırmış, mevzuata ve güvenlik kurallarına uygunluğu Bakanlıkça düzenlenen Patates Tohumluk Sertifikası ile de onaylanmış patates tohumluklarını, tüm sertifikasyon bilgilerini de içeren 24.05.2012 ve 28.05.2012 tarihli faturalara bağlı olarak ...’a teslim ettiğini, bir başka ifade ile, kullanılan tohumluklar “Tohumluk Patates Sertifikasyonu ve Pazarlaması Yönetmeliği” hükümlerine göre, tüm aşamaları Bakanlık uzmanlarının kontrolü altında üretilmiş ve “...” sertifika kademesine hak kazandığını, öte yandan, davacı yan “..., ... ve ... cinsi tohumlukların bir kısmının hatalı depolama nedeniyle donmuş olarak teslim edildiği” iddiası içinde olmasına rağmen, bu iddialar doğru değildir ve bu yönde herhangi bir belge ya da kayıt sunulmuş olmadığını, ancak buna rağmen mahkeme, davacının dayanaksız iddialarını hüküm kurarken dikkate aldığını, müvekkil tarafından yapılan iş ve işlemlerin ve yetiştirilen tohumların mevzuata uygunluğunun onaylandığına ilişkin düzenlenen sertifika, rapor ve belgeler karşısında, davacının iddia ettiğinin aksine satılan tohumların hatalı depolamaya maruz kaldığından söz etmek mümkün olmadığını, ayrıca, davacı tohumlukların tohumluk vasfı olmadan üreticiye satılmış olduğu iddiasınına ilişkin olarak bu hususu ispat eder herhangi bir kayıt veya belge sunabilmiş olmadığına, her ne kadar davacı ve mahkeme bu hususta alınan tespit raporuna dayanmakta ise de tohumların üreticiye teslimi ilk tespit raporunun oluşturulmasından yaklaşık 4 ay önceki bir durum olduğunu, tespit raporunda, söz konusu durumun sonradan bitki üzerinde yapılan birtakım analizler sonucunda elde edildiğine veya edileceğine ilişkin bir değerlendirme ya da görüş de yer almadığını, dosyada bu konuda bir kayıt ya da belge bulunmamasına, tespit raporunda bu sonuca nasıl varıldığına ilişkin bilimsel bir açıklama yer almamasına ve tespit raporunun hazırlayan bilirkişilerin de söz konusu tohumlukların satış ve teslim aşamasında hazır olmamasına göre, bilirkişilerce geçmişe yönelik böyle bir görüş bildirilmiş olmasının izahı ve kabulü mümkün olmadığını, böyle bir durum, bilirkişilerin ya uzman olmadığı ya gerekli incelemeyi yapmadığı ya da tarafsız davranmadığı şeklinde açıklanabilir ki, her üç halde de tespit raporuna itibar edilmesi mümkün olmadığını, davacı yanca iddia edilen zarar kalemleri ile müvekkil şirket arasında illiyet bağı olmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranmamasından kaynaklanan zararların müvekkil şirkete haksız yere yüklenmiş olduğu hakkında öncelikle, müvekkil şirket ile ... arasındaki sözleşmenin konusu kapsamında müvekkil şirketten satın alınan tohumların ekileceği tarım arazisine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, zira, satın alınan tohumların ekileceği tarlanın genişliği ve ekilen tohumlar arasındaki mesafeleri ayarlamak üreticinin yani ...’un sorumluluğunda olduğunu, Ekim mesafeleri arasındaki küçük oynamaların dahi ekilecek alanların azalması veya artmasına yol açacağı ise tarım sektöründe yer alan her teşebbüs tarafından bilinen bir gerçek olduğunu, dolayısıyla, ekim yapılan tarım arazilerdeki birtakım hatalı ayarlamalar sonucu uğranılan zararın müvekkil şirkete atfedilmesi kabul edilemeyeceğini, üretim sürecinde ekim yapılan her tarlada Ağustos ayının ilk yarısında “...”ne uygun olarak “... Test” adı verilen tahmini verim testlerinin gerçekleştirildiğini, bu testlerin yapılış amacı, ekilen tarladaki tohumluk patateslerin yetişme durumlarının tespiti olduğunu, ... ile yapılan sözleşmede üretim sonucu satın alınacak patates tohumluklarının kabul limitleri 30-65 mm olarak kararlaştırıldığını, söz konusu testler sayesinde tohumluk ebatları 65 mm