Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde, haksız ihtiyati hacizle el konulup yedieminde kaybolan tekstil ürünleri nedeniyle Banka ve Adalet Bakanlığına karşı açılan tazminat davası.
Özet: Haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan tazminat davasında, davacı şirket, eski bir çalışanına karşı başlatılan icra takibi sırasında kendi adresindeki tekstil ürünlerinin haksız yere haczedilip yediemin deposuna konulduğunu, istihkak davasını kazanmalarına rağmen ürünlerin yediemin deponun kapanması ve yedieminin kaybolması nedeniyle geri alınamadığını, bu durumun kendilerini 3,5 yıldır mağdur ederek büyük ticari zararlara yol açtığını ileri sürerek, hem haksız haczi başlatan davalı bankadan hem de icra daireleri ve yedieminleri denetleyen Adalet Bakanlığından maddi ve manevi tazminat talep etmekte; davalı banka ise yetkisizlik, zamanaşımı itirazları ve haczin yasal olduğu savunmasıyla davanın reddini istemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin eski personeli olup haciz tarihinde firmalarıyla artık hiçbir organik ilişkisi kalmayan .... hakkında icra takibi başlatılıp bu dosyadan yazılan talimat ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyasından 30.10.2020 ve 03.12.2020 tarihinde müvekkilinin “... Mahallesi .... Sokak No:... ... ...” adresinde iki defa haciz muamelesi tatbik edilip firmasındaki 25.000 TL değerindeki tekstil ürünlerinin haczedilip ... numaralı davalı ... deposunda muhafaza altına alındığını, İstanbul .... İcra Mahkemesi’nde ... tarihinde açtıkları istihkak davalarını ... E. ... K. sayılı hükmü ile ... tarihinde sundukları haklı delillerle mahcuzların maliki oldukları iddiasını sübuta erdirip kazandıklarını,..numaralı davalı bankanın istinaf başvurusunun da müvekkili lehine reddedilip İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin ..... Esas .... Karar sayılı kararı gereğince esastan reddine kesin şekilde karar verilerek bu kararın kesinleştiğini, bunun üzerine mülkiyeti müvekkiline ait olan mahcuz tekstil ürünlerini Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... Talimat sayılı dosyasından .... numaralı davalı resmi ... deposuna almak için gittiklerini ancak bu deponun şu an için faal olmayıp kapandığını ve sahibi resmi yedieminin de kayıplara karışmış olup kendisine asla ulaşamadıklarını, mahcuz mallarının da şu an meçhul bir yerde olup belki de satılmış olabileceğini, bu yediemini emniyete de Adalet Bakanlığı’na da ihbar ettiklerini, zaten Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... Talimat sayılı dosyasındaki son teslim alma zaptından da bu ... deposunun kapalı olduğunu ve mahcuzlarını geri alamadıklarının belli olduğunu, müvekkil firmanın 3,5 senedir bu mahcuzlarını kullanamadığı ve piyasada tedavül edip nakde çeviremediği için büyük zarara uğradığını, günümüz tekstil piyasası rayiçlerinde bu değerin takribi 200.000 TL olduğunu, zaten bilirkişinin bunu resmen ortaya koyacağını, 2 numaralı idare olan Adalet Bakanlığı’nın da hem haksız haciz kararı veren ve uygulayan icra dairelerinin bağlı olduğu kamu kuruluşu olması bakımından hem de şu an kapalı olan ve mahcuzlarını da çalan resmi yedieminin sertifikasını verip denetlediğinden dolayı objektif sorumluluk sahibi olduğunu, arabuluculuk aşamasında da hiçbir davalının müvekkil tarafa tazminat ödemeye yanaşmadığını, anlaşma olmadığından işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını beyanla, davalılar aleyhine davacı firmaya karşı girişilmiş haksız menkul haczi nedeniyle KOBİ vasfındaki işletmesinde sermayesi olan tekstil ürünlerine el konulup fiilen kapandığı, ticareti sekmeye uğradığı için 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın (fazlaya dair maddi tazminat talepleri saklı olmak kaydı ile) haksız muhafazalı haczin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava yetkisiz mahkemede ikame edilmiş olduğundan Sayın Mahkemenizin yetkisizliğine karar verilmesini talep ettiklerini, gerek yasal düzenlemelerde gerek Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kabul gördüğü üzere yetkili mahkemenin davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, huzurdaki dava yönünden davanın açıldığı tarih itibariyle müvekkil davalının yerleşim yeri adresinin .../... olup yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle dava yetkili yerde açılmadığından 6100 Sayılı HMK’nun 6. Maddesi gereği dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talepleri yönünden zamanaşımı itirazlarının olduğunu, huzurdaki davada davacının adresinde yapılan haciz tarihlerinin 30.10.2020-03.12.2020 olup buna dair açılan istihkak davasının 09.06.2021 tarihinde karara çıkmış olduğunu, davacının ise davasını 30.09.2024 tarihinde açmış olup .... Sayılı TBK’nun “Zamanaşımı” başlıklı C bölümünün “Kural” kenar başlıklı 72. