İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, rotor satışından kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ayıplı mal savunmasını reddeden bilirkişi raporunu esas alarak karar verdi.
Özet: Davacı tarafın sattığı ve bedelini alamadığı rotor için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davada, davalı taraf rotorun ayıplı olduğunu savunmuş, ancak bilirkişi incelemesi sonucunda rotorun teknik olarak ayıplı olmadığı, karmaşık çelik döküm parçalarda sıfır kusurun mümkün olmadığı ve davalının "hiçbir hata olmayacaktır" şeklindeki beklentisinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği tespit edilmiştir; bu nedenle yerel mahkeme, davalı tarafın itirazının kısmen iptaline, icra takibinin asıl alacak üzerinden devamına ve davacıya icra inkar tazminatı ödenmesine karar verirken, temerrüt şartı oluşmadığı için işlemiş faiz talebini reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2021
NUMARASI:███████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Müvekkili ile davalı borçlu arasındaki alım-satım ilişkisine binaen davalı tarafa 1 adet ... mal ve hizmetin eksiksiz bir şekilde temin edildiğini ve buna ilişkin █████/2019 tarihli ... sıra numaralı 106.200,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, davalı tarafça bu fatura bedelinin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazları neticesinde bu icra dosyasının İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... sayısını aldığını, yine davalının itirazları neticesinde bu icra dosyasının İstanbul 31. İcra Müdürlüğü’nün ... sayısını aldığını, davalı şirketin yine haksız ve dayanaksız olarak borca ve fer'ilerine itiraz ederek icra takibini durduğunu belirterek, davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptali ile davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; Müvekkili şirketin tarım ürünleri üzerine faaliyet göstermekte olup, çeşitli makineler kullandığını, bu makinelerin belirli imalat parçaları gereksinimleri doğduğunu, müvekkili şirketin vakum pompasının rotor arızası nedeniyle değişiminin yapılabilmesi için teklifler topladığını ve yapılan teklif değerlendirme sonucunda ... firmasında karar kılındığını, 03.12.2018 tarihinde davalıya geçilen sipariş ile ... ürününün talep edildiğini, kendileri tarafından ürünün döküm işlemlerine başlandığını ancak siparişin teslimi için davalı tarafından vaat edilen süre 8 hafta olmasına rağmen ürünün müvekkili şirkete 08.05.2019 tarihinde teslim edildiğini, rotorun geç tesliminin açıklaması olarak davalı tarafından gönderilen e-posta ile 3 adet rotor dökümü yapıldığı, tam olarak davalının içine sinmediği için yenisinin yapıldığı ifade edildiğinden, müvekkili şirket tarafından ürün üzerinde penetrasyon testleri yapıldığını, ancak yeterli görülmeyip tüm nakliye ve test masrafları müvekkili şirket tarafından karşılanmak suretiyle bağımsız akredite kuruluş olan ....Şti firmasına test ettirmek üzere İzmir’e gönderildiğini, 27.06.2019 tarihinde test sonuçlarının olumsuz çıkması sonucunda durumun derhal davalıya bildirildiğini, test raporlarının kendileri ile paylaşılarak Türk Ticaret Kanunu 23/1-c maddesi göndermesi ile Türk Borçlar Kanunu 223. Madde hükümlerince müvekkili şirketin gizli ayıba karşı bildirim yükümlülüğü yerine getirildiğini, ayrıca ürün için usulüne uygun iade faturası düzenlendiğini, davacıya gönderilen Üsküdar .... Noterliği'nin 12.07.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıplı ürünün iade alınmamasının, faturanın kabul edilmemesi durumunda tüm yasal başvuru yollarının saklı olduğunun bildirildiğini, ancak ürün ve iade faturasınının davalı tarafından kabul edilmediğini belirterek, davanın reddine ve davacının alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Davacı tarafından davalıya rotor satışı gerçekleştirdiği, davalı tarafın fatura bedelini ödememesi üzerine icra takibi yapıldığı ve takibe itiraz edilmesi üzerine işbu davanın açıldığı, davalı tarafın rotorun ayıplı olduğu savunmasında bulunulduğu, rotorun bulunduğu yerde keşif yaptırılıp bilirkişi raporu alındığı, raporda; "karmaşık ve çelik döküm parçalarında sıfır kusur ve hatanın mümkün olmadığının, önemli olanın hangi kusur standardında parça istendiği olduğunun, davalı firmanın sipariş formundaki "hiçbir hata olmayacaktır" şeklindeki açıklamasının makine sanayi eksantrik döküm parçalar için hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve dava konusu rotorun ayıplı mal olarak nitelendirilemeyeceği" şeklinde görüş belirtildiği, bu nedenle davalı taraf rotor satış bedelini ödemediğinden davanın asıl alacak yönünden kabulüne, alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne, icra takibi öncesi davalı taraf temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 106.200,00 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, asıl alacak 106.200,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında;
