Taksirle öldürme suçunda, sanığın imam nikahlı eşi ve müşterek çocuğunun bulunduğu olayda TCK 22/6 hükmüyle ceza verilmemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Taksirle öldürme suçundan ilk derece mahkemesince mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında, bölge adliye mahkemesince, sanık ile ölenin gayri resmi eş ve müşterek çocuk sahibi olmaları nedeniyle sanığın kişisel ve ailevi durumunda cezanın gereksiz kılacak derecede mağduriyet oluştuğu gerekçesiyle TCK 22/6 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, temyiz incelemesinde ise bu maddenin uygulanmasında resmi hısımlık şartı aranmadığı vurgulanmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., ███████ K.SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-3-4, 53/6. maddeleri uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 5 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5237 sayılı TCK'nın 22/6. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; kararın açıkça hukuka aykırı olduğuna, sanık ile ölen arasında gayri resmi ilişkinin bulunduğuna, ortak çocuklarının bulunmasının 5237 sayılı TCK'nın 22/6. maddesinin uygulanma gerekçesi olmadığına, sanığın asli ve tam kusurlu olduğuna, usûl ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 24.08.2018 tarihinde saat 20.40 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile yanında imam nikahlı eşi ölen ..., ölenle ortak çocukları olan ..., sanığın önceki evliliğinden olan çocukları ... ve ...var iken meskun mahal dışında, gece vakti, aydınlatması olmayan, havanın açık olduğu, yolun kuru, düz ve eğimsiz olduğu, iki şeritli, bölünmüş asfalt kaplama, devlet yolunun sol şeridini takiben Emirdağ istikametinden Sivrihisar istikametine seyredip olay mahalline geldiğinde, sağa kontrolsüzce doğrultu değiştirerek o sırada sağındaki şeritte seyretmekte olan ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen ...'un kullandığı otomobilin sol ön yan kesimine kendi aracının sağ önüyle çarpması, ardından da hakimiyetini kaybettiği aracı ile yolun sağından yol dışı kalarak takla atması sonucu aracında bulunan ...'in ölümüne asli ve tam kusurlu şekilde neden olduğu kabul edilmiş ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile, sanık ile ölenin olaydan yaklaşık 1,5 yıl öncesinden itibaren birlikte yaşadıkları, sanığın resmi nikahlı eşinden Ankara Batı 4. Aile Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile boşandığı, ölenin ise Çorum 2. Aile Mahkemesine 30.05.2016 tarihinde boşanma davası açtığı ve anılan Mahkemenin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile ölen ile resmi nikahlı eşi ...'in boşanmalarına karar verildiği, ancak tebligat işlemleri yapılmadığı için boşanma kararının henüz kesinleşmediği, öte yandan sanık ile ölenin 21.11.2017 tarihinde doğmuş müşterek ... isimli çocuklarının bulunduğu, her ne kadar ... evlilik içi doğduğundan bahisle katılan ...'in nüfusuna kayıt edilmiş ise de bizzat katılan ...'in çocuğun kendisinden olmadığını kabullendiği ve kendi üzerine nüfusa kaydettirilmesini kabul etmediği, suç konusu kazanın meydana geldiği anda dahi ...'nun sanık ve ölen ile beraber aynı araçta bulunduğu hususları birlikte nazara alındığında, 1,5 yıldır birlikte yaşadığı, müşterek çocukları bulunan ve imam nikahlı eşi olduğunu belirttiği ...'in vefatı ile meydana gelen sonuç, münhasıran sanık ...'ın kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açtığının kabulü ile 5237 sayılı TCK'nun 22/6. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasının gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.IV. GEREKÇE VE KARAR5237 sayılı TCK'nın 22/6. maddesinin uygulanabilmesi için taksirle hareket sonucu neden olunan neticenin, münhasıran sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması gerektiği, hükmün uygulanması bakımından sanık ile ölen arasında Türk Medeni Kanunu anlamında hısımlık ilişkisinin bulunmasının şart olmadığı, mağdur veya ölen ile sanık arasında ..., ..., kardeş veya resmi nikâhlı eş gibi hısımlığın bulunduğu olaylarda, esas itibariyle neticenin sanık açısından ızdırıp verici, manevi açıdan yıkıma yol açıcı nitelikte olduğunun, aksinin ispatı mümkün bir karine olarak kabul edildiği, taksirli fiil ile meydana gelen neticenin, sanığın kişisel ve ailevî durumu itibariyle, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açacak nitelikte olmadığının ispatı halinde, sanık ile mağdur veya ölen arasında yakın hısımlık ilişkisi bulunsa dahi hükmün uygulanmasının mümkün olmayacağı; TCK'nın 22/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin şartların her somut olayın özelliklerine göre; kazanın meydana geliş şekli, fail ile mağdur veya ölen arasındaki ilişki, neticenin fail üzerindeki etkileri irdelenerek neticenin münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açıp açmadığı değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edileceği, maddede fail ile mağdur veya ölen arasındaki hısımlık ilişkisinden söz edilmediği, mağdur veya ölen ile fail arasında salt Türk Medeni Kanunu anlamında evlilik ilişkisi bulunmamasının hükmün uygulanmasına engel teşkil edeceği şeklindeki bir kabulün, hükmün konuluş amacına aykırı olacağı, nitekim Dairemizin 12.12.2012 tarihli, █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere, meydana gelen kaza sonucunda sanığın birlikte yaşadığı gayri resmi eşinin ölümüne neden olması halinde de TCK'nın 22/6. maddesi gereğince münhasıran kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açacağından ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebileceği, somut olayda, dosyaya yansıyan, ölen ile sanık arasında herhangi bir geçimsizliğin bulunmadığı, ölenin katılanla resmi olarak evli olsa da olaydan önce Çorum 2. Aile Mahkemesine 30.05.2016 tarihinde boşanma davası açtığı ve Mahkemenin 17.05.2018 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile ölen ile resmi nikahlı eşi ...'in boşanmalarına karar verildiği, ancak tebligat işlemleri yapılmadığı için boşanma kararının henüz kesinleşmediği, öte yandan sanık ile ölenin 21.11.2017 tarihinde doğmuş müşterek ... isimli çocuklarının bulunduğu, her ne kadar ... evlilik içi doğduğundan bahisle katılan ...'in nüfusuna kayıt edilmiş ise de bizzat katılan ...'in çocuğun kendisinden olmadığını kabullendiği ve kendi üzerine nüfusa kaydettirilmesini kabul etmediği, hükümden sonra sanığın Milas Aile Mahkemesinin, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı, 05.12.2022 kesinleşme tarihli kararı ile de yaşı küçük ...'yu tanıdığı anlaşıldığından, Tebliğname'deki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, ancak şahsî cezasızlık sebebi bulunduğu, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Sivrihisar Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.