Kadastro Öncesi Hukuki Sebeplere Dayalı Tapu İptali ve Tescil Talepli Mirasçılar Arası Taşınmaz Uyuşmazlığında Davalıların Hisse Devir İddiasının Yargıtay Bozması Sonrası Yeniden Değerlendirilmesi.
Özet: Mirasbırakandan intikal eden taşınmazların kadastro tespitiyle erkek kardeşler adına yazılması üzerine açılan pay oranında tapu iptali ve tescil davasında, davalıların kız kardeşlerin miras paylarını kendilerine devrettiği savunması karşısında ilk derece mahkemesince verilen kısmi kabul kararı, Yargıtay tarafından; muvafakatname ve devir sözleşmesine ilişkin senet tanıklarının dinlenmemesi, taraf tanıklarına usulüne uygun tebligat yapılmaması, mirasçıların payları ve dava dışı taşınmazların intikali konularında yeterli araştırma yapılmaması ve hükümde veraset ilamına atıf eksikliği gerekçeleriyle bozulmuştur.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28.12.2023
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar ayrı ayrı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve önceki geri çevirme kararıyla getirilen evrak ile birlikte Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi hukuki sebebe dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkinidir.
Kadastro sonucu; ...ili,...ilçesi, ...köyünde kain dava konusu 103 ada 37, 103 parseller ile 113 ada 39, 58, 115 ada 42, 118 ada 10 parsel sayılı taşınmazların murise cedden intikâlen ve taksimen gelmesi, murisin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinde iken eşit şekilde davalılara sattığı gerekçesiyle; 113 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ise 11.06.1952 tarihli ve 42 sıralı tapu kaydına istinaden muris İrfan adına kayıtlı iken haricen davalılara eşit şekilde satıldığı gerekçesiyle davalılar adına 1/2'şer paylarla tespit edildiği, 112 ada 5 ve 12 parsellerin murise cedden intikâlen ve taksimen geldiği, murisin davalı ...'a haricen sattığı gerekçesiyle davalı ... adına tespit edildiği; 113 ada 50 parselin aynı sebeple davalı...adına, 103 ada 113 parselin ise dava dışı... ve ... adına tespit edildiği, askı ilan süresi içnde itiraz edilmeyen tespitlerin 21.05.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacılar; dava konusu taşınmazların tarafların babaları muris...e ait olduğunu, ölene kadar muris tarafından kullanıldığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında yalnızca davalı erkek kardeşleri adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek davalılar adına tapu kayıtlarının iptali ile murisin tüm mirasçıları adına payları oranında tescilini; 20.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile davacıların miras payı oranında tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında davacılar adına tescilini talep etmiş; davacıların vekâletnamesinde feragate yetkili vekili 17.05.2011 tarihli 6. celsedeki beyanıyla, dava dışı 3. kişiler adına tespit ve tescil edildiği anlaşılan 103 ada 113 parsel yönünden davadan feragat etmiştir.
Davalı...dava konusu taşınmazların muris İrfan'dan kaldığını, kendileri adına yapılan tespitlerin doğru olmadığını, kız kardeşlerinin miras paylarını davalılara devretmediklerini, buna ilişkin sunulan belgeden haberdar olmadığını belirterek dava konusu taşınmazların muris İrfan'ın tüm mirasçıları adına tescil edilmesini savunmuştur.
Davalı ...; davacı kız kardeşlerin dava konusu muristen gelen taşınmazlar üzerinde muris babalarından intikal eden edecek haklarını 12.04.2006 tarihli "Muvafakatname" başlıklı ve 20.11.2006 tarihli "Miras Hissesi Devir Sözleşmesi" başlıklı belgeye istinaden davalılara devrettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 15.03.2016 tarihli kararıyla; davalı ...'nın davayı kabul ettiği, davalı ...'un sunduğu 12.04.2006 tarihli muvafakatnamede davacı ...'in imzasının bulunmadığı, keşifte dinlenen davalı tanıklarının taksime ilişkin görgüye dayalı bilgileri olmadığı, davalı ... tarafından taksim savunmasının başka delil ile ispatlanamadığı, davacıların dava dışı kişiler adına kayıtlı 103 ada 113 parselden feragat ettikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine; 103 ada 113 parsel yönünden davanın reddine, diğer taşınmazlar hakkında davanın davacıların miras payları oranında kabulüne, 103 ada 113 parsel yönünden feragat edildiği ve gider yapılmadığı gerekçesiyle yargılama giderinin tamamının davalılardan alınmasına, davacı lehine maktu vekâlet ücretine karar verilmiş, kararın davalı ... vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.10.