İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen "Alaçatı" markasına tecavüz davasında, yerleşim yeri adı olan markanın mal ve hizmet benzerliği bulunmadığından tecavüz oluşmadığı tespit edilmiştir.
Özet: Alaçatı ibareli tescilli markanın sahibi davacının, davalının "Alaçatı Peynircisi" kullanımının markasına tecavüz teşkil ettiğini iddia ettiği davada, bilirkişi raporu ve mahkeme değerlendirmesi, davacının markası ile davalının markalarının mal ve hizmetlerinin benzer olmadığını, davacının maddi kayıp yaşamadığını ve "Alaçatı" gibi bir yerleşim yerinin adının tek başına bir kişi lehine tescilinin başkalarının kullanımını engellememesi gerektiğini vurgulayarak, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturmadığı sonucuna varmıştır.

T.C.
İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ███████DAVA : Markaya Tecavüzün Önlenmesi DAVA TARİHİ : █████/2019KARAR TARİHİ : █████/2021Davacı vekili tarafından █████/2018 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumunda tescilli "..." ibareli ...nolu markanın sahibi olduğunu, davalı yanın hiçbir izin almadan müvekkilinin bilgisi dışında haksız ve hukuka aykırı olarak "..." markasını ürettiği peynir ürünlerinde "... peynircisi" kullandığını, müvekkilinin markasını taklit ederek tüketicileri yanılttığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüz tecavüzde bulunduğunu belirterek, markaya tecavüzün önlenmesini, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesini, sosyal medya hesaplarının kapatılmasını, basılı evrakların toplanmasını, hükmün ilanını ve fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 2.500 TL manevi ve 7.500 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın "..." ibareli marka için ... no ile başvuruda bulunduğunu, bu hususun dahi davacının "..." ibaresini yalın halde kullanmadığının kanıtı olduğunu, turistik bir yer ismi olan "... ibaresinin tek başına bir kişinin kullanımına bırakılamayacağını, davacının "..." ibaresini önceden tescil ettirmiş olsa dahi kullanımının 2016 yıllına ait olduğunu, müvekkilinin kullanımının ise daha eski olduğunu, markayı aktif olarak kullandığını ve davacının bu kullanıma 5 yıldan uzun süredir itirazı bulunmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir. BİLİRKİŞİ RAPORU:█████/2021 tarihli mali müşavir ve marka vekili bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle; davacı firmanın yıllık net satış ve karında, dava öncesi döneme göre yıllara sari olarak pozitif artış olduğunu ve davacının marka ihlalinden kaynaklanan maddi kazanç kaybının olmadığını, davacı firmanın 551 günlük dava döneminde, yaklaşık olarak 10.453,31 TL civarında vergi öncesi net kardan yoksun kaldığını, davaya konu davacı adına ... nolu 29.sınıfta tescilli "alaçatı" ibareli markanın , davalı ...ya ait... nolu 35. Sınıfta tescilli "..." ibareli ve ..."... alaçatı peynircisi" ibareil alaçatı peynircisi şekilli markanın olduğunu, davacının marka hakkının davalı markasından önce koruma hükümlerinden yararlanmaya başladığını, öncelik hakkı olduğunu, markaların mal ve hizmetlerinin benzer olmadığını, davalının tescilli markalarının kullanımı ile davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığını rapor etmişlerdir. TESPİT, DELİL DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Davacı şirket adına kayıtlı "..." ibareli... nolu markasına davalı markasının tecavüzünün tespit önlenmesi ve tazminat talep dava açmıştır. Davacının tazminat talepleri tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiştir. Marka, bir işletmenin mal ve/veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işarettir.Markanın başkaları tarafından haksız kullanımı ve marka hakkının ihlali durumunda marka sahibi SMK'nın 149. Maddeki talepler ile 150 ve 151. Maddesinde düzenlenen maddi tazminat ve yoksun kalınan karı isteyebilecektir.Bu kapsamda aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılmaktadır:a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 6769 sayılı kanunun 7. maddesinde belirtilen biçimlerde kullanmak.b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerinikullanmak suretiyle markayı taklit etmek.c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklitedildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya buhakları üçüncü kişilere devretmek. Davacı markasının "... isminin İzmir ili Çeşme ilçesine bir mahalle ismi olduğu, bir yerleşim yerinin adı olduğu, markası isminin salt bir yerleşim yeri adı olduğu, herhangi bir ekinin olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ E - █████████ K ve 26.11.1999 ilamında da belirttiği üzere; " şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır. Örnek verilmek gerekirse İstanbul, Ankara veya İzmir veya dava konusu olayda olduğu gibi İstanbulun maruf bir ilçesinin adı olan sadece "..." sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Zira, yerleşen uygulamaya göre, bu isim, markanın "kök" sözcüğü olacak ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesine neden teşkil edecektir. Yasanın genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerekir.", yargıtay ilamında da belirttiği üzere bir yer ismini kişinin tekeline bırakmak yasanın genel amacına aykırı düşecektir. Burada bir de ayırt ediciliği zayıf marka hususuna dayanmak gerekmektedir. Zayıf marka kavramı ayırt edicilik derecesi düşük olan veya tescil istendiği mal veya hizmete yakın duran, ait olduğu işletmenin mal veya hizmetlerini , diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etme kapasitesi göreceli olarak az olan markalarıdır. Bir marka ister doğuştan, ister kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmış olsun, ne kadar ayırt edici ise karıştırma ihtimali o derece de yüksektir. Zayıf marka tescilli olduğu mal veya hizmet ile yakınlık içerisinde olan ya da günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcükler bakımından söz konusu olabilir. Bir markanın zayıf marka olarak kabul edilebilmesi için ilgili ibarenin kullanıma konu edildiği mal ya da hizmet ile ilintili olması zaruri değildir. Yaygın kullanılan bir isim de zayıf marka olarak kabul edilebilmektedir. Markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Örtüşmeyen bileşenlerin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınacaktır. Düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsurun örtüşmesi, normalde kendiliğinden karıştırılma ihtimaline yol açmaz. Davacının "..." markası süt ve süt ürünlerinde sıklıkla kullanıldığından ayırt ediciliği zayıf bir marka olduğu, sonuna veya başına ekleme yapılarak kullanıma müsait olduğu, davalının "...peynircisi" ibareli kullanımının davacı markası ile iltibas yaratmayacak mahiyette olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Davacının davasının reddine, Alınması gereken 59,30 TL karar harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harçtan mahsubu ile eksik 14,90 TL karar harcının davacı tarafından alınarak Hazine'ye irat kaydına, Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT'ne göre belirlenen 5.900 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine,Davacı tarafından yapılan toplam 1.386,10 TL yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan toplam 6,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine, Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili yanlara iadesine, Gerekçeli hükmün, tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, İstinaf Kanun yolunun İzmir Bölge Adliye Mahkemelerinin 11. Ve 20. Hukuk İstinaf Daireleri nezdinde açık olduğuna dair verilen karar, yanların huzurunda usulen okunup anlatıldı. █████/2021Katip...E imza Hakim ...eimza