İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, bir grup şirketinin taahhüt ettiği yalı satışı teminatlı ticari alacak temlik sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi ve cezai şart talebiyle açılan alacak davasının ilk derece mahkemesi kararının reddine yönelik istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, grup şirketi alacaklarının davalıya devredilecek bir taşınmazın satışı yoluyla ödenmesini taahhüt eden temlik sözleşmesine dayanarak, taşınmazın üçüncü bir şahsa satılması nedeniyle taahhüdü yerine getirmeyen davalıdan asıl alacak ve cezai şart talebinde bulunmuş; ilk derece mahkemesince davanın reddedilmesi üzerine bu kararın istinaf mahkemesince incelenmesi istenmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ E. - ████████ K. DAVANIN KONUSU:AlacakTaraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı le davalı arasında, davacının, davalının grup şirketi olan dava dışı ... AŞ'den olan ticari alacaklarının davacıya ödenmesi amacıyla Beşiktaş ...Noterliğinin 12.10.2018 tarihli, ... yevmiye nolu temlik sözleşmesi imzalandığını, davalının, dava dışı ... AŞ ve ... AŞ'nin grup şirketler olduğunu, her üç şirketin ... şirketinin Türkiye deki iştirakleri olduğunu, davalının, grup şirketi olan dava ... AŞ'nin 2018 yılında ... Şirketine satılması sürecinde ... adına tapuda kayıtlı taşınmazların grubun diğer şirketi olan davalı şirkete devredileceğini davacıya beyan ettiğini, bu taşınmazların şirket satışının dışında tutulduğunu belirterek temlik tarihi olan 12.09.2018 tarihinde dava dışı ... AŞ adına tapuda tescilli Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ..., ...mevkiinde kain, 37 pafta, 86 ada, 12 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın (yalının) tapuda kendi adına geçmesini müteakip yapacağı satıştan elde edeceği tutarın 500.000 USD'lik kısmını, davacının dava dışı ... AŞ'den olan temlik tarihi itibarı ile vadesi gelmiş toplam 500.000.USD'lik alacağını davacıya ödeyeceğini işbu protokolün 2. ve 3.maddelerinde kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, temlik sözleşmesinin 3.2 maddesinde "Temlik Eden, temlik konusu tutar ...'e ödeninceye kadar borçtan sorumlu olmaya devam eder." hükmünün yer aldığını, 3.2. maddesinde ise davalının taahhütlerini yerine getirmemesi halinde, başkaca hiçbir ihtarname ve davaya gerek olmaksızın 50.000.USD cezai şartı davacıya ödemeyi gayrıkabili rücu olarak taahhüt ettiğini, hal böyle olmasına rağmen, yaptıkları araştırma sonucu temlike konu yalının 23.06.2020 tarihinde, ... yevmiye nolu işlem ile tapuda dava dışı ... AŞ'ye 18.924.254 TL bedelle satıldığını öğrendiklerini, sözleşmeye konu taşınmazın (yalının) üçüncü bir kişiye devri ile taşınmazın davalı şirketçe satılarak temlik miktarının davacıya ödenmesini engelleyici bir durumun ortaya çıktığını, bu hususun temlik edenin temlik sözleşmesi ile üstlendiği taahhütlerine aykırılık teşkil ettiğini, tarafların temlik sözleşmesinin vadesini, temlike konu yalının tapuda davalı tarafından üçüncü bir kişiye satılması olarak kararlaştırdığını, gelinen bu aşamada böyle bir satışın davalı tarafından gerçekleştirilmesinin artık hukuken ve maddi olarak mümkün olmadığını, yine sözleşmenin 3.2 maddesi nazara alındığında dava dışı ... AŞ'nin davacıya olan ticari borçlarının temlik bedeli miktarı üzerinde devam ediyor olması sebebiyle davacının taraflarca imzalanan temlik sözleşmesi uyarınca davalınım kendisine karşı taahhüt ettiği edimleri yerine getirmesi için ve davalının borcunun muaccelliyet kazanabilmesi için için davalıya Bakırköy ...Noterliğinin 05.08.2021 tarihli ve ...yevmiye nolu muacceliyet ihtarnamesinin gönderildiğini, ödeme için 7 gün süre verildiğini, ihtarnamenin davalıya 09.08.