İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, işverence sözleşme şartlarının tek taraflı değiştirilmesi, ek maliyetlerin reddi ve hakediş ödemelerinin gecikmesi iddialarıyla açılan inşaat projesi tazminat ve itirazın iptali davasını değerlendiriyor.
Özet: Bir yüklenici, işverenle imzalanan anahtar teslim inşaat sözleşmesine istinaden, işverenin tek taraflı olarak teslim süresini ve nakit akışını değiştirerek dolaylı maliyetlerini artırdığını, projenin fiili olarak tamamlanmasına rağmen geçici kabulu geciktirdiğini ve haksız yere cezai şart uygulama ile sözleşme feshi tehditlerinde bulunduğunu ileri sürerek, bu sözleşmeye aykırı ve haksız eylemler sonucunda uğradığı zararların ve ödenmeyen alacaklarının tazmini talebiyle dava açmıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :█████/2015
Birleşen İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyası yönünden;
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkili şirket ile işveren ... A.Ş. arasında 15.09.2011 tarihli “... Projesi Anahtar Teslimi İnşaatı'na ilişkin sözleşme ve eklerinin imzalandığını, müvekkili şirketin bu sözleşme ile 4 bloktan oluşan 51 adet ticari alan 303 adet konut içeren toplamı 354 bağımsız bölümlü bir inşaat yapmayı yükümlendiğini, sözleşmenin bir örneğinin dilekçeleri ekinde sunulduğunu, sözleşmenin incelendiğinde sözleşmenin sadece işveren lehine hükümler taşıdığını, yüklenicinin itiraz hakkının bile işveren onayına bağlı olduğunu, işverenin her türlü iş değişikliği yapabileceğini, işverenin kendisinden kaynaklanan eksik ve ayıplı imalatlardan bile yüklenicileri sorumlu tuttuğunu, işveren temsilcisinin vereceği onay ve kabulleri bile işverenin sonradan geçersiz kabul edebileceği vb. pek çok aleyhe maddenin içerdiğinin görüleceğini, sözleşmenin imzalanması ile birlikte 2.675.000,00 TL'lik ihtiyati tedbire konu teminat mektubunun verikliğini, müvekkili şirketin sözleşmenin imzalanmasını müteakip, sözleşmede teslim süresi olarak belirlenen 450 güne göre gerekli tüm hazırlıklarını yapığını, teslim tarihinin 07.12.2012 olarak belirlenmesi nedeniyle iş programını ve nakit akış tablosunu bu tarihe göre düzenlediğini, 08.11.2011 tarihli yazısı ile onay için işverene sunulduğunu, işverenin, müvekkili şirketin bu başvurusu üzerine, sözleşmeye aykırı olarak başka bir nakit akışı programı düzenlediğini, 14.12.2011 tarihli yazısı ile fiili olarak bu yeni nakit akışı ile sözleşme konusu inşaatın teslim tarihinin █████/2013 olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin █████/2011 tarihli yazısı ile bu fiili duruma itiraz ettiğini, sözleşmenin nakit akışının ve dolayısıyla da teslim süresinin değiştirilmesinin müvekkili şirketin endirekt maliyetlerini artıracağını, dolayısıyla artan maliyetlerinin ödenmesi şartı ile süre uzatımının kabul edilebileceğini, hesaplanan 693.923,00-TL ek maliyetin sözleşme rakamına ilave edilmesinin istendiğini, ancak reddedildiğini, müvekkili şirketin fiili süre sonu olan 30.04.2015 tarihinden önce inşaatı bitirdiğini ve geçici kabule hazır hale getirdiğini, inşaatın geçici kabule hazır olduğunu 09.04.2013 tarihli yazısı ile işverene bildirdiğini, işverenin kendi edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine ifa etmediğini, müvekkili şirketin 09.04.2013 tarihinde geçici kabulün yapılmasını istemesine rağmen davalı yanın 09.07.2013 tarihine kadar herhangi bir işlem yapmadığını, geçici kabul heyetinin bu tarihte inşaatı gezdiğini ve ufak tefek bazı eksiklikler tespit ettiğini, halbuki müvekkili tarafından yapılan inşaata ticari nitelikteki bağımsız bölümlerin ocak 2013 tarihinden itibaren hak sahiplerine teslim edilmeye başlandığını, bu taşınmazlarda ticari işletmelerin faaliyete dahi geçtiğini, 2013 yılı Haziran ayında kat malikleri tarafından site yönetiminin oluşturulduğunu, geçici kabul heyetinin tespitlerini takiben davalı yanın, müvekkili şirkete Kartal ... Noterliğinin 24.07.2015 gün ...yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini ve sözleşmenin verdiği haklarını kullanacağını ihtar ettiğini, bu ihtarnamede davalının, gecikme cezası uygulayacağını ve sözleşmeyi feshedebileceğini bildirdiğini, davalı şirketin bu ihtarnamesine cevap olarak Ankara ... Noterliği aracılığıyla 06.08.2013 gün ve ...yevmiye numaralı ihtarnamelerinin keşide edildiğini ve onay için 2 aydır bekleyen hakediş ödemesinin yapılmasının ihtar edildiğini, karşılıklı olarak keşide edilen bu ihtarnameleri takiben müvekkili şirket tarafından 07.10.2013 tarihli 522.835,95-TL bedelli 19 no'lu 07.10.2013 tarihli 714.826,70-TL bedelli 20 no'lu 07.10.2013 tarihli 644.657,29-TL bedelli 21 nolu hakediş için fatura düzenlenerek davalı işverene gönderildiğini, davalı müvekkili şirketin bu alacaklarına karşılık Ağustos 2014 tarihli çekler vererek kısmi ödeme yaptığını, bakiye alacağını ise ödemediğini, müvekkilinin muavin defter kayıtlarını göre halihazırda davalıdan 783.298,86 TL alacaklı durumda olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan bu 783.298,86-TL'lik alacağın tahsili için ayrıca icra takibinin başlatılacağını, bu alacağın işbu davanın konusunu oluşturmadığını, bu alacağın dışında müvekkili şirketin davalıdan 599.358,82-TL demir farkı bedeli ve ilave iş olarak yapılan ancak iş emrinde unutulan beton yapılması işinden dolayı da 31.000,00-TL alacağının bulunduğunu, ayrıca sözleşmenin H1.04 