1-)Bilirkişi heyetinin rotor üzerinde kusurlar bulunduğunu tespit ettiği halde, buna rağmen rotorun ayıplı mal sayılamayacağı yönünde kanaat bildirmesinin çelişkili olduğunu, bilirkişi raporunda; "rotorun belirli kalite kriterlerini karşılamadığınun, Sıvı Penetrant Testi ile Radyoaktif Testlerden geçemediğinin ve rotor kanatlarında kusurlar bulunduğunun" açıkça belirlendiğini, buna rağmen rotorun ayıplı kabul edilmemesinin hukuka ve teknik gerçeklere aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin de bu çelişkili bilirkişi raporunu aynen benimseyerek, yalnızca sipariş formunun eksik olduğu gerekçesine dayalı olarak rotorun ayıplı olmadığı sonucuna ulaşarak hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu,
2-)Eser sözleşmesinde yüklenicinin taahhüt ettiği özelliklerin eksik olması veya dürüstlük kuralına göre beklenen faydayı sağlayamayacak durumda bulunmasının ayıp olarak değerlendirildiğini, taraflar arasında açıkça kararlaştırılmasa dahi eserin kullanım amacına uygun olması gerektiğini, yüklenicinin kullanılmaya elverişli bir eser teslim etmek zorunda olduğunu,
3-)Gizli ayıpların ilk bakışta fark edilemeyen, ancak sonradan yapılan incelemelerle ortaya çıkan ayıplar olduğunu, bu tür ayıpların teslim sırasında fark edilmemesinin iş sahibinin hak kaybına yol açmayacağını, bu kapsamda rotorun teslim alınmış olmasının davacı yükleniciyi sorumluluktan kurtarmayacağını,
4-)Sipariş formunda, rotorun proje değerlerine ve malzeme kalitesine uygun olması, dökümde hiçbir hata bulunmaması, gözenek, katmer, çatlak olmaması, döküm hatalarının kaynakla tamir edilmemesi, sertlik testi ve tahribatsız muayene raporlarının sunulması, yüzey düzensizliklerinin bulunmaması gibi çok sayıda teknik kriterin açıkça talep edildiğini, ayrıca sözlü görüşmelerde de rotor üzerinde çatlak ve benzeri kusurların kabul edilmeyeceğinin davacıya bildirildiğini, buna rağmen davacının siparişi şerhsiz kabul ederek üretime başladığını, davacı herhangi bir çekince koymadan üretime başladığı için rotorun hatasız ve yüksek kalite standardında teslim edileceği konusunda taraflar arasında zımni mutabakat oluştuğunu,
5-)Davacının sipariş formundaki eksiklikleri ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı eğer belirtilen kalite standartlarını sağlayamayacak durumda ise üretime başlamadan önce müvekkili şirketten ayrıntılı bilgi istemesi, teknik detayları netleştirmesi veya siparişe çekince koyması gerektiğini, buna rağmen davacının hiçbir uyarıda bulunmadan üretimi gerçekleştirdiğini,
6-)Davacının teslim süresi konusunda da taahhüdünü yerine getirmediğini, gecikmenin açıklaması olarak da "davacının daha önce üretilen üç rotorun kalite bakımından yeterli bulunmadığının ve bu nedenle yeniden üretim yapıldığını e-posta ile bildirdiğinin" belirtildiğini, bu durumun, davacının talep edilen yüksek kalite standardını bildiğinin açık göstergesi olduğunu,
7-)Bağımsız test kuruluşu tarafından yapılan incelemelerde rotorun talep edilen kalite standartlarını karşılamadığının ve ayıplı olduğunun ortaya çıktığının belirtildiğini, bilirkişi raporundaki sipariş formunda standart numaralarının belirtilmediği yönündeki tespitin eksik olduğunu, çünkü sipariş formunda açık şekilde çatlak, gözenek, yüzey bozukluğu bulunmaması gibi kalite kriterlerinin yer aldığını,
8-)Bilirkişi raporundaki “sıfır hata mümkün değildir” yönündeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, sipariş formunda yalnızca hatasız ürün talebi belirtildiği için uzman olan davacının gerekli teknik açıklamaları yapma yükümlülüğü altında bulunduğunu, davacının hiçbir çekince koymadan üretimi tamamladıktan sonra “sıfır hata mümkün değildir” savunmasına dayanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,Bilirkişi raporunda yer alan "“hiçbir hata olmayacaktır” şeklindeki sipariş ifadesinin makine sanayisindeki eksantrik döküm parçalar açısından hayatın olağan akışına aykırı olduğu" yönündeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, bu durumun makine sektöründe uzman kişilerce bilinebilecek teknik bir konu olduğunu, tarım sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin bunu bilmesinin beklenemeyeceğini, bu nedenle, davacının üretime başlamadan önce müvekkili şirketi bilgilendirmesi, hangi kusur standardının uygulanacağını açıklaması ve garanti süresi gibi hususları netleştirmesi gerektiğini,
