İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, ticari satımdan kaynaklanan ödenmemiş faturalara yönelik itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, ticari ilişkiden kaynaklanan fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle dava açmış, davalı ise ödeme yaptığını, alacağın zamanaşımına uğradığını ve davacıdan alacağı bulunduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi, davalının zamanaşımı itirazını reddederek, bilirkişi incelemesi ve tarafların ticari defterleri uyarınca davacının davalıdan 99.498,04 TL alacaklı olduğunu tespit ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında 02.10.2018 tarihli ... seri nolu fatura, 21.09.2018... seri nolu fatura, 07.09.2018 tarihli ... seri nolu fatura, 03.10.2018 tarihli ... seri nolu fatura, 31.10.2018 tarihli ...seri nolu fatura, 04.10.2018 tarihli ... seri nolu fatura, 26.11.2018 tarihli ... seri nolu fatura, 27.10.2018 tarihli ... seri nolu fatura ile 08.11.2018 tarihli, ... seri nolu faturanın kesildiğini, davalı şirkete gönderildiğini, ancak bu fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmediğini, ödenmeyen fatura bedellerine ilişkin olarak müvekkili şirketin alacağının tahsili kapsamında, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davalı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere davalının davacıya 139.498,04 TL borçlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında yıllardır süregelen bir ticari ilişki olduğunu, tarafların güven ilişkisine dayalı bir çok ticari faaliyet gerçekleştirdiğini, ancak davacının davalıdan almış olduğu ciddi miktarda parayı ödemediğini, bunun neticesinde davacının davalıyı yıldırmak amacıyla aslında ödenmiş olan iş bu faturaları icra takibine konu ettiğini, süreç içerisinde müvekkili ile davacı arasında söz konusu alacak verecek hususlarına ilişkin birden çok soruşturma ve kovuşturma başlatıldığını, davalının bunlardan beraat etmesi sonucunda eldeki davanın açıldığını, icra takibine itiraz üzerinden 1 yıl geçtiğinden zaman aşımı itirazı bulunduğunu, davacı ile davalı arasında davacının, müvekkilinin ticari itibarını zedelemeye yönelik girişimleri nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığında ██████████ Soruştuma sayılı soruşturmanın devam ettiğini, davalıdan iş yapmak maksadı ile alınmış ve geri ödenmemiş yüksek miktarlı tutarlara ilişkin olarak İstanbul 19. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında yargılama devam ettiğini, söz konusu dosyaların bekletici mesele yapılması talebi bulunduğunu savunarak, davanın reddini ve % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; öncelikle her ne kadar davalı taraf hak düşürücü süreye yönelik itirazda bulunmuş ise de, ödeme emrinin davalıya █████/2020 tarihinde yapıldığı, davalı tarafça takip dosyasına █████/2020 tarihinde itirazda bulunulduğu ve söz konusu itiraz dilekçesi ile durdurma kararının davacı taraf tebliğ edilmediği anlaşılmakla İİK 67/1 mad.uyarınca dava yasal hak düşürücü süre içinde açıldığından davalı tarafın itirazının reddine karar verilmiştir. Dava taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle cari hesap bakiyesi alacağının tahsiline ilişkindir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 maddeleri uyarınca ticari defter ve belgeler nezdinde mali yönden bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde tarafların usulüne uygun olarak tutulan HMK 222. Maddesi uyarınca delil vasfına haiz ticari kayıtlarını sunduğu, TTK 21/2. Maddesi uyarınca davacı tarafça tanzim edilen faturalara 8 gün içinde itiraz edildiğine ilişkin dosyada davalı tarafından sunulmuş herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacı HMK 222. Maddesi uyarınca usulüne uygun tutulmuş lehine delil teşkil eden ticari defterlerinde ve davalının defter ve kayıtlarıyla borç alacak bakiyesinde mutabık olunduğu, davacı şirket BS formları incelendiğinde davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların tamamının fatura düzenlemesinin yapıldığı aylar itibarı ile vergi dairesine beyan edildiği, davacının alacak miktarı olan 99.498,04 TL'nin her iki tarafın kayıtlarında kayıtlı olduğu, kayıtların birbiri ile örtüştüğü, davalı tarafça ödeme yapıldığına ilişkin dekont, ödeme makbuzu da sunulmadığı, bu sebeplerle davacının davalıdan 99.498,04 TL tutarında alacağı olduğu ve bunu davalıdan tahsilini talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Öte yandan, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Yazılı bir sözleşme bulunmadığından satım bedelinin ödenmesi için kesin bir vade kararlaştırıldığından söz edilemez. Diğer yandan faturaların belli bir tarihte ödeneceğine ilişkin taraflar arasında bir teamül bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. TBK.nın 117.maddesi hükmüne göre, "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır." bu durumda, taraflarca vadenin kesin olarak belirlenmediği hallerde, borçlu ancak ihtarla temerrüde düşer. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, satım sözleşmesinde TBK.nın 207/2.maddesi hükmüne göre, tarafların edimlerin aynı anda ifa etmesi kural olup, emtianın teslimi anında satım bedelinin ödenmesi gerekeceğinden alacak muaccel hale gelmektedir. Ancak yukarıda sözü edilen TBK.nın 117.maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün taraflarca tayin edilmiş olmadıkça muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur düzenlemesinden sonra devamı maddelerde temerrüde düşen borçlunun şartların varlığı halinde faizde ödeyeceği düzenlenmiştir. Yine somut uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK.nın 18/3.maddesine göre; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü bir mektupla veya telgrafla yapılması, yahut güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekir. Bu durumda somut olayda muacceliyet gerçekleşmiş ise de, alacaklı tarafından borçluya usulünce çekilmiş, ödemesi gereken borcun miktarını gösteren bir temerrüt ihtarı bulunmadığı ve borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte tayin edildiği de kanıtlanmadığına göre temerrüt, takip tarihinde gerçekleşecektir. TTK.nın 1530/4 maddesinin mal tedarik sözleşmelerinde uygulanacağı, satım sözleşmesinde anılan maddenin uygulama yerinin bulunmadığı, somut olayda taraflar arasına mal tedarik sözleşmesi de bulunmadığından işlemiş faiz yönünden talebin reddine karar verilerek davanın kısmen kabulü ile, itirazın 99.498,04 TL asıl alacak üzerinden kısmen iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, ayrıca alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla İİK 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, İstanbul 25.