Hırsızlık suçunda bölge adliye mahkemesinin, kanunda sayılmayan bir nedenle duruşmasız bozma yetkisini kullanarak değer azlığı tespiti yapmamasının hukuka aykırılığı.
Özet: Hırsızlık suçundan mahkûm olan sanıkların istinaf başvurusu üzerine, bölge adliye mahkemesinin, çalınan eşyaların değerinin Türk Ceza Kanununun 145. maddesi kapsamında yeterince değerlendirilmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin hükmünü duruşma açmaksızın bozma kararı vermesinin, bu bozma nedeninin Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde belirtilen sınırlı haller arasında yer almaması nedeniyle usulen hatalı olduğu, bölge adliye mahkemesinin hukuka aykırılığı gidermek için duruşma açarak davayı yeniden görmesi gerekirken, dosya üzerinden bozma kararı vermesinin yasal dayanaktan yoksun olduğu tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozmaİlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, ''yerel mahkemece sanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanları hatalı yorumlanarak suçu tevil yolu ile kabul ettikleri yanılgısına düşüldüğüne, sanıkların müştekinin evine girdiğine ilişkin hiçbir somut delil bulunmadığına, ceza hukukunda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için, sanığın suç işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin mevcut olması gerektiğine, aksi halde şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ve hırsızlığa konu edildiği iddia olunan malların toplam değerinin 625,00 TL olduğu tutanağa bağlanmışsa da değerlendirmede herhangi bir makbuz, fatura olmadığı değerlendirmenin nasıl yapıldığının somut olarak gösterilmediğine''; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ''sahibi olmayan taşınır malların terk edilmiş alandan alınmasının hırsızlık suçunun konusunu oluşturmamakla birlikte ilgili haksız kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğine, sanığın haksız yere ceza alırken müştekinin haksız yere zenginleşmesinin kabul edilebilir olmadığına, hem kamu vicdanı hem de sanıkların korunması gereken hakları göz ardı edilerek verilen kararın kaldırılması gerektiğine, hırsızlığa konu eşyaların toplam değerinin herhangi bir belge olmaksızın 625,00 TL olduğunun beyan edildiğine, sayın mahkeme kararında da ilgili meblağın TCK m.145 maddesine göre değer azlığına konu edilmediğine ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre ... 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 28.09.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile “sanıkların kömürlüğün asma kilidini kırarak el arabası, balta, keser, satır, spatula ile iki adet çekiş çaldıkları ve çalınan malların kolluk tarafından ele geçirilerek mağdura iade edildiği, mağdur kolluk ifadesinde olay nedeniyle 1.500,00 TL zararının bulunduğunu beyan ederken, mahkemede sanıklardan 1000 TL talep etmesi ve kollukta beyan ettiği zarar miktarının tahmini olduğunu beyan etmesi, kolluk araştırmasına göre kapıya verilen zararın 450,00 TL olduğunun da anlaşılması karşısında; hırsızlığa konu eşyaların suç tarihindeki ikinci el değerlerinin tespit edilerek sanıklar hakkında TCK'nın 145. maddesinde düzenlenen değer azlığı hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğundan'' bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 28.09.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen ... 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.