İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden taşıma sözleşmesinden doğan rücu tazminat davasında CMR, zamanaşımı ve hasar hesaplaması itirazlarının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, Almanyadan Türkiyeye taşınan plastik granül makinelerinde yetersiz bağlama ve sabitleme sonucu meydana gelen hasar nedeniyle, ödeme yapan sigortacının taşıyıcılar ve onların sorumluluk sigortacısına karşı açtığı rücu tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararına yönelik olarak davalıların zamanaşımı iddiası, CMR Konvansiyonu kapsamında sınırlı sorumluluk prensipleri, hasar tespiti ve sovtaj değerlemesindeki uyuşmazlıklar ile faiz başlangıcı gibi hususları ileri sürdüğü istinaf başvurusunun incelenmesini konu almaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:█████████ Esas, ███████ KararDAVANIN KONUSU:Tazminat (Taşıma sözleşmesinden kaynaklı- rücu)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; sigortalısı ... A.Ş. tarafından Almanya'dan iki adet plastik...-granül makinesi satın alındığını, söz konusu makinelerin 05.11.2014 tarihinde satıcının Almanya deposundan iki ayrı taşıta yüklendiğini ve İzmir-...'da bulunan sigortalı adresine taşındığını, iki taşıttan biri olan ... plakalı araçtaki makinenin bağlama ve sabitlemesi tam yapılmadığından █████/2014 tarihinde varma yerine ulaştığında önemli ölçüde hasarlı olduğunun belirlendiğini, hasar tespit tutanağı düzenlendiğini, sürücünün de tutanak tanzimine katıldığını, Almanya yüklemesinde yükün gereği gibi yüklenerek sabitlendiğini - bağlandığını, ancak sürücünün gümrük işlemleri sonrası yükü yanlış depoya götürdüğünü, burada bağların çözüldüğünü, hiçbir tedbir alınmadan buradan sigortalı deposuna hareket edildiğini, sürücünün beyanına göre bu süreçte yolda başka bir araca çarpması nedeniyle hasarın meydana geldiğini, davalı ...'un akdi taşıyıcı, davalı ... davalının fiili taşıyıcı ve davalı ... sigorta (... sigorta)'nın ...'un CMR sorumluluk sigortacısı olduğunu, davacının emtia nakliyat sigortacısı olarak hasar dosyası kapsamında 243.977,93 TL hasar zararı tazminatı ödediğini ve sigortalısına akdi ve yasal halef olduğunu, her üç davalının da meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olduğunu, davalıların hasardan dolayı sorumluluklarını kabul etmelerine rağmen rücu ödemesi yapmadıklarını, tazminatın 21.03.2016 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı ... vekili █████/2016 Tarihli Cevap Dilekçesinde Özetle; olayda ihtilafın çözümlenmesinde CMR konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, buna göre █████/2014 tarihinde alıcısına teslim edilen hasarlı emtia bakımından CMR m.32 gereği 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, yük ilgilisinin sigortacısının da aynı zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davalı ...'un sorumluluk sigortacısına durumu ihbar etmesinin sorumluluğun kabulü anlamına gelmediğini, CMR 23. maddesi gereğince hasarlı parçaların 1.790 kg olduğu gözetilerek sınırlı sorumluluk hesabı yapılması gerektiğini, sovtaj tespitinde hurda mı yeniden kullanım imkanı mı olduğu hususlarının açıklanmadığını, sovtaj hesabında dikkate alınan 2.000 Euro kıymetin tenzil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hasar tespitinde şanzıman için onarım bedeli olarak eklenen 30.492,00 Euro'nun esasen garanti kapsamında tamir edilmesinin söz konusu olduğunu, bu hasar giderimi için bedel ödenmesinin söz konusu olmayacağını ve hasar hesabında dikkate alınmaması gerektiğini, CMR 27. maddesi gereği faiz başlangıcı için ödeme tarihi değil ancak dava tarihi olabileceğini, faiz oranının da ancak yıllık %5 olabileceğini, hasarın meydana gelişi bakımından ise; yükün bağlarının çözülmesi, aracın öndeki araca çarpması ve sonra araçta dağılması olgularının ispatının davacı üzerinde olduğunu, davalı ...'a sorumluluk yüklenecek olursa, bunu diğer davalı sorumluluk sigortacısının karşılaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı... vekili 13.01.2016 Tarihli Cevap Dilekçesinde Özetle; davacının ödemesi tarihinde ve dava tarihinde CMR m.32 gereği taşıyıcının sorumluluğunun zamanaşımına uğradığını, satın alınan emtia üzerinde mülkiyetin davacının sigortalısına ait olduğunun belirlenemediğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, malın hasarına sebebiyet veren olgular bakımından boşaltma adresi değişikliği yapanın davacının sigortalısı olduğunu, CMR taşıma senedinde boşaltma adresine yükü getirdikten sonra, buradan başka boşaltma adresine sevk edilmesini talep edenin alıcı olduğunu, bu durumda yeniden bağlama ve sabitleme görevlerinin yine davacının sigortalısına ait olduğunu, CMR m.25 ve m.23 hükümlerine göre tazminatın belirlenmesi gerektiğini, sovtaj hesabının somut olaya uymadığını, sınırlı sorumluluk hesabı yapılması gerektiğini, ödeme tarihinden temerrüt faizi hesaplanması talebinin CMR m.27 hükmüne uygun olmadığını, dava tarihinden temerrüt faizi talep edilebileceği hususlarını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili 19.01.2017 Tarihli Cevap Dilekçesinde Özetle; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, hatta davacı ödemesi tarihinde de zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, 1.davalının sorumluluk kabulünün söz konusu olmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti bakımından ödemesinin dosya kapsamında belli olmadığını, taşıyıcıların sorumlu olması halinde yalnız 2.davalı fiili taşıyıcı aleyhine hüküm kurulması