Danıştay 13. Daire, Anayasa Mahkemesinin adil yargılanma hakkı ihlali kararı sonrası ihale sözleşmesi yapılmayan şirketin kâr mahrumiyeti tazminat talebini temyizen inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin kazandığı ihale sözleşmesinin imzalanmaması nedeniyle uğradığı zararın tazmini davasını konu almaktadır. İlk derece mahkemelerinin kar mahrumiyeti talebini reddetmesi üzerine, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda, adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş ve maddi zararların mal varlığındaki eksilme ile sınırlı tutulmasının davacı aleyhine aşırı bir külfete yol açtığı belirtilerek yeniden yargılama yoluna gidilmiştir. Yeniden yapılan yargılamada, idarenin hizmet kusuru bulunduğu ve hukuka aykırı işlemden kaynaklı olarak, yürürlükten kalkmış bir yönetmelik hükmü de dikkate alınarak, şirketin yaklaşık 288.160,38 TL tutarındaki kar mahrumiyetinin idare tarafından tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:█████████Karar No:█████████TEMYİZ EDENLER: 1. (DAVALI) ... Bakanlığı 2. (DAVACI) ... Otomotiv ve Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...DİĞER DAVALI: ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...ÖNCEKİ DAVALI: ... BakanlığıVEKİLİ : Hukuk Müşaviri...İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Çevre ve Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğünce █████/2008 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesinin 7. Gözden Geçirme Toplantısı (CRIC 7) ve Bilim ve Teknoloji Komitesi Özel Toplantısı (CST)’nin Organizasyon Hizmet Alımı" ihalesi uhdesinde kalan davacı şirketle sözleşme imzalanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen toplam 427.285,00-TL zararın söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin davacının 427.285,00-TL maddi tazminat isteminin 18.042,12-TL'lik kısmının kabulü ile kalan kısmı yönünden davanın reddi yolundak... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2018 tarih ve █████████, K:█████████ sayılı kararıyla onanması, anılan karara yönelik karar düzeltme istemlerinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla reddine karar verilmesi üzerine davacı şirket tarafından yapılan bireysel başvuruya istinaden Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve .../... başvuru numaralı kararıyla, adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyasının Mahkemeye gönderilmesi üzerine verilen kararda; ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi davacı şirketle sözleşme imzalanmadığı, buna yönelik şikayet başvurusunun reddi üzerine yapılan itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş ise de, söz konusu uluslararası toplantının 03-█████/2008 tarihlerinde gerçekleştirilmiş olması nedeniyle davacı şirketle sözleşme imzalanamadığı, dolayısıyla anılan yargı kararının gereğinin yerine getirilemediği, hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanarak iptal edilen işlemden kaynaklı olarak davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince uğranılan zararın tazmini gerektiği, Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve .../... başvuru numaralı kararı dikkate alınarak davacı şirket tarafından tazmini istenilen her bir zarar kaleminin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,a) Yoksun kalınan kâra karşılık 390.801,00-TL maddi tazminat istemi yönünden;Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararında, mahrum kalınan kârın gerçekleşmiş zarar olarak kabulüne olanak bulunmadığı belirtilerek bu istem yönünden tazminat talebinin reddine karar verildiği ve bu kararın kanun yollarından geçerek kesinleştiği, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen... tarih ve ......başvuru numaralı kararda ise, davacının maddi zararlarının mal varlığındaki eksilme ile sınırlı tutulmasının davacı aleyhine aşırı bir külfete yol açtığı sonucuna varılarak adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, bu durumda, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından davacı tarafından talep edilen söz konusu zararın davalı idarece tazmini gerektiği anlaşılmakla birlikte, davacı şirketin sözleşme imzalanmaması nedeniyle yoksun kaldığı kâr mahrumiyetinin hesaplanması hususunda olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin 12. maddesinde yer alan hükmün değerlendirilebilir bir unsur olduğu, Anayasa Mahkemesinin aktarılan ihlal kararında bu hususa işaret edildiği, buna göre, hukuka aykırılığı saptanan işlemden önce söz konusu ihalenin 1.440.801,90-TL bedelle davacı şirket üzerinde bırakıldığı dikkate alındığında, mülga Yönetmeliğin 12. maddesi uyarınca yapılan hesaplama sonucunda davacının ihaledeki teklif bedelinin 1.152.641,52-TL'lik kısmının hizmetin gerçekleştirilmesi için gerekli maliyet; 288.160,38-TL'lik kısmının