Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kaynaklı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davasında eksik inceleme iddiasıyla istinaf başvurusunu inceliyor.
Özet: Davacı şirket, davalı ile inşaat yapımına yönelik sözlü bir adi ortaklık kurduğunu, kendi üzerine düşen hafriyat ve proje işlerini tamamlayıp masrafları karşıladığını, buna karşılık davalının vaat ettiği daire ve dükkanları devretmeyerek muvazaalı şekilde oğluna aktardığını iddia ederek ortaklığın fesih ve tasfiyesini, ayrıca tapu iptalini talep etmiştir. Davalı taraf ortaklık ilişkisini ve muvazaayı reddederken, bir kısım davalı ortaklığın varlığını kabul etmiş, ancak edimlerini yerine getirmediğini ve bazı taşınmazları devretmeye hazır olduğunu beyan etmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının adi ortaklığı ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacı vekili ise eksik inceleme ve delil toplama yetersizliği iddialarıyla karara istinaf başvurusu yapmıştır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025
NUMARASI : ████████E. ████████ K.
DAVANIN KONUSU : Adi Ortaklığın Fesih ve Tasfiyesi
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : Davacı Vekili
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZMA TARİHİ : █████/2026
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirket ile dava dışı arsa sahipleri arasında dava konusu 3 nolu parsel üzerinde Ankara 58. Noterliği nezdinde 19.03.2012 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, bitişik konumdaki 2 nolu parsel ile 3 nolu parselin birleştirilerek inşaatın birlikte yapılması konusunda davalı ... ile davacı arasında sözlü mutabakat sağlandığını, mutabakat kapsamında 2 ve 3 nolu parsellerin tevhit edilerek 4 nolu parselin oluştuğunu, bu kez arsa sahipleri ile 4 parsel için Ankara 12. Noterliği nezdinde 21.04.2014 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, iş bu sözleşmenin davalı ... ile arsa sahipleri arasında yapıldığını, yapılacak inşaatın 42 daire 5 adet dükkandan oluştuğunu, davacı şirket ile davalı ... arasındaki şifahi mutabakata göre, resmi işlerin davalı ... tarafından, hafriyat ve proje işlerinin davacı şirket tarafından yapılacağını, bu şekilde taraflar arasında adi ortalık kurulduğunu, davacının hafriyat ve temel işleri için dava dışı ... adlı hafriyat firmasına 800.000,00 TL para ödediğini, proje ve ruhsat işlerinin de yine davacı tarafından yerine getirildiğini, hafriyat ve temel işi karşılığında davalı ...’nin davacıya 2 daire ve 2 dükkanın tapusunu devretmeyi taahhüt ettiğini, inşaat bitmesine rağmen davalının bu taahhüdünü yerine getirmediğini, davalının davacıya vermeyi taahhüt ettiği dükkan ve daireleri oğlu olan diğer davalı ...’ye muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek, taraflar arasında inşaat yapımına ilişkin mevcut olan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, davacının koyduğu sermaye payının ve kârın davacıya ödenmesine, davaya konu ve diğer davalı ... üzerine kayıtlı A blok 3 ve 19 nolu bağımsız bölümler ile davalı ... adına kayıtlı B blok 2 ve C blok 2 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile ortaklık adına tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, öncelikle adi ortaklığın tarafı olmayan davalı ... hakkında husumet itirazında bulunduklarını, davacı ile diğer davalı arasında da herhangi bir adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, davacının bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu, taşınmazların muvazaalı olarak davalı ...'ye devredildiği iddiasının asılsız ve yersiz olduğunu, davacının tacir olup müdebbir bir tacir gibi davranması gerektiğini, iddiaların ispata muhtaç olduğunu, davacının dayandığı fatura ve çek suretlerinin dava konusu ile ilgisinin bulunmadığını, söz konusu 2 daire ve 2 dükkanın satış işleminin gerçek olduğunu, herhangi bir muvazaanın söz konusu olmadığını belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili ise cevap dilekçesinde, davacı ... İnşaat Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... arasında inşaat yapımına ilişkin adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, davacının üzerine düşen hafriyat işlemlerini kararlaştırıldığı gibi ifa ettiğini, gerekli ödemeleri yaptığını, buna rağmen davalı ...'nin ortaklıktan doğan edimlerini yerine getirmediğini, tapuda kendi adına kayıtlı olan ve ortaklık konusu bulunan 2 adet daireyi davacıya devretmeye hazır olduğunu beyan etmiştir.