üzerine çıkmadan üst öldürmelerinin (yeşil aksamın kimyasal ilaç veya mekanik olarak kurutulması) yapılmasının sağlandığını, yine bu testler sonucunda elde edilen bulgular müvekkil şirketin danışmanı ile paylaşılır ve kendisi tarafından üst öldürme yapılacak tarih tespit edilerek bu tarih üreticiye bildirileceğini, davacı ...’un tarlalarının üst öldürme tarihleri incelendiğinde, iki tarla hariç önerilen tarihlerle, gerçekte üst öldürmenin yapıldığı tarihler arasında 2 ila 17 gün arasında değişen farklılıklar tespit edildiğini, dosyasından alınan Tespit Raporu’ndaki değerlendirmelere dayandırdığını, ayrıca dosyada alınan bilirkişi raporları oluşturulurken bahsi geçen bu raporların da incelendiğini, oysaki davacının sözünü ettiği Tespit Raporu, doyurucu gerekçeler içermediği gibi, gerek tespit isteyenin (davacının) talebine aykırı olması gerekse eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile oluşturulduğundan ve dolayısıyla gerçek durumu tespit etmekten uzak olduğundan itibar edilmesinin mümkün olmadığını, gerçekten de davacı yanın tespit dilekçesindeki talebi özetle, hangi cins tohumlukların ne kadarlık bir alana ve ne miktarda ekildiğinin, bitkilerin yeteri kadar gelişip gelişmediğinin, gelişmemiş ise nedeninin, fire verip vermediğinin, ekim için kiralanıp da boş bırakılan alan miktarının ve sorunsuz alanda ne miktar ürün elde edildiğinin tespitine ilişkin olduğunu, davacı yanın, oluşan zararının parasal tespitine ilişkin bir talebi bulunmadığını, bir başka deyişle, davacının talebi yalnızca alan miktarı ile elde edilen ürün ve fire miktarının tespiti yönünde olduğunu, olayda bilirkişilerce, davacının talebinde ve keşif tutanağında yer almamasına ve mahkemece de bu yönde bir görevlendirme yapılmamış olmasına ve alınmış bir karar da bulunmamasına rağmen HMK’nun ilgili 25., 26., 273. ve 278. maddelerinin hükümlerine aykırı olarak inceleme yapıldığı ve görüş bildirildiğini, böyle bir durum ancak Tespit Raporu’nu hazırlayan bilirkişilerin sübjektif davrandığı veya davacı tarafın yönlendirmesiyle hareket ettiği şeklinde açıklanabilir ki, bu tür davranışların himaye görmesi ve bu şekilde yapılan bilirkişi incelemesine ve buna göre düzenlenmiş Tespit Raporu’na itibar edilmesi hukuk kuralları çerçevesinde mümkün olmadığını, müvekkil şirkete ekim öncesinde davacı yanca bildirilen ekim alanları ile Tespit Raporu’nda gösterilen alanlar birebir örtüşmemekte, bu da inceleme konusu tohumlukların kesin olarak müvekkil şirkete ait tohumluklar olduğu konusunda şüphe uyandırdığını, ziraat bilirkişilerince yapılan incelemenin de fen bilirkişisi Tespit Raporu kapsamında burada belirtilen parseller üzerinde yapılmış olduğu da göz önünde bulundurularak, söz konusu Tespit Raporu’nun kabulü mümkün olmaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Tespit Raporu’nu hazırlayan bilirkişilerce yapılan verim kaybı ve zarar değerlendirmesi ve hesaplamasının hatalı olduğunu, ayrıca, tohumlukların ekimi, bakımı ve yetiştirilmesine ilişkin tüm sorumluluk ise, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca ...’a ait olup, davacı yanın bu yükümlülüklerini yerine getirememesinden kaynaklanan herhangi bir zararın müvekkil şirkete atfedilmesi mümkün olmadığını, tespit raporu’nda, davacı tarafça oluştuğu ifade edilen %20 oranındaki zararın nasıl ortaya çıktığı ve bu orana nasıl ulaşıldığı konusunda herhangi bir açıklama yer almadığı gibi, davacı yanca tohumlukların yetiştirilmesi sürecinde gerekli zirai mücadele önlemlerinin alınıp alınmadığı konusunda da herhangi bir açıklama bulunmadığını, ayrıca, tohumlukların yer yer kuruduğu belirtilmesine rağmen, bunun olası nedenleri konusunda bilimsel