ise olayın gelişimi ve niteliği itibarıyla genel gider karşılığı gözetilmeksizin kâr olarak kabul edilebileceği, bu itibarla, hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanan işlemden kaynaklı olarak davacı şirketin 288.160,38-TL kâr mahrumiyetine uğradığı anlaşıldığından anılan tutarın Anayasa'nın 125. maddesi gereğince davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.b) Damga vergisine ilişkin 6.484,00-TL maddi tazminat istemi yönünden;Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında davacı şirket lehine hükmedilen 18.042,12-TL maddi tazminat tutarı içinde bu zarar kaleminin de bulunduğu ve kararın kesinleştiği görüldüğünden bu kısım hakkında yeniden hüküm kurulmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.c) Diğer maddi zararlara ilişkin 30.000,00-TL maddi tazminat istemi yönünden;İdare hukuku ilkelerine göre maddi zararın, idari işlem veya eylem nedeniyle malvarlığında meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olduğu, bakılan davada, davacı şirket tarafından ihale konusu işle ilgili fazladan yapılacak hizmetlerden dolayı diğer maddi zararlar kapsamında yoksun kalınan kâr olarak 30.000,00-TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu görülmekte ise de, davacı şirket ile sözleşme imzalanmış olması halinde, söz konusu ek hizmetlerin sunulmasının sözleşmenin bir gereği olmayıp davacı şirketin tercihine bağlı olarak ihtimal dahilinde bulunduğu, bu haliyle ekstra hizmetlerin sunulup sunulmayacağının, sunulsa dahi hizmetin türü, kalitesi, fiyatı, hitap ettiği kesim gibi değişken unsurlar nedeniyle gelir elde edilip edilemeyeceğinin belli olmadığı, dolayısıyla bu zarar kaleminin elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan bir zarar olarak değerlendirilmeyeceği anlaşıldığından bu kısım yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle; dava şirketin yoksun kaldığı kâr mahrumiyetine karşılık 390.801,00-TL maddi tazminat isteminin 288.160,38 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya dair 102.640,62-TL ile diğer maddi zararlara ilişkin 30.000,00-TL maddi tazminat isteminin reddine, 288.160,38-TL maddi tazminatın █████/2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davaya konu organizasyonu gerçekleştiren idari birimin bakanlıkları bünyesinde bulunmadığı, husumetin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesi gerektiği, davacının yoksun kaldığı kârı ortaya koyamadığı, ispat edilemeyen zararların tazmininin mümkün olmadığı, eğer bir sorumluluk yükletilecekse Kamu İhale Kurumunun da sorumlu tutulması gerektiği; davacı tarafından, hükmedilen tazminat miktarına ticari faiz oranının uygulanması gerektiği iddia edilmektedir.TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, ihale üzerinde kalan davacı şirketin otel müsaitlik belgesini sözleşme imzalanması için tanınan 10 günlük sürenin bitiminden sonra sunduğu, toplantının ertelenmesi mümkün olmadığından en avantajlı ikinci teklif sahibi ile sözleşme imzalandığı, ihaleye konu faaliyetin tamamlanmış olması nedeniyle yargı kararı gereği düzeltici işlem belirlenerek davacı şirketle sözleşme imzalanmasına olanak kalmadığı, idarelerince yapılan değerlendirmenin hukuka uygun olduğu, muhtemel kazanç kaybının tazmin edilemeyeceği; Kamu İhale Kurumu tarafından, temyize konu kararda kurumlarına sorumluluk yükletilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyize konu kararın mahrum kalınan kârın 288.160,38-TL olduğuna ve bu tutarın yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesi gerektiğine ilişkin 202.260,67-TL'lik kısmı yönünden onanması; geriye kalan 85.899,71-TL'lik kısım yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Dava konusu ihaleyi gerçekleştiren Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü █████/2003 tarih ve 25102 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinde Çevre ve Orman Bakanlığının ana hizmet birimleri arasında sayılmış, anılan idare █████/2011 tarih ve 27984 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 30. maddesi ile █████/1985 tarih ve 3234 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 6. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca Orman Genel Müdürlüğünün Ağaçlandırma Dairesi Başkanlığı adı altında yeniden ihdas edilmiş, █████/2011 tarih ve 28028 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 648 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin █████/1985 tarih ve 3234 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'a Geçici 6. maddenin eklenmesine ilişkin 54. maddesiyle, 645 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Orman Genel Müdürlüğüne verilen görevlerle ilgili iş ve işlemlerden dolayı Çevre ve Orman Bakanlığınca taraf olunan işlem ve sözleşmelerde Orman Genel Müdürlüğünün taraf olacağı ve Çevre ve Orman Bakanlığı leh ve aleyhine açılmış olan davalarda Orman Genel Müdürlüğünün kendiliğinden taraf sıfatını kazanacağı, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Çevre ve Orman Bakanlığınca yapılmış iş ve işlemler sebebiyle açılacak davaların Orman Genel Müdürlüğüne yöneltileceği düzenlenmiştir.Bununla birlikte, dava konusu tazminat isteminin dayanağını oluşturan işlemi tesis eden idare █████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 412. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü adı altında Tarım ve Orman Bakanlığının ana hizmet birimi olarak yeniden ihdas edilmiş ve ilk derece İdare Mahkemesinde dava bu idarenin husumetiyle sonuçlandırılmış ise de, █████/2021 tarih ve 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 99. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (h) bendi ile anılan Genel Müdürlük Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hizmet birimleri arasında düzenlenmiştir.Bu durumda, uğranıldığı ileri sürülen zararın kaynağı olan ihaleyi gerçekleştiren ve sözleşme imzalamamaya yönelik işlemi tesis eden idarenin (Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü) hizmet birimleri arasında yer aldığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kanundan kaynaklı olarak hasım mevkiinde olduğu görülerek esasın incelenmesine geçildi.İNCELEME VE GEREKÇE :ESAS YÖNÜNDEN:MADDİ OLAY:Çevre ve Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü tarafından █████/2008 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesinin 7. Gözden Geçirme Toplantısı (CRIC 7) ve Bilim ve Teknoloji Komitesi Özel Toplantısı'nın (CST) Organizasyon Hizmet Alımı" ihalesi 1.440.801,90-TL bedelle ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi olan davacı şirketin uhdesinde kalmıştır.Davacı şirket ihale konusu işe ait sözleşmeyi imzalamaya davet edilmiş, █████/2008 tarihli sözleşme imzalamaya davet yazısında, tebliğ tarihinden itibaren en geç on gün içinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 10. maddesinin son fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (g) bentlerinde sayılan durumların ihale tarihi itibarıyla söz konusu olmadığına ilişkin belgeleri sunmak, ihale bedelinin %6’sı oranında kesin teminatı vermek ve gerekli olan diğer işlemleri tamamlamak suretiyle ihale konusu işe ilişkin sözleşme imzalanması gerektiği bildirilmiştir.Davacı şirket tarafından █████/2008 tarihli yazı ekinde sözleşmenin imzalanması için gerekli belgeler idareye sunulmuş, davalı idarenin █████/2008 tarih ve 6962 sayılı işlemiyle, sözleşme için gereken belgeler sunulmakla birlikte, davacı şirket bakımından 4734 sayılı Kanun'un 10. maddesinin son fıkrasının (e) bendinde sayılan durumların söz konusu olmadığına dair belgenin eksik olduğu, kesin teminat mektuplarının sürelerinin işin bitim tarihi olan █████/2008 tarihi ve işin kabulü için gerekli süreyi kapsamadığı, toplantının yapılması için gerekli olan ve teknik şartnamede tanımlanan beş yıldızlı otel veya toplantı merkezinin belirlenmediği belirtilerek sözleşme imzalamak için gerekli işlemlerin verilen on gün içinde yerine getirilmediğinden bahisle davacı şirketin geçici teminatı gelir kaydedilerek 4734 sayılı Kanun'un 58. maddesinde belirtilen müeyyidelerin uygulanması için gerekli işlemlere başlanacağı davacı şirkete bildirilmiştir.Davacı şirket tarafından █████/2008 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulmuş, ihale dokümanında belirlenen niteliklere sahip olunduğu belirtilerek onay belgesi alınan iki otelden birinin seçilmesi idareden talep edilmiş ancak bu başvuru davalı idarece reddedilmiştir.Davacı şirketle sözleşme imzalanmaması yönünde tesis edilen işleme karşı yapılan şikayet başvurusunun reddedilmesi üzerine gerçekleştirilen itirazen şikayet başvurusu Kamu İhale Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmiştir.Davacı şirket tarafından Kurulun anılan işleminin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Yargı kararının uygulanmasını sağlamak üzere...tarih ve... sayılı Kurul kararı alınmış ise de, söz konusu uluslararası toplantının 03-█████/2008 tarihlerinde gerçekleştirilmiş olması nedeniyle davacı şirketle sözleşme imzalanmamıştır.Bunun üzerine, davacı şirket tarafından, hukuka aykırılığı yargı kararıyla sabit olmasına rağmen sözleşme imzalanmaması nedeniyle yerine getirmediği toplantı organizasyonu nedeniyle elde edilemeyen 390.801,00-TL kazancın; sözleşme nedeniyle tahsil edilen 6.484,00-TL damga vergisinin ve 30.000,00-TL diğer maddi zarar olmak üzere toplam 427.285,00-TL maddi zararının tazmini istemiyle Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Kamu İhale Kurumu aleyhine bakılan dava açılmış, yapılan yargılama sonucunda... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, iade edilemeyen 6.484,61-TL damga vergisinin, nakde çevrilen geçici teminat için ilgili bankaya ödenen 11.156,51-TL bedelin, 100,00-TL ihale şartname bedelinin ve Kamu İhale Kurumuna ödenen 301,00-TL itirazen şikayet başvuru bedeli olmak üzere toplam 18.042,12-TL tutarındaki fiili zararların yasal faiziyle birlikte tazminine; davacı şirket tarafından yapıldığı ileri sürülen diğer masraflara ilişkin fatura ve benzeri tevsik edici belgelerin sunulmaması ve mahrum kalınan kârın gerçekleşmiş zarar olarak kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara yönelik temyiz istemleri üzerine Dairemizin █████/2014 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararıyla, davacı şirket ile davalı Orman ve Su İşleri Bakanlığının temyiz istemlerinin reddi ile anılan İdare Mahkemesi kararının onanmasına; davalı Kamu İhale Kurumunun temyiz isteminin kabulü ile Kamu İhale Kurumunun hükmedilen tazminattan sorumlu tutulmasına yönelik kısmının bozulmasına karar verilmiş, Dairemizin █████/2017 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla davacı şirket ile davalı Orman ve Su İşleri Bakanlığının karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.Nihayetinde hukuka aykırılığı kesinleşmiş yargı kararıyla sabit olan sözleşme imzalanmamasına ilişkin işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda bulunulmuştur.Davacı şirkete ait .../... numaralı bireysel başvuru üzerine, █████/2023 tarih ve 32179 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan █████/2023 tarihli AYM kararı ile, davacı şirketle sözleşme imzalanmaması yönünde tesis edilen işleme karşı yapılan şikayet başvurusunun reddedilmesi üzerine gerçekleştirilen itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin Kurul kararının iptaline ilişkin... İdare Mahkemesinin 2... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının icra edilmediğine, dolayısıyla, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının ihlal edildiğine karar verilerek yargı kararının uygulanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın giderilmesine yönelik olarak AYM'yi ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmek üzere ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla ... İdare Mahkemesince yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.İLGİLİ MEVZUAT:Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."; 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."; 153. maddesinin son fıkrasında, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." kuralına yer verilmiştir.Uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Zararın tayini" başlıklı 42. maddesinde, "Zararı ispat etmek müddeiye düşer, zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakim, halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder."; "Tazminat miktarının tayini" başlıklı 43. maddesinin birinci fıkrasında "Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler." kuralı yer almıştır.█████/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."; 51. maddesinde, "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." kuralına yer verilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmış; 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlâl eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler."; 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. ... Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir." kuralı yer almıştır.█████/2003 tarih ve 25226 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin (mülga Yönetmelik) 12. maddesinde, "Hizmetin gerçekleştirilmesi için gerekli iş kalemlerinin bu Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilen fiyatlarla çarpımı sonucu bulunan her iş grubuna ait tutarların toplanması ile bulunan genel toplam tutar, katma değer vergisi hariç olarak hesaplanır ve bulunan bu tutara işin niteliği dikkate alınarak % 25 oranını geçmemek üzere kar ve genel gider karşılığı eklenmek suretiyle, yaklaşık maliyet tespit edilir. Buna ilişkin hesap cetveli hazırlayanlarca imzalanmak suretiyle onay belgesi ekine konulmak üzere ihale yetkilisine sunulur." düzenlemesine yer verilmiştir.