gerektiğini, davacının talebinin fahiş olduğunu, hasarlı 1.790 kg emtianın sovtaj değerinin çok düşük belirlendiğini, CMR m.23 ve m.25 hükümlerine göre taşıyıcının doğrudan zararlardan ve sınırlı sorumlu olduğunu, buna karşın yapılan hesaplamada bu hükümlerin gözetilmediğini, 3.davalının sorumluluk sigortacısı olduğunu, taşıyıcının sorumlu olması halinde tazminat ödemesinin esas olduğunu, davacının CMR m.27 gereği ancak dava tarihinden itibaren % 5 faiz talep edebileceği hususlarını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, nakliyat abonman poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalı akdi ve fiili taşıyan ile taşıyıcı sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.Sigorta poliçesi, hasar dosyası, ekspertiz raporları, ödeme belgesi vs. taraflarca bildirilen deliller toplanmış dosya rapor düzenlenmek üzere bilirkişiler ... ve ...'den oluşan bilirkişi heyetinden birinci rapor alınmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunda sonuç olarak özetle; "...1.davalı ve 2.davalı tarafından aynı CMR taşıma senedi ile üstlenilen taşımanın, senette belirtilen adreste tamamlandığı, ancak bu adreste verilen talimat ile varma - boşaltma yeri değiştirilerek, ...'den ... taşıması yapılmak durumunda kalındığı, ... boşaltması sırasında yükün hasarlı olduğunun taraflarca tutanakla tespit edildiği, CMR m.17/1 gereği taşıma sürecinde meydana gelen hasar zararından davalının sorumlu olduğu, ancak, yükün sarılmaması-bağlanarak sabitlenmemesi ve bundan dolayı araç üzerinde kayarak hasarlanması hususları gözetilerek, sürücünün hatası kadar gönderenin de bundan kusurlu ve sorumlu olduğu, Bu nedenle hesaplanacak zararın davacının sigortalısı ile 2.davalı kusurundan meydana geldiğinin değerlendirildiği, her ikisinin 14 nispetinde kusurlu ve sorumlu olduğunun söylenebileceği, Yükün ...- free carrier teslim şekli ile taşımaya alındığı, davacının sigortalısının malda hak sahibi olduğu ve davacı ödemesi ile TTK m.1472 hükmü ve TBK m.183 ve devamı hükümleri gözetilerek halefiyete hak kazandığı, davacının ödemesine esas alınan sigorta ekspertiz raporu hasar tespitlerinin ve zarar unsurlarının CMR m.25 ve m.23 hükümleri ile uyumlu olduğu, Davalıların müteselsilen sorumlu tutulabileceği rücuen tazminat miktarının 121.988,97 TL hesaplandığı, Somut olayda, hesaplanan toplam tazminat ve rücuen tazminat miktarları bakımından sınırlı sorumluluk uygulamasına yer olmadığı, Davacının dava tarihinden itibaren Yargıtay uygulaması gözetilerek TL tazmin talebi bakımından yıllık ticari temerrüt faizi talebinin somut olaya ve CMR m.27 hükmüne uygun olduğunun söylenebileceği, %5 uygulama bakımından sayın mahkemenin takdirinde olduğu..." şeklinde rapor sunulmuştur.Taraflarca birinci rapora itiraz edilmesi nedeniyle itirazlar doğrultusunda birinci raporu sunan bilirkişiler ... ve ...'den oluşan bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Ek raporda özetle; "...görevlendirme kapsamında taraflarca ileri sürülen itirazlar incelenmiş ve değerlendirilmiş olmakla; kök raporda değişiklik yapmaya gerek olmadığını ve görüş ve kanaatlerimizin bu aşamada da aynen geçerli olduğu..." şeklinde ek rapor sunulmuştur. Tarafların birinci kök ve ek rapora itirazlarının değerlendirilmesi için... ve...'den oluşan ikinci rapor alınmıştır. Bilirkişi raporununda özetle; "...davalı taşıyıcıların, dolayısıyla da 1 nolu davalının üzerine düşebilecek mesuliyete sigorta güvencesi sağlayan 3 nolu davalının da, somut olayda meydana gelen üslendikleri taşıma işinin tabi olduğu kurallara göre kendilerini mesuliyetten kurtarabilecek beyyinelerin herhangi birinden istifade edemeyeceği, davacı tarafın somut olay nedeniyle sigortalısına tazminat olarak ödediği bedeli, rücu konusu yaptığı miktar üzerinden olmasa bile, işbu davanın CMR md.32'de yer alan düzenlemelere göre süresinde açıldığına ve talebin de haklı olduğuna hükmedilmesi halinde karşılığı karar tarihindeki SDR/TL kuruyla belirlenmek üzere en fazla 17.076,50 SDR olarak davalılardan talep edebileceği ve davacının TL bazında rücu konusu yaptığı alacağına 14.04.2016 tarihi itibariyle, miktarı belirtilmek suretiyle keşide edilen ihtarname muhataplarına tebliğ edilmiş ise bu tarihten edilmedi ise dava tarihinden itibaren miktarı infaz aşamasında belirlenmek üzere CMR Md.27'de öngörülen %5 maktu döviz faizi yerine, ticari işlerde uygulama alanı bulan 3095 sayılı kanun Md.2/2'ye göre avans faizi de yürütülebileceği..." şeklinde rapor sunulmuştur. Tarafların ikinci bilirkişi raporuna da itiraz etmeleri nedeniyle ve birinci ile ikinci bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu anlaşıldığından dosya ...ve ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek üçüncü bilirkişi heyet raporu dosyaya alınmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; "...dosyaya sunulan veriler doğrultusunda davalı ...’un akdi taşıyıcı, Diğer davalı ...’ın fiili-alt taşıyıcı, davacı yanın alıcı sigortacısı, davalı ...’nun ise ... işletmesinin sigortacısı olduğu, bu hususlara dair dosya kapsamında ihtilaf olmadığı, dava konusu hasarlanmanın bağlama-sabitlemenin bozulması/eksikliği ve trafik kazası olmak üzere iki sebebi olduğu, ancak asıl etkenin bağlama-sabitleme eksikliğine dayandığı, takdirin mahkemede olduğu, bağlama-sabitlemenin, raporda bahsi geçen 3 taşımadan 2.’sinin başında, yükün ... getirilmesinde taşıyıcının şoför tutanağı ile sabit olmak üzere bozulduğunun anlaşıldığı, alıcının ... hizmetini akdi taşıma sözleşmesini yaptığı işletmeden aldığı, dolayısıyla bozulan bağlama-sabitlemenin düzeltilmesinin taşıyıcı sorumluluğunda olduğu, ...