maddesine göre, karşı tarafın geçici kabulü ve kesin kabulü takiben 2.675.000,00-TL kesin teminatın %75'ine tekabül eden 2.006.250,00-TL'yi serbest bırakması gerekirken bu edimini de yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin fazladan karşı tarafın uhdesinde bulunan bu teminat nedeniyle finansman masraflarına da katlanmak zorunda olduğunu, geçici kabul 26.11.2013 tarihli ek tutanaktan da anlaşılacağı üzere 19,11.2013 tarihinde yapıldığını, Sözleşmeye göre geçici kabul tarihini takiben 1 yıl sonra kesin kabulün yapılmasının gerekli olduğunu, bu sürenin 19.11.2014 tarihinde dolduğunu, müvekkili şirketin kesin kabulün yapılması talebini içe işveren yetkilileri tarafından imzadan imtina edilerek kabul edilmediğini, bunun üzerine müvekkili Kadıköy ... Noterliği aracılığıyla 04.12.2014 güne ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini ve kesin kabulün yapılmasının istendiğini, davalı şirketin, müvekkili şirketin bu başvurusuna Kartal ... Noterliği aracılığı ile yanıt verdiğini ve 24 Temmuz 2011 tarihli ihtarnamesine başka sözde eksiklikler ilave ederek geçici kabul tutanağını dahi inkar ettiğini ve sözleşmenin feshi, cezai şartın işletileceği gibi ifadelerle müvekkili şirketin baskı altına alınmaya çalışıldığını, Bütün bu yazışmaları takiben, davalı tarafın Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ D.İş. sayılı dosyası ile tespit başvurusunda bulunduğunu, davalı yanın müvekkili şirkete 2 yıldır halen ödemediği 783.298,86-TL'lik faturası kesilmiş hakediş borcunun ve elinde tuttuğu 2.675,000,00 TI. kesin teminat mektubunun mevcut olduğunu, iddia edilen eksik ve ayıplı imalatların hiçbirinin sorumluluğunun müvekkili şirkere ait olmadığını belirterek müvekkili şirketin muavin defter kaydına göre halihazırda davalıdan alacaklı olduğu 733.298.86-TLsine ilişkin olarak aynıca icra takibinin yapılacağından bu miktara ilişkin talep haklarının saklı kalmak kaydı ile taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince karşı tarafa teminat olarak teslim edilen 2.675.000,00-TL bedelli teminat mektubunun karşı tarafça paraya çevrilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla teminatsız olarak önlenmesini, kesin kabulün hükmen yapılmasını, teminat mektubunun müvekkili şirkete iadesini, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik, demir farkı bedeline ilişkin olarak 10.000,00 TL'nin müvekkili şirketin yazı tarihi olan 24.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, ... altı saha betonu yapılması ilave işine ilişkin olarak 10.000,00TLnin iş değişiklik tarihi olan 19.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, sözleşme süresinin uzaması nedeniyle 10,000,00 TL'nin uzatılmış teslim tarihi olan 30.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, hakediş ödemelerinin zamanında yapılmaması nedeniyle 10.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, teminat mektubunun iadesi koşullarına uyulmaması nedeniyle 10.000,00-TL'nin işbu dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; 15.09.2011 tarihli “Yüklenici Sözleşmesinin “İşin Süresi” başlığında yüklenici sözleşme kapsamındaki işyeri, işyeri teslim tutanağı imzalandığı tarihten itibaren 450 takvim gününde 07.12.2012 tarihinde eksiksiz tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmek zorundadır denildiğin, davacının belirtilen tarihte edimini yerine getirmediğini, eksik ve ayıplı işlerin olduğunu, verilen süreye rağmen işlerdeki noksanlıkların tamamlanmadığını, dava dilekçesinde demir farkı bedelinin talep edildiğini, ancak montaj sorumluluğunun kendisinde olmasından ötürü ek bedel talep edemeyeceğini, davacı ile müvekkili arasında sorunun temelinin dış alan kaplamalarından kaynaklandığını, burada problemin çözülemediğini, iş ve zaman kaybının olduğunu, bu nedenle cezai şartın uygulanması gerektiğini belirterek, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini istemiştir.Birleşen İst. Anadolu 7 ATM.nin ████████ E sayılı davada davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında █████/2011 tarihli "... Proje Anahtar Teslimi İnşaatı" na ilişkin sözleşme eklerinin imzalandığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca yapması gereken işleri yaparak teslim ettiğini ancak iş veren tarafından hakedişlerin devamlı olarak sözleşmeye aykırı şekilde ya geç ödendiğini yada hiç ödenmediğini, davalı iş verenden alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü' nün ... Sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın gönderilen ödeme emrine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; aynı konuda İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ████████ E. Sayılı dosyasından mahkememizde görülmekte olan davaya konu icra takibi ile tahsili talep edilen meblağında dahil olduğu hususlar hakkında alacaklı tarafından dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, iş bu davaya konu icra takibi ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ████████ E. Sayılı dosyasında görülen davadaki alacak taleplerinin birbirinden ayırt edilmesinin mümkün olmadığını belirterek derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine, bu talepleri kabul görmediği taktirde birleştirme kararı verilmesini istemiştir.Mahkemece; gelinen aşama itibariyle, asıl davada banka teminat mektubu yönünden; sözleşmeye göre, kesin teminatın, %25 inin geçici kabulden, %50 sinin kesin kabulden 7 gün sonra, kalan %25 inini kesin kabulden 5 yıl sonra iade edileceği kararlaştırılmıştır. Geçici kabul █████/2013 itibaren hüküm ifade etmek üzere, █████/2013 tarihli tutanakla yapılmıştır. Kesin kabulün de geçici kabulden 1 yıl sonra yapılacağı, kesin kabul yapılmasına engel bir durum da olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre kesin teminatın %75 inin iadesi şartları oluşmuştur. Kalan %25 lik tutarın iadesi şartları ise 2019 yılı içinde oluşmaktadır. Dava tarihi █████/2015 olup; dava tarihi esas alınarak sonuca gidilmiş, teminat tutarının %75 i kadar davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Birleşen davada, 2 adet fatura sebebiyle çözülmesi gereken birinci husus fatura için istenebilecek asıl alacak tutarıdır. 