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen bugüne kadar davalının hiçbir ödeme yapmadığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik taraflar arasındaki temlik sözleşmesi gereği 500.000 USD temlik bedelinden şimdilik 100.000.USD'nin ve 50.000.USD cezai şart bedelinden 5.000USD'nin Devlet Bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline ve taşınmaz tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 27.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini ıslah ederek, müddeabihin ıslahı yolu ile arttırılan kısım (269.438,09 USD asıl alacak ve 45.000.USD cezai şart alacağı) ile dava dilekçesinde talep edilen miktarların birleştirilmesi sonucu 369.488,09 USD asıl alacağın ve 50.000.USD cezai şart alacağının toplamı olan 419.438,09 USD'nin dava tarihinden itibaren, Devlet Bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır Davalı vekili, █████/2021 tarihli beyan dilekçesinde özetle; temlik sözleşmesinin 2. maddesinde açıkça ... AŞ adına tapuda tescilli Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ..., ...Mevkiinde kain, 37 pafta, 86 ada, 12 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın tapuda davalı adına geçmesini müteakip, davalının yapacağı satıştan elde edeceği tutarın 500.000 USD'lik kısmının davacının ... AŞ'den olan temlik tarihi itibarı ile vadesi gelmiş toplam 500.000.USD'lik alacağını ödemek üzere davacıya ödeyeceğinin belirtildiğini, ilgili taşınmazın mülkiyet hakkının dava dışı ... AŞ'ye ait olduğunu, davaya konu temlik sözleşmesinin konusunun da ilgili taşınmazın mülkiyetinin davalıya geçmesine istinaden davalının yapacağı satıştan elde edeceği tutarın 500.000,00 USD'lik kısmını davacıya ödemesi olduğunu, söz konusu taşınmazın mülkiyetinin davalıya hiçbir zaman geçmediğini, dava dışı ... AŞ tarafından yine dava dışı ... AŞ'ye devredildiğini, bahse konu ve dava dışı her iki şirket davalının veya hissedarlarının kontrolü altında olmayan, bağımsız tüzel kişilikler olduğunu, ilgili temlik sözleşmesi şarta bağlı olup şartlar oluşmadığından temlik sözleşmesi kapsamında muaccel borçtan söz edilemeyeceğini, ortada hukuki ve fiili imkânsızlık hali bulunduğunu, bu imkansızlığın davalının kusuru ile oluşmadığını, davalının sorumlu olmadığını, davacının sözleşmeyi akdederken taşınmazın 3.kişiye ait olduğunu ve mülkiyetin hiçbir zaman müvekkiline geçmeme ihtimali bulunduğunu bilerek imzaladığını, buradaki amacın bir ihtimalin gerçekleşmesi halinde borcun doğması olup ihtimal gerçekleşmediğinden doğmuş bir borçtan da söz edilemeyeceğini, bu sebeplerle, sözleşmenin konusu ve dolayısıyla ilgili borcun ve cezai şartın ortadan kalktığını, davalının bu aşamada sorumluluğu bulunmadığını beyan etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava, davacı tarafça davalı şirket aleyhine açılan taraflar arasındaki temlik sözleşmesi kapsamında temlik bedeli ve cezai şart alacağı isteminden ibarettir.Davacı tarafça taraflar arasındaki temlik sözleşmesi gereği ödenmesi gereken temlik bedeli ve cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı taraf davaya süresinde cevap vermeyerek HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş ve sunduğu beyan dilekçesi ile; temlik sözleşmesindeki taşınmazın müvekkilime geçmesi şartı gerçekleşmediğinden dolayı doğmuş bir borçtan söz edilemeyeceğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin tedbir talep edilen davalı adına kayıtlı taşınmazın uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Dava konusu ihtilaf taraflar arasındaki temlik sözleşmesinden dolayı davacı tarafın davalıdan temlik bedeli ve cezai şart alacağı olup olmadığı ve varsa miktarı hususundan kaynaklıdır.Mahkememizce taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen rapora göre; Davalının ... A.