-...taşımasının bağlama-sabitleme noksanlığı ile yapıldığı, ancak ... depoya varan yüklerin dosyadaki veriler doğrultusunda herhangi bir işleme tabi tutulmadan ... deposuna gönderildiğinin anlaşıldığı, CMR Senedi üzerinde varış noktasının ...olarak kayıtlı olduğu, ancak alıcının varış noktasının değiştirilmesine dair taşıyıcıya taşıma süreci içerisinde talimat verebileceğinin değerlendirildiği, nihai takdirin sayın mahkemede olduğu, bu doğrultuda ... deposuna yapılan taşımanın da ...’de işlem yapılmadığından, bağlama-sabitleme noksanlığına/bozukluğunun giderilmediği, ...’ya giderken yapılan trafik kazasında sorumluluğun taşıma işletmelerinde olduğu, dolayısıyla dava konusu olayda alıcı tarafın sorumluluğunun olmadığı kanaatine ulaşıldığı, müterafik kusurdan takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere söz edilemeyeceğinin değerlendirildiği, CMR Md.23/3 açısından sınırlı sorumluluk hakkının dava konusu olayda uygulanabileceği, ancak yalnızca hasarlı kısım ağırlığı üzerinden mi yoksa yükün tamamının brüt ağırlığı üzerinden mi hesaplanacağının çelişki ve ihtilaf konusu olduğu, taşınacak yükün mahiyeti, niteliği göz önüne alındığında 10 parçaya bölünen bir makine olduğu, bu parçaların biraraya getirildiğinde yek bir makine elde edildiği, bu parçalardan herhangi birinin hasarlanması durumunda makinenin tümünün işlevselliğini bozacağı ve onarım olmadan tamamının işlevselsiz kalacağı, yetkili servisine ücreti mukabil yaptırılsa da; ürünün sıfır niteliğinin bozulacağı, ekonomik değerinde azalmaya yol açacağı gözetildiğinde ürünün tamamının ağırlığı üzerinden sınırlı sorumluluk üst limiti hesabı yapılması gerektiği, sınırlı sorumluluk üst limitinin 145.858,3 SDR olarak hesaplandığı, dava konusu olayda gerçek zarar tutarının hesabı açısından, eksper raporlarında hesaplanan hasar tutarının aynı olduğu, işçilik – konaklama- servis maliyetlerinin farklılaştığının gözlendiği, zira bu hususa dair dosyadaki bilirkişi raporlarında çelişki olduğu, İşçilik-konaklama-servis ücretlerinin ancak hasar ile ilişkili olduğu durumda taşıyıcılara yansıtılabileceğinin değerlendirildiği, kanaatimizce rapor içerisinde yapılan açıklamalar ve bu maliyetlerin irdelenmesine yönelik açıklamaları gözetildiğinde ... Ekspertiz işletmesinin raporundaki, işçilik-konaklama-servis bedellerinin hasar-onarım süreçleriyle ilişkisinin açıklama kısımlarında gözetildiğinin anlaşıldığı,hesapladığı zarar tutarı olan 243.977,93 TL’lik tutarın gerçek zarar tutarı olarak değerlendirilebileceği, söz konusu zarar tutarının, sınırlı sorumluluk üst limiti ile kıyasına ilişkin örnek hesabın dosya içerisinde yapıldığı, zararın sınırlı sorumluluk üst limiti altında kalacağından taşıyıcıların müteselsil olarak 243.977,93 TL’lik zarardan sorumlu olacağı, CMR Md.30 uyarınca alıcının mail yoluyla yapılan yazılı ihbarın yerinde olduğu,zamanaşımının durdurması açısından bu ihbarın talep yerine geçip geçemeyeceğine dair CMR Kovansiyonu Md.32/2 içeriğinde bir bilgi yer almadığı, bu doğrultuda CMR Md.32/3 kapsamında davanın görüldüğü mahkemenin zamanaşımını durdurmaya ilişkin değerlendirme yapmasına dair açık hüküm olduğu, bu doğrultuda takdirin sayın mahkemede olduğu..." şeklinde rapor sunulmuştur. Davalılar cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş olup, zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmeye göre; CMR Konvansiyonu'nun 30/1. maddesi hükmüne göre, alıcı, taşımacı ile birlikte durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatil hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur. Açıkça gözükmeyen ziya ve hasarlarda bildirim yazılı olarak yapılacaktır. CMR’nin anılan maddesi, esas itibariyle gönderilenin taşıyıcıya karşı haklarını kullanabilmesi için teslim anında yapılması gereken düzenlemeleri içermekte, usulüne uygun bir bildirimde bulunmaksızın malları teslim alması durumunda, malların sevk mektubuna uygun olarak teslim edildiğine dair bir karine öngörmektedir. Bu husus, tamamen ispat külfeti bakımından önem taşımakta olup, dava hakkının düşmesiyle bir ilgisi yoktur. Somut olayda davacının sigortalısı tarafından akdi taşıyıcıya mail yolu ile süresi içerisinde bildirimde bulunduğu, CMR 30 kapsamında bildirimin yapılmış olduğu tespit edilmiştir. CMR'nin 32/1-2.maddesinde "... Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır..." şeklinde düzenleme dikkate alındığında eldeki davada zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda değerlendirilmesi gereken husus ise zamanaşımının durup durmadığına ilişkindir. Yapılan değerlendirmede dava konusu yükün birçok parçadan oluşan bir makine olduğu, hasarlı parçaların tespiti, bu parçaların onarımının yurtdışından gelecek teknik ekipler tarafından onarımının yapıldığı, zarar tutarının tespitinin uzun sürmesinin olağan olduğu, davacı sigortacının sigortalısının CMR 30 maddesi kapsamında zararın meydana geldiğini akdi taşıyıcıya ihbar etmiş olması da dikkate alındığında zamanaşımı süresinin zararın tam olarak tespit edilmesi tarihine kadar durmuş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu halde davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı kanaatine varılmıştır. Somut olayda uygulanması gereken TTK’nun 875.maddesine göre; “ (1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. (2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.” şeklinde düzenleme içermektedir. Yine somut olaya uygulanması gereken CMR'nin 17/1. maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. Konvansiyonun17/2. maddesi, "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. 