İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, yerleşim yeri adı içeren markanın tescili ve benzer markalar arasındaki tecavüz iddiasına ilişkin hukuki inceleme.
Özet: Davacının ... markası ile davalının ... + şekil markası arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğu ve markaya tecavüz ile haksız rekabetin gerçekleştiği iddiasıyla açılan bu dava kapsamında, davacı tescilli markasının ihlal edildiğini ileri sürerken, davalı markasını daha önce tescil ettirdiğini ve ticari faaliyetinin olmadığını savunmuş; bilirkişi raporu, iki marka arasında görsel ve genel intiba açısından benzerlik bulunmadığını ancak fonetik olarak benzerlik olduğunu tespit etmiş, mahkeme ise davacı markasının ... ibaresinin Çeşmede bir mahalle adı olması nedeniyle coğrafi bir yerleşim yeri adı olduğu ve bu tür isimlerin tek bir kişi lehine marka olarak tescilinin kamu menfaatine aykırı düşebileceği yönündeki Yargıtay içtihatlarını dikkate alarak değerlendirme yapmıştır.

T.C.
İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ███████DAVA : Markaya Tecavüzün ÖnlenmesiDAVA TARİHİ : █████/2019KARAR TARİHİ : █████/2021Davacı vekili tarafından █████/2019 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 29.sınıfta ''...' ibareli,... nolu markasının sahibi olduğunu, karşı tarafın ''..." olarak Türk Patent ve Marka Kurumunda...numarası ile başvuru yaptığını, ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde aynı ürünlerde kullanım gerçekleştirdiğini, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini ve kaldırılmasını talep etmiştir.SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumunda 29. ve 30. sınıflardan başvuru yapmış olduğu 28.12.2012 tarih ve ...sayılı ‘‘...+ şekil’’ ibareli markası üzerinde, 28.12.2022 tarihine kadar 10 yıl süresince geçerli olduğunu. Müvekkilinin, bu marka başvurusu sonucu kullanım hakkını elde ettiğini, ''...’’ markası ile çok eskiden üretim yaptığını, daha önce ihtarnamede de ifade ettiğini üzere çok uzun süredir hiçbir ticari faaliyeti ve bu marka üzerinden elde ettiği geliri bulunmadığını, rekabete ilişkin şartların oluşmadığını ve davacı şirketin hiçbir maddi ve manevi kaybının olmadığını davanın reddini talep etmiştir.BİLİRKİŞİ RAPORU:█████/2020 tarihinde marka ve patent vekili bilirkişiden alınan raporda özetle; Davacının... sayılı markası ile, davalı tarafın... sayılı markasının aynı 29. sınıfta tescilli olduğunu, ticarette nasıl kullanıldığı dışında tescilli haliyle davalının şekil + kelime markası olduğunu, davacının sadece kelime olduğunu, davalının "..." markası ile davacının "..." markasının ortak unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davalının yazı karakterinin büyük harf el yazısı yanında değirmen görseli bulunduğunu, davacının düz yazı ve şekil unsurunun olmadığını, kavramsal anlamda ortak ibarenin Çeşme ilçesindeki ...mahallesi olduğunu, fonetik olarak "..." kısaltmasının telaffuzunun okunuş bakımından farklı olduğu halde ikinci kelimenin davacı markasıyla aynı olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal unsurlarından biri aynı olduğunda genel olarak benzerlikten söz edilebildiğinin, davalı markasındaki "..." ibaresinin görünüm ve genel intiba açısından iki marka arasında benzerlik olmadığını, fonetik açıdan benzerlik olduğunu rapor etmiştir. TESPİT, DELİL DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Davacı şirket adına kayıtlı "..." ibareli ... nolu markasına davalı markasının tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitini ve önlenmesi talepli dava açmıştır. Marka, bir işletmenin mal ve/veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işarettir.Markanın başkaları tarafından haksız kullanımı ve marka hakkının ihlali durumunda marka sahibi SMK'nın 149. Maddeki talepler ile 150 ve 151. Maddesinde düzenlenen maddi tazminat ve yoksun kalınan karı isteyebilecektir.Bu kapsamda aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılmaktadır:a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 6769 sayılı kanunun 7. maddesinde belirtilen biçimlerde kullanmak.b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerinikullanmak suretiyle markayı taklit etmek.c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklitedildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya buhakları üçüncü kişilere devretmek. Davacı markasının "... isminin İzmir ili Çeşme ilçesine bir mahalle ismi olduğu, bir yerleşim yerinin adı olduğu, markası isminin salt bir yerleşim yeri adı olduğu, herhangi bir ekinin olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin █████████ E - █████████ K ve 26.11.1999 ilamında da belirttiği üzere; " şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır. Örnek verilmek gerekirse İstanbul, Ankara veya İzmir veya dava konusu olayda olduğu gibi İstanbulun maruf bir ilçesinin adı olan sadece "... sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Zira, yerleşen uygulamaya göre, bu isim, markanın "kök" sözcüğü olacak ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesine neden teşkil edecektir. Yasanın genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerekir.", yargıtay ilamında da belirttiği üzere bir yer ismini kişinin tekeline bırakmak yasanın genel amacına aykırı düşecektir. Burada bir de ayırt ediciliği zayıf marka hususuna dayanmak gerekmektedir. Zayıf marka kavramı ayırt edicilik derecesi düşük olan veya tescil istendiği mal veya hizmete yakın duran, ait olduğu işletmenin mal veya hizmetlerini , diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etme kapasitesi göreceli olarak az olan markalarıdır. Bir marka ister doğuştan, ister kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmış olsun, ne kadar ayırt edici ise karıştırma ihtimali o derece de yüksektir. Zayıf marka tescilli olduğu mal veya hizmet ile yakınlık içerisinde olan ya da günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcükler bakımından söz konusu olabilir. Bir markanın zayıf marka olarak kabul edilebilmesi için ilgili ibarenin kullanıma konu edildiği mal ya da hizmet ile ilintili olması zaruri değildir. Yaygın kullanılan bir isim de zayıf marka olarak kabul edilebilmektedir. Markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Örtüşmeyen bileşenlerin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınacaktır. Düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsurun örtüşmesi, normalde kendiliğinden karıştırılma ihtimaline yol açmaz. Davacının "..." markası süt ve süt ürünlerinde sıklıkla kullanıldığından ayırt ediciliği zayıf bir marka olduğu, sonuna veya başına ekleme yapılarak kullanıma müsait olduğu, davalının "... + şekil’’ ibareli ibareli kullanımının davacı markası ile iltibas yaratmayacak mahiyette olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Davacının davasının reddine, Alınması gereken 59,30 TL karar harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harçtan mahsubu ile eksik 14,90 TL karar harcının davacı tarafından alınarak Hazine'ye irat kaydına, Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT.'ne göre belirlenen 5.900 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine,Davacı tarafından yapılan toplam 760,80 TL yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan toplam 6,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine, Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili yanlara iadesine, Gerekçeli hükmün, tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, İstinaf Kanun yolunun İzmir Bölge Adliye Mahkemelerinin 11. Ve 20. Hukuk İstinaf Daireleri nezdinde açık olduğuna dair verilen karar, yanların huzurunda usulen okunup anlatıldı.█████/2021Katip ...E imza Hakim ...eimza