█████/2009 tarih ve 27159 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin 9. maddesinde, "Hizmetin gerçekleştirilmesi için gerekli olan iş kalemlerine veya iş gruplarına ilişkin miktarların tespit edilen fiyatlarla çarpımı sonucu bulunan tutarların toplanması ile elde edilen genel toplam tutar, sözleşme giderleri ve genel giderler ile KDV hariç olarak belirlenir. Bulunan bu tutara işin niteliği dikkate alınarak % 7 oranını geçmemek üzere yüklenici kârı eklenir. Bu tutar, kâr hariç belirlenen genel toplam tutar üzerinden hesaplanan sözleşme giderleri ve genel giderler ile toplanarak yaklaşık maliyet hesaplanır. Buna ilişkin hesap cetveli hazırlayanlarca imzalandıktan sonra, ihale onay belgesinin ekine konularak ihale yetkilisine sunulur. Yüklenici için öngörülen kar tutarının bu cetvelde gösterilmesi zorunludur."; 70. maddesinde ise, "11/9/2003 tarih ve 25226 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesi yer almıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME:1. Temyize konu kararın mahrum kalınan kârın 288.160,38-TL olduğuna ve bu tutarın yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesi gerektiğine ilişkin 202.260,67-TL'lik kısmının kabulü ile davacının hükmedilen kısma yasal faiz yerine ticari faize hükmedilmesi gerektiğine dair istemi yönünden incelendiğinde;İdare ve vergi mahkemelerinin nihaî kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Bu itibarla, temyizen incelenen kararın davacının kâr kaybı talebinin 202.260,67-TL'lik kısmının kabulüne ve bu tutarın yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesi gerektiğine yönelik kısımları usul ve hukuka uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2. Temyize konu karar mahrum kalınan kârın 288.160,38-TL olduğuna ve bu tutarın davacı şirkete ödenmesi gerektiğine ilişkin geriye kalan 85.899,71-TL'lik kısmının kabulü yönünden incelendiğinde;Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada, Mahkemece, █████/2023 tarihli ara kararı ile, davacıdan, █████/2008 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen ihalenin maliyet bileşenlerinden, toplantı yeri ve konaklama hizmeti için alınan fiyat teklifine dair bilgi ve belgelerin onaylı ve okunaklı birer örneklerinin tam ve eksiksiz olarak gönderilmesinin istenilmesine, bu ihaleye ilişkin olarak verilen beyanname ve ilgili vergi dairesince işe ilişkin olarak hesaplanan matrahın sunulmasının istenilmesine, toplantı yeri ve konaklama hizmeti için alınan fiyat tekliflerinin toplu bir maliyet bedeli/fiyatı olarak ve Türk Lirasına çevrilmiş bedeller üzerinden belirtilmesinin istenilmesine, toplantı yeri ve konaklama hizmeti için organizasyonun yapılabileceği yerlerden alınan fiyat tekliflerinin onaylı ve okunaklı birer örneklerinin, gerekirse ilgili firmalardan yeniden temin edilerek gönderilmesinin istenilmesine, harçlar ve vergiler, sözleşme giderleri ile diğer giderlerin neler olduğunun belirtilmesine, bu maliyet kalemlerinin tevsiki için gerekli bilgi ve belgelerinin tamamının onaylı ve okunaklı birer örneklerinin gönderilmesinin istenilmesine; davalı idarelerden, davacı şirketin ihaleye konu teklifindeki öngörülen kâr miktarının gönderilmesinin istenilmesine; ihaleye konu organizasyon hizmetini yerine getiren dava dışı şirketten, sözleşme konusu işin söz konusu dönemde hangi tutara mal edildiği ile toplantının gerçekleştirildiği otele ait teklif tutarının ne kadar olduğunun Türk Lirası cinsinden bildirilmesinin istenilmesine karar verilmiştir.Mahkemeye sunulan cevabi yazılarda, Kamu İhale Kurumunca, ihaleyi yapan idarece hazırlanmış olan yaklaşık maliyet cetveli incelendiğinde, idarece kâra ilişkin herhangi bir belirleme yapılmaksızın piyasa fiyat araştırmaları esas alınmak suretiyle ortalama fiyatlar üzerinden teklif alındığı, davacı şirket tarafından sunulan teklif zarfı kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden teklif fiyatında öngörülmüş olan kâr miktarına ilişkin tespit yapılamadığı; davalı idarece, söz konusu ihale için piyasadan muhtelif sayıda teklif alındığı, bu tekliflerin ortalaması alınarak yaklaşık maliyetin hesaplandığı, herhangi bir maliyet belirlemesi yapılıp üzerine kar marjı eklenerek bir hesaplama yapılmadığından davacı şirketin ne kadar kâr hedeflediği hakkında bir bilgilerinin bulunmadığı; ihaleye konu işi yerine getiren dava dışı şirket tarafından, bilgi ve belgenin talep edildiği dönemin 2008 yılı olduğu, şirket kayıtlarının incelenmesi neticesinde, talep edilen döneme ait defter ve belgelerin kanuni saklama sürelerinin geçmiş olması nedeniyle ilgili tarihe ait ibrazı istenen bilgi ve belgeye ulaşılamaması nedeniyle Mahkemeye bilgi ve belge ibraz edilemediği belirtilmiştir.Davacı şirket tarafından ise, yaklaşık maliyet hesap cetvelleri, işin gerçekleştirilebileceği otel ve kongre merkezleriyle yapılan e-posta ve faks yazışmaları ile işe yönelik kâr beklentisine dair hesap tablosu dosyaya sunulmuştur. Davacının sunduğu hesaba göre, iş artışları ve sponsor gelirleri de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işe yönelik kâr beklentisinin 864.924,32-TL olacağı iddia edilmiştir.Nihayetinde, temyize konu İdare Mahkemesi kararıyla davacı şirketin yoksun kaldığı kâr mahrumiyetine karşılık 390.801,00-TL maddi tazminat isteminin 288.160,38 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya dair 102.640,62-TL maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.Anayasa Mahkemesinin bakılan dosyaya yönelik