İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin elektrik işleri sözleşmesinin mehil verilmeden feshinden kaynaklanan tazminat davasında yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu dava, yüklenicinin, işverenin taahhüt edilen elektrik işleri için işyeri teslimindeki gecikmesi ve teminat mektubunun haksız yere paraya çevrilmesi iddiasıyla sözleşmeyi feshederek uğradığı personel, barınma ve diğer masraflarının tazminini talep etmesi üzerinedir. Davalı ise kusurun yüklenicide olduğunu, yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Yerel mahkeme, işverenin alacaklı temerrüdüne düşmüş olmasına rağmen, yüklenicinin sözleşmeyi feshetmeden önce işverene uygun bir ek süre (mehil) tanımaması nedeniyle feshin haksız olduğuna ve bu sebeple zararların tazmininin istenemeyeceğine karar vermiştir. Yerel mahkemenin bu kararı istinaf edilmiş olup, istinaf mahkemesi sözleşme hükümleri ve taraflar arasındaki gecikmeye dair yazışmaları değerlendirmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2025NUMARASI: -████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:█████/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, taraflar arasında 19.06.2014 tarihli sözleşme ile ...tesisi ve tank sahası elektrik işleri, ... ve ... tesisi enstrüman, ekipman ve elektrik bağlantı işlerinin yapımının üstlenildiğini, sözleşmeye göre avans ödemesi yapıldıktan sonra 7 gün içinde işe başlanması gerektiğini, avans ödemesi olarak 75.000,00 TL ödendiğini, davalı şirkete 03.07.2014 tarihinde 75.000,00 TL ... bankasına ait teminat mektubu verildiğini, davalıdan kaynaklanan nedenlerle davacının işe başlayamadığını, davalı tarafından 11.07.2014 tarihli mail ile gecikmenin kabul edildiğini, bu süreçte davacının personel ve diğer masraflarının davalı tarafından karşılanmadığını, bu nedenle sözleşmenin Kadıköy ... Noterliğinin 25.07.2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedildiğini, teminat mektubunun iadesinin istendiğini, fakat davalı tarafından teminat mektubunun paraya çevrildiğini, davacının uğradığı zararların, imalat bedeli 2.041,40 TL, sözleşmeye göre bulunması zorunlu olan proje sorumlusu ...Temmuz brüt maaşı 13.842,56 TL, saha sorumlusu ... temmuz brüt maaşı 3.598,00 TL, SGK işveren payı 808,00 TL, 1 elektrik ustası, 1 düz işçi maaşı toplam 2.917,22 TL, işçilerin haziran ayı maaşı 437,32 TL, işçilerin temmuz ayı barınma kirası 650,00 TL, ... 161,40 TL, Kardelen 240,00 TL, ... ve konteynıra yapılan ödeme 6.313.00 TL, Kartepe masraflar 1.511,56 TL olmak üzere toplam 32.520,46 TL olduğunu belirterek, zararın dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte tahsili talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalının işin yapılması için gerekli çaba ve özveriyi gösterdiğinin maillerden anlaşıldığını, meydana gelen bir zarar var ise bu zararın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının resmi prosedürleri tamamlamadığını, bu nedenle kusurun davacıya ait olduğunu, keşide edilen ihtarname ile davacıya avans olarak ödenen 75.000,00 TL'nin iadesinin istendiğini belirterek, kusurun davacıda olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, yer tesliminden itibaren 7 gün içinde başlanacağı 30 gün süreceği ve her halükarda 10.9.2014 tarihinde tamamlanacağının kabul edildiği, dosyada yer teslimine ilişkin herhangi bir tutanağa rastlanmadığı, davalı/işverenin kendisine düşen hazırlık işlerini yapmaması nedeniyle kural olarak TBK.md. 106/f. 1 uyarınca "alacaklı temerrüdüne" düştüğü ve davacı/yüklenicinin de, TBK.md.110 uyarınca, borçlu temerrüdü hükümlerine istinaden sözleşmeden dönmeye hak kazandığı, TBK.nun 123'üncü maddesinde: "karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü taktirde diğeri borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebilir" hükmüne yer