Dünyaca ünlü enerji içeceği markasının eski Türkiye distribütörü tarafından kötü niyetle tescil edildiği iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacılar, küresel olarak tanınan bir enerji içeceği markasının gerçek hak sahipleri ve ilk yaratıcıları olduklarını iddia ederek, eski distribütörleri olan davalının, distribütörlük yetkisi olmaksızın ve kötü niyetli olarak Türkiyede kendi adına tescil ettirdiği markaların hükümsüzlüğünü talep etmekteyken, davalı savunmasında, davacıların yalnızca bölgesel bir distribütör olduğunu, markanın gerçek sahibinin dava dışı başka bir şirket olduğunu ve davacıların bu şirketin faaliyet dışı kalmasını fırsat bilerek markayı hileli yollarla sahiplenmeye çalıştığını, kendi tescillerinin ise markanın asıl sahipleriyle yapılan anlaşmalar doğrultusunda gerçekleştiğini ileri sürmektedir.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ; Davalı adına ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “...” markalarının kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini, ... markası dünyaca ünlü enerji içecekleri üzerinde kullanılmakta olduğunu, ... Enerji İçeceği, tüketicilerin gün boyunca enerjik kalmalarına ve odaklanmalarına yardımcı olmayı vaat eden yüksek kafeinli bir ... enerji içeceği olduğunu, Farklı aromalarıyla zihni canlandırmayı ve enerji vermeyi hedefleyen bu içeceğin özellikle zinde kalmak isteyen tüketicilere hitap eder olduğunu, An itibarıyla ... ürünlerinin dünya genelinde dağıtımı davacılar ve Davacıların dağıtım şirketi olan “...” şirketi tarafından sağlandığını, ... markalarının hak sahibinin de davacılar olduğunu, “...” markasının gerçek hak sahibi ve ilk yaratıcısının, davacılar ...’nın hissedarlarından olduğu ... şirketi olduğunu, Davacılar ve bu şirket “...” markasını dünya çapında ihdas ve istimal eden kişiler olduğunu, Dünyaca ünlü ... İçecekleri ilk olarak 1996 yılında geliştirilmiş ve piyasaya sürülmüş olduğunu, davacılar davalı şirket yetkilisi ... ile tanışmış olduğunu, Davalı şirket yetkilisi .... markalarının Türkiye distribütörü olmak için talepte bulunmuş ve davalı şirkete 24.04.2015 tarihinde Türkiye’de distribütörlük yetkisi verilmiş olduğunu, davalıya verilen distribütörlük yetkisinin 10.09.2018 tarihinde sona erdiğini, davalı şirkete verilen distribütörlük yetkisinde “...” markasının davalı tarafından tescil edilmesi yetkisinin bulunmadığını, ... markasını Türkiye’de tescil ettirmeye yönelik bir yetki verilmediği halde ve habersiz olarak 01.08.2017 tarihinde, yani yenilenmemiş olan distribütörlük ilişkisinin sonuna doğru, “...” markasının 32 ve 33. Sınıflarda tescil edilmesi için ...sayılı başvuruyla ilk yetkisiz tescil girişiminde bulunmuş olduğunu, sonrasında davalının marka tescillerinin yetkisiz ve kötüniyetli olması sebepleriyle smk m. 6/9, m. 6/2 ve smk m. 25/1 hükümleri bağlamında hükümsüz lüğne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf; ... ürünlerinin dünya genelinde dağıtımının davacı taraflar davacıların dağıtım şirketi olan “ ... ” şirketi tarafından sağlandığını beyan ederek hak sahipliğinin de davacı taraflar olduğunu beyan etmiş olduğunu, Dava konusu markanın dağıtımları bu şirket tarafından yapılmamakta olup, davacı taraflar dava konusu markanın ... Dstribütörü olduğunu, ürünü alıp kendileri ... ve çevre bölgelere satıp ticaret yapmakta olduğunu, Dosyaya sunulan tüm faaliyetlerden de sadece ...’da ticaret yaptıkları açıkça anlaşılmakta olduğunu, Davacı taraflar ...’da markanın distribütörlüğünü yapmış kişiler olarak mevcut durumda marka hakkı sahibi şirketin faaliyette olmaması fırsat bilerek hileli yollar ile markayı dünya çapında sahiplenmeye çalışmakta olduğunu, Davacı taraflar iddialarının aksine dava konusu markanın yaratıcısı ... şirketi ve sahibi olduğunu, ( 2014 senesinde ) Dava dilekçesinde de aslında bu şirketten bahsedilmiş olduğunu, ancak dilekçenin bazı kısımlarında markanın kurucusu davacı gerçek kişi gibi aksettirildiğini, Dava dilekçesi de kendi içerisinde çelişkilerle dolu olduğunu,... şirket yetkilileri ... Markasının kendi markaları olduğunu ve marka için pazar aradıkları Türkiye pazarına girmek istediklerini davalıya söylemiş olduğunu, sonrasında davalı ile ... bu hususta