İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, ortaklık anlaşmazlığından kaynaklanan yetki kötüye kullanımı ve şirket zararı iddiasıyla açılan ticari tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Şirketin yüzde 50 ortağı olan davacı, şirketin temsil yetkisini elinde bulunduran diğer yüzde 50 ortağı davalının, kendisini şirket faaliyetlerinden menederek ticari hayatını sonlandırdığını, şirketin hesabından kişisel hesabına usulsüz para aktardığını (687.000 TL), şirkete ait bir aracı eşine bedelsiz veya düşük bedelle devrettiğini, doktor sözleşmelerini feshederek şube faaliyetlerini engellediğini ve davalının eşinin de şirket işlerine müdahale ederek zarara yol açtığını ileri sürerek, uğranılan zararların tazminini ve aktarılan paraların iadesini talep ederken; davalı ise iddiaların belirsiz olduğunu, zararın davacının eylemlerinden kaynaklandığını ve aracın usulüne uygun satıldığını belirterek suçlamaları reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: █████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının.... Şti'nin %50 hisseli ortağı olduğunu, diğer %50 hisseye sahip ortağın davalı ... olduğunu, şirketin temsil ve ilzam yetkisinin .... Noterliği █████/2012 tarih ... yevmiye nolu imza sirküleri ile süresiz olarak davalı ...'a verildiğini, 2016 yılı Kasım ayından itibaren davalı ...'ın müvekkilini şirketin... Şubesi'ne sokmadığını, müvekkilinin hem doktor hem de iş adamı olarak şirket bünyesinde faaliyet gösterdiğini, davalının yaptığı eylem ve hareketler neticesinde şirket faaliyetlerine katılamaz olduğunu, yılda 5.475.000,00 TL ciro yapan şirketin ticari hayatının sonlandığını, davalının şirket menfaatlerini gözetmediğini, şirketin ...bulunan hesabından 290.000,00 TL ve 397.000,00 TL'yi davalının kendi şahsi hesabına aktardığını, davalının temsil ve ilzam yetkisini kötüye kullanarak kendisine menfaat sağladığını ve davacıyı zarara uğrattığını, şirket üzerine kredi kullanılarak ... plakalı aracın satın alındığını ve taksitlerin bitiminden sonra şirketin keşide ettiği fatura ile aracın davalı ... ...'e devredildiğini, davalı ... ...'in davalı ...'ın imam nikahlı eşi olduğunu, satış bedelinin şirket hesabına yatırılmadığını, şirketin şubelerinde çalışan uzman doktorlarla iş ilişkisinin davalı tarafından feshedilerek sonlandırıldığını, şubelere giden hastaların şubelerin süresiz tadilatta olduğu yönünde yönlendirilerek şubelerin şirketle ilişkilerinin koparılmaya çalışıldığını, şirket cirosunun büyük kısmının şubelerin yaptığı ciroların şirkete gelmesi ile oluştuğunu, davalıların şirkette çalışan personellerin çalışmasını engellediklerini, davalı ... ...'in şirket kapsamında bir görevi olmamasına rağmen personel üzerinde çatışma ortamı yarattığını ve şirket bünyesinde çalışma barışının bozulmasına sebebiyet verdiğini, davalı ... ...'in şirket kasasından nakit para aldığını, davalıların birlikte hareket ederek müvekkilini zarara uğrattıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan ...'ın şirket temsil yetkisini kullanarak hesabına aktardığı 687.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL sinin paranın hesaba geçirilmesinden(14.09.2016) bu yana işleyecek avans faizi ile birlikte şirkete iadesine, davalılardan ... ve .... tarafından ... plaka sayılı aracın şirket demirbaşından çıkarılması nedeniyle aracın bedelinin hesaplanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik eksik yatırılan bedel karşılığı satış tarihinden bu yana işleyecek avans faizi ile birlikte 1.000,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine, davalılardan ...'