verildiği, madde hükmüne göre davacı/yüklenicinin sözleşmeden dönebilmesi için, öncelikle davalı/işverene, kendisine düşen hazırlık işlemlerini yapması için uygun bir mehil vermesi gerektiği, TBK.124'üncü maddesine göre ise, karşı tarafın içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılması halinde mehil verilmeden de sözleşmeden dönülmesinin mümkün olduğu,davacı/yüklenicinin sözleşmeden dönmekte haklı kabul edilebilmesi için önce, TBK.md.123 uyarınca davalı/işverene, kendisine düşen hazırlık işlemlerini yapması için uygun bir süre vermesi ve bu süre sonunda da hazırlık işlemleri (yer teslimi vb.) yapılmadığı takdirde sözleşmeden dönmesi gerekirken, davacı/yüklenici tarafından davalı/işverene gönderilen 25.7.2014 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamede mehil vermeden sözleşmeden dönülmesi nedeniyle, davacının sözleşmenin feshinde haksız olduğu, uğradığı iddia edilen zararların (menfi zararların) tazminini talebe hak kazanılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Yerel mahkeme kararı davacı yanca istinaf edilmiştir. Dairemizin █████/2023 tarih ████████ - ████████ karar sayılı ilamıyla, Taraflar arasında 19.06.2014 tarihinde imzalanmıştır. Sözleşmenin 7.1 maddesinde iş bitirme süresi sözleşme imzalanma tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde işlerin yapılmasına başlanılması ve 30 gün içinde tamamlanması kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında gönderilen ve taraflarında kabulünde olan 09.07.2014 tarihli ve 11.07.2014 tarihli e-maillere göre, davacı yüklenici tarafından sözleşme gereğince bir kısım edimlerin yapılmasına başlanıldığı, ancak özellikle enerji müsadesi, trafo yenilenmesi, proje hatalarının düzeltilmesi ve işlerin yürütülmesi için diğer şirketlerin işlerini bitirmesi gerektiği belirtilmiş, davalı tarafından bir kısım malzemeyi İtalya ülkesinden istedikleri ve sözleşmeye süre ilavesi olabileceğinin bildirildiği görülmektedir. Mahkeme tarafından alınan her iki bilirkişi raporunda, mahkemece davalıya süre verilmesinin gerekli olmadığının kabulü halinde davacı tarafın isteyebileceği tazmini gerekli zararların miktarları arasında da çelişki bulunmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporlarına göre, sözleşmenin 19.06.2014 tarihinde imzalanmış olduğu, davacı yüklenicinin edimini 30 gün içerisinde tamamlaması gerektiği ve sözleşmenin davacı tarafından 25.07.2014 tarihinde fesih edildiği hususları ile davacı yüklenicinin sözleşme fesih edildiği aşamaya kadar sözleşme kapsamında yaptığı edimler ve işin neden tamamlanmadığı hususlarında bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple mahkemece öncelikle daha önce görev alan bilirkişi heyetlerinden farkı bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, raporlar arasındaki zarar miktarı itibariyle çelişkinin giderilmesi, ayrıca yüklenici davacının, iş sahibi davalıya TBK 123-124 maddeleri gereğince süre verilmesinin gerekip gerekmediği hususunun değerlendirilmesi, o tarihe kadar işin ne orandaki kısmının tamamlandığı, kalan işin ne kadar sürede tamamlanabileceği, iş sahibi tarafından yapılması gereken malzeme elektirik ruhsat alım vb. işlerin ne kadar sürede tamamlanacağı ve bunların sözleşme süresini ne kadar uzatacağı hususları hep bir arada değerlendirilerek, yüklenicinin beklemekteki tahammül süresini aşıp aşmadığı, buna göre fesih öncesi iş sahibine süre verilmesi gerekip gerekmediği ayrıntılı olarak değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu anlaşıldığından, dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.Mahkemece, davacının sözleşme gereği kendisine yapılan 75.000 TL avans ödemesine karşılık davalıya aynı tutarda teminat mektubu verildiğini, ancak davacının işe başlamasından önce davalı tarafından yapılması gereken işlerin yapılmaması