Ş. adına tapuda tescilli Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ..., ...Mevkiinde kain, 37 pafta, 86 ada, 12 parsel de tapuya kayıtlı taşınmazın (yalının) tapuda kendi adına geçmesini sağlayamadığı, taşınmazın üçüncü bir kişiye devredildiği, bu bakımdan davalının temliknamede yer alan taahhüdü yerine getirmemek suretiyle temliknameyi ihlal ettiği, bu durumda temliknamenin 3.2. maddesi uyarınca davalının temlike konu borcun ödenmesinden sorumlu olması gerektiği, Yine, taraflar arasındaki temliknamenin 3.2 maddesinde davalının taahhütlerini yerine getirmemesi halinde, başkaca hiçbir ihtarname ve davaya gerek olmaksızın 50.000.USD cezai şartı davacıya ödemeyi taahhüt ettiğinden, davalının anılan cezai şart tazminatından da sorumlu olması gerektiği, Davacı tarafından davalıya 05.08.2021 tarihli ihtarname gönderilerek 7 günlük mehil süresi verildiğinden, ihtarname davalıya 09.08.2021 tarihinde tebliğ edildiğinden, davalının temerrütünün 17.08.2021 tarihi itibariyle oluştuğu, Buna göre davalının sorumlu olması gereken tutarın 419.438,09 USD asıl alacak karşılığı 3.871.287,74 TL olduğu ve asıl alacağa 1.374,82 USD karşılığı 12.689,18 TL işlemiş faiz talebinde bulunabileceği bildirilmiştir.Düzenlenen bilirkişi raporundaki mali hususlara ilişkin tespitler dosya kapsımına uygun ve yerinde olup, temlik sözleşmesi kapsamında temlik bedeli ve cezai şarta ilişkin borcun doğup doğmadığı hususunda hukuki değerlendirme Mahkememize ait olduğundan davalı tarafın yeni rapor veya ek rapor alınmasına yönelik talebin reddine karar verilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça taraflar arasındaki temlik sözleşmesi kapsamında belirlenen temlik bedeli ve cezai şart alacağına yönelik eldeki dava açılmış olup, davalı tarafça temlik sözleşmesi gereği sözleşmeye konu taşınmazın mülkiyeti müvekkile geçmediğinden dolayı temlik şartı gerçekleşmediğinden dolayı temlik konusu borcun ve cezai şartın doğmadığı yönünde savunmada bulunulmuş olup, taraflar arasındaki Beşiktaş ... Noterliği'nin █████/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı temlik sözleşmesi incelendiğinde; temlik konusunun temlik tarihi olan 12.09.2018 tarihinde ... A.Ş. adına tapuda tescilli Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ..., ...Mevkiinde kain, 37 pafta, 86 ada, 12 parsel de tapuya kayıtlı taşınmazın (yalının) tapuda davalı ... Kablo adına geçmesini müteakip yapacağı satıştan elde edeceği tutarın 500.000-USD lik kısmını, davacı şirketin ... A.Ş.den olan temlik tarihi itibarı ile vadesi gelmiş toplam 500.000-USD'lik alacak olduğu ve bu alacağın davacı şirkete temlik edildiği, Temlik Sözleşmesinin 3.2. maddesine göre: Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ..., ...mevkiinde kain 37 pafta, 86 ada, 12 parselde kayıtlı gayrimenkulün ... A.Ş.'nin adına tapuda devrini müteakip taşınmazın ...A.