yapılacak ticaretler noktasında anlaşmış olduğunu, 2015 Eylül tarhinde başka bir ... fuarına davalı ... ile ... sahibi ve yetkilileri olarak birlikte katılmış olduğunu, ... markası olarak ... devleti fuar için destek verdiğini, tanınmış ünlü kişilerle tanıtımlar yapılmış, basında haberler ve görseller yer almış olduğunu, (EK: Fuara ilişkin fotoğraflar), bu fuarda davacı tarafları davalı hiç görmemiş olduğunu, çünkü davacılar marka sahibi değil sadece ... bayisi ile ...’da markanın ticaretini yürüten markanın iş anlaşmasının bulunduğu kişiler olduğunu, mevcut durumda hem ... hem de ... şirketleri kapanmış olduklarından aktif olmadığını, İş bu davada asıl marka sahipleri bu şirket adına da sunulmuş bir yetki belgesi veya vekaletname mevcut olmadığını, dava dilekçesi Ek'inde sunmuş oldukları diğer ülkelerdeki tesciller incelendiğinde bazılarında marka hakkı sahibi şirket iflasını verip faaliyetten çekildikten sonra alındığı diğer kısım tesciller de aslında marka sahibi şirket üzerine alınıp daha sonradan şirket hissedar olduğu iddiasıyla hak sahipliği beyanına dayanmakta olduğunu, Bu tescillerle ilgili tescil ve devir alma ayrıntılarına mahkemece yanlış kanaat yandırmak adına davacı tarafından yer verilmemiş ve sunulmamış olduğunu, davalı şirket davacı taraflara bir dönem ürün satmış olduğunu, 2017 senesinde markayı devralan ...şirketi ile davalı şirket çalışmaya devam etmiş olduğunu, Davalının şifaiḣen öğrendiği bilgilere göre bu sırada davacı taraf ... ile ..., ...'nın marka sahibi şirketten habersiz kaçak üretim yapmasından kaynaklı fabrikanın zarara uğramasından dolayı sorunlar yaşamış olduğunu, devam eden dönemlerde bu sorunlar sebebi ile davacı taraf ... fabrikaya ödeme yapsa da ürün alamamış olduğunu, bu sebeple 2020 senesinde ... fabrikadan ürün alamadığı için davalıdan 7 konteyner ürün talep etmiş olduğunu, Davalı de bu ürünleri Ürdün ve Suriye'ye satacağını söyleyerek teklifi reddetmiş olduğunu, (EK: WHATSAPP KONUŞMALARI) Sonrasında davacı ... davalı ile iletişime geçerek zor durumda olduğunu neticede aynı marka sahibi ile iş yaptıklarını ancak şuan marka sahibi şirket ile arasının iyi olmadığını, işbirliğine ve yardıma ihtiyacı olduğunu, söz verdiği sipariş aldığı müşterilere ürün tedarik etmesi gerektiğini, zor durumda olduğunu vs. belirtmiş davalı da 7 konteyner ... içeceği satmış olduğunu, Whatsapp konuşmalarında da görüldüğü üzere davalı davacı ...'e diğer müşterilerden ürünler için aldığı kaporayı geri ödeyeceğini ve ürünleri kendisine ileteceğini yazmış ve ürünleri göndermiş olduğunu, (EK : İhracat Belgeleri ve Faturalar) iş bu davanın ikamesinden önce 11 Haziran 2024 saat 15:13 'de davacı taraflar davalıyı aramışlar, 1 saat 32 dakika boyunca yapılan görüşmede markayı kendilerine bedel karşılığı devretmelerini istediklerini, Davalı yapılan teklifi kabul etmemiş olduğunu, (EK : Arama Ekran Görüntüsü) diğer yandan davacı taraf , adı geçen ... tanıtımına ilişkin bir sunumu dilekçesinde belirtmiş olduğunu, Görünen ürün ile davalının marka kurucusu şirket bilgisi dahilinde ticaretini yapmış olduğu ürünün logosu ve içeriği tamamen farklı olup ürünler arasında benzerlik bulunmamakta olduğunu, davacı taraf ... Markasının davacının hissedarı olduğu ... şirketi tarafından ilk defa Türkiye'de tescil edildiğini iddia etmiş olduğunu, Türk Patent Kurumunda mevcut durumda bu şekilde kayıtlı marka bulunmamakta olduğunu, Davacı taraf markanın tescil edildiği tarihte hak sahibi olduğunu iddia etmiştir ancak sonrasında marka uzatma başvurusunda bulunmamış olduğunu, Dava dilekçesi baştan sona çelişkili iddialarla dolu olduğunu, dava dilekçesinde; 2015 senesinde davacının, davalı şirket yetkilisi ile tanıştığını, davalı şirket yetkilisi İsmail Bozok ... Markalarının Türkiye Distribütörü olmak için talepte bulunduğunu ve davalı şirkete 2015 senesinde Türkiye’de distribütörlük yetkisi verildiğini, █████/2025 tarihli “...” başlıklı belgenin Ek’te sunulduğunu beyan etmiş olduğunu, Davacı tarafın iddiaları tamamen kurgusal beyanlardan ibaret olduğunu, Davalı ilk ...