veya hatalı olması nedeni ile yapımını üstlendiği işe başlayamadığını, bu sebeple gereksiz yere personel maaşı ödemesine ve diğer sebeplerle zarara uğramasına sebep olduğunu, davalı tarafından 11.7.2014 tarihli mailde gecikmenin kabul edildiğini, sözleşmenin ifa imkanı kalmadığından davalıya verilen teminat mektubunun iadesi istemli iş bu davayı açtığı, davalı taraf ise davacının edimlerini yerine getirmediğini ihtara rağmen kendilerine verilen avansı iade etmeyince teminat mektubu paraya çevirdiklerini bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Taraflar arasında akdedilen 19.6.2014 tarihli sözleşme ile davalının ... Kartepe/Kocaeli adresinde bulunan ... tesisinin ... dağıtım tesisi ve tank sahası elektrik işleri ile ... ve ... tesisi enstürman, ekipman ve elektrik bağlantı işlerinin yapımını üstlendiğini, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu. Davacı yüklenici, 19.06.2014 tarihinde sözleşmeyi imzalamış, ancak 25.07.2014 tarihinde işi feshetmiştir. Bu durumda yüklenicinin bekleme süresi yaklaşık 40 gün olarak hesaplanmaktadır. Benzer projelerde, işin malzeme temini, izin süreçleri ve saha hazırlıkları nedeniyle bekleme süresinin 20-30 gün arasında olduğu teknik değerlendirmelerle sabittir. Teknik inceleme bölümünde davacının 40 günlük bekleme süresinin makul olduğu ve tahammül sınırlarını aşan bir durumla karşılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomik sürdürülebilirlik açısından da yüklenicinin fesih hakkını kullanmasının anlaşılabilir olduğu sonucuna varılmıştır. Yine teknik incelemede, işveren tarafından sürecin daha sağlıklı yönetilmesi gerektiği ve organizasyon eksikliklerinin bulunduğu tespit edilmiştir. İşverenin iş planlamasında yaşanan eksiklikler nedeniyle yüklenici sahada tam anlamıyla faaliyete geçememiştir.Şantiye yerleşimi, personel temini ve saha hazırlıkları hızla tamamlanmış olmasına rağmen, işverenin iş organizasyonundaki aksaklıklar nedeniyle işlerin ilerleyemediği tespit edilmiştir. Bu durum, sözleşmenin süresine doğrudan etki etmektedir. Eksikliklerin giderilmesi için gereken sürenin 50-70 gün olduğu değerlendirildiğinden, işin zamanında tamamlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. İşverenin eksiklikleri gidermesi yönünde bir eylem planı sunduğuna dair belge bulunmadığından, yüklenicinin sözleşmeyi feshetmesi teknik açıdan değerlendirildiğinde haklı olabileceği, davacının yüklenicinin davalı iş sahibine süre vermesinin etkisiz olacağı davacının sözleşme feshinin haklı olduğu anlaşıldığından, davanın kabulü ile, 32.520,46 TL'nin 30. 01.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, alınan raporlardaki tespitler belirsiz nitelikte ve varsayıma dayalı olduğundan, bu raporlara ilişkin beyanlarımız ve itirazlarımız dikkate alınmamış, eksik, usul ve yasaya aykırı bir hüküm kurulduğunu, davacının da bu süreç ve hizmetlerde süre yönünden aksamalar olacağını bildiği ve bunu bildiği için de işbu sözleşmede tarafların kendilerini bu yönden korumaya aldıkları, her iki tarafın da bu hususları öngörmeleri sebebiyle sözleşmede de bu hususu geçirmiş olduklarının ortaya çıktığını, tarafların öngörerek kendi iradeleri ile gerçekleştirmiş oldukları ve maillerle de sebebinin ispatlanabilir niteliği olan bir durumun, bu yönden haksız ve davacı lehine yoruma sebebiyet vermesinin kabul edilemeyeceğini, zira sözleşme kurulum aşamasında taraflar oturmuş ve bu hususları tartışmış, belirlemiş ve bu sebeple de bu yönde kendi aralarında bir anlaşma tanzim ettiklerini, bu iradenin yok sayılmasının mümkün olmadığını, aksi tarafların iradelerini ortadan kaldırmaya sebebiyet verir ki, bunun da bu hale gelmesi, hukuka ve hakkaniyete ve yine sözleşme serbestliği ilkesine açıkça aykırılık meydana getirdiğini, alınan bilirkişi raporları birbiriyle çelişkir nitelik arz