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca 2 yıllık yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkili tarafça yapılan haczin haksız bir haciz olmadığını, müvekkilinin kanunun kendisine tanımış olduğu yasal hakkını kullanmış olup yapılan haciz işleminin yasal bir işlem olduğunu, İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takip neticesinde borçlu ...’ın faaliyetlerini yürüttüğü yer olarak tespit edilen adresine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Tal. sayılı dosyasından 30.10.2020 tarihinde hacze çıkıldığını, yapılan haciz sırasında istihkak iddiasında bulunulduğunu, istihkak iddiası neticesinde İcra Müdürlüğünce tensip oluşturularak İİK 97’ye göre karar verilmek üzere dosyanın İcra Hukuk Mahkemesine gönderildiğini ve İstanbul .... İcra Mahkemesi’nin ... Sayılı dosyasından takibin devamına karar verildiğini, bu çerçevede müvekkil tarafça bunun üzerine aynı adreste yapılan hacizde herhangi bir haksız fiilden ve işlemden söz edilmesinin mümkün olmadığını, Davaya konu edilen gerek 30.10.2020 gerek 03.12.2020 tarihli hacizlerde borçlu ’ın haciz mahallinde hazır olduğu gibi 30.10.2020 tarihli haciz tutanağında derç edildiği üzere borçlu adına nitelikli olan “maaş haciz müzekkeresi, ... Kredi Sözleşmesi ve sair diğer belgeler”e rastlanıldığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere haciz mahallinde borçlunun hazır olması ve borçluya ait evrakların bulunması halinde İİK’nun 97/a maddesi hükmünde öngörülen mülkiyet karinesinin; borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olacağını, müvekkilinin yasalar ve yine Mahkemelerce verilen kararlar çerçevesinde işlemlerini yürütmüş olup oluşan zarardan sorumluluğunun olmadığını, zira davacının da belirttiği üzere haczedilen malların kendisine ... olarak bırakılan ... tarafından kanunun kendisine yüklemiş olduğu yükümlülük çerçevesinde korunmamasından dolayı iade edilememiş olup yedieminin sorumluluğunun müvekkilineyüklenemeyeceğini, davacı bir zarara uğramış ise bu durumda bu zararını malları muhafaza yükümlülüğünü yerine getirmeyen ... talep etmesinin gerektiğini, nitekim 2004 Sayılı İİK’nun 358. maddesinin 1. ve 2. fıkrasına ve 5237 Sayılı TCK’nun 289 maddesinin 1. fıkrasına göre yedieminlik görevini üstlenen kişinin kendisine teslim edilen malların muhafazası yönünden hem hukuki hem de cezai yükümlülüğünün olduğunu, 6098 Sayılı TBK’nın “Kişilik Hakkının Zedelenmesi” başlıklı 58. Maddesinin 1. Fıkrasına göre davacı şirketin manevi tazminat isteyebilmesi için ticari itibarının zedelenmiş ve bu sebeple de ekonomik olarak sarsılmış olmasının gerektiğini, ancak davacı tarafça bu konu ile ilgili hiçbir delil ve bilgi sunulmadığını, davacı tarafın mahkemeyi yanıltma ve manevi tazminat için gerekli koşulları oluşturma çabası içerisinde olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olarak hareket etmesinin gerektiğini, ancak müvekkil tarafça yasal hakları kullanılmak suretiyle ve verilen yargı kararları çerçevesinde işlemlerin yürütülmüş olup yapılan hacizde müvekkilinin ağır kusurundan ya da kötü niyetindenbahsedilemeyeceğini, davacının manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğini, şayet Mahkeme aksikanaatte ise yine Yargıtay yerleşik içtihatları çerçevesinde de kabul edildiği üzere bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasının da amaç edinilmediğini, o halde bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesinin gerektiğini, takdir edilecek miktarın; mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmasının gerektiğini, bu nedenle de davacının talep ettiği miktarın fahiş olduğunu beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Adalet Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, zamanaşımı, faiz, yetkisizlik, görevsizlik ve husumet yönünden davanın kabule şayan olmadığı itirazları ile birlikte davanın ilk itirazlar yönünden resen incelenerek reddini talep ettiklerini, İİK md. 5 uyarınca Devlet aleyhine açılacak tazminat davasında zamanaşımı süresinin İİK md. 7’ye göre belirlenmekte olup buna göre 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, İİK md. 5 uyarınca Devlet aleyhine açılacak tazminat davasının adliye mahkemelerinde bir diğer deyişle asliye hukuk mahkemelerinde görüleceğini, bu anlamda bu anlamda Bakırköy .... ATM’nin ... E. sayılı dosyası ile müvekkil idare aleyhine açılan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, HMK’daki yetki kuralları gereğince, İstanbul .... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyasında icra takibinin başlatıldığı yer olan İstanbul AHM’nin yahut her halükarda Adalet Bakanlığı’nın ikametgahı olan Ankara AHM’nin yetkili mahkeme olması sebebiyle yetki itirazında bulunduklarını, İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında yapılan incelemede; Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyasından 03.12.2020 tarihinde “... Mah. .... Sk. No:... ... ...” adresinde menkul haczi yapıldığının, haciz ve muhafaza işlemi yapılan malların ... ...’a teslim edildiğinin, ... hukuki ve cezai sorumluluğunun anlatıldığının, haciz tutanağı altına imzasının alındığının, dosya arasına 04.12.2020 tarihli faturanın alındığının, lisanslı ... depolarının faaliyete henüz geçmemesi nedeniyle piyasadan temin edilen ... depolarına muhafaza işlemi yapılan malların ... olarak teslim edildiğinin, bu depoların Maliye Bakanlığı’na ve ilgili Vergi Dairesi’ne bağlı olarak görev yaptığının, Adalet Bakanlığı’na bağlı olmadığının, denetim yükümlülüğünün Vergi Dairelerine ait olduğunun, İcra memurlarının yapılan haciz ve muhafaza işleminde herhangi bir kusurlarının bulunmayıp İcra İflas Yasası’nın vermiş olduğu yetki çerçevesinde alacaklı talebi ile haciz ve muhafaza işlemi tatbik ederek görevini yaptığının, Vergi Dairesi denetimi ile hukuka uygun şekilde kurulmuş olan ... işletmesine haciz ve muhafazaya konu malların teslim edildiğinin, ... hukuki ve cezai sonuçlarının hatırlatıldığının ve tutanağa derç edildiğinin, bu sorumluluğa uyulmaması halinde TCK’nın 289. maddesi gereğince Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma suçundan şikayetçi olunmasının da mümkün olduğunun tespit edilmiş olup davacının müvekkil idare yönünden uğramış olduğu bir zararın bulunmadığını, zira memur kusurundan kaynaklanan bir hususun bulunmadığını, dolayısıyla davacının yasal hukuk yolları tüketilmeden açmış olduğu tazminat davasında müvekkilinin zararda olduğu iddiasının tamamen mesnetsiz olduğunu, hukuka aykırılık nedeniyle gerçekleştiği iddia edilen zarar ile tebliğ işlemi arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığını, BK uyarınca bir zarardan sorumlu olabilmek için ortaya çıkan zarar ile fiil arasında illiyet bağının olmasının gerektiğini, bir an için işlemin usulsüz olduğu kabul edilecek olsa dahi ortada kesin ve gerçekleşmiş bir zarar bulunmadığından müvekkil idarenin tazminatla yükümlü tutulma olanağının bulunmadığını, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte icra dairesinin sıra cetveline itiraz edilmemiş olması sebebiyle haciz ödemelerinin usulüne uygun olduğunu, haksız ve mesnetsiz iddialarla açılan bu davanın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu olayla ilgili olarak icra müdürlüklerinde yapılan işlemlerle ilgili kusurlu bir işlem bulunmadığını, davacı tarafça davalı ile birlikte müvekkil idare aleyhine de ikame edilen işbu davada dava konusu eylemin devletin sorumluluğunda bulunmadığını, İİK’nın 16. maddesi hükmü uyarınca icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde icra mahkemesine şikayette bulunulabileceğini, ayrıca ilama aykırı takibin; usulsüz tebligat ve infaz işlemlerine yönelik şikayetlerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle süresiz şikayete tabi olduğunu ve takibin her aşamasında ileri sürülebildiğini, davaya konu İcra Müdürlüklerinin dava konusu olayda herhangi bir kusurunun olmadığını ve kanuna aykırı bir davranışının da söz konusu olmadığını beyanla, davanın öncelikle zamanaşımı, görev ve yetki yönünden incelenerek ilk itirazlar yönünden reddine, esasa girilmesi halinde ise esastan reddine, yargılama giderleriyle Avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE:Dava, haksız hacizden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının adresinde █████/2020 ve █████/2020 tarihlerinde tatbik edilen haciz işlemlerinin haksız olup olmadığı, haksız olduğunun tespiti halinde davacının bu nedenle maddi ve manevi zararının bulunup bulunmadığı ile miktarının tespiti istemine ilişkindir.Mahkememiz dosyası davaya konu haczedilen malların dava tarihi itibariyle değerinin tespiti için tekstil mühendisi bilirkişisine tevdi edilmiş olup, bilirkişi raporunda özetle; "...Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat dosyasında 03.12.2020 tarihli Haciz Tutanağında haczedilen malların değeri toplam 23.150,00 TL olarak belirlendiği, ... Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat dosyasında 03.12.2020 tarihli Haciz Tutanağında haczedilen malların 30.09.2024 dava tarihli piyasa rayiç değerinin toplam 204.300,00 TL olduğu,..