Ş. tarafından üçüncü kişiye satılması halinde, satış işleminden elde edeceği tutardan 500.000-USD'yi satış bedelin tahsil tarihinden itibaren en geç bir gün sonra davacı ... hesabına aktaracağı, davalının temlik sözleşmesindeki taahhüdünü yerine getirmemesi halinde ayrıca 50.000-USD cezai şart ödeyeceğinin belirlendiği, sözleşmedeki maddi hata nedeniyle 3.2 olarak belirtilen aslında sözleşmenin 3.3 maddesinde ise Temlik Eden, temlik konusu tutar ...'e ödeninceye kadar borçtan sorumlu olmaya devam eder şartı getirildiği anlaşılmış, davacı tarafça bu hususta davalının temlik sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı temlik bedeli ve cezai şart istemine ilişkin eldeki dava açılmış ve alınan bilirkişi raporunda davalının temlik konusu borçtan ve cezai şarttan sorumlu olması gerektiği belirtilmiş ise de; taraflar arasındaki temlik sözleşmesi hükümleri açık ve net olup, davacı şirketin dava dışı ... ... A.Ş. den olan 500.000-USD miktarındaki alacağına ilişkin yapılan temlikte temlik konusu 500.000-USD'lik alacağın temlikinin şarta bağlandığı bu şartın temlike konu olan davalı adına tapuda kayıtlı olmayan dava dışı .... A.Ş. adına Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ..., ...mevkiinde kain 37 pafta, 86 ada, 12 parselde tapuda kayıtlı gayrimenkulün (yalının) davalı adına tapuya kaydedilmesini müteakip davalı ... Kablo tarafından söz konusu taşınmazın üçüncü kişiye satılması halinde satış işleminden elde edeceği tutardan 500.000-USD'yi davacıya ödeneceği belirlenmiş olup, temlik sözleşmesine konu taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde taşınmazın dava dışı ... A.Ş. adına tapuya kayıtlı iken █████/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı satış işlemine istinaden dava dışı ... A.Ş. adına tescil edildiği, bu haliyle temlik sözleşmesine konu taşınmazın davalı şirket adına tescil edilmeden doğrudan dava dışı üçüncü şahıs olan şirkete satış suretiyle devredildiği sabit olup, bu durumda temlik sözleşmesindeki taşınmazın davalı adına tapuya kaydedilmesi koşulunun gerçekleşmediği, taşınmazın doğrudan son malik dava dışı .... A.Ş. tarafından dava dışı üçüncü şahıs şirkete satıldığı bu nedenle temlik sözleşmesindeki taşınmazın davalı şirket adına tapuya kaydı şartı gerçekleşmediğinden temlik konusu alacağın da doğmadığı anlaşıldığından ve davacı tarafça yine temlik sözleşmesindeki Temlik Eden, temlik konusu tutar ...'e ödeninceye kadar borçtan sorumlu olmaya devam eder düzenlemesi gereği davalı şirketin temlik konusu borçtan sorumlu olduğu ileri sürülmüş ise de; sözleşmedeki bu düzenlemenin temlik sözleşmesinin asıl konusunu oluşturan davacı şirketin dava dışı ... A.Ş. den olan 500.000-USD miktarındaki alacağına ilişkin temlik koşullarının gerçekleşmesine bağlı olması halinde geçerli olacağı, temlik sözleşmesinde belirlenen taşınmazın davalı adına tapuya kaydı sonrasında davalı tarafından üçüncü şahsa satılması koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle temlik konusu borca ilişkin 500.000-USD'lik borç doğmadığından dolayı davalının temlik konusu borç ödeninceye kadar borçtan sorumlu olunacağına ilişkin düzenleme kapsamında da sorumlu olmayacağı, söz konusu düzenlemenin ancak temlik konusu borcun doğması halinde uygulanabileceği açık olduğundan ve temlik şartının gerçekleşmemesi nedeniyle temlik edilen bedele ilişkin borç doğmadığından dolayı davalı sözleşmenin 3.3 maddesi gereği de sorumlu tutulamayacağı, Temlik Sözleşmesinin 3.2. maddesinde ... A.