ettiğinden, çelişkiler yönünden yeni bir rapor alınması gerekliliği olduğunu, raporun öncelikle kendi arasında dahi çelişkiler içerdiğini, ilk bu tespitinde davacının herhangi bir talepte bulunamayacağı açıkça belirtilmişken, sonuç ve kanaat alanında yer alan tespitte, sözleşmenin feshinin haklılığı ayrımına gidilerek tarafların iradeleri ile kabul edilen hükmün kabul edilemeyeceği yönde bir sonuca ulaşıldığını, davalı müvekkile süre verilmesi gerekliliği dikkate alınmadan bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaların hükme esas alınmaması gerektiğini, zira sözleşmenin 7.3. maddesinde yazılı işe başlama talimatı almadan işlere başlaması nedeniyle herhangi bir hak ve ödeme talep edilemeyeceğinin belirtildiğini, bilirkişi tarafından 34.569,40-TL (Talep gereği 32.520,46 ) tutarında davacının ticari defter kaydı bulunduğunun belirtildiğini, ancak yukarıda belirtilen sözleşme maddesi uyarınca ve davacı uhdesinde olan işlemlerin gecikmesi neticesinde henüz işe yazılı işe başlama talimatı da verilmemiş olduğundan davacı hak ve ödeme talep edemeyeceğini, davacı dava dilekçesinde kalem kalem iddia ettiği zararlarını belirttiğini, kira bedeli, işçi maaşı, imalat bedelleri vs. iddiaları kabul anlamına gelmemekle beraber iddia edilen bu alacak kalemlerinin sözleşme kapsamı dışında olduğunu davacının ispatı gerektiğini, zira sözleşme hükümlerine aykırı davranan davacının kendisi olduğu bilirkişi heyet raporu ile ortaya konduğunu, davacı sözleşmedeki şartlara uymaksızın kusurlu hareketiyle kendi kusurundan faydalanarak zarar kalemi adı altında talepte bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı vekili, taraflar arasında 19.06.2014 tarihli sözleşme ile... dağıtım tesisi ve tank sahası elektrik işleri ile ... ve ... tesisi enstrüman, ekipman ve elektrik bağlantı işlerinin yapımının üstlenildiğini, davalı tarafından yerine getirilmesi gereken edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle işe başlanılamadığını, davalının 11.07.2014 tarihli mail ile gecikmeyi kabul ettiğini, sözleşmenin 25.07.2014 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davalının teminat mektubunu paraya çevirdiğini, davacının çeşitli personel, konaklama, kira, malzeme ve ulaşım giderleri nedeniyle toplam 32.520,46 TL zararının oluştuğunu ileri sürerek dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalının gerekli çaba ve özeni gösterdiğini, meydana gelen zarar var ise bunun davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının resmi prosedürleri tamamlamadığını, avans olarak ödenen 75.000,00 TL’nin iadesinin ihtar edildiğini, teminat mektubunun bu nedenle paraya çevrildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı yüklenicinin yaklaşık 40 günlük bekleme süresinin makul olduğu ve tahammül sınırlarını aştığı, işverenin organizasyon eksiklikleri nedeniyle işlerin ilerleyemediği, eksik işlerin tamamlanmasının 50-70 gün süreceğinin değerlendirildiği, davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu, davacının ticari defter kayıtları ve bilirkişi raporları doğrultusunda toplam 34.569,40 TL harcama yaptığı ancak taleple bağlılık ilkesi gereği 32.520,46 TL talepte bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında 19.06.2014 tarihinde imzalanmıştır. Sözleşmenin 7.1 maddesinde iş bitirme süresi sözleşme imzalanma tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde işlerin yapılmasına başlanılması ve 30 gün içinde tamamlanması kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında gönderilen ve taraflarında kabulünde olan 09.07.2014 tarihli ve 11.07.2014 tarihli e-maillere göre, davacı yüklenici tarafından sözleşme gereğince bir kısım edimlerin yapılmasına başlanıldığı, ancak özellikle enerji müsadesi, trafo yenilenmesi, proje hatalarının düzeltilmesi ve işlerin yürütülmesi için