bir açıklama yapılmamış, sadece tohumlukların tohumluk vasfı olmadan üreticiye satılmış olduğu şeklinde tamamen varsayımsal bir ifade kullanıldığını, oysa patates oldukça fazla bakım isteyen bir bitki olup tarlalarda gübreleme, sulama, zirai mücadele vb. nin patates tarımının tekniğine uygun ve zamanında yapılması gerektiğini, bu tekniklere uygun üretim yapılıp yapılmadığının tespiti ise söz konusu bir gelişim bozukluğunun kaynağının tespiti açısından önemli olup bu amaçla yaptırılan bir bilirkişi incelemesinde bu hususların hiç araştırılmadan rapor oluşturulmuş olması raporun itibar edilebilirliğini ortadan kaldırmakta olduğunu, dolayısıyla, Tespit Raporu’na ve yapılan hesaplamalara bu sebeple de itibar edilmesi mümkün olmaması gerektiğini, ancak yerel mahkemenin itibar ettiği hükme esas teşkil eden 03.11.2020 tarihli raporda, davacı tarafından alınan bu bilirkişi raporları dikkate alınmış ve o şekilde bir tespit yapıldığını, yerel mahkeme de hukuka aykırı olarak bu bilirkişi raporlarını dikkate alarak hüküm kurduğunu, 03.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna sunmuş olduğumuz itirazlarımız incelenmeksizin, tamamen gerekçesiz bir şekilde sadece deneyimlere dayanılarak hazırlanan ve dosyadaki diğer raporlarla birebir zıt tespitler içeren 03.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınması ile oluşturulan yerel mahkeme kararının gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında davalı tarafından teslim edilen ..., ..., ... ve ... cinsi patates tohumluklarının bir kısmının donmuş ve istenilen vasıfları taşımayan şekilde teslim edildiğini, ekilen tohumlardan beklenen verimin alınamadığını, Eskil Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/4 ve 2012/5 D. İş sayılı dosyalarında tespit yaptırıldığını, davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle davacının maddi zarara uğradığını ileri sürerek uğranılan zarar ile yoksun kalınan karın tahsilini talep etmiştir. Davalı, dava konusu patates tohumluklarının ilgili mevzuat kapsamında tüm resmi kontrol, analiz, tarla kontrolü, depo kontrolü ve sertifikasyon işlemlerinden geçirilerek mevzuata uygun şekilde davacıya teslim edildiğini, davacının iddia ettiği verim kaybı ve zararların iklim, bakım, hasat, depolama ve tarımsal uygulamalardan kaynaklandığını, davacının ekim, bakım, ilaçlama, üst öldürme ve hasat süreçlerinde hatalı uygulamalar yaptığını, tespit raporu ve bilirkişi incelemelerinin bilimsel ve yeterli inceleme içermediğini, parsel bilgilerinde uyumsuzluk bulunduğunu, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, davacının zarar ve ayıp iddialarını ispatlayamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının ekim yaptığı tarlalarda beklenen verimin elde edilemediğinin, alınan bilirkişi raporlarında dava konusu tohumluk kaynaklı verim düşüklüğünün patates verimine %40 oranında olumsuz etkisinin bulunduğunun, iklimsel ve bakım kaynaklı verim düşüklüğünün ise %60 oranında etkili olduğunun tespit edildiği, 03.11.2020 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davalının 108.136,38 TL zarardan sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında düzenlenen 16.04.2012 tarihli Tohumluk Patates Üretim Sözleşmesi’nde, 1. maddede sözleşmenin konusunun alıcı tarafından sağlanacak mini yumru ve üst kademe tohumlukların üretici tarafından üretimde kullanılması, üretilen tohumlukların alıcıya teslim edilmesi ve yetiştiricilik hizmet bedelinin ödenmesi olduğu düzenlenmiş, 2. maddede üreticinin yalnızca alıcı tarafından verilen tohumlukları kullanacağı, alıcının yazılı izni olmadan başka kişi ve kuruluşlar adına üretim yapamayacağı belirtilmiş, 3. maddede üretim