MAHKEME KARARI: Mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacının, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu yasal delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna gidilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, istinaf bozma kararının gereğinin yerine getirilmediğini, Mahkemenin istinaf kararına direnme şeklinde karar vererek davayı reddettiğini, delil listesinde bildirdikleri delillerinin toplanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, belediye, noter, banka ve tapudan celbi gereken belgelerin tam olarak toplanmadığını, taraflar arasında yazılı olmasa da bir adi ortaklık bulunduğunu, inşaat masraflarının davacı şirket tarafından ödendiğini, ...'nin bazı taşınmazları oğlu ...'ye gerçekte satış yapılmadan devrettiği, yargılama giderlerinden davalının sorumlu olması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava; adi ortaklık iddiasına dayalı ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile bu kapsamda dava konusu taşınmazların tapularının iptali ile ortaklık adına tasfiyesi ve tasfiye payının davacıya ödenmesi istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu iddiasının davacı tarafından ispat edilip edilemediği noktasındadır.
Mahkemece verilen █████/2020 tarih ve ███████ E. ████████ K. sayılı kararıyla "davanın reddine" karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi üzerine istinaf incelemesini gerçekleştiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi █████/2022 tarih ve ████████ E. ████████ K sayılı ilamıyla; "Bu durumda; davacının talebi dikkate alınarak, davacı ve davalı ... ile arsa sahipleri arasında yapılmış bulunan tüm kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin dosyaya getirtilmesinin ardından tarafların diğer delilleri de toplanarak mahkemece, hukuki nitelendirme yapılıp taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık, ihtilafın ise adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinden kaynaklandığının tespiti durumunda, uyuşmazlığın bu bağlamda değerlendirilip Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince TBK'nın 620. vd. maddeleri gereğince çözümlenmesi ..." şeklindeki gerekçesiyle anılan kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (6098 sayılı Kanun md. 620). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620/1 maddesine göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Adi ortaklık sözleşmelerinde "şekil serbestisi" ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir. Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer.
Adi ortaklık ilişkisi 6098 sayılı Kanun'un 620. maddesinde de tanımlandığı üzere, sözleşme temeline dayanmakta olup, aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, 6100 sayılı Kanunun 200. maddesinde düzenlenen parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında, kural olarak, senetle ispat zorunluluğu geçerlidir.
Aynı Kanunun 203. maddesinde ise, senetle ispat zorunluluğunun istisnaları sayma yöntemiyle belirlenmiştir. Bunlardan biri de altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler olup, bu kişiler arasındaki işlemler miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebilir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu 2 ve 3 nolu parsellerin tevhidi sonucu oluşan 4 nolu parsel için davalı ... ile arsa sahipleri arasında yapılan █████/2014 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu imalatların davacı ile birlikte bir adi ortaklık şeklinde yapılacağına dair yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığına, Dairemizin kaldırma/gönderme kararı sonrası davacı yanın ispat vasıtası olarak dayandığı delil ve belgelerin Mahkemece değerlendirilerek yazılı delil başlangıcı niteliği bulunmadığından ortaklığın ispatı için tanık dinlenilmesinin mümkün bulunmamasına, davacının yemin deliline de dayanmadığına, neticeten davacı tarafça iddia edilen adi ortaklığın ve alacağın yasal delilerle ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine dair kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile istinaf olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf taleplerinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken harçlar peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!