diğer şirketlerin işlerini bitirmesi gerektiği belirtilmiş, davalı tarafından bir kısım malzemeyi İtalya ülkesinden istedikleri ve sözleşmeye süre ilavesi olabileceğinin bildirildiği görülmektedir.Mahkemece daha önce verilen karar dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi ile eksik inceleme nedeniyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece, dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Mahkeme oluşturulan bilirkişi heyetinden almış olduğu 15.02.2024 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında işin yaklaşık yüzde 10 seviyesinde gerçekleştirildiği, proje onay ve izin işlemleri ile eksik imalatların yaklaşık 30 gün içerisinde tamamlanabileceği, sözleşmenin 6.1 maddesi gereğince işyerinin peyderpey tesliminin ve süre uzatımının öngörüldüğü, bu nedenle TBK 123 maddesi kapsamında davalı iş sahibine uygun süre verilmesinin uygulanabilir olduğu, davacının ise süre vermeksizin sözleşmeyi feshettiği, davacının ticari defterlerinde toplam 34.569,40 TL harcama kaydı bulunduğu bildirilmiştir. İtirazlar üzerine alınan 17.03.2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda ise, eksik işlerin tamamlanmasının yaklaşık 50 ila 70 gün süreceği, işin süresinde tamamlanamayacağının öngörülebileceği, yüklenicinin yaklaşık 40 günlük bekleme süresinin ekonomik sürdürülebilirlik açısından tahammül sınırlarını aştığı, işveren tarafından eksikliklerin giderileceğine ilişkin somut bir plan sunulmadığı, TBK 123 maddesi kapsamında süre verilmesinin etkisiz kalacağının kabulü halinde davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu ve TBK 112 ile 125 maddeleri kapsamında 32.520,46 TL zarar talebinde bulunabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Somut olayda iş sahibinin hazırlık işlemlerini yapmamasının yanı sıra, "gecikmeler nedeniyle ek ücret ödenmeyeceğini bildirmesi", iş sahibinin sözleşmeyi dürüstlük kuralına uygun şekilde ifa etme iradesinin bulunmadığını ve ona süre verilmesinin tamamen etkisiz olacağını (TBK m. 124/1) şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Bu nedenle mahkemenin, yüklenicinin süre vermeksizin yaptığı feshi "haklı fesih" olarak nitelendirmesi kanuna tam uygundur.Tüm dosya kapsamı itibariyle, taraflar arasında imzalanan 19.06.2014 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davalının yerine getirmesi gereken hazırlık ve organizasyon işlemlerini tamamlamaması nedeniyle işe başlanamadığını, davalının gecikmeyi kabul ettiğini, bu süreçte personel, konaklama ve çeşitli giderler nedeniyle toplam 32.520,46 TL zarara uğradıklarını ileri sürerek zararlarının tahsilini talep etmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmede işyerinin peyderpey tesliminin kararlaştırıldığını, davacının gecikmeler nedeniyle ayrıca hak talep edemeyeceğini ve TBK 123 maddesi kapsamında davalıya uygun süre verilmeden sözleşmenin feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda yeniden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek rapor itibariyle eksik işlerin tamamlanmasının yaklaşık 50 ila 70 gün süreceğinin, yüklenicinin yaklaşık 40 günlük bekleme süresinin tahammül sınırlarını aştığının, işverenin organizasyon eksiklikleri nedeniyle işlerin ilerleyemediğinin, davacının sözleşmeyi feshetmesinin teknik açıdan haklı görülebileceğinin ve davacının ticari defter kayıtlarına göre 32.520,46 TL zararının bulunduğunun tespit edildiği, anılan raporun BAM kaldırma kararında belirtilen araştırma ve inceleme eksikliklerini giderir nitelikte, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, mahkemece rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.221,47 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.235,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 986,07 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.