şirketi yetkilisi ile tanışmış olduğunu, Yetki Belgesini 2014 senesinde bu şirketten almış olduğunu, sonrasında 2015 senesinde adres değişikliği olduğu için aynı belge tekrardan imzalanmış olduğunu (EK : SÖZLEŞME), davacı taraf birkaç kez Türkiye’ye seyahat etmek sureti ile davalı şirket yetkilisi ... ile bir araya geldiklerini ve ... markasının Türkiye’de reklamının yapılması ve pazarlanması için destek sağladığını iddia etmiş olduğunu, bu iddialar gerçeği yansıtmamakta olduğunu, Davacı taraflar davalı şirkete hiçbir şekilde destek olmamış olduğunu, aksine marka kurucusu şirket ve fabrika ile sorun yaşadıkları için davalıdan ürün tedariki desteği talep etmişler ve davalı davacı taraflara ürün satmış olduğunu, karşı taraf yardımcı olan taraf davalı olduğunu (EK : MESAJLAR), ... bayisinin kullanmış olduğu ürünler çok farklı olduğunu, ... bayisinin kullandığı içerik ve ... votka mix Türkiye’de yasak olduğunu, Davacı taraflar davalı sadece şapka, elbise, tişört gibi tanıtım malzemelerini adetli sayıda ürettirerek toplam ürettikleri için uygun geldiğini, ihtiyaç olursa davalıya maliyetine atabileceklerini söylemiş olduğunu ve bu ürünlerden birkaç tane numune ürün vermiş olduğunu, sadece teklif aşamasında kalan bu konuşma haricinde de başkaca bir yardım ya da destek söz konusu olmadığını, Davacı taraf; distribütörlük ilişkisi için belirlenmiş süre bitimi olan senesinden sonra davalı şirketin distribütörlük süresinin uzatılmadığını iddia etmiş olduğunu, Davalı verilen 2014 tarihli sözleşmede şartlar yerine getirildiğinde +5 sene uzatma süresi yazılmış olduğunu, 2023 tarihine kadar uzatmaya gerek kalmadan .... şirketi 2017 senesinde devredilmiş adı ..., yöneticisi de değişmiş ...olmuş olduğunu, Davalı ... ile çalışmaya devam etmiş, Überkinger şirketi davalı şirkete █████/2017 tarihinde de süresiz yetki verilmiş olduğunu, ayrıca davalının aldığı marka ile adı geçen marka birebir aynı değildir. “...” Markasının ... ile alakası olmadığını (EK : ... Logosu ve ... logosu) ... markasının ... şirketinden boşa düşmesi ve uzatmamaları neticesinde davalının bu markayı alması için yetki almasına gerek olmamakla birlikte yine de davalı her zaman Alman şirketinin bilgisi dahilinde hareket etmiş olduğunu, aksi takdirde sözleşmesinin feshedilmesi riskini göze alması mümkün olmadığını, bütün yatırımlarını tehlikeye atabilecek veya da dostane ticari ilişkilerini tehlikeye atabilecek davranışta bulunması mümkün olmadığını, Diğer yandan davacı tarafın "..." sitesi incelendiğinde davacının bir çok uluslararası markaların (... VB.) ...’da Distribütörlüğünü yaptığı anlaşılmakta olduğunu, (EK : Site fotoğrafları) Aynı şekilde ... Markasının da sitede yer aldığı ve marka bilgilerine girildiğinde ürünün ... Menşeli olduğunun belirtildiği görülmekte olduğunu, Marka sahibi olduğunu iddia eden davacı gerçek veya tüzel kişilerin bu duruma karşın başka distribütörden (davalı) ürün aldıkları hususu davacıların marka üzerinde hak sahipliği iddiası karşısında hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, her zaman marka kurucusu Alman menşeli şirket ve fabrikası ile iletişim halinde olmuş olduğunu, şirket ve fabrikanın iflas vermesi sonucu davalı şirketin aktif ticareti tehlike ile karşılaşınca davalı marka sahipleri ile görüşüp onların bilgileri dahilinde markayı almış olduğunu, Marka sahibi şirket davalı üretim yetkisini de vermiş olduğunu, Kaldı ki marka kurucusu ya da sahibi şirket ile arasında hissedar, yetkili vb. ilgi ve alakası bulunmayan davacı tarafların iş bu davayı şahısları adına ikame etmesi, başka gerçek ve tüzel kişiye ait bir marka için 3. Kişi olarak yetkisiz şekilde hükümsüzlük talep etmesi hususları bir bütün olarak tamamen abesle iştigal olduğunu, Davalı sahibi olduğu diğer marka 2021 senesinde ... olup, tarafların hem dava dilekçelerinde hem marka başvurularında beyan ettiği markalar eklemelerle farklı olduğunu, ... Menşeli şirket iflas sürecine girip davalı şirketin de ticaretini sürdürdüğü bölgelere ürün tedariki riske girince Alman menşeli şirket yetkililerinin de bilgisi ile bu şekilde bir tescil yapılmış olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı tarafından kötü niyetli ve yetkisiz olarak tescil edildiği iddia edilen: ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “...” markalarının kapsadıkları tüm mallar açısından