ın şirket temsil yetkisini kötüye kullanması nedeniyle şubelerde çalışan doktorların sözleşmelerinin feshi, davacının şirket faaliyetlerine katılımının kişisel hırs ve düşmanlık duyguları nedeniyle engellenmesi, davalının şirketin tüm iş yerlerini kapatarak faaliyetine son vermesi sebebiyle şirketin uğradığı zararların hesaplanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin avans faizi ile ...'tan tazminine ve şirket adına tahsiline, ... ve ....'in birlikte hareketle (....'in şirket işlerine karıştırılması,) şirkete verdiği zararların tespit edilerek şimdilik 1.000,00 TL sının avans faizi ile her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete iadesine, ....'in şirket kasasından aldığı paraların tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL sının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davcının talepleri hakkında belirsiz dava açılamayacağını, müvekkili hakkında aynı taleplerle davacı tarafından açılan derdest dosyalar bulunduğunu, diğer davalı ile müşterek ve müteselsil sorumluluk yüklenemeyeceğini, dava dışı şirketin web sitelerini silip başka bir siteye yönlendirerek müvekkilinin ve şirketin gelirlerinin düşmesine davacının neden olduğunu, ... plakalı aracın şirket işlerinde kullanılmak üzere alındığını, fakat şirketin bu araca ihtiyaç duymaması nedeniyle zarar edilmesinin önüne geçmek için █████/2016 tarihinde 150.000,00 TL bedel ile ....'e satıldığını, taraflar arasındaki satım sözleşmesi ile 80.000,00 TL'nin Aralık 2016, 70.000,00 TL'nin Ocak 2017'de ödenmesine karar verildiğini, aracın vadeli satıldığını, araç bedelinin tümünün ödendiğini, şirket defter ve belgelerinin davacının kardeşi tarafından tutulduğunu, 2016 yılında yaşanan olaylar sonrasında şirkete ait belgelerin bu kişi tarafından teslim edilmediğini, bu kişi hakkında şikayette bulunulduğunu, davacının haksız rekabete aykırı davranışlar sergilediğini ve şirketi zarara uğrattığını, davacının kendisine ait sitelerden müvekkili ve ailesi ile birlikte çalıştığı doktorlar hakkında hakaret içerikli çok sayıda paylaşımda bulunduğunu, dava dışı şirkete tayin edilen kayyımın onay değil denetim kayyımı olduğunu, kayyım ücretlerinin taraflarınca yatırıldığını, davacının ödeme yapmadığını, dava dışı şirketin faaliyetlerini devam ettirememesinin tek sorumlusunun davacı olduğunu, müvekkilinin imzasını taklit suretiyle tanzim edilen sahte senetler üzerinden dava dışı şirkete hacze gelindiğini, tüm tıbbi malzemelerin haczedildiğini, şubelerin de bu nedenle kapatılmak zorunda kalındığını, şirket ve şubelerinin kapatıldığına dair yönetim kurulu kararı bulunduğunu, ...adresinde faaliyette bulunan müvekkilinin vergi açılışı bulunduğunu, bu adresin dava dışı şirketle ilgisi bulunmadığını, dava dışı şirketin iş yerini terk ettiğine dair Vergi Dairesi Başkanlığı'nca tutulan tutanağın mevcut olduğunu, davacının şirketi zararlandırıcı işlemleri nedeniyle taraflar arasında pek çok hukuk ve ceza davası açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası açılamayacağını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ... plakalı araç bedelinin şirkete ödendiğini, müvekkilinin şirket kasasından para aldığı iddiasının ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından yapılan suç duyurusunda takipsizlik kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacının müvekkilini zor duruma düşürmeye çalıştığını, dava dilekçesindeki iddialarının asılsız olduğunu, HMK 329 maddesi gereğince dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle davacının kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini belirterek davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatı ödemesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava limited şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olup davacı yan davalı müdür ...'