Ş. nin taahhütlerini yerine getirmemesi halinde, başkaca hiçbir ihtarname ve davaya gerek olmaksızın 50.000.USD cezai şartı müvekkil şirkete ödemeyi gayrikabili rücu olarak taahhüt edilmiş ise de davalının temlik sözleşmesine konu taşınmazı malikinden satın almaya ve akabinde üçüncü şahsa satmaya yönelik bir taahhüt ve yükümlülüğünün bulunmadığı, temlik sözleşmesine konu taşınmazın davalı adına tapula kaydı sonrası üçüncü kişiye satılması hususunun sadece temlik konusu borcun doğması için gereken bir şart olduğu, yukarıdaki açıklamalar ile bu şartın gerçekleşmediği, davalı şirket ile asıl borçlu ... şirketi ve taşınmaz maliki ... şirketlerinin grup şirket olduğu ileri sürülmüş ise de söz konusu şirketlerin farklı tüzel kişiliklerden oluştuğu, şirket yetkililerinin farklı kişiler olduğu, şirketler arasındaki organik bağ olduğuna veya temlik konusu borcun doğmasını engellemek için muvazaalı hareket edildiğine dair dosya kapsamında bir delil ve bu hususta bir ispat bulunmadığı, tüm bu açıklamalar kapsamında taraflar arasındaki temlik sözleşmesinde şart gerçekleşmediğinden temlik konusu borcun doğmaması ve davalı tarafın temlik sözleşmesinden doğan taahhüdüne aykırı davranışı bulunmadığından dolayı cezai şartın istenebilmesi koşulu oluşmadığından dolayı davacı tarafça açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece sözleşmenin şarta bağlı olduğu kabul edilmiş ise de, sözleşmenin 3.2. maddesi hükmünün anlamı ve sözleşmedeki varlık sebebinin ne olduğunun tartışılmadığını, sözleşmenin 3.2 maddesinde "Temlik eden , temlik konusu tutar Temellük edene ödeninceye kadar borçtan sorumlu olmaya devam eder."hükmü yer aldığını, mahkemenin belirttiği gibi temlik bir şarta bağlanmış ve bu şart gerçekleşmezse temlik edenin sorumluluğu, taahhüdü hiç doğmayacak ise bu maddenin anlamının ne olacağını, hukuki yorum hatası yapıldığını, sözleşme "Temlik Sözleşmesi" olarak adlandırılmış ise de aslında işbu sözleşmenin temlik ile birlikte bir kefalet sözleşmesi niteliği taşıdığını, bahsi geçen sözleşme hükümünün işbu sözleşmeye bir kefalet niteliği yüklediğini, mahkemece, sözleşmede bahsi geçen taşınmazın davalı şirkete tapuda devredilmesi ve sonrasında üçüncü kişiye yapılacak satıştan elde edilen paradan temlikin yapılacağı hususunu hataya düşerek "borcun doğumunun sağlayan bir şart" olarak nitelendirdiğini, halbuki bunun bir borç doğuran şart olmadığını, sözleşmenin hiç bir yerinde bu devirlerin gerçekleşmemesi halinde temlik alanın temlik taahhüdünün düşeceğine, böyle bir borcunun doğmayacağına dair bir hüküm olmadığı gibi tam tersine yukarıda bahsi geçen 3.2 maddesinde sorumluğunun bu borç ödene kadar devam edeceğinin çok açık bir şekilde vurgulandığını, davalının, şartın gerçekleşmemesi savunmasını cevap dilekçesi ile ilk duruşmada da yapmasına rağmen yerel mahkemece bilirkişi incelemesine karar verildiğini, ancak bilirkişi raporunun tam tersi yönde sonuca ulaşıldığını, şartın gerçekleşmemesi savunmasının davalı şirket vekili tarafından davaya cevap dilekçelerinde ve özellikle 23.12.2021 tarihli ilk duruşmada da net bir şekilde ileri sürülüp davanın reddi talep edilmiş olmasına rağmen yerel mahkemece bu savunmaya itibar edilmeyerek bilirkişi raporu alındığını, yeni bir bilirkişi heyeti raporu almaksızın ve hangi gerekçe ile işbu hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu nazara almadığı açıklamadan davanın reddine karar verildiğini, davalının borcunun (taahhütleri) bir şarta bağlandığı kabul edilmiş ise niçin davalının taahhütlerinin yerine getirilmemesinin bir cezai şarta bağlandığının değerlendirilmediğini, cezai şart maddesinin bile davalı şirketin taahhütlerini herhangi bir şartı bağlı olmaksızın gayrıkabili rucu olarak yapıldığının ispatı olduğunu, 03.12.2021 tarihli delil listelerinin 4.ve 5.no'lu belgelerine göre şirketlerin grup şirketi olduğunun, taşınmazın ... AŞ tarafından aslında davalıya devredilmesi gerekir iken bunun yerine diğer grup şirketi olan ... AŞ'ye devredildiğini, bu şirketlerin hepsinin asıl sahibinin Suudi Arabistan orijinli... şirketi olduığunu ve bu şirketin 2018 yılında ... AŞ'yi ... şirketine satmış olduğunun görüleceğini, belgeler incelendiğinde özellikle şirketlerin eski ve yeni yönetim kurulu üyelerinin hep aynı isimler olduğu, bir dönem ..., Beşiktaş adresinin her iki şirketin şirket merkezi olduğunun çok net bir şekilde görüleceğini, ...