yapılacak arazilerin ... kapsamında bulunmasının zorunlu olduğu, üretim yapılacak tarlaların alıcı tarafından kontrol edilerek uygun görülmesi gerektiği, toprak analizlerinin yaptırılacağı ve sulama sisteminin uygun olması gerektiği düzenlenmiş, 4. maddede ekim işlemlerinin alıcının belirleyeceği dikim aralığı, derinliği ve dekara kullanılacak tohum miktarına göre yapılacağı, 5. maddede mini yumru ve üst kademe tohumlukların alıcı tarafından bedelli olarak üreticiye teslim edileceği, gübre, ilaç ve diğer girdilerin de alıcı tarafından temin edilebileceği, 6. maddede üreticinin boğaz doldurma, roguing, ilaçlama, sulama, üst öldürme ve bakım işlemlerini alıcının teknik talimatlarına uygun şekilde yerine getirmekle yükümlü olduğu, 7. maddede hasat, yükleme, nakliye ve sevkiyat işlemlerinin alıcının belirleyeceği program dahilinde yapılacağı, teknik şartlara uygun olmayan ürünlerin reddedilebileceği, depo aşamasında kontrol ve analiz yapılacağı düzenlenmiş, 8. maddede ürün bedeli ve yetiştiricilik hizmet bedelinin sözleşme eklerinde belirlenen kriterlere göre hesaplanacağı, ödeme yapılmadan önce alıcının avans ve diğer alacaklarının mahsup edileceği belirtilmiş, 9. maddede üreticiye dekar başına 110,00 TL avans ödemesi yapılacağı düzenlenmiş, 10. maddede üreticinin tarım sigortası yaptırmakla yükümlü olduğu belirtilmiş, sözleşmenin devam eden maddelerinde mücbir sebep halleri, tarafların yükümlülükleri, sözleşmeye aykırılık halleri, teslim ve kontrol süreçleri ile taraf adreslerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.Mahkemece talimat mahkemesi üzerinden 12.08.2016 tarihli Ziraat Mühendisi ... tarafından düzenlenen raporda, Eskil ilçesinde bulunan dava konusu parsellere ekilen ... , ... ..., ..., ...bank, ... ve ...cinsi tohumluk patateslerin toplam 290,9 dekar alanda üretildiği, sevk irsaliyelerine göre toplam 807,99 ton ürün elde edildiği, bölgede ortalama dekara 3 ton verim alınması gerektiği halde beklenen verimin altında üretim gerçekleştiği, bu nedenle 64,71 ton ürün kaybı oluştuğu ve kilogram başına 1,65 TL fiyat esas alınarak 106.771,50 TL zarar meydana geldiğinin değerlendirildiği, ancak dava dosyasında tohumlukların donmuş veya canlı olup olmadığına ilişkin laboratuvar sonucu bulunmadığı, bitki sağlığı yönünden teknik inceleme yaptırılmadığı ve çimlenme sonrası ürün sayımının yapılmadığı belirtilmiştir.Mahkemece, 29.03.2017 tarihli yeni oluşturulan kök bilirkişi raporu, bilirkişiler Öğr. Gör. ... ve ... tarafından düzenlenmiştir. Raporda, ... tarafından düzenlenen tespit raporlarındaki parsel bilgilerinin dava konusu beyannameler ile uyuşmadığı, ... tarafından düzenlenen 12.08.2016 tarihli raporun olay tarihinden yaklaşık dört yıl sonra hazırlanması nedeniyle sağlıklı değerlendirme içermediği, tarla kontrol raporlarındaki verimlerin daha gerçekçi olduğu, depo kontrolündeki düşük miktarın bakım, iklim ve hasat koşullarından kaynaklanabileceği, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre tarla kontrol verilerinde olağan dışı bir durum bulunmadığı, davacının iddia ettiği ürün kaybının ekilen tohumluktan değil üretim, bakım, iklim ve hasat koşullarından kaynaklandığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Aynı heyet tarafından düzenlenen 07.11.