ın diğer davalı ile işbirliği yaparak şirkete bilikte zarar verdiklerini iddia ederek bazı alacak kalemlerinin her iki davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Kanun şirket ortağına şirket yöneticisine karşı sorumluluk davası açma hakkını tanımış ise de yöneticiler dışında kalan şahıslar aleyhine ortağın dava açmasına imkan tanımamıştır. Yargıtay yerleşik uygulamasında şirket taşınmazlarının muvazaalı olarak devri gibi bazı istisnai durumlarda şirket ortağının dava açma imkanı kabul edilmekte ise de somut olayda böyle bir istisnanın varlığı söz konusu değildir. Ortak olmayan bir kişiye karşı şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla dava açabilecek olan şirketin kendisi olup davacının davalı ... ...'e yönelik talepleri bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer davalı ... ise tarafların %50'şer hisse ile ortak oldukları ... Ltd.Şti'nin münferit imza yetkilisi ve müdürüdür. Eylemlerinden ötürü şirkete zarar verdiği iddiasıyla davacı, ortak sıfatıyla dava açabilecektir. Müdürün sorumlu tutulabilmesi için davacının davalı müdürün kusurunu ve bundan dolayı zarar doğduğunu ispatlaması gereklidir. Öte yandan müdürler görevlerini yerine getirirken gerekli tüm özeni göstermek, şirketin menfaatlerine uygun hareket etmek, dürüstlük kuralları içinde davranmakla yükümlüdür. Davacı ve davalı arasında 2016 yılı itibariyle uyuşmazlık başladığı, uyuşmazlığın her iki taraf yönünden hukuk ve ceza davalarına konu olduğu, davacının şirkete alınmadığı, davalının genel kurul öncesi yapılması gerekenleri yapmadan çağrı prosedürünü uygulamadan tek başına genel kurul yaparak █████/2017 tarihi itibariyle şirketin tüm şubelerinin kapatılması kararı aldığı, öte yandan bir başka dava dosyasında şirkete denetim ve onay kayyımı atanmış olmasına rağmen davalının şube kapatma kararı ile ilgili olarak kayyımdan da onay almadığı, şirkete ait aracı üstelikte değerinin altında bir tutara eşine satarak şirketi zarara uğrattığı, şirket kar eder durumda iken davalının işyerlerini kapatması sonucu şirketin dava tarihi itibariyle mahrum kaldığı karın 573.255,75 TL.olduğu davalının bu zarardan sorumlu olduğu ve dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili gerektiği, aynı şekilde aracın rayiç değeri ile fiili satış değeri arasındaki 60.000 TL.nin de şirket zararı niteliğinde olup davalı yöneticinin bu zararın oluşmasında kusurlu davrandığı, şirket yetkilisi sıfatıyla eşine araç sattığı, işlemin tarafı olduğu, bu tutarın da aracın satış tarihinden itibaren davalı ...'tan tahsili ile şirkete ödenmesinin uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Şirket defter ve kayıtlarının incelenmesinden, gerek davacının gerekse davalının zaman zaman şirketten borç para aldıkları, hali hazırda davacının davalıdan daha fazla borçlu durumda olduğu, her iki taraf yönünden de bu borçların şirket ile ortak arasındaki cari hesap ilişkisine dayalı olup, şirket kayıtlarında mevcut olduğu davacının kendi borcu dururken yönetici olan davalının şirketi bu nedenle zarara uğrattığı iddiasına dayanamayacağı, bu talebin yerinde olmadığı kabul edilerek davalı ... yönünden açılan davanın da ıslah edilen haliyle kısmen kabulüne, ..." karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan raporlarda 1 numaralı davalı şirketi temsile yetkili müdür ... tarafından dosyaya sunulan bilançolar kapsamında hesaplama yapılmadığını, talep olmasına rağmen şirket defterleri çeşitli bahaneler ile dosyaya sunulmadığını ve TTK m.82 kapsamında şirket müdürü olarak ...'ın ticari defterlerin akibeti konusunda ticaret mahkemesinden belge almadığını, dosyada rapor hazırlayan bilirkişiler herhangi bir dayanağı olmayan bilançolar üzerinden davacının şirkete borçlu olduğu tespit ettiğini, bu tespitte hukuka aykırı olarak ilamda tekrarlanmış ve bu tespit üzerinden davacının şirkete borçlu olduğu kabul edilerek şirketin uğradığı zararın şirkete iadesi talebinin de hatalı olarak reddedildiğini, dava dilekçesi incelendiğinde 1 numaralı davalı şirket müdürü ... tarafın şirket hesabından kendi şahsi hesabına aktarılan 687.000,00 TL'nin şirket ortağı olan ancak şirket yönetiminde ve temsilinde hiçbir söz hakkı olmayan, söz hakkı yetkili müdür ... tarafından engellenen davacıya değil.... Şirketine iadesinin talep edildiğini, raporda 1 numaralı davalı tarafından sunulan ve şirketin defterleri incelenmeden 1 numaralı davalı şirket müdürü ... tarafından hazırlanan ve herhangi bir resmi makamın tasdikinden geçmemiş bilançolar ile davalının şirkete borçlu olduğu tespiti yapıldığını ve mahkeme de bu tespit üzerinden 1 numaralı davalı ...'