kararında, Mahkeme kararının aynen ifasının hukuki ve fiilî imkânsızlıklar sebebiyle mümkün olmadığı hâllerde aynen ifanın yerine ikame edilmek üzere farklı alternatiflerin geliştirilmesinin önünde anayasal bir engelin bulunmadığı, bir iptal kararını icra etmenin fiilen veya hukuken imkânsız olduğu olağanüstü koşullarda dahi idarenin söz konusu yükümlülüğünün ortadan kalkmadığı, aynen icranın önünde bu gibi engellerin mevcut olduğu durumlarda icra biçiminde değişikliğe gidilmesi mümkün olsa da bunun, ilgilinin yeniden yargıya başvurmasına gerek kalmayacak şekilde yapılmasına ve alternatif tedbirin kişiye sağlayacağı tatminin aynen icraya nazaran bariz bir nispetsizlik içinde olmamasına özen gösterilmesi gerektiği, idarenin, hukuki veya fiilî imkânsızlıklar olsa dahi her durumda kararı uygulamak için elinden gelen tüm gayreti gösterdiğini ve kararı uygulama önündeki engellerin aşılamaz olduğunu ispatlamak zorunda olduğu, idarenin, bunun ardından ilgiliye eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesine göre en uygun alternatif çözümü önererek söz konusu karara uyma iradesinde olduğunu açıkça ortaya koyması gerektiği, bu çerçevede yargı kararlarının aynen icrasının önünde aşılamaz bir engelin varlığı saptanmışsa dahi idarenin başvurucuya mevcut durumun özelliklerine uygun olarak eski hâle getirmeye denk düşecek en uygun alternatif çözümü teklif etme yükümlülüğünün bulunduğu, davacının lehine olan bir mahkeme kararının uygulanmamasının söz konusu olduğu durumlarda davacının ayrı bir icra takibi yapmaya ve dava açmaya zorlanmasının beklenemeyeceği, kararı icra etme yükümlülüğü altında bulunan idarelerin bu yönde araştırma yapmasının anayasal bir yükümlülük olduğu, Anayasa'nın 138. maddesinin, idare mahkemesinin iptal kararının gereğinin idareler tarafından kendiliğinden yerine getirilmesini zorunlu kıldığı, bir yargı kararının uygulanamaması neticesinde oluşan bütün zararların giderilmesi gerektiği, bir mahkeme kararının idare tarafından uygulanmasının fiilen imkânsız olması durumunda ise telafi edici bir mekanizma olarak kişinin zararlarının karşılanması gerektiği, davacının maddi zararlarının mal varlığındaki eksilme ile sınırlı tutulmaması gerektiği vurgulanmıştır (... Danışmanlık Reklam Organizasyon Tekstil Otomotiv ve Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: ██████████, █████/2019, K.T. █████/2023, §52-59).Tam yargı davaları 2577 sayılı Kanun'da tanımlanmakla birlikte, davaların nasıl yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı, idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların nasıl hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı Kanun'da düzenlenmemiştir. Bu bakımdan, idare hukukunun birçok alanında olduğu gibi, idarenin sorumluluğuna ilişkin ilkelerin de yargı kararları ve özellikle Danıştay içtihatlarıyla geliştirildiği dikkate alınarak, █████/2023 tarihinde Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan heyette anılan Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alınarak konunun yeniden ele alındığı Dairemizin █████/2023 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararında açıklanmıştır.Zarar, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmedir. Zarar kavramı, doğrudan-dolaylı, olumlu-olumsuz, mevcut-müstekbel-muhtemel, fiili-mahrum kalınan kâr-normatif zarar olarak ayrıma tâbi tutulmaktadır. Fiili zarar, mal varlığının aktifinde bir azalma veya pasifinde bir artma olması hâli, yoksun kalınan kâr ise mal varlığının aktifindeki artmanın veya pasifindeki azalmanın engellenmesi olarak tanımlanmaktadır (M. Kemal Oğuzman, Nami Barlas, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.II, 11. Baskı, İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2014, s.,40.).Hukuka aykırılığı yargı mercilerince saptanarak iptaline karar verilen işlemlerden dolayı uğranılan zararların idarece tazmini, Anayasa'nın 125. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinden kaynaklanan bir zorunluktur. İşlemin hukuka aykırılığının yargı kararıyla sabit olması nedeniyle idarenin kusurunun ayrıca irdelenmesine gerek bulunmamakla birlikte, idarenin tazminat sorumluluğunun gündeme gelmesi için hukuka aykırı işlem nedeniyle bir zararın ortaya çıkmış olması ve ortaya çıkan zararla idarenin hukuka aykırı işlemi arasında uygun bir nedensellik bağının bulunması gerekir. Belirtilen koşullardan herhangi birinin mevcut olmaması halinde idarenin tazminat sorumluluğu söz konusu olmaz.