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; taşınmazların tarafların ortak murisinden kaldığı, uyuşmazlığın davalı ...'un savunduğu gibi bir anlaşma olup olmadığına ilişkin bulunduğu, senet tanıklarının dinlenmediği, davalı ve davacı tanıklarına usulünce tebligat çıkarılmadığı, dinlenen mahalli bilirkişilere murisin dava dışı 101 ada 17 parsel ve 118 ada 14 parselin taksim sebebiyle tepsit edilip edilmediğinin sorulmadığı, o halde taraf tanıkları ve senet tanıklarına taşınmaz devri ve paylaşıma dair mirasçılar arasında anlaşma yapılıp yapılmadığı, davacıların paylarını davalı ...'a devredip etmedikleri, davacılar .... ve.... adına tespit edilen dava dışı iki adet taşınmazın murise ait olup olmadığı, murise aitse ne şekilde davacılara intikal ettiğinin sorulması, özellikle senet tanıklarına senet içeriğinin doğru olup olmadığının sorulması gerektiği, kabule göre de hükümde murise ait veraset ilamına atıf yapılmaması veya davacılan miras paylarının gösterilmem...in isabetsiz olduğu belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma doğrultusunda mahalli bilirkişi ve senet tanığı ... ve...'ın beyanının alındığı, davalı ...'un sunduğu belgeler hakkında davacıların şikâyeti üzerine yürütülen soruşturma dosyası örneğinin alındığı, dosya kapsamına göre taşınmazların muristen intikal ettiği, davalılar adına tespit ve tescil edildiği, mahalli bilirkişilerin davalı ...'un iddialarını doğrulamadığı gibi, diğer davalı ...'nın da anlaşma yapılmadığı yönünde beyanda bulunduğu, ...'un paylaşıma ilişkin sunduğu senet tanıklarının imza sırasında hazı bulunmadıkları, davalı ...'un iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, üçüncü kişi adına kayıtlı ve feragat edilen 103 ada 113 parsel yönünden davanın reddine, diğer parseller yönünden davanın kabulü ile tapu kayıtlarının iptaline, murisin veraset ilâmındaki miras payları oranında davacılar adına tesciline, kalan kısmın kayıt malikleri üzerinde bırakılmasına, dava değeri üzerinden alınması gereken 18.063,09 TL harçtan eksik kalan 17.951,69 TL harcın davalılardan müşterek müteselsilen Hazineye irad kaydına, davacılar lehine 41.664,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, davacıların yaptığı 6.417,15 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar adına kayıtlı dava konusu taşınmazlar hakkında davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden reddine.
Davalıların vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemenin davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesine dair bozma öncesindeki kararının davacı vekili tarafından değil yalnızca davalı ... tarafından davanın esası ve hükmün fer'ilerine ilişkin olarak temyiz edildiği ve davalı ...'un temyizi üzerine Dairece eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle hükmün bozulduğu, buna göre ilk kararda davacılar lehine hükmedilen maktu vekâlet ücreti yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu hâlde bozma sonrası verilen uyma ve davanın kabulüne dair kararda bu defa davacılar lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup davalıların vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü gerekir.
Davalıların karar ve ilâm harcına yönelik temyiz itirazlarına gelince; aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan davalılar adına tespit ve tescil edilen, dava konusu edilen, Mahkemece iptaline karar verilen paylarının dava tarihinde keşfen belirlenen toplam değerinin davalı ... yönünden 101.860,86 TL, davalı...yönünden 46.999,56 TL olduğu, her iki davalının toplam 148.860,42 TL değerinde paylarının iptaline karar verildiği, buna göre toplam dava değerinin %32'sinden davalı ...'nın, %68'inden davalı ...'un sorumlu olduğu hâlde, temyize konu hükümde sorumluluk oranları farklı ve zorunlu dava arkadaşı olmayan davalılar aleyhine müştereken müteselsilen karar ve ilâm harcının Hazineye iradına karar verilmesi de hatalı olduğu, davacı vekilince tamamlama harcı olarak yatırılan 1.340,45 TL harcın da hükmedilecek karar ilâm harcından mahsup edilmediği gerekçesiyle davalıların bu yönden de temyiz itirazları yerinde görülmüştür.
Ne var ki; anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün B fıkrasının 3. Bendinin hükümden çıkarılarak yerine "Harçlar Kanunu gereğince toplam 148.860,42 TL dava değeri üzerinden alınması gereken 10.168,66 TL karar ve ilâm harcından; davacıların peşin ve tamamlama harcı olarak yatırdığı toplam 1.451,85 TL'nin mahsubu sonucunda; kalan 8.716,80 TL karar ve ilâm harcının sorumlulukları oranında 2.789,38 TL'sinin davalı ...'dan, 5.927,42 TL'sinin davalı ...'tan tahsili ile Hazineye irad kaydına, davacıların yatırdığı toplam 1.451,85 TL harcın 464,59 TL'sinin davalı ...'dan, 987,26 TL'sinin davalı ...'tan alınarak davacılara ödenmesine" cümlesinin yazılmasına; hükmün B fıkrasının 4. bendindeki "hesaplanan 41.664,00 TL nispi vekâlet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "17.900,00 TL maktu vekâlet ücretinin sorumlulukları oranında 5.728,00 TL'sinin davalı ...'dan, 12.172,00 TL'sinin davalı ...'tan alınarak davacılara verilmesine," cümlesinin eklenmesine, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!