ın şirketi boşaltmasını ve şirket parasını kendi hesabına aktarmasını makul görerek paranın şirkete iadesi talebini gerekçesiz ve hukuka aykırı olarak reddettiğini, ayrıca HMK m.26 taleple bağlılık ilkesi gereği işbu dava konusu olan 1 numaralı davalı ...'ın şirket hesabından kendi şahsi hesaplarına 687.000,00 TL paranın şahsi hesaba aktarıldığına dair banka dekontu olmasına rağmen paranın şirkete iadesi talebinin haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, şirkete ait araç şirketi temsile yetkili Mustafa tarafından davalı eşi ...'e devredildiğini, kararda buna dair değerlendirme yapıldığını, sadece ...'tan tahsili ile ... ödenmesine karar verildiğini, .... kötü niyetli olarak aracı devraldığını, davalı ... ile Davalı ... ... arasında muvazaa bulunduğunu, muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla aralarında gerçek iradelerine uymayan, görünüşte geçerli olmasına rağmen, kendi aralarında hüküm ifade etmeyen bir sözleşme yapma konusunda anlaştığını, davalı ... ile diğer davalı ... ... arasında mutlak muvazaa olduğundan yapılan satış işleminin batıl olduğunu, muvazaalı işlem gereğince şirketin uğradığı zarar ve ziyanın taraflarından birisi de davalı ... ... olduğunu, davalı ... ... açısından aktif husumet yokluğundan davanın .... yönünden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında şirket defterlerinin incelenmediğini, dosya kapsamındaki bilirkişi kurulunun gerek kök raporunda ve gerekse ek raporunda şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, ticari defter ve kayıtları davalı ... tarafından ibraz edilmediğini, dosyada mevcut olan bilanço bu sebeple davalı ... tarafından gerçek durumun ortaya çıkmaması için uydurulan gerçek hesap ve kayıtlara dayanmayan bir bilanço olduğunu, bu bilançoda yer alan ... aleyhine düzenlenen hesap hareketlerinin kabulünün mümkün olmadığını, ... tarafından dosyaya sunulan bilanço üzerinden ...'nın şirkete borcu olduğuna dair kararda tespit yapılmasının hatalı olduğunu, ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi, Türk Ticaret Kanunun 80, 81, 82, 83, 84, 85 ve 86. maddeleri esas alınarak kök ve ek rapor alınması gerekirken herhangi bir güvenilirliği ve resmiliği olmayan ve davalı tarafından düzenlen bilanço üzerinden raporda hesaplamalar yapıldığını ve hükme esas alındığını, tüm rapor kapsamında, oluşan zarar ile davalı ...'ın şirket yönetimindeki kusurlu davranışları arasındaki illiyet bağı kurulmuş olmasına karşın raporun ilerleyen kısmında şirketin kapatma dolayısıyla uğradığı zarar bilançosundan davacının da sorumluluğuna gidildiğini, karar gerekçesinde bu değerlendirme ve ... tarafında gerçek durumun ortaya çıkmaması için uydurulan gerçek hesap ve kayıtlara dayanmayan bilançolara dayalı olarak hesaplamaya gidilmesini, TTK m.82'ye dair inceleme yapılmamasını ve davacının şirkete borçlu olduğuna dair kararda tespit yapılmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamındaki bilirkişiler şirket defterlerini incelemeden davalı tarafından sunulan bilanço adı altında belgeler ile hesaplama yaptığını ve bu hesaplama sonucunda davacıya borç çıkartıldığını, davacı, davalının sunmuş olduğu ve herhangi bir resmi makam tarafından tasdiklenmeyen evraklar üzerinden davacı ..., ... Şirketine borçlu çıkartılmış ve kararda bu duruma dair de hatalı olarak tespit yapıldığını, ticari defter ve kayıtları usulüne uygun tutmayan davalı ... açısından lehine herhangi bir delil niteliği bulunmayan gerçek durumun ortaya