Taksirle öldürme davasında ilk derece beraat, istinafta mahkumiyet sonrası, denizde boğulma olayında cankurtaran ve işletmecinin kusur ve özen yükümlülüğü tartışması.
Özet: Sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan ilk derece mahkemesince beraat kararı verilmişken, bölge adliye mahkemesi, tehlikeli deniz koşullarına rağmen sanıkların denize girişi kesin olarak engellemeyip yalnızca uyarıda bulunmalarını kusurlu bularak beraat kararını kaldırıp sanıkları adli para cezasına çarptırmış; bu karar üzerine sanık müdafiileri kararın usul ve esasa aykırı olduğunu, beraat gerektiğini, katılanlar vekilleri ise hükmedilen cezanın yetersiz olduğunu ve sanıkların kusuruna uygun düşmediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : Taksirle öldürmeHÜKÜMLER : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanıklar müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin ve o yer cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, ayrı ayrı 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 50/1-a, 52, 52/son, 63. maddeleri uyarınca 24.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar hakkında hükmolunan cezanın miktarının ve 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesinin uygulanmış olmasının olayın oluşuna, sanıkların kusur durumuna ve meydana gelen zararın ağırlığına uygun düşmediğine, kararın sanıklar aleyhine bozulması gerektiğine, Sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri; kararın usûl ve kanuna aykırı olduğuna, karar vermeye elverişli olmayan, dosyada bulunan tanık beyanları ve somut deliller ile çelişir vaziyette olan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verildiğine, karar vermeye elverişli olmayan rapora göre hüküm kurulduğuna, sanıkların kusurunun bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, ilişkindir.III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ölenler ... ve ...'ın yüzmek için olay günü arkadaşları ile birlikte Tirebolu ilçesi ... köyünde bulunan, işletmeciliğini sanık ...'in yaptığı, sanık ...'in cankurtaran olarak görevli olduğu ... Plajına gittikleri, olay günü gündüz vakti, havanın açık denizin dalgalı olduğu, denize giren ... ve ...'ün denizde kaybolduktan sonra farklı günlerde cesetlerinin bulunduğu, cesetler üzerinde yapılan ölü muayene işlemi neticesinde şahısların kesin ölüm nedenlerinin su yutma neticesinde solunum sisteminin durması olduğunun rapor edildiği, alınan bilirkişi raporlarında her ne kadar sanıkların asli kusurlu olduğu belirtilmişse de olay yeri inceleme raporu ile ... verilen cevabi yazıda, olay günü plajda kırmızı bayrak bulunması, olay günü denize girmek için plaja gelen ölenlerin, sanıklar tarafından denize girmemeleri nedeniyle sürekli uyarılmaları, ölenlere kırmızı bayrağın gösterilerek denizin tehlikeli ve dalgalı olduğunu belirtilmesi, uyarıların ardından ölenlerin sanıklara ve tanık...'e denize girmeyeceklerini belirtmeleri, ancak sanıklar ve tanık...'in yanlarından ayrılmalarının ardından ölenlerin denize girmek istemeleri, bunun üzerine ölenlerin arkadaşı olan ...'ın da ölenleri denize girmemeleri için uyarmasına rağmen ölenlerin ''bir şey olmaz'' diyerek denize girip boğulmaları karşısında, ölenlerin yaşları ve sosyal çevresi de göz önünde bulundurularak, denize girme konusunda sanıklar tarafından ölenlere tüm inisiyatifin bırakılmadığı, sanıkların dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket etmedikleri, ... ve ...'ın ölümünde taksire dayanan kusurlarının bulunmadığı gerekçelerine dayalı olarak sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme sonunda, sanıkların, neticenin olmasını istemedikleri, fakat bu anlamda özen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerinin irdelenmesi gerektiği, denizin dalgalı olduğu, hatta belediyenin bile denize girmenin tehlikeli olduğu hususunda anons etmesine rağmen ölenlerin yanlarında arkadaşları olduğu halde plaja geldikleri, hatta plajda başka kişilerin dahi olduğu, hakeza tanıklardan ...'ın bunlardan birisi olduğu ve sanıkların plaja kırmızı flama asmalarına rağmen tanığa "bugün çok dalgalı ya girmeyin ya da çok açılmayın" dediği, yani kesin yasak konup geri gönderilmedikleri, aynı şekilde tanık ...'ın da benzer beyanlarda bulunduğu ve sanıkların kendilerine gelip "deniz dalgalı ister girin ister girmeyin" şeklinde konuştuğunu belirttiği, yine tanıklardan ... kollukta alınan beyanında açıkça ölenlerin boğulması sırasında kıyıda olduğunu, ölen ...'ün denizde çırpındığını görünce denize girerek onu ve yanında bulunan ...'ı kurtardığını, daha sonra dalganın ...'ü ileri attığını, bu sefer tekrar ...'in ...'u kurtarmak için gittiğini beyan etmesine rağmen bu olayları gören ve cankurtaran görevini üstlenen sanık ...'in ve diğer sanık ...'in sadece bunları uyararak ve kırmızı bayrak asarak özen yükümlülüğünü yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, özellikle suç konusu yerde can kurtaran olarak çalışan ... gerekli özeni ve dikkate göstermiş olsaydı tanık ...'den daha önce olaya müdahale edebileceği, ölenleri denizde ileriye ve dalgalara doğru gitmelerine izin vermeyeceği ve hatta denize dahi girmelerine izin verilmeyeceği, bu anlamda gerekirse kolluk güçlerinden de yardım alınabilme imkanı varken bunlar yapılmayıp sadece ölenlerin ve tanıkların uyarılması ve hatta "ister girin ister girmeyin" şeklinde söylenmesi, sanık ... her ne kadar duruşmada verdiği beyanlarında maktulleri kurtarmak için denize girdiğini ve fakat dalgadan dolayı gidemediğini belirtmiş ise de olayın sıcağı sıcağına soruşturma evresinde denize girmediğini söyleyerek bu anlamda tanıkların beyanlarını doğruladığı anlaşılmış, yine 28.07.2017 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre, "Olay yeri krokisinde (3) numara ile gösterilen yerde deniz içerisine atılan ve şamandıra veya emniyet şeridi diye tabir edilen işletme sahibi tarafından aşırı dalga olması nedeniyle dışarı çıkartılan halatın bulunduğu," hususunun açıkça rapor edildiği, dolayısıyla olay sırasında plajın etrafında herhangi bir plastik duba, plaj alanını belirleyen ve herkesin girmesine engel olan çit vb. şeylerin olmadığı, olay sırasında şamandıra veya emniyet şeridi diye tabir edilen halat ve dubaların denizin içinde bulunmadığı hususları bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda, her iki sanığın da bu anlamda gerekli özen ve dikkati göstermeyerek neticenin oluşmasına sebebiyet verdikleri anlaşılmakla her iki sanığın da üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunu işlediği sabit olduğundan, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararı kaldırılarak mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.IV. GEREKÇE VE KARARYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar müdafiinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Temel cezanın, 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesine göre adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddelerinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine uyulmaması,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanıklar müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1.maddesi gereği hükümlerin A-4 bendi ve B-4 bendi çıkarılarak yerlerine ''Sanığa verilen 3 yıl 4 ay hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak 5237 sayılı TCK'nın 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a madddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine; 5237 sayılı TCK'nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 1215 tam gün olarak belirlenmesine; 5237 sayılı TCK'nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20,00 TL olarak hesabıyla 24.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.