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacının 2012 ve 2013 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre 18.02.2013 tarihi itibariyle taraflar arasında borç alacak ilişkisinin bulunmadığının tespit edildiği, ... ve ... raporlarının önceki raporda belirtilen gerekçelerle geçerli kabul edilmediği, tarla kontrol raporlarına göre davacının fazla ürün kaybı yaşamaması gerektiği, ürün miktarındaki azalmanın tarla kontrolünden sonraki süreçte meydana geldiği ve bunun iklim ile bakım koşullarından kaynaklandığı, ... çeşidinde 349.950 kg, ... çeşidinde 20.220 kg, ... çeşidinde 93.620 kg ve ... çeşidinde 128.970 kg ürünün tohumluk vasfını taşımadığı belirtilmiş, taraf itirazlarının heyetin önceki kanaatini değiştirmediği ifade edilmiştir.Mahkemece bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması üzerine, 03.11.2020 tarihli mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla oluşturulan üç kişilik Ziraat Mühendisi Öğretim Üyesi bilirkişi heyeti tarafından düzenlenmiştir. Raporda, toplam 501,74 da ekim alanında dekara 2.400 kg verim alınmasının beklendiği, 30-65 mm aralığında beklenen ürün miktarı ile elde edilen ürün miktarı arasında 65.537,2 kg eksiklik bulunduğu, dava konusu tohumluk kaynaklı verim düşüklüğünün patates verimine yüzde 40 oranında olumsuz etkisinin bulunduğu, iklimsel ve bakım kaynaklı verim düşüklüğünün ise yüzde 60 oranında etkili olduğu, tohumluk kaynaklı zarar miktarının kilogram başına 1,65 TL birim fiyat esas alınarak 108.136,38 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. İtirazlar üzerine alınan 24.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, dosya kapsamı ve teknik değerlendirmeler doğrultusunda 03.11.2020 tarihli kök raporda bildirilen görüş ve kanaatin değişmediği bildirilmiştir. Dosya kapsamında bulunan 12.08.2016 tarihli kök bilirkişi raporu, 29.03.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporu, 07.11.2019 tarihli ek rapor, 03.11.2020 tarihli bilirkişi raporu ve 24.12.2020 tarihli ek rapor birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu tohumlukların olay tarihinde teknik incelemeye tabi tutulmadığı, tohumların canlılık, donma veya ayıp durumuna ilişkin laboratuvar incelemesi ve bilimsel tespit bulunmadığı, sonraki tarihlerde yapılan değerlendirmelerin varsayımsal nitelikte kaldığı, mevcut teknik verilerin ürün kaybının kesin olarak tohumluk kaynaklı olduğunu ortaya koymadığı, verim düşüklüğünün bakım, iklim ve hasat koşullarından kaynaklanabileceğinin raporlarda belirtildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflar arasındaki 16.04.2012 tarihli Tohumluk Patates Üretim Sözleşmesi, tespit dosyaları, tarla ve depo kontrol kayıtları, 12.08.2016 tarihli kök bilirkişi raporu, 29.03.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporu, 07.11.2019 tarihli ek rapor, 03.11.2020 tarihli bilirkişi raporu ve 24.12.2020 tarihli ek rapor birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davalı vekilince dava konusu tohumlukların sertifikalı ve mevzuata uygun olduğu, ürün kaybının bakım, ilaçlama, hasat ve iklim koşullarından kaynaklandığı, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, 03.11.2020 tarihli raporun denetime elverişli olmadığı ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu ileri sürülmüş ise de, mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 03.11.2020 tarihli bilirkişi raporu ile 24.12.2020 tarihli ek raporun dosya kapsamındaki deliller, taraf beyanları, üretim kayıtları ve teknik incelemeler birlikte değerlendirilerek düzenlendiği, davalı tarafından teslim edilen tohumlukların verim düşüklüğüne yüzde 40 oranında etkili olduğunun teknik heyetçe kabul edildiği, mahkemenin de bu raporu hükme esas almak suretiyle oluşa ve dosya kapsamına uygun değerlendirme yaptığı anlaşılmakla davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalıdan alınması gereken 7.386,80 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.766,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.620,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.