21 nolu hakkediş için kesilen █████/2013 tarihli ... nolu 652.624,73 TL tutarlı fatura için, stopaj kesintisi ile 644.657,29 TL istenebilir. Nitekim davacı da (█████/2018 ve█████/2019 tarihli ) yazılı beyan dilekçesi ile bu fatura için 644.657,29 TL talep ettiklerini, sehven takip talebine 652.624,73 TL yazıldığını belirtmiştir. 22 nolu hakediş için kesilen █████/2013 tarihli, ... nolu 134.083,82 TL tutarlı fatura için de stopaj kesintisi ile 130.674,13 TL istenebilir. (Bu fatura için takip talebinde de bu tutar istenmiştir.) Bilirkişiler nefaset kesintisi hesabı yapmışlarsa da; somut olayda; taraflar arasında defter kayıtları örtüşmekte olup; davacının iki faturası davalı defterlerinde hiçbir ihtirazı kayıt olmadan kaydedilmiştir. █████/2013 ve █████/2014 tarihli mailler ile her iki tarafın imza ve kaşesi ile hesap mutabakatı yapılmıştır. Davacının ilk ihtarnamesine kadar davalı tarafça hiçbir ayıp ihtarı olmamıştır. Davalı, faturalar defterine kaydettikten sonra, arada cari hesap mutabakatı da yapılmış olmasına rağmen, 7-8 ay sonra d.iş ten tespit yaptırmıştır. (... █████/2014 te, █████/2015 te ve █████/2015 te D. İş dosyaları üzerinden tespit yaptırmıştır) Davalı şirket, kendisine öde ihtarı gelene kadar ayıplı eksik işler sebebiyle hiçbir ihtarı, şerhi, ihtirazi kaydı yoktur. Sonradan değişik iş dosyaları ile bir takım ayıplar tespit ettirilmiş ise de, açılmış bir dava da yoktur. Bu sebeple artık nefaset kesintisi yapılmasına gerek yoktur. Bir diğer husus işlemiş faiz talebine ilişkindir. Eser sözleşmesi ilişkisine dayalı somut olayda, TTK.nun 1530. Maddesinin uygulama alanı bulunmamaktadır. (Yargıtay 15 HD'nin █████████E,████████K, █████.2018 tarihli kararı, İst. Bölge Adliye Mahkemesi, 15 HD.nin ████████ E, ████████ K,; █████████ E,█████████ K) Ancak koşulları varsa TBK.nun 117.Maddesine göre işlemiş faiz istenebilir. Davacının işlemiş faiz talep edebilmesi için davacı, davalıyı takipten önce usulünce temerrüde düşürmüş olmalıdır. Davacı önce 884.893,11 TL tutarı ödemesi için █████/2014 tarihinde sonra da 783.298,86 TL tutarı ödemesi için █████/2014 tarihinde noter ihtarı çekmiştir. 783.298,86 TL ödenmesini talep ettiği Ankara ... Noterliğinin ... y. nolu █████/2014 tarihli ihtarnamede █████/2014 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş ve ihtarnamede belirtilen 7 günlük süre dolunca, davalı █████/2014 tarihinde dolarak temerrüde düşmüştür. (İhtarname içeriği incelenmiş, iki adet fatura (seri numarası, tarihi) açıkça belirtilmese de, tarafların defterleri arasında bir uyuşmazlık olmadığı, cari hesaplarında davacı 884.893 TL alacaklı, davalı 884.893 TL borçlu olduğundan, ihtarnamede, davacının iski abonelik teminatı olan 101.594,25 TL yi düşüp 783.298,86 TL yi talep etmesi, davalıyı kalan 2 fatura için temerrüde düşürdüğü anlamına geleceğinden, ihtarnamenin temerrüde düşürmeye elverişli olduğu kabul edilmiştir.) Buna göre de bilirkişi raporunun 11-14 sayfaları arasında yapılmış seçenekli faiz hesabı kabul edilerek ... nolu fatura için 9.054,11 TL işlemiş faiz; ... nolu fatura için de 43.531,21 TL işlemiş faiz talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu faiz hesabına davacı iki yönden itiraz etmiş olup; davacının birinci itirazı faizin türü; ikinci itirazı faizin başlangıç tarihidir. İhtarnamede açıkça yasal faiz istenmiş olduğundan bilirkişinin takipten önceki temerrüt kısmı için yasal faiz hesabı yapmış olmasında bir isabetsizlik yoktur. Temerrüdün başlangıç tarihine itirazı bakımından da davacı fatura tarihi olan █████/2013 tarihinin esas alınması gerektiğini savunmuşsa da; faturanın deftere işlenmiş olması yeterli olmayacağından, temerrüt için usulüne uygun ödeme ihtarının (ihtarda verilen mehilin bittiği tarihin) esas alınmış olması da yerindedir. Esasa etkili bir itiraz olmamıştır. Açıklanan sebeplerle her biri 10.000 ‘er TL olan 5 kalem toplamda 50.000 TL olan maddi tazminat yönünden feragat nedeniyle REDDİNE, davacının ...bank, ... Şubesi, █████/2011 tarih, ...nolu 2.675.000 TL tutarlı teminat mektubunun (%75’i oranında) 2.006.250 TL lik kısmı kadar borçlu olmadığının TESPİTİNE, teminat mektubuna dair talebin fazlaya ilişkin kısmın, davacının dava açma hakları saklı tutularak, dava tarihi itibariyle koşulları oluşmadığından REDDİNE, birleşen davada;İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takibe itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin,