17/3. maddesinde ise taşımacının, taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu ifade edilmiştir. Somut olayın değerlendirilmesinde; dosyadaki taşıma süreci 3 aşamalı olarak değerlendirilmiştir: 1. ... yükleme ile başlayıp-İzmir ... ... boşaltmaya kadar geçen taşıma süreci 2. İzmir ... ... – İzmir ...Alıcı Deposu arası taşıma 3. İzmir ...Alıcı Deposu – İzmir ... Alıcı Deposu arası Taşıma.Gönderen işletmenin yükleme - istifleme - sabitlemenin kural olarak yaptığı gözetildiğinde, davalı akdi taşıyıcının hazırladığı CMR Senedi üzerinde, diğer davalının aracına teslim yüklenen emtiaların istifleme-bağlama-sabitleme noksanı olduğuna dair herhangi bir kayıt mevcut değildir. Bu noktada Almanya’dan teslim alınan yükün Türkiye’ye gelirken bağlama-sabitleme eksikliği olmadığı anlaşılmaktadır. Zira bu şekilde bir kayıt olmaması, yükün her yönüyle taşımaya uygun şekilde teslim alındığına karine niteliğindedir.1 numaralı taşıma süresince sabitleme-bağlama noksanlığı olmadan gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Somut olaydaki taşıma ilişkinin doğası gereğince göndericinin sadece 1. aşamadaki yüklemeye nezaret edeceği ve bağlama-sabitlemeden sorumlu olacağı, , 2. ve 3. aşamadaki yüklemelere nezaret edemeyeceği, taşıma sözleşmesinin kurulması esnasında 2. taşımanın yapılacağının belirlenmiş olduğu, taşıyıcının bu hususları sözleşmesinin kurulması esnasında kabul etmiş olduğu kabul edilmelidir. Dosyaya sunulu fiili taşıyıcının şoförü tarafından hasara dair kaleme alınan tutanakta ... ... gelen yüklerin bağlarının çözüldüğü, bir kısmının boşaltıldığı, ancak ... teslim edilmesi gerektiği için tekrar araca yükleme yapıldığının ifade edildiği anlaşılmıştır. Alıcı tarafından yükün teslim noktası taşıma esnasında değiştirilmiş ilk olarak ...olan teslim noktası daha sonra ... olarak değiştirilmiştir. Yükün teslim noktasının değiştirilmesine taşıyıcı tarafından herhangi bir itiraz da bulunulmamış, herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan değiştirilen teslim noktasına taşıma gerçekleştirilmiş olduğundan taşıyıcının sorumluluğunun devam ettiği anlaşılmıştır. Hasarın gerçek kaynağının teslim noktasının yanlış bildirimine değil, 2. ve 3. taşımanın yakın mesafe olması nedeniyle taşıyıcı tarafından bağlama-sabitlemenin gerektiği gibi yapılmamasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davalıların sorumluluğunun belirlenmesi için CMR 23/3 ve 25. maddeleri birlikte değerlendirilmelidir. CMR 23/3 maddesine göre taşıyıcının sorumluluğu hasarlı bürüt kg başına 8,33 SDR ile sınırlıdır. Ancak bazı kısmi hasarlanmalar, yükün niteliği açısından tüm varlık sebebini, yükün ekonomik değerin tamamının anlamsızlaşması, o üründen sağlanabilecek tüm faydanın ortadan kalkması veya ürünün tamamen işlevsizleşmesine sebebiyet verebilir. Dava konusu olayda 10 parçaya bölünmüş, her bir parça bir araya geldiğinde bir makinenin inşa edildiği açıktır. Söz konusu 10 parçadan bir kısmı dava konusu olayda hasarlanmıştır. Dolayısı ile taşınan yükün niteliği açısından, taşımaya konu benzer veya aynı türden, bir bütünü tamamlayan 10 ‘a bölünmüş, her bir parçanın ayrı ekonomik değeri olan bir yük olduğu düşünülemez. Somut olayda, hasarlı emtia esasen taşınan makine ve ekipmanlarından bir bütün teşkil etmektedir. Ancak bu makinenin sadece 1.790 kg parça ve ekipmanları hurdaya ayrılacak şekilde zayi mertebesinde hasarlıdır. Bu ekipmanın eksikliği-zayii tüm makinenin değerini düşürmekte ve hasarlanmasına yol açmaktadır. Taşıma sürecinde yer alan çeki listesinde listeli metalardan bir emtianın zayi veya hasarı diğer emtiaları etkiliyorsa, tüm etkilenen mal miktarı gözetilerek tazminatın belirlenmesi gerekir. Somut olayda taşınan yük bürüt 17.510 kg olup, davalıların sınırlı sorumluluk üst limiti17.510 kg x 8,33 SDR - 145.858,30 SDR miktarına denk gelmektedir. Davacının ödediği ve talep ettiği miktar bu tavanın çok altındadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu hasarın taşıma esnasında meydana geldiği, alıcının teslim yerini değiştirmesinin başlı başına taşıyıcının kusurunu ortadan kaldırmayacağı, taşıyıcının 2. taşıma esnasında gerekli bağlama ve sabitlemeyi yapmadığı, hasarın bu sebeple meydana geldiği, hasarlanan parçaların makinenin bütününü oluşturan parçalarından birisi olduğu, hasarlanan bu parçalar olmadan makinenin kullanılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle tazminat hesaplaması yapılırken tüm makinenin ağırlığının dikkate alınması gerektiği, bu şekilde yapılan hesaplamaya göre davacının yapmış olduğu ödemenin sorumluluk üst sınırının altında olduğu, davacının sigortalısı tarafından davalı akdi taşıyıcıya hasar bildiriminin yapıldığı, zararın belirlenmesinin uzun süreç alması nedeniyle zamanaşımının durmuş olduğunun kabulü gerektiği, davanın zamanaaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 243.977,93 TL’nin 21.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı ... A.