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 99.498,04 TL asıl alacak üzerinden kısmen iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 13,75 oranında ve TCMB tarafından belirlenen değişen oranlarda avans faiz uygulanmasına, takipte işlemiş faiz alacağına dair fazlaya ilişkin talebin reddine, İİK'nın 67/2 maddesi gereği hükmedilen asıl alacak tutarının (99.498,04 TL) %20'si oranında olmak üzere 19.899,60 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bu tutarın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından işlemiş faiz yönünden taleplerinin reddine karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, temerrüt tarihi olarak esas alınması gereken tarihin ilgili fatura tarihlerinden itibaren 30 gün sonrasında oluşan temerrüt tarihi olduğunu, faizin bu tarih itibariye hesaplanması gerektiğini, konuya ilişkin ilgili yasa ve Yargıtay içtihatları uyarınca faturanın gönderilmesinin tek başına yeterli olmadığını, borçluya ihtarname gönderilmesi ile borçlunun temerrüte düşeceği ancak ihtarname olmaması halinde fatura tarihinden itibaren 30 gün sonrasında borçlunun temerrüte düşeceği yönünde olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 1530'uncu maddesinde yer alan borçlunun temerrüdüne ilişkin olarak taraflar ödeme süresini kararlaştırmamış ise, borçlunun değişik ihtimaller nazara alınarak belirtilen sürelerin sonunda ihtara gerek olmaksızın temerrüte düşeceğini,Türk Ticaret Kanununun 1530’uncu maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca; Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda borçlu temerrüte düşeceğini, bu bakımından borçlunun temerrüt tarihinin fatura tarihinden itibaren 30 gün sonrası olduğunun açık olduğunu, mahkemenin temerrüt tarihi ve işlemiş faiz bakımından verdiği kararın kabul edilemeyeceğini, bilirkişi tarafından yapılan incelemede de müvekkili şirketin kesilen faturalara ilişkin alacağı olduğunun, davalı şirket tarafından yapılan ödeme emrine itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunun tespiti yapılmakla birlikte %13,75 ve değişen oranlarda ticari avans faizi talep edilebileceğinin değerlendirildiğini, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda da "... Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borç/alacak için geciken ödemeler için faiz talep edebileceği ..." değerlendirmesi yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama da faiz oranı bakımından hatalı olmakla birlikte davacının faiz talebinin yerinde olduğunun tespiti iddialarını destekler nitelikte olduğunu, TTK madde 1530/7 uyarınca "mal ve hizmet tedarikinde geç ödemelerde uygulanacak temerrüt faiz oranı ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı" uygulanması gereken faiz oranının %15,00 iken bilirkişi tarafından %13,75 olarak faiz oranı ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kaldı ki UYAP sisteminde bulunan faiz hesaplama ekranında da %13,75 faiz oranına ilişkin bir ibare bulunmadığını, bu sebeplerle mahkemenin işlemiş faiz hususunda usul ve yasaya aykırı kararının istinafının zorunlu olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya faturalar düzenlendiğini, düzenlenen faturalara istinaden alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı, borcun bulunmadığını savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan İstanbul 25.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 99.498,04 TL asıl alacak ve 22.722,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 122.220,58 TL alacak bakımından 23.01.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 9 adet faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 07.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 10.02.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın davacıya tebliğ edilmediği, bu haliyle davanın yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacı yanca takip konusu yapılan faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu anlaşıldığından davanın asıl alacak miktarı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili, TTK'nın 1530.maddesi uyarınca işlemiş faiz alacağının da kabulü gerektiğini ileri sürerek, kararı istinaf etmiş, davalı yanca karar istinaf edilmemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1530.maddesi başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları'' şeklinde düzenlenmiş olup somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olup, TTK 1530 maddesi anlamında bir tedarik ilişkisi bulunmadığından somut olayda TTK 1530/7 maddesinde öngörülen faiz düzenlemesinin uygulanması mümkün değildir. Yani TTK'nın 1530/7 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki söæzleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğu ve kendisinin de tedarikçi olduğu ileri sürülmediği gibi dosya kapsamında da bu yönde bir belgeye de rastlanmamıştır. Bu sebeple, somut olayda TTK'nın 1530/7 madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmamasına göre davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!