A-...nolu █████/2013 tarihli faturadan dolayı 130.674,13 TL asıl alacak, 9.054,11 TL işlemiş faiz;... nolu █████/2013 tarihli faturadan dolayı 628.267,70 TL asıl alacak, 43.531,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 811.527,15 TL asıl alacak üzerinden devamına; fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE, takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacağa 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca ticari faiz uygulanmasına,
3-Asıl alacakların %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davacı birleşen dosya davalı vekili istinaf dilekçesiyle, sayın mahkeme teminat mektubunun iadesine ilişkin talebimizi “..kesin teminatın iadesinin % 75’inin iadesi şartları oluştuğunu, kalan %25’lik tutarın iadesi şartları ise 2019 yılı içinde oluştuğunu, dava tarihi 12.08.2015 olup, dava tarihi esas alınarak sonuca gidilmiş, teminat tutarının %75’i kadar davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir..” gerekçesiyle asıl davada “..2.675.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun (%75’i oranında) 2.006.250 TL'lik kısmı kadar borçlu olmadığının tespitine, teminat mektubuna dair talebin fazlaya ilişkin kısmın, …, dava tarihi itibarı ile koşulları oluşmadığından reddine..” hükmetmiş ve dolayısıyla da davalı lehine olan vekalet ücretini reddedilen rakam üzerinden hesap ettiğini, mahkemenin 2.675.000,00 TL.lik mektubu fiziken bölme imkanı olmadığına göre elbette ki talepte bulunurken teminat mektubunun iadesini talep etmenin doğru olduğunu, ancak mahkemenin kararı bize göre şöyle olmalıydı: “..2.675.000,00 TL.lik mektubun fiziken bölünmesi mümkün olmadığından, davacı tarafından 668.750,00 TL tutarında teminat mektubu davalıya sunulduğu takdirde, davacıya iadesine..” şeklinde karar verilmeliyken talebimiz tüm teminat mektubunun iadesiymiş gibi karar verilmesinin doğru olmadığını, bu hususun düzeltilmesi gerektiğini, nitekim geçici kabul sonrası davalı yana keşide ettiğimiz 3 ayrı ihtarnamede de (o sırada %25 oranında teminat iadesine hak kazanmıştık) benzer şekilde taleplerinin olduğunu, 1.b.Yine talebimizin 2.006.250,00 TL ile sınırlı olduğu verilen ihtiyati tedbir kararından da çok net anlaşıldığını, sayın mahkeme yargılamanın başında teminat mektubunun 2.006.250,00 TL..lik kısmının paraya çevrilmesinin %15 teminatla önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı vermiş ve teminat bedeli de 2.006.250,00 TL.nin %15’i üzerinden hesaplandığını, mahkeme tarafından hesaplanan harç da 2.006.250,00 TL + 50.000,00 TL üzerinden hesaplandığını, bu durumda dava tarihi itibarı ile teminat mektubunun tamamının iade edilmesi gerektiği tarafımızdan iddia edilmemiş, dolayısıyla da 668.750,00 TL üzerinden davanın kısmen reddine karar verilmesi doğru olmadığını, hatalı olarak verilen kısmi red kararı nedeniyle hatalı olarak hesaplanan karşı vekalet ücreti ve yargılama gideri oranlarının da düzeltilmesi gerektiğini, birleşen davaya ilişkin olarak sayın mahkeme birleşen dava ile ilgili vermiş olduğu kararında “fatura bedellerinden stopaj düşmüş, faiz başlangıcını, sözleşmede düzenlenmiş ödeme tarihi yerine ihtarname ile verilen ödeme süresine göre hesaplamış ve faiz oranını yasal faiz olarak kabul ettiğini, verilen bu hüküm aşağıdaki nedenlerle hatalımüvekkil şirketin davalı şirketten cari hesaba göre 884.893,11 TL alacağı vardır ve bu miktarı her iki tarafın da defterleri doğrulamakta olduğunu, bizim icra takibine konu ettiğimiz her iki faturanın KDV dahil toplamı ise 778.740,31 TL olduğunu, yani müvekkil şirketin davalı şirketten fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu (884.893,11 – 778.740,31 = 106.152,80 tl daha alacağı olduğunu, yani davalı yan, kendi cari hesabına borç kaydederken bu stopaj miktarını zaten müvekkil şirketin alacağından düştüğünü, dolayısıyla bu stopaj miktarının tekrar takip toplamından düşülmesi yasal olmadığını, 2.icra takip talebinde yer alan asıl alacak, faiz oranı, faiz başlangıç tarihi ve faiz miktarı yönünden 2.a.takip neden daha düşük bir bedel üzerinden başlatıldığını, zaman kaybına neden olmamak, faiz hesaplamasını kolaylaştırmak için – yargılama sırasında da açıkladığımız üzere - müvekkil şirketin muavin defter kaydına göre 884.893,11 TL alacağı olmasına rağmen, icra takibi ile TTK’nun 1530. maddesi ve taraflar arasındaki sözleşmenin H1.02.8 numaralı maddesine uygun olarak davalıdan 07.10.2013 tarihli, 644.657,29 TL bedelli ve 20.12.2013 tarih, 134.083,82 TL bedelli fatura miktarları ve faturaların (tebliğ) tarihlerinden 30 gün sonra başlatılarak faiz talep edildiğini, talep edilen faiz oranı TCMB ticari avans faizi olup 3095 sayılı kanuna göre yıllık değişken oranlarda takip tarihine kadar hesaplanmış, takip tarihinden itibaren ise yine TCMB verilerine göre yıllık %10,5 oranında talep edildiğini, takip talebi ve ödeme emri doldurulurken fatura miktarları sehven yanlış yazıldığını, bilirkişi kurulunun isabetle belirlediği üzere, davalı yan fatura borcunu süresi içerisinde ödemediği takdirde tacirler arasındaki kesin vade nedeniyle temerrüt faizinden sorumlu tutulmalıyken, sayın mahkeme bilirkişi kurulunun bu görüşüne itibar etmediğini, fatura numaraları ve tarihleri doğru olsa da fatura bedelleri yazılırken hata yapıldığından icra takip toplamı yanlış asıl alacak üzerinden başlatılmış ve faiz hesabı da yanlış alacak üzerinden yapıldığını, “birleşen dava açısından” başlığı altında yapılan açıklamalarımızdan ve istinaf sebeplerinden de anlaşılacağı üzere, birleşen