Eskişehir Mihalıççıktaki mermer ocağı kapasite artışı projesinin çevreye etkileri nedeniyle ÇED olumlu kararının iptali davasının Danıştay temyiz incelemesi ve hukuki gerekçeleri.
Özet: İdare Mahkemesi, mermer ocağı kapasite artışı ve kırma eleme tesisi projesine verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararını iptal etmiş olup, bu iptal gerekçeleri arasında projenin ormanlarda deformasyon ve alan kaybına yol açacağı, toz örtüsünün verimli orman alanlarını olumsuz etkileyeceği, ÇED raporunda önemli bitkisel alanın belirtilmemesi, güncel literatür eksikliği, yetersiz arazi çalışması, flora ve fauna kısmının bilimsel planlamadan uzak olması, yeraltı suyu kotu belirlemede sondaj çalışması yapılmaması nedeniyle bilimsel yeterliliğin bulunmaması, kapasite artışı verilerindeki tutarsızlıklar, ÇED sürecinin mevzuata uygun işletilmemesi, faaliyetin alanın niteliğine, tarım alanlarına ve su kaynaklarına olumsuz etkileri, alınması gereken önlemlerin yetersizliği ve raporun genel olarak bilimsel ve teknik yönden eksiklikler içererek çevre ve insan sağlığı yönünden olumsuz etkilere neden olacağı tespitleri yer almaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ :Hukuk Müşaviri ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Eskişehir İli, Mihalçcık İlçesi, ... Mahallesi ... ve ... ruhsat numaralı sahalarda gerçekleştirilmesi planlanan "... ve ... Ruhsat Numaralı Mermer Ocağı Kapasite Artışı ve Kırma Eleme Tesisi İlavesi" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; planlanan kapasite artışı projesinin ormanlarda deformasyon ve alan kaybına sebep olacağı, oluşacak toz örtüsünün daha geniş alanlardaki verimli orman alanları üzerinde çap artımına ve ormancılık çalışmaları üzerine olumsuz etkilere neden olacağı, nihai ÇED raporunda bölgenin önemli bitkisel alan olmasından hiç bahsedilmediği, bölge ve yakınında yapılan çalışmalara ait hiçbir literatüre ÇED raporunda yer verilmediği, ÇED raporu hazırlanırken güncel literatür bilgilerinden faydalanılmadığı, arazi çalışmasının sadece iki günde yapıldığı ve vejetasyon dönemini kapsamadığı, hazırlanan raporun flora ve fauna ile ilgili kısmının yetersiz olduğu, bu kapsamda alınması gerekli tedbirlere ÇED raporunda bilimsel bir planlama çerçevesinde yer verilmediği, ÇED raporunun yer altı suyu kotunun belirlenmesi için sondaj çalışması içermediği, yer altı su kotu belirlenmemesi ve bu konudaki değerlendirmelerin gözleme dayalı yapılmış nedeniyle mevcut kaynakların ve yeraltı suyunun işletmeden dolayı kirlenmeye maruz kalıp kalmayacağına dair bilimsel ve yeterli değerlendirme içermediği, kapasite artışından kaynaklı iş ekipmanı ve çalışanlar ilişkin verilerin iş makinaları ve mermer ocağı büyüklüğüyle örtüşmediği, bu durumun ÇED raporundaki hesaplamaların birbiriyle bağlantı durumlarını olumsuz etkileyeceği, ÇED sürecinin mevzuata uygun işletilmediği, yürütülmesi planlanan faaliyetin, alanın niteliği, tarım alanları, su kaynakları, duyarlı yörelere etkisinin olumsuz olduğu, nihai ÇED raporunun yeterliliği ve raporda yer alan belirlemelerin çevreye ve ekolojik dengeye etkisinin daha önceki çalışmalar ile olduğu ve önlemlerin yeterli düzeyde olmadığı, bu konuda alınması gerekli önlemlere yer verilmediği, çevredeki diğer canlı yaşamına olası etkilerinin, sürdürebilirlik ve yenilenebilirlik ilkeleri kapsamında teknik ve bilimsel olarak tam değerlendirme içermediği, dolayısıyla nihai ÇED Raporunun hazırlanması ve içerik itibariyle bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı, eksiklikler içerdiği, bu haliyle çevre ve insan sağlığı yönünden olumsuz etkilere neden olacağı, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının hukuka ve mevzuata uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, orman varlığı bakımından bilirkişi raporunda ÇED Raporunda yer alan önlemler değerlendirilmeden olumsuz kanaat bildirildiği, Orman Genel Müdürlüğünün ... sayılı yazısı doğrultusunda projenin revize edilerek gerekli taahhütlerin ÇED Raporunda verildiği, Orman Genel Müdürlüğü tarafından bu çalışmalar yeterli bulunarak olumlu görüş bildirildiği, ÇED Raporu kapsamında en kötü senaryoya göre hava kalitesi modelleme çalışmasının