İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, kentsel dönüşüm projesindeki götürü bedelli anahtar teslim sözleşmeye ilişkin haksız hakediş kesintileri, maliyet artışları ve sözleşme geçersizliği iddialarına dair istinaf başvurusu incelemesi.
Özet: İstinaf eden firma, kentsel dönüşüm projesi kapsamında yürüttüğü mekanik tesisat işlerinin büyük kısmını tamamlamasına rağmen, karşı tarafça tek taraflı düzenlenen hakedişlerde, götürü bedele dahil kalemlerin haksız düşülmesi, eksik ek iş hesaplaması, fahiş temizlik ve malzeme kesintileri gibi sözleşmeye aykırı ve gerçek dışı hesaplamalarla borçlu gösterildiğini; ana yüklenicinin gecikmeleri nedeniyle projenin uzaması sonucu oluşan maliyet artışları ve vaat edilen fiyat farklarının ödenmemesi gibi nedenlerle sözleşmenin geçersizliğinin ve uğradığı zararların tespitini talep ettiğini belirtmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2026
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Tespit (D.İş)
KARAR TARİHİ :█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda değişik işler esası üzerinden verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Talep; taraflar arasındaki götürü bedelli anahtar teslim sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti talebine ilişkin olup, mahkemece delil tespiti talebinin reddine dair verilen karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Talep eden; taraflar arasında █████/2022 tarihinde İstanbul ili Üsküdar ilçesi,... mahallesinde gerçekleştirilen Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi 2. Etap kapsamında 706 adet konut, 75 adet ticari ünite, 1 adet cami, 1 adet lojman inşaatı ile altyapı ve çevre düzenleme işi kapsamında mekanik tesisat ve temel borulama işlerinin yapılmasına ilişkin götürü bedelli anahtar teslim sözleşme imzalandığını, taraflarınca sözleşme kapsamında üstlenilen işlerin yaklaşık %99unun tamamlandığını, sözleşme ve proje kapsamında üzerine düşen yükümlülüklerin büyük ölçüde yerine getirildiğini, karşı tarafça █████/2026 tarihli hakedişin taraflarınca tebliğ edildiğini, söz konusu hakedişte şirketinin 7.181.267,97 TL borçlu gösterildiğini, ancak söz konusu hakedişin karşı tarafça tek taraflı düzenlendiğini, sözleşmeye teknik şartnamelere v fiili imalatlara aykırı hesaplamalar içerdiğini, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu hakedişte yer alan kesintilerin önemli bir bölümünün haksız, sözleşmeye aykırı ve gerçeği yansıtmayan hesaplamalara dayandığını, özellikle sözleşme götürü bedelli olmasına rağmen projede bulunmadığı gerekçesiyle yangın pompası, duşakabin, duş teknesi, flowmetre, itfaiye su alma ağzı, kazan dairesi akustik ölçümü, etajer gibi iş kalemlerinin hakedişten düşüldüğünü, oysa bu kalemlerin ihale dökümanlarında yer aldığını, götürü bedel kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, taraflarınca █████/2025 tarihinde teklif edilen 2.000.000,00 TL fiyat farkının avans verilmesi şartına bağlandığını, ancak avans taleplerinin reddedildiğini, bu nedenle vaat edilen fiyat farkının taraflarınca ödenmediğini, şantiyede çalışan işçilerinin SGK kayıtlarının davalı şirket alt işveren dosyasında bulunması nedeniyle taraflarınca merkez SGK dosyasına nakil talep edildiğini, ancak davalı tarafından bu talebin kabul edilmediğini, bunun sonucunda işçilerin çıkış ve yeniden giriş işlemlerinin yapılmak zorunda kalındığını ve yaklaşık 700.000,00 TL kıdem tazminatı yükünün doğduğunu, taraflarınca gerçekleştirilen ek işlerin toplam tutarının 12.751.342,41 TL olmasına rağmen davalı tarafından yapılan hesaplamada bu tutarın 6.786.682,41 TL olarak gösterildiğini, bu hesaplamanın açıkça hatalı olduğunu, hakedişte yer alan temizlik kesintisinin 3.586.680 TL başta olmak üzere birçok kesintinin fahiş ve gerçek dışı olduğunu, davalı tarafından malzeme alımı adı altında kesilen bedellerin taraflarına ait depoda mevcut malzemelere rağmen yapıldığını, piyasa fiyatlarının çok üzerinde faturalandırıldığını, jet