9-)Bilirkişi heyetinin ... marka ithal rotorlarla yaptığı kıyaslamanın da gerçeğe aykırı olduğunu, ... marka rotorlarda uygunsuzluk oranının %8,8 civarında olduğunu,buna karşılık davacının ürettiği rotorda uygunsuzluk oranının %60 seviyesine ulaştığını, rotor kanatlarında yapılan 36 testin 22’sinde, gövde kısmındaki 9 testin ise 5’inde uygunsuz sonuç alındığını; bazı bölgelerde kusurların ...’in dahi üzerinde olduğunu, bu nedenle bilirkişi raporundaki karşılaştırmanın teknik ve bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu,
10-)Rotorun kullanılacağı tesisin durmasının müvekkil şirkete saatlik yaklaşık 13.000 USD zarar verdiğini, bu nedenle rotorun kusursuz çalışmasının zorunlu olduğunu, fabrikadaki bu tür ünitelerin 7/24 çalışmasının beklendiğini, dolayısıyla parçaların hatasız olması gerektiğini, bu çerçevede bilirkişilerin “garanti süresi belirtilmemiş” yönündeki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu,
11-)Bilirkişi raporundaki, çalışma ortamı ve proses bilgisi verilmediği yönündeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, müvekkili şirketin teknik proje ve şartnameleri tedarikçilerle paylaştığını, ayrıca know-how niteliğindeki tüm üretim bilgilerini paylaşmasının beklenemeyeceğini, buna rağmen bugüne kadar başka tedarikçilerden “eksik bilgilendirme” yönünde bir şikâyet alınmadığını,
12-)Sipariş formunda tahribatsız muayene raporlarının açıkça talep edilmesine rağmen bilirkişilerin “penetrant ve radyografik test yapılacağının bildirilmediği” yönündeki tespitlerinin de hatalı olduğunu,
13-)Bu açıklamalar ışığında, rotorun teknik kriterleri karşılamadığını, yapılan testlerde kusurların tespit edildiğini, rotorun taraflar arasındaki zımni anlaşmaya ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde üretildiğini, dolayısıyla ayıplı mal niteliğinde olduğunu,
14-)TBK’nın 474-478. Maddeleri gereğince yüklenicinin iş sahibini hatalı veya eksik talimatlar konusunda uyarması gerektiğini, TBK 476 kapsamında, yüklenicinin iş sahibinin verdiği talimatın yanlış veya yetersiz olduğunu fark ettiği durumda iş sahibini aydınlatma ve uyarma borcu altında olduğunu; aksi halde ortaya çıkan ayıptan sorumlu olacağını, bilirkişi raporunda sipariş formunun eksik olduğu yönünde değerlendirme yapılmış olsa dahi, davacının bu eksiklikleri gidermek amacıyla müvekkili şirketten ayrıntılı bilgi istemediğini, siparişi açıklığa kavuşturmadığını ve herhangi bir ihtarda bulunmadan üretime başladığını,
15-)Bilirkişi raporunun sonuç kısmında da davacının “daha detaylı sipariş formu istemediği için hatalı olduğu” yönünde hatalı tespit yapıldığını,
16-)Hükmedilen icra inkâr tazminatının da hukuka aykırı olduğunu belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı tarafından yapımı gerçekleştirilen ve davalıya teslim edilen "..." ürüne ilişkin olarak düzenlenen █████/2019 tarihli ... sıra numaralı 106.200,00 TL'lik fatura bedelinin davalıdan tahsili için başlatın icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davacı, davalı tarafından sipariş edilen rotorun tarafınca imal edilerek teslim edildiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiş; davalı ise teslim edilen rotorun sipariş formunda ve teknik şartnamede kararlaştırılan özellikleri taşımadığını, bağımsız test kuruluşlarınca yapılan incelemelerde rotor üzerinde çeşitli kusurlar tespit edildiğini, ayıplı imal edilen ürün nedeniyle bedelden sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; karmaşık ve çelik döküm parçalarda sıfır kusurla üretimin teknik olarak mümkün olmadığı, sipariş formunda belirtilen “hiçbir hata olmayacaktır” ibaresinin makine sanayinde eksantrik döküm parçalar açısından hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, sipariş formunda rotorun hangi kusur standardına göre değerlendirileceğinin yeterince açıklanmadığı, bu nedenle davaya konu rotorun ayıplı mal olarak nitelendirilemeyeceği yönünde görüş bildirilmiş, mahkemece de bu görüş benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosya kapsamındaki teknik