Ş. yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 13.11.2014 tarihinde malın alıcısına teslim edildiğini, 14.11.2014 tarihinde malın sahibi ... tarafından CMR .md 30 gereği hasar ihbarı yapıldığını, 14.11.2014 tarihinde ... personeli tarafından davacının sigortalısına verilen cevapta; sigortada dosya açtırıldığı ve kendilerinin de sigorta başvurusunda bulunabileceklerinin, sonrasında sigorta şirketlerinin aralarında karşılıklı çözüm bulacağının bildirildiğini, 14.04.2016 tarihinde (teslimden 1,5 yıl sonra ) davacı tarafından tüm davalılara ayrı ayrı "icradan önce son tekit" ifadesi ile hasarın miktarını bildiren bir rucu yazısı düzenlendiğini, söz konusu yazının müvekkiline ve diğer davalılara tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi yada belge mevcut olmadığını, 31.10.2016 tarihinde ise huzurdaki davanın ikame edildiğini, CMR Konvansiyonu madde 32 1. '' Bu anlaşma gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir....2. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişik belgeleri de iade edinceye kadar zaman süresini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez.'' hükmünün bulunduğunu, 14.11.2014 tarihinde yapılan bildirim CMR md. 30 gereği ihbar niteliğinde olduğundan ve CMR md.32 hükmüne istinaden yapılan yazılı bildirim niteliği taşımadığından zamanaşımının durdurduğunun kabul edilemeyeceğini, davacının sigortalısı tarafından CMR md. 32'ye gör 14.04.2016 tarihinde yapılan yazılı bildirimin, teslimden 1,5 yıl sonra yani zaten zamanaşımın dolmasından sonra gönderildiğini ,buna göre CMR md. 32 hükmüne istinaden yapılan bildirim tarihinde, talebin zamanaşımana uğradığını, Eğer ki CMR md. 30 hükmüne istinaden 14.11.2014 tarihinde yapılan ihbar ile zamanaşımının durdurduğu kabul edildiği takdirde ; Müvekkilin ihbara karşı verdiği cevap ("kendi sigortasına başvurduğunu, taraf sigortalarının aralarında çözümleyebileceği..") değerlendirildiğinde; bu cevabın borç ikrarı niteliğinde olmadığı kabul edilir ise; müvekkili tarafından talebe cevap tarihinden 1 yıl sonra yani 14.11.2015 tarihinde talebin zamanaşımına uğramış olacağını, müvekkilinin 14.11.2014 tarihli cevabının borcun kabulü anlamına geldiğinin değerlendirilmesi halinde ise (kabul anlamına gelmemek kaydıyla); artık verilen cevap ile duran zamanaşımının yeniden başladığı ve dolayısıyla davacının yine 14.11.2015 tarihine kadar taşımacıya talebini yöneltmesi gerektiğini ve 14.11.2015 tarihinde ise artık zamanaşımının dolduğunu, 14.04.2016 tarihinde taşımacıya yapılan yazılı bildirimin taşımacıya tebliğ edildiğine dair vesaik olmadığından zamanaşımına etkisi bulunmadığını, bildirimin taşımacıya yapıldığı faraziyesinde dahi, bildirimin mal tesliminden (13.11.2014) ve taşımacıya hasar ihbarı yapılan tarihten (14.11.2014) 1,5 yıl sonra olduğu gözetildiğinde yine talebin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımını durduran hallerin gayet sarih olarak belirtildiğini, zamanaşımını durduran haller arasında; davacının zararını geç tespit etmesi yada bunun zaman alması şeklinde bir sebep bulunmadığını, davacının mallarda ki hasarı tespit etmesinin uzun zaman alması şeklindeki gerekçe ile yasal sürelerin uzatılmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin CMR md. 23 hükümü gereği sınırlı sorumluluğa esas alınması gereken ağırlık yönünden verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, sınırlı sorumluluk üst limitinin hesabında makinenin tamamının ağırlığının esas alınamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zamanaşımını durduran hallerin CMR m. 32 ve TBK m. 153’te tahdidi olarak sayılmış olmasına rağmen Yerel Mahkemene’nin CMR m. 30 uyarınca ihbar külfetinin yerine getirildiği ve zarar tutarının tespitinin uzun sürmesinin olağan olduğu gerekçeleriyle zamanaşımının durduğuna hükmetmesinin hatalı olduğunu, hukukta, hasarın tespitinin uzun sürmesi şeklinde zamanaşımını uzatan bir gerekçe bulunmadığını, davacının ve davacının dava dışı sigortalısının, hasarın boyutunu belirleyemediği hallerde, belirsiz alacak davası açma hakkı mevcut olduğunu, davacının veya davacının dava dışı sigortalısının belirledikleri en yüksek tutara istinaden yine alacak davası açması ve ardından aşkın kısım için davayı takip etmemesinin de mümkün olduğunu, müvekkilinin sigortalısının üstlenmiş olduğu taşıma işinin, yükün ...’nun ...’deki tesislerine ulaşmasıyla sona erdiğini, yükün sağ salim ...tesislerine gelmesinin ardından alıcının talimatının hatalı olduğunun anlaşıldığını ve yükün, alıcı tarafından fiili taşıyıcıya verilen doğrudan talimat ile müvekkilinin sigortalısının bilgisi ve taahhüdü dışında ... tesislerine taşındığını, bu aşamaya ... dahil olmadığını, uyuşmazlığa konu emtianın sabitlemesi, taşımanın ikinci aşaması olan ...’nun ...tesislerinde bozulduğunu ve tekrardan sabitlenmediğini, yükümlülüğü emtianın ...tesislerine teslimi ile sona eren Davalı ...’un sabitleme hatasından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, taşıyıcıların sorumluluk sınırının, emtianın hasar gören kısmının ağırlığına tekabül eden 1.790 kg üzerinden hesaplanmamasının hukuka aykırı olduğunu, yurtdışından getirilen işçilerin konaklama masraflarının taşıyıcılardan tazmin edilmesinin de mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan sigorta poliçesinde, %1 oranında muafiyet bedeli uygulanacağının davacı ile sigortalısı arasında kararlaştırıldığını, davacının talebinin temelini oluşturan ekspertiz raporunda, bahsi geçen muafiyet bedelinin tenzil edilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hasarın belirlenmesinin uzun sürmesi nedeniyle zamanaşımının kesildiği/durduğu yönündeki gerekçenin hukuki dayanağı bulunmadığını CMR Konvasiyonu’nun 32. Maddesinde açıkça zamanaşımının hangi durumda duracağına/kesileceğine dair