hükümsüzlüğüne, devrin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ... markalarının kullanımının önlenmesine yönelik olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ... ve... ve... tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; SMK (Marka) İnceleme ve Değerlendirme Neticesinde; davacıların, davalının ilk marka tescili olan ... numaralı markasının tescilli olduğu ... Nice Sınıfı mallar (enerji içecekleri ürünleri) bakımından dosyaya sunulan delillerin Türkiye’de ... ibaresine konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandıracak çapta ve nitelikte kullandığını ispata yeterli olmadığı, davacıların markaya konu işareti Türkiye’de aktif ve yoğun ve diğer taraftan markaya ilişkin ticari etki oluşturacak, aktif ve süreklilik arz edecek şekilde kullanımın ticarette diğer işletmelerden ayırt etme amacıyla ciddi biçimde kullandığını ispatlayacak delillerin dosyada bulunmadığı kanaatine varıldığını, Böylelikle, “eskiye dayalı kullanım” iddiasının değerlendirilebileceği yeterli bir belge/delilin dosyada bulunmadığı, sonuç olarak 6769 sayılı SMK m. 6/3 anlamında davacının Türkiye’de önceki tarihli, kullanımının ticarette diğer işletmelerden ayırt etme amacıyla ciddi biçimde kullanma, ciddi kullanımının “geniş bir coğrafyada kullanım” koşullarını karşılayamadığı, bu bakımdan davacıların gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının ispatlanamadığı, Davacılar, ... marka ibaresine ilişkin birçok ülkedeki marka tescillerinin olduğunu beyan etmişlerse de, dosyada mündemiç TürkPatent’in █████/2024 havale tarihli müzekkere cevabında, yabancı ülke menşeli marka kayıtlarına ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığının belirtildiğini, Diğer yandan, davacıların sunmuş olduğu delillerden ... marka ibaresine yönelik reklam, işbirliği, ödül ve sosyal medya kullanımlarının “...” ile sınırlı kaldığının görülmekte olduğunu, ... markasının kullanıldığı coğrafi alanın ... olduğu kabul edilmesi halinde, TürkPatent tarafından bu markanın yurtdışında tanınmış marka olduğunun tespitinin bulunmadığı, "..." bir markanın tanınmışlığındaki toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri kriterlerinin davacıların ... ibaresinin SMK m.6/4 kapsamında değerlendirilmesine yeter somut delile ise dosya münderecatından ulaşılamadığı, Marka tescilinde kötüniyet, yerleşik Yargıtay kararlarında “tescil ile sağlanan korumanın amacına aykırı kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yarar sağlamak” şeklinde ifade edilmektedir. Markalara karşı açılan hükümsüzlük davalarında, kötü niyetin belirlenmesi her olayın kendine özgü koşullarına göre mümkün olacaktır. Kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerekmektedir. Davacılar tarafından davalı tarafın kötüniyetli tescil iddiasında bulunulmuş ise de davalının, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden davacılardan haksız olarak yararlandığını gösterebilecek herhangi bir delil sunulmadığını, nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirdikleri anlaşılmıştır.
Davacı yan uzman görüşü sunmuştur.
... tarafından hazırlanan uzman görüşünde özetle; 2014 yılında ... tarafından davalı şirkete ... ve ...'ta ... markalı ürünler için münhasır distribütör verildiğini,davacı ...’nın ... ve sonrasında ilgili şirketin unvan değişikliği ile şirket ortağı olduğunu, davacının gerçek hak sahibi olarak dava açma hakkının bulunduğunu, davalının tescilde SMK 6/9 madde kapsamında kötüniyetli olduğunu , hükümsüzlük şartlarının oluştuğunu bildirmişlerdir.
Türk Patent ve Marka Kurumundan marka tescil belgesi celp edilmiştir.
.... tescil nolu ... ibareli markanın davalı adına ....sınıf için 20.12.2022 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
..tescil nolu ... ibareli markanın davalı adına ...sınıf için 20.4.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... tescil nolu ... ibareli markanın davalı adına ....sınıf için 23.8.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... tescil nolu ... ibareli markanın davalı adına ....sınıf için 21.12.2017 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacılar adına ... regular ibareli markanın ....sınıf için ... no ile başvurusunun yapıldığı ancak henüz tescil almadığı anlaşılmıştır.