bilirkişi raporları incelendiğinde, rotor üzerinde pitting çukurcukları ve rotor kanatlarında çeşitli kusurlar bulunduğunun tespit edildiği, sıvı penetrant ve radyografik test sonuçlarında belirli uygunsuzlukların saptandığı, buna karşılık aynı raporda söz konusu kusurların rotorun ayıplı mal olarak kabul edilmesini gerektirmediği sonucuna ulaşıldığı görülmektedir. Raporda yer alan bu tespit ve sonuçların kendi içerisinde tam bir uyum göstermediği, fiziksel kusurların varlığı kabul edildiği halde bunların eserin sözleşmeye uygunluğu üzerindeki etkisinin yeterli açıklıkta ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.Bunun yanında uyuşmazlığın yalnızca metalurji, döküm teknolojisi ve teknik standartlar çerçevesinde değerlendirilmesiyle yetinildiği, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği ve Türk Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri kapsamında yüklenicinin üstlendiği borçların yeterince incelenmediği görülmektedir. Özellikle dosyada mevcut sipariş formunda rotorun proje değerlerine ve malzeme kalitesine uygun olarak imal edilmesinin, dökümde hiçbir hata bulunmamasının, gözenek, katmer ve çatlak olmamasının, döküm hatalarının kaynakla tamir edilmemesinin, sertlik testleri ile tahribatsız muayene raporlarının verilmesinin talep edildiği açıkça düzenlenmiştir. Bilirkişi heyeti ise söz konusu kriterlerin teknik olarak gerçekleştirilemeyeceği veya sektör uygulamalarına uygun bulunmadığı yönündeki değerlendirmesini esas alarak sonuca ulaşmış, ancak yüklenicinin sipariş aşamasında bu şartların teknik olarak gerçekleştirilemeyeceğini iş sahibine bildirip bildirmediği, sipariş formunda belirtilen şartların uygulanabilir olmadığı düşünülüyorsa iş sahibinin bu hususta aydınlatılıp aydınlatılmadığı, yüklenicinin uzman sıfatıyla uyarı ve bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususlarını eser sözleşmesinin kendine özgü ilkeleri çerçevesinde değerlendirmemiştir.Oysa Türk Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri uyarınca yüklenici, iş sahibinin verdiği talimatların eserin gereği gibi meydana getirilmesini engelleyeceğini veya sözleşmede öngörülen sonucun elde edilmesini tehlikeye düşüreceğini fark ettiği takdirde iş sahibini uyarmakla yükümlüdür. Somut olayda bilirkişi raporunda kabul edildiği üzere sipariş formunda belirtilen bazı teknik kriterlerin sektör uygulamalarına uygun olmadığı veya eksik teknik veri içerdiği düşünülüyorsa, bu durumda davacı yüklenicinin işin uzmanı sıfatıyla üretime başlamadan önce davalıyı bilgilendirip bilgilendirmediği, ek teknik veri talep edip etmediği,sipariş formunda belirtilen şartların gerçekleştirilemeyeceğini veya belirli standartlarla sınırlandırılması gerektiğini bildirip bildirmediği hususlarının araştırılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamından bu yönde yapılmış açık bir uyarı veya bilgilendirme bulunduğu da anlaşılmamaktadır.Ayrıca dosyada davalı tarafından teslim sonrasında yaptırılan bağımsız testler sonucunda ortaya çıktığı ileri sürülen kusurların açık ayıp mı yoksa gizli ayıp niteliğinde mi bulunduğu, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davalı tarafından gerçekleştirilen bildirimlerin Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde yeterli kabul edilip edilemeyeceği hususlarının da bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde ele alınmadığı görülmektedir.Bu durumda mevcut bilirkişi raporunun uyuşmazlığın çözümü bakımından hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunmadığı, teknik tespitler ile ulaşılan sonuç arasında yeterli açıklık ve denetlenebilirlik bulunmadığı, ayrıca uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanan yönleri ile yüklenicinin aydınlatma ve uyarı yükümlülüğü, sözleşmeye uygun ifa, açık ve gizli ayıp ile ayıp ihbarına ilişkin hususların değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca mahkemece, içerisinde eser sözleşmeleri alanında uzman bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi, sipariş formunda yer alan şartların teknik ve hukuki sonuçlarının ayrı ayrı incelenmesi, yüklenicinin uyarı ve bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi, tespit edilen kusurların sözleşmeye uygun ifa ve ayıp hükümleri bakımından sonuçlarının ortaya konulması, açık ve gizli ayıp ile ayıp ihbarına ilişkin savunmaların değerlendirilmesi ve tüm deliller birlikte incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!