İdarenin hizmet kusurunun ve idarenin işlemi ile doğan zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunduğu durumlarda, maddi zarar kavramının dar bir biçimde yorumlanmaması, kâr kaybına yönelik değerlendirme yapılmadan bu tür tazminat taleplerinin muhtemel zarar kabilinden olduğu ve fiilen gerçekleşen bir zararın bulunmadığı şeklinde varsayılan sonuçlara varılmaması gerekir. İdarenin hizmet kusuruna yönelik temel koşulların varlığında tereddüt bulunmamakta ise, uğranılan zararın belirlenmesine geçilmelidir. AYM kararında vurgulandığı üzere, kâr kaybına yönelik iddianın idari işlemin sonucunda ortaya çıkan bir zarar kalemi olabileceği dikkate alınmadan, buna yönelik iddiaların muhtemel zarar olarak nitelendirilerek kategorik biçimde reddedilmesi zarara uğradığını iddia edenler aleyhine aşırı bir külfete yol açacaktır.Yoksun kalınan kârın hesaplanmasındaki zorluğu dikkate alan kanun koyucu eski Borçlar Kanunu'nda olduğu gibi 6098 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrasında, hâkime olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak hakkaniyete göre yoksun kalınan kârı serbestçe takdir etme imkânı tanımıştır.Bakılan uyuşmazlıkta, davacı şirketle sözleşme imzalanmamasına yönelik idari işlemin hukuka aykırı olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla saptanmış, yargı kararının uygulanmasını sağlamak üzere Kurul tarafından bir karar alınmış, fakat ihaleye konu organizasyonun gerçekleştirilmiş olması nedeniyle davacı şirketle sözleşme imzalanması ve işin davacı şirket tarafından yerine getirilmesine olanak bulunmamıştır.İhale sürecinde sözleşme imzalamaya davet aşamasında davacı şirketin teklifi hukuka aykırı olarak değerlendirme dışı bırakılmış, ihaleye konu organizasyon hizmeti dava dışı bir şirket tarafından yerine getirilmiştir. Dolayısıyla eğer idare tarafından hukuka aykırı bir işlem tesis edilmemiş ve davacı şirketin teklifi değerlendirme dışı bırakılmamış olsaydı ihaleye konu organizasyon hizmetinin yerine getirilmesini sağlamak üzere davacı şirketle sözleşme imzalanacağında ve ihaleye konu işin davacı şirket tarafından yerine getirileceğinde tereddüt bulunmamaktadır.Bu noktada, davacı şirketin durumu, kamu ihalelerinde sıklıkla karşılaşılabilecek ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasından veya bu teklif sahibiyle sözleşme imzalanmamasından farklı bir niteliktedir. Bu nedenle somut olayda davacı şirketle sözleşme imzalanmış olsaydı bu şirketin ihale ve sözleşme koşullarına uygun olarak bir kazanç elde edeceği söylenebilecektir. Başka bir anlatımla, ihalenin hükümsüz hale gelmemesi ve ihaleye konu işin ihale dokümanı ve sözleşme hükümleri çerçevesinde dava dışı bir şirket tarafından yerine getirilmiş olması somut uyuşmazlıkta davacı şirketin de belirli bir kazanç elde edebileceğini teyit eden objektif unsurlar olarak kabul edilmelidir.AYM'nin ihlal kararında, olay tarihinde yürürlükte bulunan hizmet alımı ihalelerine ilişkin mülga Yönetmelik'in 12. maddesinde yer alan işin niteliği dikkate alınarak %25 oranını geçmemek üzere kâr ve genel gider karşılığı eklenmek suretiyle yaklaşık maliyetin tespit edileceğine ilişkin kurala dayalı olarak anılan kâr oranının davacı şirketin bir kâr mahrumiyetinin bulunduğuna delalet eden bir unsur olarak değerlendirilebileceğine vurgu yapılmıştır. Nitekim temyize konu İdare Mahkemesi kararında mülga Yönetmelikteki yaklaşık maliyetin tespitine ilişkin oran veri olarak kabul edilerek AYM kararındaki vurguya uygun bir sonuca varılmak istenilmiş ise de, somut ihalede yaklaşık maliyetin belirlenmesi yöntemi ile davacı şirketin yaklaşık maliyetin belirlenmesi aşamasındaki teklif tutarıyla ihaledeki teklif bedeli arasındaki ilişki yeterli düzeyde irdelenmemiştir.Hizmet alımı ihalelerinde yaklaşık maliyet, idare tarafından ihale veya ön yeterlik ilanından önce, ihale konusu hizmetin niteliği, kapsamı ve sözleşme süresi boyunca ifası için zorunlu olan işçilik, malzeme, makine, ekipman, genel giderler ile piyasa koşullarına uygun makul kâr unsurları esas alınarak, objektif ve belgelendirilebilir piyasa araştırmasına dayalı biçimde hesaplanan, ihale sürecinde gizli tutulan, ihale yönteminin belirlenmesi, eşik değer uygulamaları ve aşırı düşük tekliflerin tespiti gibi hususlar bakımından bağlayıcı hukuki sonuçlar doğuran tahmini bir bedeldir.Dava konusu ihalenin gerçekleştirildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga Yönetmelikte, yaklaşık maliyetin, hizmetin gerçekleştirilmesi için gerekli iş kalemlerinin bu Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilen fiyatlarla çarpımı sonucu bulunan her iş grubuna ait tutarların toplanması ile bulunacağı, genel toplam tutarın katma değer vergisi hariç olarak hesaplanacağı, bulunan bu tutara işin niteliği dikkate alınarak % 25 oranını geçmemek üzere kâr ve genel gider karşılığı eklenmek suretiyle tespit edileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla yaklaşık maliyetin içerisindeki azami % 25 oranda yüklenici kârının yanı sıra genel giderler de yer almaktadır. Bu olgu dava konusu ihaleye teklif veren isteklilerce sunulan