...nolu ... markasının (u.arası tescil no: ...) ... sınıf için başvurulan markanın 23.12.2009 tarihinde tescil edildiği , ancak başvurunun geçersiz olduğu anlaşılmıştır.
Davacının bildirdiği yabancı menşeili markaların kurum sisteminde bulunmadığı kurumun 29.11.2024 tarihli yazıları kapsamından anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, marka tescil belgesi, TPMK’nun 29.11.2024 havale tarihli yazıları,uzman görüşü, sosyal medya kullanımlarına ilişkin görseller, yabancı dilde sunulan Türkçe Tercüme evrakları, HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde;
Hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescilli markalardan ... numaralı markasının tescil başvurusu 08.08.2017 tarihinde yapılmış olup, söz konusu marka ... sınıfta 21.12.2017 tarihinde sicile tescil edildiği, huzurdaki davanın ise 13.11.2024 tarihinde 7 yıl sonra açıldığı anlaşılmıştır.
Hükümsüzlüğü talep edilen; ... numaralı ... markasının tescil başvurusu 23.08.2019 tarihinde yapılmış olup, huzurdaki davanın ise 13.11.2024 tarihinde 5 yıl 3 ay sonra açıldığı anlaşılmıştır.
... numaralı markanın tescil başvurusu 20.04.2021 tarihinde yapılmış olup, söz konusu markanın... sınıflarda 23.09.2021 tarihinde sicile tescil edildiği, ... numaralı markasının tescil başvurusu 20.12.2022 tarihinde yapıldığı, .. sınıflarda 21.05.2023 tarihinde sicile tescil edildiği, bu markalar yönünden davanın 5 yıllık süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı vekili her ne kadar bilirkişi raporu ile uzman görüşünün aykırı olduğunu bu nedenle yeni bir rapor alınmasını talep etmişse de; sunulu delillere göre uyuşmazlık marka hukuku kapsamındaki özellikte kötüniyetli tescil ve distribütörün markayı tescil ettirmesi nedeniyle gerçek hak sahipliği, sessiz kalma gibi tamamen hukuki konulara ilişkin olduğundan nihai takdir yönünden hakimin bilirkişi raporu ve uzman görüşü ile bağlı olmadığı değerlendirilerek çözümlenmiştir.
Davalının ticari sicil kaydının incelenmesinde; ... ünvanı ile 14.5.2014 tarihinde kurulduğu, faaliyet alanında meşrubat,içecek vb.. alanlara yönelik olduğu, alan adının www.xxlenergy.com.tr olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Sunulan belgeler incelendiğinde ; 10.09.2014 tarihli “Niyet Mektubu” başlıklı yazıda,... tarafından davalı şirketin Türkiye ve Kuzey Kıbrıs'ta ... markalı ürünler için münhasır distribütör olduğu, niyet mektubunun 10.09.2014 tarihinden 10.09.2018 tarihine kadar olduğu, 2018 yılının Eylül ayından sonra sözleşmenin davalı ... Şirketi tarafından gereği gibi ifa edilmesi hâlinde, her defasında 5 (beş) yıl süreyle uzayacağı belirtilmiştir.
Davalının ticari sicile tescil tarihi distribütörlük anlaşma tarihinden önce olup, Davalının ticari unvanının esas unsuru da ... ibaresidir.
Türk Patent ve Marka Kurumundan ... nolu ... ibareli markaya ilişkin kayıt celp edilmişse de, başvurunun geçersiz olduğu marka sahibi olarak...firmasının ... menşeili olarak kayıtlarda yer aldığı görülmektedir.
Distribütörlük sözleşmesi dava dışı şirket ile davalı arasında yapılmış olup, davacılara dava acarken bu şirket tarafından verilmiş bir yetki bulunmadığı anlaşılmıştır. Zira dava dilekçesi ekindeki vekaletnameler incelendiğinde, ... vatandaşı gerçek kişilerin dava açtığı, vekaletnamelerin birinde de ... unvanlı şirketi temsilen ... olarak vekalet sunduğu diğer gerçek kişinin ise ... adı ile yani gerçek kişi sıfatıyla vekalet sunduğu, dava açarken distribütörlük sözleşmesini akdeden dava dışı şirket tarafından huzurdaki davacılara verilmiş bir yetki yani dava açma belgesi bulunmadığı sabittir. Davacılar ise ... şirketinde ortak olduklarından bahisle dava açabileceklerini ileri sürmüşlerse de tüzel kişiler tarafından açılacak davalarda ortaklar tek başına yetkili kılınmadığı ayrıca vekaletnamede açıkça marka hükümsüzlüğü davası için ülkemizde dava açmaya yetkilendirildiklerine ilişkin belge sunmadıkları takdirde aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı değerlendirilerek inceleme yapılması gereklidir.