çıkmaması için uydurulan gerçek hesap ve kayıtlara dayanmayan bilançolara dayalı olarak hesaplamaya gidilmesi ve bu hesaplarla davacı ...'yı şirketten para çektiğini iddia etmek hem hayatın olağan akışına hemde akıl ve mantığa sığmayacağını, özellikle 2014-2015-2016 ve 2017 yılı ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacı ...'nın şirkete borçlu olmadığını ve şirketten para çekmediğinin ortaya çıkacağını, sırf bu durumun ortaya çıkmaması için de bu dönemlere ilişkin ticari defter ve kayıtlar mahkeme ve bilirkişi incelemelerinden kaçırıldığını, ... şirketini temsile yetkili ...'ın dava tarihi itibariyle 25 yıllık eşi olan .... şirket kasasından paralar aldığını ve şirketi zarara uğrattığını ancak buna dair gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan ve gerekçe göstermeden bu talebin de haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, şirkette hiçbir hak veya yetkisi olmamasına rağmen davalı ... ... tarafından elden nakit 459.064,00 TL olarak çekilmesini dava dilekçesinde açıkça belirtilmesine rağmen bu konuda hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığını, davalı ..., ... Ticaret Limited Şirketi'nin tüm şubelerini kapattığını, merkez dahil hiçbir ticari faaliyeti kalmadığını, gelinen noktada şirketin uğradığı icra takipleri de göz önüne alındığında artık şirketin yeniden ihdasının mümkün olmadığını, davacının %50 ortağı bulunduğu şirketin hukuken ve fiilen bitirilmesinde ortaya çıkan menfi ve müspet zararların tespit edilmesi için öncelikle şirketin 2014 – 2015 - 2016 yıllarındaki ticari defter ve kayıtları ile karlılıkları dikkate alınması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hissesi hacizli olup, ortak sıfatına dayalı hakları kullanması alacaklının muvafakati ve icra dairesinin izni ile mümkün iken davacının muvafakat ve izin sunmadığını, mahkemenin alacaklı muvafakati ve icra müdürlüğünün izni olmadan açılmış olan davada, özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermesi gerektiğini, davanın genel kurul kararı olmadan açıldığını, şirket ortağının, genel kurulun devredilemez yetkisinde olan bir konuda kendi başına hareket ettiğini, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın tümden reddi gerektiğini, mahkemenin kabulünde yer alan gerekçe ile hükmedilen zarar meblağı arasında illiyet ilişkisinin olmadığını, mahkeme şubelerin zorunlu olarak kapatılıp kapatılmadığını tartışmadığını, zararın asıl nedeni olan davacının kusurlu eylemlerini de tartışmadığını ve olumsuz eylemlerinin de savcılık dosyalarında sunulu olduğunu, davalının şirketin zarar etmesinde bir kusuru bulunmadığını, Davacının saldırıları nedeniyle hiç hasta alamayan şirketin şubelerinin zorunluluktan kapatıldığını, mahkemenin ....'in satın aldığı aracın bedel farkı olarak 60.000,00 TL'ye hükmetmesinin de hatalı olduğunu, 60.000,00 TL fark hesaplanılmış ama bu hesaplama hatalı olup, hatalı sonucun da güncel araç bedeli üzerinden hesaplama yapılmasından kaynaklandığını, mukayeseye esas alınan güncel değerin pandemi etkisi, döviz kur artışı ve global arz düşüklüğünden kaynaklanan %200'leri bulan artış %20-30 olarak kabul edilerek hata yapıldığını, davacının amacının şirketi yok etmek olduğunu ve şube doktorlarını toplamış tüm web sitelerinin kontrolünün ve medical art markasının kendisinde olduğunu, şirketin kendisi için bittiğini, normalde hisse devri olsaydı ödemek durumda kalacağı 500.000 USD peşinat ile aynı alanda yeni bir oluşum yapacağını, web siteleri olmadan hasta(müşteri) akışının gerçekleşmeyeceğini ve şirketin batacağını belirterek bu nedenle şube doktorlarının kendisi yanında yer almasını istediğini, sonraki aşamalarda paravan kişiler adına düzenlettirdiği sahte senetlerle şirket merkezinde hacizler yaptırıp şirketin tüm makine ve teçhizatlarını kaldırtığını, davacının tüm eylemlerinin bariz kötü niyetli ve şirket açısından