düzenleme bulunduğunu, CMR madde 32/3. Maddesinde zamanaşımının kesilmesi ve durması hususunda davaya bakan mahkemenin hukukunun uygulanacağı yönünde iç hukuka atıf yapıldığını, zamanaşımının durması/kesilmesi hallerinin Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlendiğini, bu çerçevede tamamlayıcı hüküm olarak TBK 153. Ve 154. maddelerine bakılsa dahi zamanaşımının durma/kesilme sebepleri arasında “hasarın belirlenme süresinin uzun sürmesi” yer almadığını,14.11.2014 tarihinde gönderilen e-mailin de zamanaşımı süresini durdurması/kesmesinin söz konusu olmadığını, bu bildirimin CMR 32/2. Maddesine göre zamanaşımını durdurur yazılı bir talep mahiyette bir bildirim olmayıp hasar ihbarı mahiyetinde olduğunu, CMR 32. Maddesinde yer alan 1 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açılan davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın sigortalısının mal bedelini yurt dışındaki alıcıya ödediğine ilişkin dava dosyasında herhangi bir belge bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, alıcının talimatı nedeniyle ürünlerin hasar gördüğünü,CMR Konvansiyonu’nun 17. Maddesinin 2. Fıkrası “Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz.” hükmüne havi olduğunu, dava konusu olayda da müvekkili şirketin sürücüsü tarafından malın CMR senedinde yer alan adrese götürüldüğünü, lakin daha sonra kendisinin başka depoya yönlendirildiğini, hasarın iki depo arasındaki zaman diliminde meydana geldiğini, taşıma senedinde yazan adrese mal vardığında alıcının yardımcıları tarafından açıldığını, yine alıcı ve yardımcıları tarafından malın dorse açılmadan önceki şekilde yüklenmesi gerektiğini, CMR 17. Maddenin 4. Maddesinin c bendinde alıcı veya onun adına hareket eden kişilerin tarafından yükün alınması, yüklenmesi durumunda taşıyıcının sorumluluğunun kalktığına dikkat çekildiğini, tazminat miktarı belirlenirken tüm ağırlığın dikkate alınmasının kabul edilemeyeceğini, ürünlere yapılan onarımları kabul etmemekle birlikte eğer ki onarım yapılarak ürün kullanılacak ise bu hususun da zarar kaleminden düşülmesi gerektiğini, diğer sovtaj miktarının da kabul edilemeyecek kadar düşük olduğunu, hasarın fatura bedeli üzerinden hesaplanmasının mümkün olmadığını, sovtaj bedeli değerlendirilirken somut gerçeklikten uzak şekilde oldukça düşük bir bedel belirlendiğini, malın akıbetinin araştırılmadığını, eğer sovtaja tabii tutulup satıldı ise bunun makbuzu dosyaya sunulmadığını, eğer imha edildi ise bunun tutanağının dosyaya ibraz edilmediğini, CMR uyarınca uygulanacak faiz oranının %5 olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı tarafından emtia nakliyat sigortası ile sigortalanan emtianın kısmen hasara uğraması nedeniyle, davacı tarafından sigortalısına ödenen bedelin taşıyanlardan ve sorumluluk sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davaya konu taşıma Almanya-Türkiye arasında gerçekleştiğinden, somut uyuşmazlık CMR Konvansiyonu hükümlerine tabidir. Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu hususlarında ise TTK hükümleri esas alınacaktır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca, sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemesi ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı, ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.Somut olayda sigortalının satın aldığı iki adet plastik extruder-granül makinesinin Almanya'dan İzmir'e karayoluyla taşıma işi, sigortalıya karşı akdi taşıyıcı davalı ... tarafından üstlenilmiş, taşımayı fiilen davalı .. Şti. yerine getirmiştir. Davalı ... CMR belgesi düzenlemiştir.█████/2014 tarihli CMR belgesinden yükün boşaltma yerinin ... olduğu, emtianın 2 adet makine, brüt ağırlığının 35.020 kg olduğu ve teslim şeklinin "...'' olduğu anlaşılmıştır.█████/2014 tarihli tutanakla, ... plakalı dorse ve ... çekici plakalı aracın ... şubesine giriş yaptığı, yükü indirmek amacı ile brandası açıldığında ekipmanların bağlanmadığı, extruder ve yan ekipmanlarının ciddi zarar aldığının tespit edildiği, tutanakta araç şoförünün imzasının bulunduğu, ayrıca dosya kapsamında 03.02.2015 tarihli şoför beyanı bulunduğu görülmüştür.Ekspertiz raporunda, plastik extruder makinesi 2 set emtianın Almanyadan Türkiyeye yapılan nakliye esnasında ... plakalı araç içinde olanın araç içi emniyete almada yetersizlik ve araç şoförünün yükün özelliği ve yol şartlarına uygun aracı kullanamaması sonucu araç içi istifi bozulmak ve birbirine çarpmak suretiyle hasarlandığı, nakliyeci firma sorumluluğunda ve kusuru nedeniyle meydana gelen hasarın teminat dahilinde değerlendirilmesinin uygun olacağı, toplam hasar bedelinin 243.977,93 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı, sigortalısına █████/2016 tarihinde 243.977,93-TLödeme yapmıştır. Sigortalı da █████/2016 tarihli ibranameyle davacıyı ibra ve haklarını davacıya temlik etmiştir.Emtianın tahliyesi sırasında taşıyanın adamı olan şoförün hasar tutanağında imzasının bulunduğu dikkate alındığında ihbar şartı yerine getirilmiş olup, hasarın taşıma sırasında meydana geldiği yönünde taşıyan aleyhine karine oluşmuştur. Yüklemede makinenin hasarlı olarak araca yüklendiğine dair bir şerh bulunmamaktadır. CMR belgesine göre taşımanın Almanya ...arasında olduğu sabittir. Araç şoförü tarafından alıcının talimatı ile emtianın ... götürüldüğü beyan edilmiş, ancak taşıyıcı tarafından buna dair bir itiraz ve çekince ileri sürülmemiştir.CMR Konvansiyonu’nun 17/1 maddesi “Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur.” hükmüne