Her ne kadar davacı tarafından sunulan 14.04.2015 tarihli Ortaklar Listesi başlıklı yazıdan ve yine 2015 tarihli toplantı tutanaklarından davacılardan ...'nın ... şirketinin ortaklarından olduğu anlaşılmaktaysa da; dava acarken şirket adına verilmiş bir vekaletname sunulmadığı da sabittir.
Davacı her ne kadar 4.2.2010 tarihli temsilcinin yetkilendirilmesi başlıklı tercüme evrakı sunmuş ise de; belge incelendiğinde temsilcinin ... isimli kişi olduğu ve 17 ülke için yetkilendirildiği bu ülkelerin Arap ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri olup aralarında Türkiye’nin adının geçmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı tarafından dosyaya sunulan yetki belgesi içeriğindeki ülkeler arasında Türkiye ve Kıbrıs bulunmamakta olup bu belge içeriğinden dahi ... nın ... Markasının gerçek sahibi veya kurucusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan 16.10.2024 tarihli belgede eski genel Müdür ... imzası ile markanın çeşitli ülkelerde kendi adlarına tescil için yetki verildiği belirtilmişse de 4.2.2010 tarihli temsilci yetkilendirilmesinde olduğu gibi ayrıntılı olarak tek tek ülke adı yazmadığı, Türkiye için bir marka tescili için yetki verildiğinin belli olmadığı kaldi ki bu belgenin dahi nitelik olarak dava açma belgesi olarak değerlendirilemeyeceğinin de açık olduğu anlaşılmaktadır.
Zira dava dilekçesi ekindeki vekalet incelendiğinde; Davacı taraflardan ... sunmuş olduğu vekaletnamede "...." şirketi adına imza yetkilisi olarak vekaletname vermiştir. ... yönünden davacı kısmında şirketin ünvanı değil gerçek kişinin adı soyadı yazmaktadır.
Davacı bir yandan gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerken biryandan da dava dilekçesinin 3 numaralı bendinde ... markasının gerçek hak sahibi ve ilk yaratıcısının davacı ...'nın hissedarlarından olduğu ... şirketi olduğunu beyan etmektedir. Markanın hak sahipliğinin tüzel kişi olarak... şirketine ait olduğu belirtilmesine rağmen davacı tarafından bu şirket ünvanı ve bu şirket adına verilmiş bir vekaletname sunulmadığı, Mahkememiz ara kararı sonrasında davacının şirketin hissedarı olduğu ve hissedar olduğuna ilişkin belge sundukları ancak yetkilendirilmiş bir vekaletname, şirketi temsil ve ilzama yetkili olduklarına dair imza sirküsü sunulmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan taraflarca...şirketinin 2017 senesinde satıldığı ve ... olarak unvanın değiştiği ileri sürülmüştür. Ancak dava dilekçesinde markanın bu şirketlere ait olduğu ve sözleşmenin de dava dışı şirket ve davalı ile yapıldığı ve davalının ise kötüniyetli olarak tescili gerçekleştirdiği ileri sürüldüğü halde mevcut durumda aktif ve faaliyette olmayan şirketler adına dava ikame edilmiş olup davacıların huzurdaki dava yönünden taraf sıfatı bulunmaktadır. (zira davacılar bir taraftan davalının distribütörlük sözleşmesi uyarınca şirkete haber vermeden markayı yetkisiz olarak kendi adına tescil ettirdiğini ve kötüniyetli olduklarını ileri sürmektedir) .dolayısıyla sunulu delillere göre de dava dışı şirketlerin gerçek kişi davacılara Türkiye’de münhasır olarak markayı kullanma ,dava açma, marka devri gibi hakları vermedikleri anlaşılmıştır.
Sunulu Tercüme evraklarına göre huzurdaki davacıların tek başına... şirketinin ortağı olmadıkları da sabittir. Nitekim 3.6.2015 tarihli kararda şirket hissedarların ..., ..., ... olduğu, Genel müdürlerin ise..., ... olduğu,... yi tek başına temsile ...’nin yetkili olduğuna dair karar alındığı, öte yandan 2.12.2015 tarihli davacılara verilen yetkinin ise şirketler hukuku kapsamında ana sözleşme değişiklikleri, birleşme devralma gibi konulara ilişkin olup, marka tescili ve marka devri ile ilgili bir yetkinin bulunmadığı görülmektedir.
Davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanan 2014 tarihli sözleşmede şartlar yerine getirildiğinde sözleşmenin 5 sene daha uzatılacağı öngörülmüştür. .... şirketi ise 2017 senesinde unvanının...olarak değiştiği ve yöneticisinin büyük ortağın ... olduğu sunulu tercüme evraklarından anlaşılmış olup, keza davalının ... ile çalışmaya devam ettiği, ... şirketinin ise davalıya █████/2017 tarihinde yetki verildiği , dava dilekçesinde sunulan vekaletnamelerin ise bu şirketlere ait olmadığı sabittir.