şirketinin bilanço bilgisinde ise tüm şirketlerin ve özellikle temlik sözleşmesinde bahsi geçen taşınmazın yeni maliki ... AŞ şirketinin de bu şirketin yavru şirketi olduğunun görüleceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki 12.08.2018 tarihli temlik sözleşmesi uyarınca temlik bedeli ve cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davalı ile dava dışı ... AŞ ve ... AŞ'nin grup şirketler olduğunu, davalının grup şirketi olan bu şirketlerden dava dışı ... AŞ'nin davacıya ticari borcu bulunduğunu, bu borcun davacıya ödenmesi için davacı ve davalı arasında temlik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede ... ... AŞ adına tapuda kayıtlı, Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ..., ...mevkiinde kain, 37 pafta, 86 ada, 12 parseldeki taşınmazın (yalının) tapuda davalı adına geçmesini müteakip davalının bu taşınmazı satarak elde edeceği tutarın 500.000 USD'lik kısmı ile davacının dava dışı ... ... AŞ'den olan 500.000.USD'lik alacağını davacıya ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ayrıca davalının taahhütlerini yerine getirmemesi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak taşınmazın, davalıya değil dava dışı bir şirkete satıldığını, bu sebeple temlik miktarının davacıya ödenmesini engelleyici bir durumun ortaya çıktığını, bunun, temlik edenin temlik sözleşmesi ile üstlendiği taahhütlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, temlik bedeli ve cezai şart alacağının tahsilini istemiştir. Davalı taraf, usulüne uygun tebliğe rağmen süresinde cevap dilekçesi sunmamış, bu sebeple HMK m.128 uyarınca davacının iddialarını inkar etmiştir.Tarafların kabulünde olan 12.09.2018 tarihli ''Temlik Sözleşmesi '' başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; 2.maddesinde sözleşmenin konusunun temlik eden yani davalının, ...AŞ ünvanlı şirket uhdesinde bulunan Sarıyer İlçesi,... Mahallesi, ..., ...Mevkii'nde kain, 37 pafta, 86 ada, 12 parselde kayıtlı gayrimenkulün tapuda kendi adına geçmesini müteakip yapacağı gayrimenkul (yalı) satışından elde edeceği tutarın 500.000 ABD Dolarlık kısmını, ... yani davacının ... AŞ'den olan temlik tarihi itibarı ile vadesi gelmiş toplam 500.000 ABD Dolarlık alacağını ödemesi olduğu, temlik edenin yükümlülüklerinin 3.madde ve alt başlıklarında düzenlendiği, 3.1 maddesinde, temlik eden davalının bu sözleşmeyi imzaladığı tarihte yukarıda belirtilen bedeli daha önce hiçbir gerçek ya da tüzel kişiye temlik etmediğini, taşınmaz üzerinde temlik miktarının ödenmesini engelleyici herhangi bir takyidatın bulunmadığını, böyle bir takyidat bulunmayacağını taahhüt ve beyan ettiği, 3.2 maddesinde, gayrimenkulün tapuda davalı temlik eden adına devrini müteakip davalı tarafından üçüncü kişiye satılması halinde satış işleminden elde edeceği tutardan 500.000.USD'yi satış bedelini tahsil tarihinden itibaren en geç bir gün sonra davacının banka hesabına aktaracağını beyan ve taahhüt ettiği, davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi veyahut 3.1 maddesinde belirtilen taahhütlerini yerine getirmemesi halinde başkaca hiçbir ihtar ve davaya gerek olmaksızın davacıya 50.000 USD cezai şartı ödemeyi gayrı kabili rücu olarak beyan ve taahhüt ettiği, yine 3.2 maddesinde temlik eden davalının, temlik