dava ile ilgili olarak kurulması gereken hüküm aşağıdaki gibi olması gerektiğini, “..birleşen itirazın iptali davasındaki itiraza konu icra takibindeki borçlu itirazının ana para toplamı olan 922.754,76 TL üzerinden iptaline, (928.268,43 TL – 922.754,76=) 5.513,67 TL tutarındaki fazla talebin reddine, davalı şirketin asıl alacak miktarı olan 778.740,31 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatı ödemesine..”açıklanan nedenlerle, istinaf talebimizin kabulü ile hükmün bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep ediyoruz. belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı birleşen davacı vekili istinaf dilekçesiyle, bahse konu hükme esas alınan bilirkişi raporundaki iş bitim süresi ve geçici kabul ile ilgili tespit ve değerlendirmeler hatalı olup önceki raporlarla bariz çelişkiler içeren işbu raporun hükme dayanak teşkil etmesi mümkün olmamasına rağmen verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda belirtildiği ve davacının iddia ettiği şekilde iş bitimi/ geçici kabul tarihinin 30 Nisan 2013 olduğu yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, raporda iş bitim tarihinin 30 Nisan 2013 tarihine uzatıldığına dayanak olarak, 14.12.2011 tarihli ... A.Ş. (...) tarafından yazılmış olan nakit akış tablosu içerikli evrak ve buna istinaden davacı ... A.Ş. tarafından yazılmış olan 17.12.2011 tarihli maliyet artışı talebini de içeren nakit akış ve iş programı konulu yazı gösterildiğini, ancak, sonraki yazışmalar incelendiğinde, davacı tarafından 06.03.2012 tarihinde ... aracılığı ile tarafımıza bitiş tarihinin yeniden belirlenmesi ve buna istinaden iş programı ve nakit akışı düzenlenmesi talebi bildirildiğini, bu yazıya cevaben Müvekkil Şirket tarafından 23.03.2012 tarihli yazıyla iş bitim tarihi davacı tarafından talep edilen 31.12.2012 tarihi olarak onaylandığı belirtilmiş, bu hususa ilişkin nakit akış tablosunun ve iş programının revize edilerek iletilmesi davacıdan talep edildiğini, bu yazıdan çok açık olarak anlaşılacağı üzere her iki tarafın da karşılıklı olarak anlaştığı iş bitim tarihi 31.12.2012 tarihi olduğunu, konuyla ilgili yazışmalar ile önerilen nakit akış tablosu ekte sayın mahkemeye sunulduğunu, ... tarafından gönderilen 01.09.2012 tarihli yazıdan davacı tarafından sunulan iş programıyla 31.12.2012 tarihinin iş bitimi olacak şekilde onaya sunulduğu anlaşılmakta olup, iş programının müvekkil şirket tarafından onaylandığını, diğer taraftan ilgili yazıyla Ağustos 2012 tarihi itibariyle davacı, işin gecikmekte olduğu konusunda uyarılmış ve zamanında tamamlanabilmesi için tedbir alması istendiğini, müvekkil şirket'in 20.09.2012 tarihli yazısıyla; Eylül ayı itibariyle projenin 2 ay geciktiği konusunda davacıya bildirimde bulunulmuş, iş gücü planlaması yapılması istenmiş, gecikme olması durumunda cezai şartların uygulanacağı ihtar edildiğini, ayrıca, 03.10.2012 tarihli ... yazısında belirtildiği üzere, projenin, onaylı iş programına göre % 78,73 oranında tamamlanma seviyesine ulaşması gerekirken, 30 Eylül 2012 tarihli haftalık raporda belirlendiği üzere Eylül ayı kümülatif proje tamamlanma yüzdesi % 58,68 olarak gerçekleştiğini, ... tarafından 29.01.2013 tarihinde iletilen yazıda; Ocak 2013 dönemi 1. hafta itibariyle proje tamamlanma yüzdesinin % 78,25 olarak gerçekleştiği ve işin onaylı süresinde tamamlanamadığı ifade edildiğini, ilgili yazıda, işin süresinin bittiği, daha önceki yazılardan da anlaşılacağı üzere, bu hususta bildirimlerin yapıldığı ve sözleşme gereği gecikme cezalarının uygulanacağı davacıya bildirildiğini, ... tarafından 04.02.2013 tarihinde iletilen yazıda; tekraren onaylı iş programına göre 31.12.2012 tarihinde tamamlanması gereken projenin, söz konusu sürede tamamlanamadığı ve gecikme cezalı çalışıldığı ifade edildiğini, yazının devamında davacının 2013 Ocak döneminde % 95,47 olarak bildirmesine rağmen, Ocak ayı sonu proje tamamlanma yüzdesinin % 83,90 olduğu ve Ocak ayı hedeflerine göre yine gecikme yaşandığı, bununla ilgili gerekli tedbirlerin alınması gerekliliği bir kez daha ifade edildiğini, ... tarafından 13.02.2013 tarihinde iletilen yazıda, ... İnşaat’ın 06.02.2013 tarihli yazısında D blokta 11.02.2013 tarihinde geçici kabule başlanmasını talep ettiği belirtilmiş, buna karşılık ... tarafından 04.02.2013 tarihli yazıda belirtildiği üzere bütçesel olarak projenin % 95 tamamlanma yüzdesine ulaşması gerektiği (10.02.2013 tarihli Şubat 1. hafta ilerlemesi % 87,17 görülmektedir) ve ... projeler, elektrik, su, doğalgaz, telefon, asansör test ve devreye almaya işlemlerinin tamamlanması durumunda geçici kabul çalışmalarına başlanabileceğini, ... tarafından 03.04.2013 tarihinde iletilen yazıda sözleşme konusu işin süresinin 31.12.2012 tarihi itibariyle bitmiş olduğu, halen gecikme süresi içinde tamamlama ve geçici kabule hazırlama çalışmalarının devam ettiği ifade edildiğini, söz konusu yazıda, müvekkil şirketin Mayıs ayı itibariyle teslime başlamak istediği, projenin eksik ve kusurlarının tamamlanmış olarak acilen kontrole hazırlanmasının beklendiği, 30.04.2013 tarihine kadar olan süreçte bitim tarihlerinin iletilmesinin gerekliliği ifade edildiğini, karşılıklı anlaşılan iş bitim tarihi olan 31.12.2012’den 19.11.2013 tarihine kadar geçen 324 gün için sözleşmenin G1.07.1, G1.07.4 maddelerine istinaden sözleşme bedelinin 1/1000’i oranında gecikme cezasının bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekirken, bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaması raporun tek yanlı olarak düzenlendiğini ortaya koyduğunu, kaldı ki, iş bitim tarihi 2013 yılı Nisan ayının olarak kabul edilse dahi, geç teslim nedeniyle hesaplama yapılma gerektiğinin açık olduğunu, bu bakımdan hatalı tespitler içeren ve eksik inceleme neticesinde hazırlanmış raporun hükme dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığını, dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz yazışmalarda dikkate alınarak, geç teslime ilişkin olarak gecikme cezası hesaplanmak üzere dosyanın yeni bilirkişiye tevdii veya itirazlarımız gözetilerek yeniden rapor alınmasını,bilirkişi raporunda yer alan eksik/kusurlu imalatlar ile ilgili afaki tespitlere dayalı hesaplamalar hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda, tasarım hatasının % 60, uygulama hatasının % 40 olduğu ve projedeki eksik ve kusurlu imalatların proje kapsamındaki tüm işlere oranının yaklaşık % 1,5 olduğu yönünde afaki ve hatalı tespitler yapıldığını, ilk geçici kabul gezisinin yapıldığı 09.07.2013 tarihinden sonra 24.07.2013 tarihinde müvekkil şirket tarafından davacıya eksik işlerin giderilmesine ilişkin ihtarat yapıldığını, bu kapsamda, 26.11.2013 tarihinde karşılıklı olarak imza altına alınan ve dolayısıyla içeriği her iki tarafça da kabul edilmiş olan geçici kabul tutanağında, 09.07.2013-11.11.2013 tarihleri arasında yapılması gereken eksik kusurlu işlerin, düzeltme imalatlarının yapılmadığı belirtilmiş ve greton ile ilgili sorunlu konular şerh düşüldüğünü, ancak bilirkişi raporundaki tespitlerde göz ardı edilen hususların bulunduğunu, ilgili yazışmaların (03.08.2012 ve 19.09.2012 tarihli ... tarafından gönderilen ilave iş emri yazısı) eklerinde keşif, metraj ve maliyet analizinin olduğunu, maliyet analizi, fiyat belirlemek için yapılır, işin nasıl yapılacağını tarif eden proje uygulama detayı olmadığını, keza bu analizler yapıldıktan 6 ay sonra uygulamaya başlanması durumu üzerine, ...15.03.2013 tarihinde davacıdan greton uygulama yöntem bildirimi yapmasını istemiş, daha sonraki tarihli yazışmalar incelendiğinde bu yazıya cevap alınamadığını, dolayısıyla, davacı tarafından talep edilen uygulama yöntem bildirimini onaylatmadan yapılan uygulama detayından ve sözleşme maddesi I1.02’de belirtildiği üzere geçici kabul tarihine kadar imalatın korunmasından sorumlu olduğunu, bu sebeple oluşan tüm kusurlu imalatın sorumluluğu ve düzeltme maliyetinin davacıya ait olduğunu, 2. ... tarafından 03.08.2012 tarihli yazışmanın eklerinde greton malzemesinin teknik föyleri bulunduğunu, bu föylerde açıkça uygulamanın nasıl yapılması gerektiğinin belirtildiğini, belirtilen uygulama yöntemine göre kullanılacak olan harç malzemesinin; 1 birim portland çimento, 4 birim kum veya 5 birim ıslak kum karışımın 1/10’unu geçmeyecek miktarda sönmüş kireçle hazırlanması gerektiğinin belirtildiğini, davacı bu teknik föye ve ilgili sözleşme maddesi L1.01 gereği fen ve sanat kurallarına uygun imalat yapmak zorunda olduğunu, işin ehli müteahhit olarak sözleşme yapılmış olan davacı, hatalı olduğunu bile bile malzeme analizinde yazmaması nedeniyle, fen ve sanat kurallarına ve malzemenin doğasına aykırı şekilde imalat yapamayacağını, aksi halde hatalı imalatın tek sorumlusu olduğunu, geçici kabul ile eksik/hatalı işlere ilişkin tespitler gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirket tarafından davacının üstlendiği işin onarımı için yapılan masraflardan davacı sorumlu olup; bu tutarın hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunda yer alan kesin kabul tarihi ve davacıya ait teminatların iadesi gerektiği yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda, geçici kabul tarihi olarak 26.11.2013 tarihi tespitte bulunulduğunu, bununla birlikte, sözleşme g1-12.1 maddesi gereğince geçici kabulün yapılmasından 1 yıl sonra kesin kabul yapılması gerekirken, süregelen anlaşmazlıklar nedeniyle, resmi evrak olarak düzenlenmiş bir kesin kabul tutanağının mevcut olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan faiz hesaplaması hatalı olup hükme esas alınmasu usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında mevcut sözleşme kapsamında müvekkil şirket lehine eksik ve hatalı imalatlara ilişkin hatalı hesaplama ve raporda hesaplanmayan gecikme cezası toplamı bakımından davalı müvekkil şirket davacı borçlu olmamakla birlikte, bilirkişilerce yapılan faiz hesaplamasının fahiş olduğunu, bu bakımdan, bilirkişi raporunda yapılan faiz hesaplamasına itiraz ettiklerini, davacının ticari avans faizi talebi bulunmaması karşısında bilirkişilerce ticari avans faizi hesaplaması yapılmış olmasının gerekçesinin anlaşılamadığını, müvekkil şirketin takip öncesi temmerrüde düşürülmüş olduğuna dair tespitlerin kabulü mümkün olmayıp, raporda müvekkil şirketin 06.10.2014 tarihinde temerrüde düşürülmüş olduğu iddia edildiğini, bununla beraber bahse konu ihtarnamede müvekkil şirkete yedi günlük süre verilmiş olduğunun ve ihtarnamenin müvekkil şirkete 29.09.2014 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtilmiş olması karşısında ihtarname ile verilen sürenin 30.06.2014 tarihinde başlayıp 06.10.2014 tarihinde sona ereceği, temerrüdün bu tarihten sonra başlamış olacağı dikkate alınmaksızın müvekkil şirketin 06.10.2014 tarihinde