fan, havalandırma, hidrofor, pompa tamirleri, boya işleri ve elektrik bağlantıları gibi birçok kalemin taraflarından kaynaklanmayan nedenlerle taraflarına yüklendiğini, şirket personeline ilişkin arabuluculuk giderleri dahi haksız şekilde hakedişten düşüldüğünü, namı hesabına kesilen işçilik kesintilerinin gerçek değerleri yansıtmadığını, doğalgaz proje ve gaz açma bedellerinin ana yükleniciden kaynaklanan gecikmelere rağmen taraflarınca yüklendiğini, sözleşme artış oranı kapsamında yapılan %25 oranındaki kesintinin de sözleşmeye aykırı şekilde uygulandığını, davalı şirket tarafından düzenlenen hakedişlerin süresince sürekli olarak şantiye kesintileri adı altında %10-15 oranında kesintiler yapıldığını, bu kesintilere itiraz edildiğinde ise hakediş ödemelerinin geciktirileceği yönünde baskı uygulandığını, sözleşmeye göre iş süresinin 10 ay olmasına rağmen davalı şirketin kaba inşaatının zamanında tamamlayamaması nedeniyle proje süresinin yaklaşık 3 yıla uzadığın, bu süreçte yüksek enflasyon sebebiyle işçilik ve malzeme maliyetlerinin ciddi şekilde arttığını, şirketlerinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini büyük ölçüde yerine getirmiş olmasına rağmen davalı şirket tarafından yapılan aşırı ve haksız kesintiler sonucunda şirketinin borçlu gösterilmeye çalışıldığını, şantiye güvenliğinin sağlanmasınını sözleşme gereği davalı ana yüklenici firmanın sorumluluğunda olmasına rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle şantiye sahasında çeşitli hırsızlık olaylarının meydana geldiğini, bu olaylar sonucunda şirketlerine ait malzeme ve ekipmanlarda yaklaşık 5.000.000,00 TL tutarında maddi zarar oluştuğunu, bu nedenle anılan zararların da bilirkişi incelemesi kapsamında değerlendirilmesini talep ettiklerini, şantiyede yaşanan ve davalı ana yüklenicinin sorumluluğunda bulunan elektrik altyapısındaki yetersizlikler nedeniyle meydana gelen sık ve uzun süreli elektrik kesintilerinin iş programını ciddi şekilde aksamına neden olduğunu, bu kesintiler sebebiyle önemli ölçüde iş gücü kaybı yaşandığını, ayrıca kullanılan takım ve ekipmanlarda arızalar meydana geldiğini, şirketlerinin bu nedenle yaklaşık 3.000.000,00 TL tutarında maddi zarara uğradığını, yapılan işlerin gerçek değeri dikkate alındığında şirketinin 13.922.357,65 TL alacağı bulunduğunu, ayrıca şantiyede meydana gelen hırsızlık olayları ve elektrik kesintilerinden kaynaklanan zararları da göz önünde bulundurulduğunda hakediş alacağının daha yüksek çıkması gerekirken davalı tarafından yapılan hesaplamaların şirketlerini haksız şekilde borçlu gösterdiğini, bu nedenle gerçek hakediş ve zararların bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesinin zorunlu olduğunu, davalı tarafından düzenlenen hakediş teknik ve mali yönden hatalı olduğundan uyuşmazlığın çözümü için inşaat, mekanik tesisat ve mali hesaplamalar konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılmasının zorunlu olduğunu, HMK madde 400 "taraflardan her biri görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması yada tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen haller dışında delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır." hükmünü amir olduğunu, iş bu sebeple mahkemeye başvurarak işin geldiği seviye ile şirketin hak ettiği gerçek bedelin taspetini talep etme zarureti hasıl olduğundan bahisle davalı tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli hakedeşin hatalı ve gerçeğe aykırı olduğunun tespitine, taraflar arasındaki sözleşme ve fiili imalatlar kapsamında gerçek hakediş ve alacak miktarının bilirkişi incelemesi ile tespitine, yapılacak bilirkişi incelemesi ücretleri, keşif giderleri, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece █████/2026 tarihli karar ile; delil tespiti talep edilen hususların hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali bulunmadığı gibi esas davanın konusunu oluşturabilecek mahiyette kapsamlı talepler olduğu, bu haliyle delil tespiti yaptırılmasında hukuki yarar bulunmadığından delil tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.Talep eden istinaf dilekçesi ile; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ D.