teklif bedelinin % 25'lik kısmının tamamının kâr olarak ifade edilemeyeceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, davacı şirketin dava konusu ihaledeki azami kâr oranına ulaşmak için dava dosyasında yer alan tüm hususların dikkate alınması ve somut ihale bağlamında ihaleyi kazanabilmek için kârdan ne miktarda feragat edildiğinin göz önünde bulundurulması gerekir.Uyuşmazlık aktarılan çerçevede irdelendiğinde, dava konusu ihalede yaklaşık maliyetin piyasa araştırması yapılarak belirlendiği, yaklaşık maliyetin belirlenmesi aşamasında toplantı ve organizasyon alanında faaliyet gösteren firmalardan fiyat teklifleri alındığı, alınan teklif bedellerinin ortalaması alınarak yaklaşık maliyetin belirlendiği, yaklaşık maliyetin belirlenmesi aşamasında fiyat araştırması kapsamında davacı şirketin de fiyat teklifi alınan firmalardan bir tanesi olduğu, davacı şirketin fiyat araştırması aşamasında 1.519.816,00-TL fiyat verdiği, diğer teklifler de dikkate alınarak yaklaşık maliyetin 1.682.069,40-TL olarak tespit edildiği, davacının ihaledeki teklifinin 1.440.801,90-TL olduğu, davacının yaklaşık maliyetin tespiti aşamasındaki teklifinin % 25 kâr ve genel gider içerdiğinin kabul edilebileceği ancak davacı şirketin uyuşmazlığa konu ihaleye yaklaşık maliyet hesabına verdiği fiyatın altında bir fiyat teklif ettiği, bu durumun ihaleyi kazanabilmek için beklenen kârdan feragat edilmesinin zorunlu olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla yaklaşık maliyet hesabındaki fiyat teklifinden daha düşük miktarda bir fiyat teklifinde bulunan davacı şirketin esas olarak yüklenici kârından bir miktar feragat ettiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, davacının beklenen kârının hesabında Mahkemece yapılan araştırmaların somut bir ölçüt ortaya koyamaması nedeniyle Mahkemece, AYM kararında davacı şirketin kâr mahrumiyetine delalet eden bir unsur olarak değerlendirilebileceği belirtilen mülga Yönetmeliğin 12. maddesindeki azami % 25 kâr ve genel gider oranı % 20 olarak takdir edilmiş ise de, somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında, takdir edilen % 20 kâr oranının ihale teklif bedeline uygulanmasıyla elde edilen tutardan yaklaşık maliyetin belirlenmesi aşamasında verilen fiyatla ihaledeki teklif bedeli arasındaki farkın eksiltilmesi gerekir.Buna göre, davacı şirketin dava konusu ihalede fiyat teklifindeki azami kâr oranının % 20 olarak esas alınması halinde 1.440.801,90-TL'nin % 20'si olan 288.160,38-TL'den davacının ihaleye teklif verirken kârdan feragat ettiği 79.014,10-TL (1.519.816,00-TL-1.440.801,90-TL) eksiltilerek davacı şirketin azami kârı 209.146,28-TL olarak belirlenmelidir.Bunun yanında, ifanın yerini tazminatın aldığı durumlarda, sözleşmenin ifası halinde dahi katlanılması gereken giderlerin ayrıca tazmin edilmesi mümkün değildir. Başka bir anlatımla, kâr kaybının tazmini, davacının net zararının giderilmesine yönelik olduğundan, ihaleyi yapan idare ile davacı arasında sözleşme imzalanmış ve sözleşme davacı tarafından usulüne uygun olarak ifa edilmiş olsaydı davacının içinde bulunacağı mali durum, davacı şirket lehine hükmedilecek tazminat miktarının üst sınırını oluşturmaktadır.Somut olayda, davacı şirket tarafından sarf edilen ve kesinleşmiş yargı kararıyla kendisine ödenmesine karar verilen 6.484,61-TL damga vergisi, 100-TL ihale şartname bedeli ve 301-TL itirazen şikâyet bedeli olmak üzere toplam 6.885,61-TL tutarın, ihale konusu işin davacı şirket tarafından yerine getirilmesi hâlinde dahi katlanılması gereken giderler olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, belirlenen 209.146,28-TL mahrum kalınan kâr tutarından daha önce kesinleşmiş yargı kararıyla davacıya ödenmesine karar verilen 6.885,61-TL'nin indirilmesi ve davacı şirket lehine mahrum kalınan kâr olarak 202.260,67-TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekir.Bu itibarla, davacının mahrum kaldığı kârın 288.160,38-TL olduğuna ve bu tutarın davacı şirkete ödenmesi gerektiğine ilişkin temyize konu kararın davacının nihai kâr kaybı olan 202.260,67-TL'yi aşan 85.899,71-TL'lik kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin kısmen reddine,2..... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, mahrum kalınan ...-TL tutarındaki kârın yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesi gerektiğine ilişkin kabul hükmünün...TL'lik kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının bu kısmının ONANMASINA,3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne;4. Mahkeme kararının mahrum kalınan kâr olarak hükmedilen tutarın geriye kalan ...-TL'lik kısmının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,6. İşbu kararın taraflara ve önceki davalıya tebliğine,7. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.