Hazine arazisi üzerindeki ruhsatsız yapıların kaldırılması ve el atmanın önlenmesi davasında, imar barışı kapsamındaki yapı kayıt belgesinin hukuki hak sağlamadığına dair karar.
Özet: Devlete ait taşınmazlar üzerine davalı tarafından haksız olarak yapılan yapıların el atmasının önlenmesi ve kali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar Yargıtay tarafından yapı kayıt belgesi ve arazinin davalıya satış imkanının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, yapı kayıt belgesinin üstün bir hak kazandırmadığı ve taşınmazın satışının mümkün olmadığı tespitiyle davanın tekrar kabulüne ve davalının müdahalesinin meni ile kaline karar verilmiş olup, bu kararın temyizi üzerine yapılan incelemede hükme uyulan bozma doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Asıl ve birleştirilen dava, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaza el atmanın önlenmesi ve kâl istemine ilişkindir.Asıl ve birleştirilen davada davacı Hazine vekili; davalının asıl dava konusu 166 parsel sayılı ve birleştirilen dava konusu 14 parsel sayılı taşınmaz üzerinde herhangi bir hakka dayanmaksızın yaptırdığı binalar bulunduğunu ileri sürerek el atmanın önlenmesini ve yapıların kâl'ini talep etmiştir. Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili; iddiaların doğru olmadığını belirterek reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile fen bilirkişisi raporuna ekli krokide gösterilen alanlar bakımından el atmanın önlenmesi ve kal'ine karar verilmiş, asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; "...18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na Geçici 16. madde eklenmiş ve buna göre; afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için yapı kayıt belgesi verilebileceği düzenlenmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinde yapıların Hazine arazisi üzerine inşa edilmesi halinde yapı kayıt belgesi alınması, yapı sahibine arazinin satışı usul ve şartları yer almaktadır. Somut olayda, taşınmazlar davacı Hazine adına kayıtlı olup davalı tarafça dosyaya sunulan Hazine arazisi üzerine yaptığı yapılarla ilgili yapı kayıt belgeleri yönünden ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılıp; müracaat, yapı kayıt belgesi ve devamında davalıya satış işleminin var olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi..." gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalının asıl davada 166 ve birleştirilen davada 14 parsel sayılı taşınmazlara hiç bir üstün hakka dayanmadan ve korunmayı gerektiren bir hukuki hakkı bulunmadan müdahalede bulunduğu, davalı tarafından asıl dava konusu 166 parsele ilişkin yapı kayıt belgesi sunulduğu, bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak anılan taşınmazın davalıya satışının yapılıp yapılamayacağının Milli Emlak Müdürlüğünden sorulması üzerine 166 parselin davalıya satışının mümkün olmadığının bildirildiği, yapı kayıt belgesinin davalıya bir üstün hak kazandırmadığı, davalının dava konusu 1 66... parsel sayılı taşınmazlara haksız olarak el attığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile asıl dava konusu 166 (yenileme sonrası 1 52... parsel) sayılı taşınmaza davalının; fen bilirkişisinin 11.05.2009 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 90, 00... 'lik kısma bina yapmak, yeşil renkte (B) harfi ile gösterilen 2 69... 'lik kısma binanın önüne beton dökmek ve teras yapmak, (C) harfi ile gösterilen 23, 00... 'lik kısma foseptik çukuru yapmak, (D) harfi ile gösterilen 293, 00... 'lik kısma istinat duvarı ve teras yapmak, (E) harfi ile gösterilen 402, 00... 'lik kısma istinat duvarı ve teras yapmak suretiyle yaptığı el atmanın önlenmesine ve masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle kal'ine, birleştirilen dava konusu 14 (yenileme sonrası 1 52... parsel) sayılı taşınmaza davalının; fen bilirkişisinin 05.03.2018 tarihli raporuna ekli 2 numaralı krokide yeşil renkle taralı (a-1) harfi ile gösterilen 43, 00... 'lik kısma sundurma eklenti kısım yapmak, (g-1) harfi ile gösterilen 22, 00... 'lik kısma parke zemin eklenti kısım yapmak suretiyle yaptığı el atmanın önlenmesine ve masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle kal'ine karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Ancak, asıl dava konusu 166 parsel sayılı taşınmaz yönünden, mahkemece yapılan son keşif sonrası aldırılan 05.03.2018 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli ek-1 krokide yeşil renk ile taralı ve ek-2 krokide (a-2), (a-3), (b), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) olarak gösterilen alanların, ilk keşif sonrası alınan 11.05.2009 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (a), (b), (c), (d) ve (e) harfleri ile gösterilen yerlerin tamamını birebir kapsadığı belirtildiğine göre İlk Derece Mahkemesince asıl dava konusu 166 (yeni 1 52... ) parsel sayılı taşınmaz yönünden güncel olan 05.03.2018 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli ek-2 numaralı kroki esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, 11.05.2009 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli kroki esas alınarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin değinilen yönden temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. bendinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine 1. bent olarak "Asıl davada davacının el atmanın önlenmesi ve kal davasının KABULÜNE, dava konusu Mersin ili, Silifke ilçesi, ... Mahallesi, 1 52... (eski 166) parsel sayılı taşınmaza davalının; fen bilirkişisi ...'in 05.03.2018 tarihli raporuna ekli 2 numaralı krokide (a2) olarak gösterilen 156, 00... 'lik kısma ve (a3) harfi ile gösterilen 312, 00... 'lik kısma sundurma yapmak, (b) harfi ile gösterilen 90, 26... 'lik kısma bina yapmak, (c) harfi ile gösterilen 10, 00... 'lik kısma tuvalet yapmak, (d) harfi ile gösterilen 190, 00... 'lik kısma parke zemin yapmak, (e) harfi ile gösterilen 900, 00... 'lik kısma beton zemin yapmak, (f) harfi ile gösterilen 9, 00... 'lik kısma depo yapmak, (g) harfi ile gösterilen 145, 00... 'lik kısma parke zemin yapmak ve (h) harfi ile gösterilen 289, 00... 'lik kısma kapalı kahvaltı salonu yapmak suretiyle oluşan EL ATMANIN ÖNLENMESİNE, masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle yapıların KAL'İNE, 05.03.2018 tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokisinin kararın eki sayılmasına" cümlesinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.