yıkıcı eylemli olduğunu, davacının davalı ...'a 40.000.000(kırk milyon)TL'yi aşkın borcu mevcut olduğunu, yine işbu davada yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda ...'nın ... Ltd. Şti'ne 1.489.990,27 TL borcu bulunduğunu, mahkemenin davacı hakkında devam eden ceza davalarının sonuçlanmasını beklemeden karar vermesinin de hukuka aykırılık oluşturduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davalı ... ... yönünden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davalı ... aleyhine açtığı davanın ıslah edilen hali ile kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinafa konu uyuşmazlık temelde, dava dışı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davalı ... ...'in sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktalarındadır.
Dava dışı ... Limited Şirketi'nin % 50 hissesi davacıya, %50 hissesi ise davalı ...'a ait iki ortaklı şirket olup, davalı ... şirketin münferiden yetkilisidir.
Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, TTK'da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. TTK'nın 644/1-a hükmü açıkça anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını hüküm altına almıştır. Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ila 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir. Böylece, TTK m. 555 ila 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.
Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.
Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.
Bu nedenle, ortağın doğrudan zararı ile dolaylı zararın açıklanması gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).
Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.
Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/...). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.
6102 sayılı TTK' da dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır.
Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak olan davacı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. Pay sahipleri ve alacaklıların doğrudan zararları; yöneticilerin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda pay sahipleri ve şirket alacaklılarının bizzat ve bireysel, doğrudan doğruya zarara uğramalarıdır. Bu zararlar şirketin zararından bağımsız olduğundan ayrıca şirketin zarara uğrayıp uğramadığının da önemi yoktur. Bu zararlar ortak ve şirket alacaklısı sıfatı sonucu olarak görülmüş zararlardır. (Prf. Dr. Hasan Pulaşlı, şirketler hukuku şerhi 3. Cilt sayfa 2561) (Emsal: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. █████████ K. Sayılı ilamı)
Yani davacı tarafın ortağı olduğu davalı şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle davalı şirketin zarara uğratılması nedenine dayalı tazminat davasında, şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı ortak açısından ise dolaylı zarar olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 555.maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesinin talep edilmesi gerekmektedir. Davacı ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı olmadığından davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
TTK'nın 553. maddesi uyarınca Kanun, şirket ortağına, şirket yöneticisine karşı sorumluluk davası açma hakkı tanımış ise de yöneticiler dışındaki şahıslar aleyhine ortak tarafından dava açılmasına olanak tanınmamıştır. Yargıtay yerleşik içtihadıyla, şirket taşınmazının muvazaalı olarak devredilmesi gibi bazı istisnai durumlarda şirket ortağına dava açma imkanı tanınmakta ise de somut olayda bu istisnai durumlar mevcut değildir. Buna göre mahkemece davalı ... ... yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi kararı isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından davalı şirketin defterleri incelenerek alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda, dava dışı şirketin 2016 yılında 1.439.431,97 TL kar ettiği, 2016 yılından