temerrüde düşmüş olduğu yönündeki tespitler üzerinden yapılan faiz hesaplamaların hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl ve birleşen dosyada davacı yüklenici, asıl ve birleşen dosyada davalı ise iş sahibidir. Asıl dava dilekçesinde davacı vekili, taraflar arasında 15.09.2011 tarihli eser sözleşmesi bulunduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki inşaat işlerini tamamlayarak teslim ettiğini, buna rağmen davalı tarafından hakediş ödemelerinin eksik ve gecikmeli yapıldığını, bakiye hakediş alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Asıl dava cevap dilekçesinde davalı vekili, davacı tarafından yapılan işlerde ayıp ve eksiklikler bulunduğunu, yüklenicinin sözleşmeye uygun ifada bulunmadığını, davacının hakediş ve alacak taleplerinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Birleşen dava dilekçesinde davacı vekili, İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, takip dayanağı hakediş ve cari hesap alacaklarının mevcut olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen dava cevap dilekçesinde davalı vekili, dava konusu alacağın bulunmadığını, işin ayıplı ve eksik yapıldığını, davacının taleplerinin başka dava dosyalarında ileri sürüldüğünü, icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.Mahkemece,taraflar arasında 15.09.2011 tarihli anahtar teslimi götürü bedelli eser sözleşmesi bulunduğu, davacı yüklenici tarafından üstlenilen işin tamamlanarak geçici kabul aşamasına getirildiği, taraf ticari defterleri ve cari hesap kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacının bakiye hakediş alacağının bulunduğu, dava konusu hakediş faturalarının davalı defterlerine ihtirazi kayıtsız işlendiği, kesin kabule engel nitelikte ağır ayıp ve eksikliklerin bulunmadığı, mevcut eksik ve kusurların nefaset kesintisi ile giderilebilir nitelikte olduğu, sözleşme hükümleri gereğince kesin teminat mektubunun %75’lik kısmının iade şartlarının oluştuğu, davalının icra takibine yönelik itirazının haksız olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının 08.09.2011 tarihli, ...numaralı 2.675.000,00 TL bedelli teminat mektubunun %75’ine karşılık gelen 2.006.250,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, davacının feragat ettiği 50.000,00 TL tutarındaki alacak kalemlerinin reddine, birleşen dava yönünden ise İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 20.12.2013 tarihli ... nolu faturadan kaynaklı 130.674,13 TL asıl alacak ve 9.054,11 TL işlemiş faiz ile 07.10.2013 tarihli ... nolu faturadan kaynaklı 628.267,70 TL asıl alacak ve 43.531,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 811.527,15 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına ve asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.Taraflar arasında 15.09.2011 tarihinde “... Projesi Anahtar Teslimi Götürü Bedel Esaslı Sözleşme” imzalandığı, sözleşmenin konusunun İstanbul Pendik Kurtköy’de bulunan projede yer alan A, B, C ve D bloklarından oluşan toplam 354 bağımsız bölümün anahtar teslim inşaat işi olduğu, sözleşme bedelinin 26.750.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Sözleşmenin H1.02.1 maddesinde işin süresinin 450 takvim günü olduğu ve işin 07.12.2012 tarihinde geçici kabule hazır şekilde teslim edileceği, H1.02.4 maddesinde yüklenicinin iş programını hazırlayarak iş sahibinin onayına sunacağı, H1.02.8 maddesinde hakediş ve ödeme düzeni belirlenmiş, hakedişlerin belirli sürelerde ödeneceği, H1.02.11 maddesinde işin süresinde tamamlanmaması halinde sözleşme bedelinin 1.000’de 1’i oranında günlük gecikme cezası uygulanacağı, H1.03 maddesinde avans ödemesi hükümleri düzenlenmiş, sözleşme bedelinin %10’u oranında avans verilmesi kararlaştırıldığı, H1.04.1 maddesinde kesin teminat hükümleri düzenlenmiş, yüklenici tarafından sözleşme bedelinin %10’u oranında 2.675.000,00 TL kesin teminat verileceği, H1.04.1.2 maddesinde kesin teminatın %25’inin geçici kabul sonrasında iade edileceği, H1.04.1.3 maddesinde kesin teminatın %50’sinin kesin kabulden sonra iade edileceği, H1.04.1.4 maddesinde kalan %25’lik kısmın kesin kabulden 5 yıl sonra iade edileceği, H1.05 maddesinde geçici ve kesin kabul usulleri düzenlenmiş, eksik ve kusurların giderilmesinden sonra kesin kabul yapılacağı, H1.06 maddesinde iş artışı ve ilave işler düzenlenmiş, iş sahibinin sözleşme bedelinin %10’una kadar iş artışı yaptırabileceği, H1.07 maddesinde fiyat farkı verilmeyeceği düzenlenmiştir.Mahkemece dosya kapsamı itibariyle bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 10.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda, taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, davacının 884.893,11 TL cari hesap alacağı bulunduğu, kesin kabule engel ağır eksik ve kusurlu iş bulunmadığı, nefaset kesintisi ile kesin kabulün mümkün olduğu ve kesin teminat mektubunun %75’lik kısmının iade şartlarının oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir.25.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu işte kesin kabule engel ağır eksik ve kusurlu iş bulunmadığı, eksikliklerin nefaset kesintisi ile giderilebilir nitelikte olduğu, SGK ilişiksizlik belgesinin sunulması halinde 2.675.000,00 TL bedelli teminat mektubunun 2.006.250,00 TL’lik kısmının iade edilebileceği ve birleşen davaya konu hakediş faturalarının taraf defterlerinde kayıtlı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.26.