Dolayısıyla sunulu delillere göre davacıların markayı ihdas eden şirketler adına hareket ederek hükümsüzlük davası açmak yönünden aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sunulu delillerde davacıların ağırlıklı olarak Ürdün’de faaliyet gösterdiği, davacılar adına ... ibaresi ile tescil edilen markaların yabancı ülkelerde bu gerçek kişiler adına tescilli alması, marka tescilinde ülkesellik prensibinin dikkate alınacak olması, bir an için davacıların yabancı ülkelerdeki tescile dayalı olarak gerçek hak sahibi olarak dava açtıkları varsayılsa dahi , ülkemizde distribütörlük faaliyetinde bulanan tüzel kişiliklerin dava dışı şirketler olması, davacıların bu şirketlerde ortak olmasının sonuca etkili olmadığı, gerçek kişi marka sahibi olarak ülkemizde ticari faaliyette bulunduklarına dair belge sunmadıkları, aksine 2014 yılında ... şirketi tarafından davalı şirkete ... ve ... için münhasır distribütörlük verilmiş olduğu, marka kullanım hakkının davacılar tarafından verilmediği, zira davacıların böyle bir hakkının bulunmadığı, 10.07.2018 tarihli ... şirketinin ihracat sorumlusu olduğu anlaşılan ... tarafından gönderilen e-posta yazışmasından da ülkemizde davalı ile ticari faaliyete devam edildiğinin görülmekte olduğu, davalı şirketin anılan bu şirketler tarafından ... bakımından münhasır distribütör olarak yetkilendirdiği, yine davalı yanca sunulu deliller de 2017 senesinde markayı devralan ... şirketi ile davalı şirket ile çalışmaya devam ettiği, ... ‘in şirket ortağı ...'nın marka sahibi şirketten habersiz kaçak üretim yapmasından kaynaklı fabrikanın zarara uğramasından dolayı sorunlar yaşadığına dair davalı yanca vatsap kayıtlarının dosyaya sunulduğu, davalının 2014 yılından beri ... markası adı altında belirli bir ticari kapasite ile uzun yıllardır markayı kullandığı, yatırım yaptığı , davacıların ise Hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescilli markalardan ... numaralı markasının tescil başvurusu 08.08.2017 tarihinde yapılmış olup, söz konusu marka .... sınıfta 21.12.2017 tarihinde sicile tescil edildiği, huzurdaki davanın ise 13.11.2024 tarihinde 7 yıl sonra açıldığı , ... numaralı ... markasının tescil başvurusu 23.08.2019 tarihinde yapılmış olup, huzurdaki davanın ise 13.11.2024 tarihinde 5 yıl 3 ay sonra açıldığı dolayısıyla gerçek hak sahipliği, kötüniyet iddiaları kapsamında davacılarca bu iddiaların ispat edilmediği, dolayısıyla davalının tescil anında kötüniyetli olduğunun davacılarca ispat edilemediği, süresinde açılan davalar açısından ise bu markaların ilk marka tescilin devamı /serisi niteliğinde markalar olduğu , dolayısıyla daha önceki tescillere ses çıkarmayan davacıların aynı veya benzer markaların varlığına sessiz kalan ve tahammül eden kimselerin, markaların güncellenmiş versiyonlarının tescillerine karşı da dava açma hakları bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk dairesi bu gibi hallerde, uzun yıllar sessiz kalan tarafların, markalarının asli unsurları değiştirilmeksizin, zaman içerisinde değişiklik ve gelişmelere uyum sağlamak amacıyla seri marka olarak markalarını yenilemeleri halinde bunların hükümsüz kılınmasının, kazanılmış haklar ilkesine ve menfaatler dengesine uygun düşmeyeceğini içtihat etmektedir.
Zira HGK’nın 29.06.2022 tarih, ... E., ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.
TMK 2. Maddesinde düzenlenen "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile TTK 18/2 maddesinde düzenlenen "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir" hükmü kötü niyetin tespitinde dayanılan yasa maddeleridir.
Asıl olan iyi niyet olduğu için tescilin kötü niyetli olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu olgu spesifik bir tespit olduğundan her somut olayda mahkemece takdir edilmesi gereklidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Marka tescilinin önceki markadan haberdar olmanın tescilin kötü niyetli olarak yapıldığının ispatında tek başına yeterli değildir. Asıl olanın iyi niyet olması ilkesi çerçevesinde dosya münderecatında aksi yönde başkaca bir verinin de bulunmaması nedenleri ile SMK 6/9 kapsamında davalı markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmayacağı anlaşılmıştır.