sonra ise faaliyetlerinin azalarak sona erdiği, 2017 ve 2018 yıllarında zarar ettiği, şirket varlıklarından bir kısmının ortaklarının borcu olduğu, davacının şirkete 1.489.990,27 TL davalının ise 953.865,60 TL borçlu durumda oldukları, bu borçların gerek defterler üzerinde yapılan inceleme ve gerekse vergi dairesine verilen beyannameler ile bilançoların incelenmesi sonucu varolduğuna kanaat getirildiği, davacının davalıya nazaran şirkete daha yüksek tutarda borcunun olması karşısında davalıya yönelttiği talebin ortaklar arası eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, gerek davacı gerekse davalının borcunun cari hesap ilişkisi sonucu oluştuğu, iki ortağın toplam borcunun şirketin geçmiş yıllar karları kadar olup örtülü kar dağıtımı ihtimalini gündeme getirdiği ancak davacının kendi borcu daha yüksek iken şirket zararı adı altında davalının borcunu şirkete ödemesini isteyemeyeceği, şirketin yaklaşık 5.5 milyon TL ciroya, yaklaşık 1.500.000,00 TL karlılığa sahip iken 2017 yılında tüm şubelerinin kapatıldığı, bu konunda %50 hisseye sahip davalının tek başına █████/2017 tarihinde karar alarak tüm şubeleri kapattığı, şirketin...'de bulunan şubesinde █████/2017 tarihinden itibaren davalının tek başına faaliyet yürüttüğü, şirketin 2014, 2015, 2016 yıllarına ilişkin karının 3 yıllık ortalaması ve 2017 yılında faaliyetine devam etseydi elde edebileceği kar tutarı dikkate alındığında, şirketin kar mahrumiyeti dahil zararının 573.255,75 TL olduğu, buna karşılık ....'in şirket işlerine karışması nedeniyle uğranılan zarar ve şirket kasasından aldığı paralara ilişkin bir tespit yapılamadığı, █████/2016 tarihinde davalı ... ...'e 150.000,00 TL bedelle satışı yapılan aracın satış tarihi itibariyle rayiç değerinin 210.000 TL olduğu, dolayısıyla şirketin 60.000,00 TL tutarında zarara uğratıldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi, davalı şirketin defter ve belgelerini incelemiş olup, raporun denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosyada bulunan, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ sayılı soruşturma dosyasında, davalı ... ve dava dışı ... Ltd....tarafından ...ve ... hakkında evrakta sahtecilik/dolandırıcılık iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuş, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ sayılı soruşturma dosyasında ...hakkında görevi kötüye kullanmaktan dolayı suç duyurusunda bulunduğu, İstanbul Anadolu 9 Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyasında ... hakkında sahte senet düzenlendiği iddiasına dayalı olarak şikayette bulunulduğu, İstanbul 9.Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında ...ve davacı hakkındaki sahte senet düzenlenmesi ve dolandırıcılık suçundan açılan davada davacı ...'nın beraatine karar verildiği görülerek, eldeki davanın yöneticinin sorumluluğuna dayalı olarak açılan tazminat davası olduğu, söz konusu dosyaların sonucunun beklenmesinin bu davanın sonucuna etkisi olmadığından Mahkemece bekletici mesele yapılmaması yerinde görülmüştür.
Davalı ..., 01.08.2017 tarihinde tek başına karar alarak dava dışı ... Limited Şirketinin tüm işyerlerini kapatmıştır. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ E., ████████ K. Sayılı dosyasında, davacı tarafından dava dışı şirketin █████/2017 tarih ve 2017/1 sayılı Genel Kurul Kararının iptali davasında, Mahkemece kararın iptaline karar verilmiş olup, Dairemizin 07.10.2021 tarihli, ████████ E., █████████ K. Sayılı kararında, genel kurul toplantısının TTK'nın 416/1. maddesine göre çağrısız yapıldığı, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul edileceğinden, ... Ticaret Limited Şirketi'nin █████/2017 tarihli genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş, karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 31.05.2023 tarihli, █████████ E., █████████K. Sayılı ilamı ile karar onanmıştır.