konusu tutarın... davacıya ödeninceye kadar sorumlu olmaya devam edeceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı taraf; söz konusu 12.09.2018 tarihli sözleşme kapsamındaki 500.000 USD'lik alacağın bakiye kısmı olduğunu belirttiği 369.438,09 USD alacak ile 50.000 USD'lik cezai şart alacağının tahsili istemektedir. İlk derece mahkemesinin istinafa konu karar gerekçesinde de ifade edildiği üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.2 maddesi uyarınca, sözleşmede belirtilen alacak ve cezai şart bedellerinin davalı tarafından davacıya ödenmesi, dava dışı .... AŞ ünvanlı şirket uhdesinde bulunan Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ..., ...Mevkii'nde kain, 37 pafta, 86 ada, 12 parselde kayıtlı gayrimenkulün tapuda kendi adına geçmesini müteakip bu taşınmazı satması sonunda taşınmaz bedelini elde etmesi şartına bağlanmıştır. Ancak somut olayda, bu şart gerçekleşmemiş, söz konusu taşınmaz davalıya devredilmemiş, dava dışı bir şirkete devredilmiştir. Bu durumda sözleşmede belirtilen şart gerçekleşmediğinden davacının bu kapsamda alacak talep etme hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.Davacı vekilince, şarta bağlı bir borç bulunduğu kabulünün sözleşmenin 3.2 maddesinde yer alan, temlik edenin, temlik konusu tutar temellük edene ödeninceye kadar borçtan sorumlu olmaya devam eder yönündeki hükmüne aykırı olduğu, cezai şart kabul edilmesinin de şarta bağlı borç tespitini temelsiz bıraktığı ileri sürülmüş ise de, sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde; gerek cezai şartın, gerekse borç ödeninceye kadar davalının sorumlu olacağı yönündeki hükmün, söz konusu şartın gerçekleşmesi, bir diğer ifade ile taşınmazın davalıya devredilmesi sonrasında davalının bu taşınmazı satması ve satış bedelini tahsil etmesi ile anlam ifade edeceği, satış ve bedelin tahsili ile davalının davacıya karşı sözleşmedeki taahhütlerinin ifasının istenebileceği, bu haliyle sözleşme konusu alacağın talep edilemeyeceği anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.6100 sayılı HMK'nın 266.maddesi uyarınca, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.Somut olayda, mahkemece, tarafların ve dava dışı ... ... AŞ'nin ticari defterlerinin incelenmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği ve bilirkişi raporu alındığı görülmektedir. Mahkemece, temlik sözleşmesine konu ilişkinin tespiti için özel ve teknik inceleme içermesi sebebiyle tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak temlik sözleşmesinin hukuki nitelendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile çözümlenmesi gereken bir konu olduğundan, mahkemece bilirkişi raporundaki tespitlerden bağımsız olarak rapordan ayrı şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya uygun olmuştur. Kaldı ki HMK'nın 282.maddesine göre hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirecek olup somut olayda, mahkemece bilirkişi raporu ve diğer deliller bir bütün olarak değerlendirilerek karar verilmiş olduğundan aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekilince her ne kadar, davalı ile dava dışı şirketler arasında organik bağ bulunduğu ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesince organik bağ bulunmadığının tespit edildiği, dosya kapsamında TSG ilanlarına göre yönetim kurulu üyelerinin aynı olmadığı, temlik konusu borcun doğmasını engellemek için muvazaalı hareket edildiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, bu husustaki istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmış ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.