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.Davacı vekili █████/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 204.300,00-TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; dava dışı ... hakkında icra takibi başlatıldığı, bu dosyada verilen karar doğrultusunda Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasında davacı şirketin adresinde █████/2020 ve █████/2020 tarihlerinde 2 defa tatbik edildiği, adreste bulunan tekstil ürünleri haczedilerek davalı ...'ın ... deposunda muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.Davacı şirket tarafından, haczedilen mallara yönelik istihkak iddiasında bulunmuş olup, İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde; davacının istihkak iddiasının kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğün'ün ... esas sayılı dosyasından yazılan talimat ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyasından 30.10.2020 ve 03.12.2020 tarihinde “... Mahallesi .... sokak No:... ... ...” adresinde haczedilen mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verildiği, kararın ..... tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davalı ... aleyhine Bakırköy ..... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile muhafaza görevini kötüye kullanma suçu nedeni ile dava açılmış olup; yapılan yargılama neticesinde suçu işlediği sabit olduğundan atılı suç nedeni ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın .... tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5. Maddesine göre; "İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/1. maddesine göre; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.İcra ve İflas Kanunu'nun 5. maddesi, icra ve iflas dairelerinin görevleri sırasında ilgililere vermiş oldukları zararların tazminini amaçlayan bir düzenlemedir. İlgililer kavramına icra takibinin tarafları olan alacaklı ve borçlunun yanına, zarara uğrayan üçüncü kişiler de girmektedir. Bu madde kapsamında kusur sorumluluğu düzenlenmektedir. Bu sorumluluğun gerçekleşmesi için icra ve iflas dairelerinin görevleri ile alakalı olarak olumlu veya olumsuz bir eylem ya da işlemin mevcut olması ve bu işlemi gerçekleştiren memur tarafından kusurlu olarak icra edilmesi gerekir. Madde lafzi olarak yorumlandığında tazminat sorumluluğunun oluşması için dört şartın varlığı gerekmektedir:-İcra ya da iflas dairesinde çalışan görevliler tarafından görevleri sırasında gerçekleştirilen olumlu ya da olumsuz bir işlemin mevcut olması,-Yapılan olumlu veya olumsuz işlemin hukuka aykırı olması,-Hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen işlemin takibin tarafları ya da üçüncü kişiler nezdinde zarar meydana getirmesi, -Meydana gelen zarar ile yapılan işlem arasında illiyet bağının bulunması,Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince illiyet bağının varlığı için işlemi yapan memur tarafından o eylem ya da işlem yapılmasaydı zarar meydana gelmeyecekti ise yapılan işlemin kusurlu olarak tatbik edildiği sonucuna varılmaktadır. Yapılan işlem sebebiyle açılacak olan tazminat davasında davalı olarak Adalet Bakanlığı gösterilir. Davanın sonunda verilen hüküm gereği idare tazminat ödemeye mahkum edilmişse, kusuru ile zarara sebebiyet veren memura Adalet Bakanlığı rücu edebilir. Bu dava İİK 5. Maddesi açık hükmü gereği idare mahkemelerinde değil adliye mahkemelerinde görülür. Adalet Bakanlığı'nın tazminat sorumluluğunun dayanağı, kusura dayalı haksız fiil sorumluluğudur. Haksız fiil sorumluluğu ise TBK 49. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tazminat borcunun doğabilmesi için icra dairesi görevlilerinin kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilleri olmalı, bunun sonucunda zarar doğmalı ve zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.Dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, icra dairesi görevlilerinin kusurlu ve hukuka aykırı fiilleriyle kendisini zarara uğrattığı iddiasını ispat edemediği, dava dışı ... deposunda bulunan malların muhafazası yönünden davalı Adalet Bakanlığı'nın sorumluluğu bulunmadığından davalı Adalet Bakanlığı yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir (Yargıtay .... Hukuk Dairesinin .... Esas, █████████ Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM .... Hukuk Daresi'nin ..... E.- ..... K., ..... E.-..... K., .... E., .... .K. sayılı ilamları)..... Sayılı İİK'nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz kararı olan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden BK'nın 49. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötü niyetli veya iyi niyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir. Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin E....., K...... sayılı kararında da“Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz kararı alan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK 58, (BK’nın 49) maddesindeki koşulların oluşması gerekir.” şeklindedir. 6098 sayılı TBK’nın “Sorumluluk” başlıklı 49. maddesi de; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür” hükmünü taşımaktadır. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir.Manevi zarar ise, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir.6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için ilk olarak saldırının hukuka aykırı olması gerekir. Hukuka uygun bir eylem, bu maddenin uygulanmasına imkân vermez. İkinci koşul ise kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusursuz sorumluluk hâlleri hariç kusurunun bulunması gerekir. Kişilik hakkı zedelenenin ayrıca manevi zarara uğramış olması gerekirken hukuka aykırı saldırı ile manevi zarar arasında uygun illiyet bağı da bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez (...). Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Zira kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal ve yasal bir sonucudur. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden 818 sayılı BK’nın 49. maddesindeki (6098 sayılı TBK'nın 58.maddesi) koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması gerekmektedir. (....). (Emsal Yargıtay ... HD nin.... gün ve ... E - ... K. Sayılı ilamı) Yargıtay'ın eski tarihli içtihatlarında da belirtildiği gibi istihkak davasının davacı lehine sonuçlanması tek başına manevi tazminat için yeterli görülmese de haczi haksız hale getireceğine şüphe yoktur. Davacının haksız haciz nedeni ile uğradığı maddi zarar miktarı ise 204.300,00-TL olarak tespit edilmiş olup bu miktar üzerinden davalılar .... ve ... bakımından maddi tazminat taleplerinin kabulü gerekmiştir. Davacının manevi tazminat talebi bakımından ise, yukarıda da bahsedildiği gibi tek başına istihkak davasının davacı lehine sonuçlanması manevi tazminatın kabulünü gerektirmemektedir. Manevi tazminatın kabulü için BK’nın 49. maddesindeki (6098 sayılı TBK'nın 58.maddesi) koşulların oluşması, alacaklının ağır olmasa da kusurlu olması gerekmektedir. Somut olayda davalı alacaklı ... ve ... ...'ın kötüniyetli ya da kusurlu olduğuna ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığı görülmekle davacının manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Netice itibari ile davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;-Davalılar .... ve ... yönünden açılan maddi tazminat davasının KABULÜNE, 204.300,00-TL maddi tazminatın haksız haciz tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,-Davalılar ... A.Ş. ve ... yönünden açılan manevi tazminat davasının REDDİNE,-Davalı Adalet Bakanlığı yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE,2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 13.955,73-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 4.269,38-TL peşin harç ve 51,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 9.635,35-TL harcın davalı .... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan toplam 4.808,78-TL harcın davalı .... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,4-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 10.550,00-TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 8.474,81-TL'sinin davalı .... ve davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kabul miktarı dikkate alınarak AAÜT gereğince 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı .... ve davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,-Reddedilen Manevi Tazminat Yönünden ;-Davalı .... ve davalı Adalet Bakanlığı kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın manevi tazminat yönünden red miktarı dikkate alınarak AAÜT gereğince 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı .... ve davalı Adalet Bakanlığına verilmesine,-Reddedilen Maddi Tazminat Yönünden ;-Davalı Adalet Bakanlığı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın maddi tazminat yönünden red miktarı dikkate alınarak AAÜT gereğince 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı Adalet Bakanlığına verilmesine,6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı .... ve davalı ...'dan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı davalı ...'ın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026Katip .....¸e-imza Hakim ......¸e-imza