Davalı ..., dava dışı ... Limited Şirketi'ne ait ...Mahallesi, ... Cad. Nı:... ... İstanbul adresinde şirketin faaliyetine son vererek, bu adreste aynı konuda kendi adına faaliyet göstererek kendisine işyeri açtığı görülmüştür.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 19.09.2018 tarihli, █████████ E., ████████ K. Sayılı dosyasında, dava dışı şirketin kayyım onayı alınmaksızın... ve... şubelerinin davacının bilgisi dışında kapatıldığı, kayyım raporlarında da tespit edildiği üzere borç ilişkisine dayanak teşkil edecek herhangi bir belge , protokol ve sözleşme olmadığı gibi mal ve hizmet alımına dayalı bir işlem olmaksızın 3. kişi .... ile davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirket arasındaki ilişkinin belirsiz olduğu, bu hususlara göre davalının yönetim görevinden azlini gerektirir nitelikte işlem ve eylemlerin bulunduğunun tespit edildiğinden, ...'ın müdürlük görevinden azline, "Münferiden" temsil ve ilzama ilişkin yetkisinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davalı ...'ın yönetici olduğu dava dışı ... Ticaret Limited Şirketi'nin yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilen, tek başına aldığı █████/2017 tarihli genel kurul kararı ile şirkete denetim ve onay kayyımı atanmış olmasına rağmen kayyımdan onay da almayarak, tüm işyerlerini kapatarak şirketi zarara uğrattığı, şirket kar eder durumda iken davalının işyerlerini kapatması sonucu, şirketinin önceki yıllara göre kar ve zararına göre 2017 yılında 565.662,38 TL kar edeceği, dava tarihine göre 537.766,70 TL kar edemediği gibi, 35.489,05 TL zarar ettiğinden, şirketin dava tarihi itibariyle 573.255,75 TL mahrum kaldığı karı bulunduğundan Mahkemece 573.255,75 TL'nin davalı ...'tan alınarak dava dışı şirkete ödenmesine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Somut olayda, davacı ve davalı ...'ın dava dışı ... Limited Şirketi'nin % 50'şer hisseye sahip ortakları olup, davalı ... münferit imza yetkili müdürüdür. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, gerek defterler, gerekse vergi dairesine verilen beyannameler ile bilançoların incelenmesinde davacının şirkete 953.865,0 TL, davalı ...'ın 1.489.990,27 TL borçlu olduğunun tespit edilmiş olduğu, davacı ortağında şirkete borcu bulunduğu gözetilerek, davalının borcunun ödenmesini isteyemeyeceğinden Mahkemece davacının bu talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dava dışı ... Limited Şirketi'nin üzerine kayıtlı olan ... (...) plakalı araç, .... Noterliği 13.06.2016 tarihli Araç Satış Sözleşmesi ile davalı ... ...'e 150.000,00 TL bedelle satılmıştır. Söz konusu aracın 13.06.2016 tarihindeki rayiç değerinin 210.000,00 TL olduğu tespit edilmiş olup, davalı şirket müdürü ...'ın aracın satış tarihindeki rayiç değerinin altında satarak dava dışı şirketi 60.000,00 TL zarara uğratıldığı ispatlanmış olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar davalılar, davacının hissesinin .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından haczedildiğinden, davacının ortaklık sıfatı sona erdiği, dava açamayacağı iddiasında bulunmuşsa da, limited şirketlerde ortaklık payı haczedilen ortak şirkete ortak olarak kalmaya devam edeceği, ortağın ortaklık sıfatı haciz ile son bulmayacağı, ayrıca, alacaklının ortaklık payının haczi ile talebi, ortağın mali haklarına yönelik olduğundan ve haciz, şahsi ortaklık haklarını ortadan kaldırmadığından, payı haczedilen ortağın ortaklık sıfatından kaynaklanan kişisel haklarını, alacaklının haklarını ihlal etmemek kaydıyla kullanılabileceğinden, davalıların bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekilleri tarafından yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 10.815,00 TL harcın, alınması gerekli olan 43.257,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 32.442,70 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!