Davacı gerçek kişiler markalarının tanınmış marka olduğunu bu nedenle de hükümsüz kılınması gerektiği ileri sürmüştür.
Marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir. Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur. Bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka sayılabilmesi için Türkiye’de ilgili sektördeki kişilerin geneli bakımından tanınmış olduğu ispat edilmelidir. Ancak, Davalının marka başvuru tarihi itibariyle davacı markası tanınmış olmadığı gibi, bu tarihten önce davacıların Türkiye'de ticari faaliyeti ve bu kapsamda markalarının tescilli olduğu emtia grubunda tanınmış olduğu yönünde delil sunmadıkları görülmektedir. Bu durumda, 2017 yılında gerçekleşen marka başvurusu tarihinde davacı markasının tanınmış olduğu ispat edilemediği gibi, markanın başkalarınca tescil ettirilmesinin kötü niyetle tescil olarak kabulü mümkün olmadığı da anlaşılmaktadır.
Öte yandan ... nolu ... markası dava dışı şirkete ait olup,marka müddet durumdadır. Dolayısıyla dava dışı marka sahibi şirket marka koruma çabalarını sürdürmemiş, enerji içecekleri alanında markasına yatırım yapıp marka koruması için aktif bir çaba sergilememiştir. Oysa tanınmış marka iddiasında olan şirketlerin marka koruması açısından daha bilinçli davranması beklenmektedir.
Tanınmış marka kavramının ispatı noktasında 1997 tarihli WIPO kriterlerinden faydalanılmaktadır. Markanın tescilinin ve kullanımının süresi ,Markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam. Markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı , promosyon çalışmaları, ,Reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetler, Markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararı , marka sahibinin markasını koruma yolundaki etkin çabaları , markanın ayırt edicilik niteliği , ,kamuoyu araştırmaları , firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, kârı, yurt çapında ve yurtdışında sahip olduğu dağıtım kanalları; şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hâkimiyeti vs.), refleks olarak belli bir ürünü çağrıştırması, marka sahibi firmaya ilişkin olarak alınmış belgeler, ödüller , ürünlerin dağıtım kanalları, ürünlerin ithalat ve ihracat olanakları ,markanın parasal değeri,portföyünün genişliği, tanınmış ise bu düzeyini ne kadar süredir koruduğu, yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta alındığında somut dava dosyasında sunulu delillere göre; davacı yanca sunulu delillerin tanınmış marka olma kriterlerinden çok uzak olduğu anlaşılmıştır.
Toplanan delillere göre uzman görüşünün tek taraflı olarak somut olaya uygun şekilde hazırlanmadığı, sunulu raporun ise taraflarca sunulu delillere göre incelendiği, öte yandan nihai takdirin mahkememize ait olması karşısında , yabancı dilde sunulan Türkçe Tercüme evrakları ile birlikte uyuşmazlık incelendiğinde: huzurdaki uyuşmazlıkta marka üzerindeki hak sahipliğinin distribütörlük yetkisinin davalıya vermesi nedeniyle dava dışı ... şirketine ait olduğu ancak bu dava dışı şirket ve sonradan devir alan şirketin gerçek kişi davacılara dava açma yetkisini kapsayan bir belge vermedikleri, dolayısıyla şirket adına ortak olduklarından bahisle dava açma yetkileri bulunmadığından bu yönden davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı, öte yandan davacıların bir an için gerçek kişi marka sahibi olarak olarak yurtdışındaki tescillere dayalı olarak markayı devir alan sıfatıyla dava açtıkları varsayıldığında ise; davacıların marka üzerinde markayı gerçekten ihtihsal eden ,tanıtan gerçek hak sahipleri olmadıkları, markanın tanınmış marka olmadığı, davalıların kötüniyetli olarak hareket ettiklerinin davacılarca ispat edilemediği, Hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescilli markalardan ... numaralı markasının tescil başvurusu 08.08.2017 tarihinde yapılmış olup, söz konusu marka ... sınıfta 21.12.2017 tarihinde sicile tescil edildiği, huzurdaki davanın ise 13.11.2024 tarihinde 7 yıl sonra açıldığı, ... numaralı ... markasının tescil başvurusu 23.08.2019 tarihinde yapılmış olup, huzurdaki davanın ise 13.11.2024 tarihinde 5 yıl 3 ay sonra açıldığı , bu markalar yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğu, ... ve ... numaralı markaların ise seri markalar olarak önceki markaların devamı niteliğinde olduğu, davacıların bu markalarında hükümsüzlüğünü talep etmesinin MK 2. Maddesine aykırılık teşkil edeceği, dolayısıyla davacılarca ileri sürülen tüm hükümsüzlük gerekçelerinin SMK 25. Madde kapsamında somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın reddine,
2-732,00-TL ilam harcının yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca tecavüzün testi isteminin reddi nedeniyle 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı gideri tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!