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu projede uzun süredir yaşamın devam ettiği, kesin kabule engel ağır eksik ve kusurlu iş bulunmadığı, eksik ve kusurlu imalatların toplam işe oranının yaklaşık %1,5 seviyesinde olduğu, kusurun %60’ının tasarım, %40’ının uygulama hatasından kaynaklandığı, davacıdan kaynaklanan eksik ve kusurlu işler bedelinin 190.194,48 TL olduğu, mahsup sonrası davacının 568.747,36 TL bakiye alacaklı bulunduğu ve kesin teminat mektubunun iade şartlarının oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir.22.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, davacının 884.893,11 TL cari hesap alacağı bulunduğu, nefaset kesintisinin mahsup şekline göre farklı ihtimaller üzerinden hesaplama yapıldığı, bir hesaplamaya göre davacının 694.698,63 TL asıl alacak ve 128.406,96 TL işlemiş faiz talep edebileceği, kesin kabule engel ağır eksik ve kusurlu iş bulunmadığı ve kesin teminat mektubunun iade şartlarının oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir.04.11.2021 tarihli ikinci ek bilirkişi raporunda, davacıdan kaynaklanan eksik ve kusurlu işler bedelinin 161.181,77 TL artı KDV olduğu, bu eksikliklerin 07.10.2013 tarihli ... nolu faturaya konu ince işler kapsamında bulunduğu, hakediş faturalarına ilişkin ihtirazi kayıt bulunmadığı, taraflar arasında cari hesap mutabakatı bulunduğu, davalının noter ihtarnamesi ile temerrüde düşürüldüğü ve nefaset kesintisi ile faiz hesabı yönünden farklı ihtimallere göre hesaplama yapılabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.Eser sözleşmelerinde geçici kabul ve kesin kabul işlemleri, sözleşmenin ifası ve tasfiyesi bakımından birbirinden tamamen farklı hukuki sonuçlar doğuran iki ayrı aşamadır. Geçici kabulün yapılmış olması, kural olarak sadece tamamlanmış olan inşaatın veya eserin iş sahibi (idare) tarafından teslim alındığını kanıtlar; bunun dışında yüklenicinin sorumluluğunun sona erdiği anlamına gelmez. Yüklenicinin esere dair her türlü sorumluluğu, kesin kabul işlemlerinin onaylanacağı tarihe kadar devam eder. Kesin kabul süreci (teminat süresi), ilk anda gözden kaçabilecek noksanlıkları ortaya çıkarabilmek ve teslim alınan eserin dış etkenlere karşı dayanıklılığını denetleyebilmek amacıyla öngörülmüştür. Bu nedenle, geçici kabul tutanağının düzenlenmiş olması, tek başına kesin kabul şartlarının oluştuğunun kabulü için yeterli değildir; sözleşmede öngörülen kesin kabul prosedürünün (örneğin teminat süresinin geçmesi, eksik ve kusurların giderilmesi, kesin kabul heyetinin oluşturulması) ayrıca tamamlanması zorunludur.Kesin teminat mektuplarının iadesi, sözleşme hükümleri ve ilgili mevzuatla sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Teminatların iade edilebilmesi için kural olarak taahhüdün sözleşme ve eklerine uygun olarak yerine getirilmesi, kesin kabul tutanağının onaylanması, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ve vergi dairesinden ilişiksizlik (borcu olmadığına dair) belgesi getirilmesi ve iş sahibine karşı devam eden idari veya hukuki bir riskin bulunmaması gerekmektedir. Dolayısıyla, kesin kabul işlemi fiilen yapılmadan veya mahkemece "hükmen kesin kabul" kararı verilmeden, yalnızca "kesin kabule engel ağır ayıp ve eksiklik bulunmadığı" gerekçesiyle kesin teminat mektubunun iade şartlarının gerçekleştiğine hükmedilmesi hukuken mümkün değildir. Sözleşmede kesin kabulün, geçici kabulden belirli bir süre sonra (garanti süresi bitiminde) yapılacağı kararlaştırılmışsa ve bu süre dolmasına rağmen iş sahibi haksız olarak kesin kabulü yapmaktan kaçınıyorsa, yüklenici mahkemeden "kesin kabulün yapılmış sayılmasının tespitini" (hükmen kesin kabul) talep edebilir. Ancak mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle varsa eksik ve ayıpların giderilip giderilmediği, kesin hesapların çıkarılıp çıkarılmadığı incelenerek "hükmen kesin kabul" kararı kurulması gerekir. Mahkemece kesin hesap çıkarılmaksızın ve hükmen kesin kabul işlemi tesis edilmeksizin, doğrudan resmi geçici kabul tarihini esas alarak kesin kabul sonuçlarının uygulanması ve teminat iadesine karar verilmesi eksik inceleme niteliğindedir ve hukuka aykırıdır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesi uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Aynı Kanun'un 297. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ise, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi emredici bir zorunluluktur. HMK'nın bu emredici hükümleri uyarınca, davada talep edilen her bir kalem ile ilgili ayrı ayrı değerlendirme yapılması ve olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması zorunludur.Bu bağlamda, eser sözleşmesinden kaynaklanan bir davada "kesin kabulün hükmen yapılması" (tespiti) açıkça dava konusu edilmiş olmasına rağmen, mahkemece bu talep hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir hüküm kurulmadan, doğrudan kesin teminatın iade şartlarının oluştuğunun kabul edilerek karar verilmesi, HMK'nın 26. ve 297. maddelerine açıkça aykırılık teşkil eder. Mahkemece yazılı şekilde, esin kabulün hükmen tespiti yönelik talep konusunda bir karar verilmemiş olması hatalı olmuştur. Tarafların diğer istinaf sebepleri ilişkin bir inceleme yapılmamıştır.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE,
2-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!