haizdir. Yükün teslim noktasının değiştirilmesine taşıyıcı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmamış, herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan değiştirilen teslim noktasına taşıma gerçekleştirilmiştir.Bu nedenle taşıyıcının sorumluluğu CMR Konvansiyonu nedeniyle devam etmektedir. Emtianın hasarlanmasının sebebi teslimat noktasının değiştirilmesi değildir. Somut olayda taşıma süreci 3 aşamalıdır. İlk aşama emtianın .../Almanya’dan yüklenmesi ile davalılardan ... .... Şti.’ni İzmir’deki antreposuna getirilmesi, ikinci kısım ...’un antreposundan.../İzmir’deki depo arasındaki taşıma, üçüncü kısım ise ...’deki depo arasındaki taşımadır. Dosyada mübrez taşıyıcının şoförü tarafından tutulan tutanakta da belirtildiği üzere emtianın bağları ... ... geldiğinde çözülmüştür. Dosyada yer alan 18.08.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere hasarın nedeni teslimat adresinin değiştirilmesi değil, 2. ve 3. taşımaların yakın mesafe olduğu gerekçesiyle taşıyıcı tarafından bağlama-sabitlemenin gerektiği gibi yapılmamasıdır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dosyaya sunulan veriler doğrultusunda davalı ...’un akdi taşıyıcı, diğer davalı ...’ın fiili-alt taşıyıcı, davacı yanın alıcı sigortacısı, davalı ...’nun ise ... işletmesinin sigortacısı olduğu, bu hususlara dair dosya kapsamında ihtilaf olmadığı, dava konusu hasarlanmanın bağlama-sabitlemenin bozulması/eksikliği ve trafik kazası olmak üzere iki sebebi olduğu, ancak asıl etkenin bağlama-sabitleme eksikliğine dayandığı,takdirin mahkemede olduğu, bağlama-sabitlemenin, raporda bahsi geçen 3 taşımadan 2.’sinin başında, yükün ... getirilmesinde taşıyıcının şoför tutanağı ile sabit olmak üzere bozulduğunun anlaşıldığı, alıcının ... hizmetini akdi taşıma sözleşmesini yaptığı işletmeden aldığı, dolayısıyla bozulan bağlama-sabitlemenin düzeltilmesinin taşıyıcı sorumluluğunda olduğu, ...-...taşımasının bağlama-sabitleme noksanlığı ile yapıldığı, ancak ... depoya varan yüklerin dosyadaki veriler doğrultusunda herhangi bir işleme tabi tutulmadan ... deposuna gönderildiğinin anlaşıldığı, CMR Senedi üzerinde varış noktasının ...olarak kayıtlı olduğu, ancak alıcının varış noktasının değiştirilmesine dair taşıyıcıya taşıma süreci içerisinde talimat verebileceğinin değerlendirildiği, nihai takdirin sayın mahkemede olduğu, bu doğrultuda ... deposuna yapılan taşımanın da ...’de işlem yapılmadığından, bağlama-sabitleme noksanlığına/bozukluğunun giderilmediği, ...’ya giderken yapılan trafik kazasında sorumluluğun taşıma işletmelerinde olduğu, dolayısıyla dava konusu olayda alıcı tarafın sorumluluğunun olmadığı kanaatine ulaşıldığı, müterafik kusurdan takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere söz edilemeyeceğinin değerlendirildiği, CMR Md.23/3 açısından sınırlı sorumluluk hakkının dava konusu olayda uygulanabileceği, ancak yalnızca hasarlı kısım ağırlığı üzerinden mi yoksa yükün tamamının brüt ağırlığı üzerinden mi hesaplanacağının çelişki ve ihtilaf konusu olduğu, taşınacak yükün mahiyeti, niteliği göz önüne alındığında 10 parçaya bölünen bir makine olduğu, bu parçaların biraraya getirildiğinde yek bir makine elde edildiği, bu parçalardan herhangi birinin hasarlanması durumunda makinenin tümünün işlevselliğini bozacağı ve onarım olmadan tamamının işlevselsiz kalacağı, yetkili servisine ücreti mukabil yaptırılsa da; ürünün sıfır niteliğinin bozulacağı, ekonomik değerinde azalmaya yol açacağı gözetildiğinde ürünün tamamının ağırlığı üzerinden sınırlı sorumluluk üst limiti hesabı yapılması gerektiği, sınırlı sorumluluk üst limitinin 145.858,3 SDR olarak hesaplandığı, dava konusu olayda gerçek zarar tutarının hesabı açısından, eksper raporlarında hesaplanan hasar tutarının aynı olduğu, işçilik – konaklama- servis maliyetlerinin farklılaştığının gözlendiği, zira bu hususa dair dosyadaki bilirkişi raporlarında çelişki olduğu,işçilik-konaklama-servis ücretlerinin ancak hasar ile ilişkili olduğu durumda taşıyıcılara yansıtılabileceğinin değerlendirildiği, kanaatimizce rapor içerisinde yapılan açıklamalar ve bu maliyetlerin irdelenmesine yönelik açıklamaları gözetildiğinde ... Ekspertiz işletmesinin raporundaki, işçilik-konaklama-servis bedellerinin hasar-onarım süreçleriyle ilişkisinin açıklama kısımlarında gözetildiğinin anlaşıldığı, hesapladığı zarar tutarı olan 243.977,93 TL’lik tutarın gerçek zarar tutarı olarak değerlendirilebileceği, söz konusu zarar tutarının, sınırlı sorumluluk üst limiti ile kıyasına ilişkin örnek hesabın dosya içerisinde yapıldığı, zararın sınırlı sorumluluk üst limiti altında kalacağından taşıyıcıların müteselsil olarak 243.977,93 TL’lik zarardan sorumlu olacağı, CMR md.30 uyarınca alıcının mail yoluyla yapılan yazılı ihbarın yerinde olduğu,zamanaşımının durdurması açısından bu ihbarın talep yerine geçip geçemeyeceğine dair CMR Kovansiyonu Md.32/2 içeriğinde bir bilgi yer almadığı, bu doğrultuda CMR Md.32/3 kapsamında davanın görüldüğü mahkemenin zamanaşımını durdurmaya ilişkin değerlendirme yapmasına dair açık hüküm olduğu, bu doğrultuda takdirin sayın mahkemede olduğu tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.Davalılar tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. CMR'nin 32/1. maddesine göre bu sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Zamanaşımı başlangıcı ise; teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde teslim tarihi, tam kayıplarda kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra, kararlaştırılmış zaman limiti yoksa yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60. gündür. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde, zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. Zarar gören tarafından yapılacak yazılı istemin zamanaşımı süresini ertelemesi için, olayı genel olarak ortaya koyması, taşıyıcının talepten sorumluluk sebebi ile tazminat miktarı hakkında değerlendirmede bulunabilmesine imkan verecek bilgiyi içermesi yeterli olup, tazminat miktarının tam olarak belirtilmesi gerekmez. Ancak duran zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başlayabilmesi için taşıyıcının cevabında talebin açıkça reddedilmesi, talep sahibine hakkını davada ileri sürmek dışında başka bir seçenek bırakılmaması gerekir. Eldeki davada taşıyıcının bilerek kötü hareketinden söz edilemeyeceğinden, dava bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Emtia 13.11.2014 tarihinde teslim edilmiş, emtianın tesliminden sonra sigortalı tarafından davalı taşıyıcıya gönderilen 14.11.2014 tarihli e-posta ile hasar bildirilmiş olup, davalı taşıyıcı tarafından aynı tarihli cevabi e-postada istemin açıkça reddedilmediği görülmektedir.Dolayısıyla 14.11.2014 tarihinde zamanaşımı durmuştur. .. teslim şekli nedeniyle taşıma sürecinin alıcı tarafından organize edildiğinin, emtianın taşıyıcıya teslim edilmesi ile taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle oluşacak zararın da alıcı üzerinde gerçekleşeceğinin kabulü gerekir...'e aslında çok benzer ve yakın bir teslim şekli olmasına rağmen ...'da teslim noktasının tespitini satıcının değil alıcının insiyatifine bırakmıştır. Ancak somut olayda; bağların davalı ... deposunda açılması nedeniyle ... teslim koşulunun davalıların sorumluluğuna etkisi yoktur.Şoförün yazılı beyanından bağların ... deposunda açıldığı, bir kısım yükün boşaltıldığı, boşaltılan yükün araca yükleyerek ...deposuna gittiği, ...deposunda da yükün ... götürülmesinin söylendiği, bir akaryakıt tankerine arkadan çarparak kaza yaptığı, ... depoya gittiğinde fren ve çarpmanın etkisiyle emtianın zarar gördüğü anlaşılmaktadır. Emtianın ... ait depoda bağların çözülmesinden, sabitlemenin apılmamasından davalı taşıyıcının sorumluluğunda iken hasar gördüğü,hasar miktarının sınırlı sorumluluk miktarının altında kaldığı anlaşılmakla hasarın tamamından sorumlu tutulması yerindedir. Davalı üst taşıyıcı; fiili taşımayı diğer davalının yaptığını,sorumlu olmadığını ileri sürmekte ise de CMR Konvansiyonu'nun 3. maddesi gereğince taşıyıcı, istihdam ettiği şahısların ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden faydalandığı diğer kimselerin vazifelerini ifası sırasında hareket ve ihmallerinden, sanki bu hareket ve ihmaller kendisine aitmisş gibi sorumludur.Davalı vekilinin hasardan sorumlu olmadığına yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir.Hükme esas alınan bilirkişi raporundan ve ekspertiz raporundan makinenin parçaları ile birlikte bir bütün teşkil ettiği, parçalar biraraya getirildiğinde tek bir makine elde edilebildiği, parçalar bir araya getirilmeden makinenin çalışmasının mümkün olmadığı, parçaların ayrı ayrı ekonomik bir değer olarak düşünülemeyeceği, makinenin sadece 1.790 kg parça ve ekipmanlarının hurdaya ayrılacak şekilde zayi mertebesinde hasarlı olduğu anlaşılmakla hesaplamanın makine ağırlığı üzerinden yapılarak mahkemenin de hükme bu hesaplamayı esas almasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki sovtaj bedeli de düşülmüştür. Sovtaj değerine itiraz edilmiş ise de sovtaj değeri bağımsız eksperce belirlenmiş olmakla, sadece hurda-geri dönüşüm amaçlı kıymeti olduğu, bu nedenle belirlenen sovtajın somut olaya uygun olduğu değerlendirilmiş davalının söz konusu istinaf talebinin de reddi gerekmiştir. Siparişi verilen ürünlerin yurt dışından geldiği, şanzımanın garanti şartı gereği kalibrasyon ve bazı parçaların değişimi için İsviçredeki satıcı firmaya gönderildiği, makinenin kurulumundaki aksaklıklar, kurulumun 2 farklı şirket tarafından yapıldığı ve şirketlerin bu nedenle dönüşümlü çalışmak zorunda kaldığı, makinenin ağırlığı, 10 parçanın biraraya getilmesinin zaman alacağı düşünüldüğünde; davalı tarafların bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Zira parçalar hasarlı görünse de makinenin kurulumu yapılmadan makinenin çalışıp çalışıp çalışmayacağının tespit edilmesi mümkün olmadığından ve bir parçanın çalışmaması bir başka parçayı da etkileyebileceğinden mahkemenin zamanaşımının durduğuna yönelik kabulü yerindedir.Öte yandan işçilik, konaklama, servis ücretleri hasar ile ilişkili olduğundan taşıyıcılara yansıtılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Poliçede muafiyet oranı belirtilmediğinden bu husustaki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.CMR'nin 27. maddesi uyarınca, bu konvansiyona tabi taşımalarla ilgili tazminat taleplerine uygulanacak faiz oranı yıllık %5 olarak belirlenmiş ise de bu faiz oranı yabancı para alacağına ilişkin talepler bakımından geçerli olup, Türk lirası üzerinden talepler bakımından avans faizi geçerli olduğundan, davalıların aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir.Mahkemece hükmedilen miktar, poliçe limitinin altında olmasına rağmen poliçe limitiyle sınırlı sorumluluktan bahsedilmesi kaldırma sebebi yapılmayarak eleştirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.166,51 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.