yapıldığı, dava konusu projeden kaynaklanacak emisyonların ilgili Yönetmelikte belirlenen sınır değerlerin altında kalacağının belirlendiği, proje sahası çevresinde bulunan yollara zarar verilmemesi ve nakliyeden kaynaklanacak tozdan yerleşim yerlerinin, tarım alanlarının zarar görmemesi için gerekli tedbirle ve taahhütlere ÇED Raporunda yer verildiği, kırma eleme tesisinden kaynaklanabilecek tozun engellenebilmesi için kırma eleme tesisinin tamamen kapalı alan içinde yapılacağı, kapalı ortam içinde yer alan ünitelerde toz indirgeme sistemi kullanılacağı, ÇED Raporunun korunan alanlar, flora ve fauna, orman alanları, tarım ve hayvancılık faaliyetleri başlıkları altındaki değerlendirmelerin literatür ve arazi çalışmalarına dayandığı, Doğa Koruma Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ve Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından olumlu görüş bildirildiği, planlanan faaliyetin yeraltı sularına zarar vermemesi için gerekli tedbirlerin alınacağının ÇED Raporunda taahhüt edildiği, planlanan projenin kapasitesine göre personel ve iş makinesi miktarının yetersiz olduğuna dair bilirkişi görüşünün hiçbir bilimsel veri ve hesaplamaya dayanmadığı, bilirkişi raporunda ÇED sürecinin mevzuata uygun işletilmediği yönünde bildirilen kanaatin dayanağının bildirilmediği, ÇED sürecinin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü ileri sürülmektedir.2-Davalı Yanında Müdahil Tarafından, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel dayanaktan yoksun olduğu, kapasite artışı yapılması planlanan proje sahasında 2 yıldır faaliyet gerçekleştirildiği, faaliyet kapsamında çevreye zarar verildiğine dair herhangi bir tespit yapılmadığı, tüm taahhütlerin yerine getirildiği, kapasite artışı kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetlere ilişkin olarak da tüm taahhüt ve yükümlülüklerin yerine getirileceği, keşif ve bilirkişi incelemesi kapsamında da sahada olumsuz bir tespitin yapılmadığı ancak bilirkişi raporunda idarenin ÇED Olumlu kararından sonraki denetim yetkisi göz ardı edilerek varsayıma dayalı değerlendirmelerde bulunulduğu, proje sahasının orman alanı olduğu herhangi bir tarım arazisi ve mera içermediği, sahada daha önce rezerv tespit çalışması yapıldığı, yeraltı sularının projeden etkilenmemesi için gerekli tedbirlere ve taahhütlere ÇED Raporunda yer verildiği, proje alanında ve yakın çevresinde yüzeysel su kaynağı bulunmadığı, kuru dere yatağı bulunduğu, proje sahasının herhangi bir içme suyu havzasında yer almadığı, projenin nakliye güzergahı ve trafik yüküne katkısının ÇED Raporunda değerlendirildiği, Orman Genel Müdürlüğünün ... sayılı yazısında proje kapsamından çıkarılması istenilen alanların ÇED alanından çıkarıldığı, ÇED alanının 181,51 hektara düşürüldüğü, davacı firma ve aynı yolu kullanan başa bir maden firması ile Mihallıççık Belediye Başkanlığı arasında söz konusu yolun asfaltlanması hususunda yapılan protokol kapsamında söz konusu yolun asfaltlanması çalışmalarının devam ettiği, bu durumun keşif sırasında da görüldüğü, asfaltlama çalışmasının tamamlanmasının ardından yolda tozuma probleminin ortadan kalkacağı, tesisin hava emisyon konulu çevre izin belgesinin bulunduğu, bu belgenin düzenlenebilmesi için yapılan ölçümler neticesinde hazırlanan ölçüm raporunda ilgili Yönetmelikteki sınır değerlerin sağlandığının belirtildiği, ÇED Raporu kapsamında floraya ilişkin çalışmaların vejetasyonun maksimum seviyede temsil edildiği dönemde gerçekleştirildiği, floraya ilişkin alan çalışmalarındaki eksikliği tamamlayabilmek için literatürden yararlanıldığı, proje alanına isabet eden bitki türlerinin proje alanı çevresinde geniş yayılışlı türler olduğu, projenin flora üzerindeki etkisinin sınırlı ve tolore edilebilir olacağı, bilirkişi raporunun jeolojik ve hidrojeolojik yönden değerlendirme yapılan kısmındaki değerlendirmelerin bilimsel dayanaktan yoksun olduğu, faaliyetin yeraltı sularına zarar vermemesi için gerekli tedbirlerin ÇED Raporunda taahhüt edildiği, ÇED Raporunda faaliyet süresi boyunca oluşacak atıkların ve emisyonların hesaplandığı, depolama ve bertaraf yöntemleri ile önlemlerin belirtildiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.