İş sayılı dosya ile delil tespiti talebinde bulunulmuş olup, yerel mahkemenin ████████ K. Sayılı ilamı ile taleplerin ayrıntılı ve kapsamlı olduğu gerekçesi ile davamızın reddine karar verildiğini, karşı taraf ile imzalanan sözleşme kapsamında yapılan imalatın seviyesinin ve dolaylı olarak da karşı tarafça iddia edilen hak ediş tablosunun doğruluğunun tespitinin talep edildiğini, dava dilekçesinde sözleşme kapsamında yaşanan olayların ayrıntılı olarak açıklandığını, yerel mahkemenin taleplerin eda davasının konusunu oluşturduğunu değerlendirdiğini, bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, proje alanı karşı tarafın hakimiyet alanı olduğundan gelinen aşamada yapılmış imalatların zarar görmesi ve değiştirilmesinin söz konusu olduğunu, bu sebeple mevcut proje alanının ve yapılmış imalatların derhal tespitinin önem arz ettiğini, yapılacak tespit sonrasında eda davasının açılacağını, eda davasında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılana kadar yapılan imalatlar zayi olacağından bu aşamada tespit talebini ileri sürmekte hukuki yarar bulunduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Taraflar arasında; 28.02.2022 tarihinde İstanbul ili, Üsküdar İlçesi, ... mahallesinde gerçekleştirilen Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi 2.Etap kapsamında 706 adet konut, 75 adet ticari ünite, 1 adet cami, 1 adet lojman inşaatı ile altyapı ve çevre düzenleme işi kapsamında mekanik tesisat ve temel borulama işlerinin yapılmasına ilişkin götürü bedelli anahtar teslim sözleşme akdedilmiştir. Delil tespiti, ileride açılacak veya açılmış olan bir dava ile ilgili delillerin, bazı şartlar altında zamanından önce toplanıp emniyet altına alınmasını sağlamak için kabul edilmiş bir müessese olup, usul hukuku açısından bir dava çeşidi değil, bir çeşit tedbirdir. Nitekim bu müessese 6100 sayılı HMK'nın 400–406. maddelerinde düzenlenmiştir. Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır. Bu hali ile delil tespitine ilişkin talep bir dava olmadığı gibi talebin incelenmesi sonunda verilen ret veya kabul kararı da nihai bir karar niteliğinde değildir.Geçici hukuki korumalardan olan delil tespiti talebinin reddi halinde yeniden talepte bulunulabileceği gibi, yapılan tespit sonucu da kesin nitelikte olmayacaktır.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İstinaf yoluna başvurulabilecek kararlar" başlıklı 341. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir." Görüldüğü üzere, geçici hukuki korumalar arasında sadece ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı istinaf isteminde bulunulabilecek olup, delil tespiti bu kararlar arasında sayılmamıştır. Mevcut yasal düzenlemeler karşısında, delil tespitinin bir dava niteliğinde olmaması ve kesin bir hüküm oluşturmaması sebebiyle tek başına istinaf kanun yoluna tabi değildir.Delil tespiti istemleri hakkındaki kararlar geçici hukuki koruma kararı niteliğinde olduklarından nihai karar olarak nitelendirilmeleri mümkün değildir. Kaldı ki kanun koyucu, HMK' nın 400. ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti istemleri hakkında verilen kararlar yönünden başvurulabilecek herhangi bir kanun yolu da öngörmemiştir. Bu durum karşısında delil tespiti talepleri hakkında verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir.Açıklamalar nedenlerle; istinaf istemine konu karar, delil tespiti talebinin reddine ilişkin olup HMK' nın 341. maddesi uyarınca delil tespiti taleplerinin kabul veya reddine ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün olmadığından talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2026 tarih, ████████ D.iş, ████████ Esas sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, talep edenin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,
2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!