Danıştay 13. Daire, hukuka aykırı tahsil edilen evrensel hizmet katkı payının iadesinde, ödeme tarihinden iade tarihine kadar geçen süredeki değer kaybı için istenen avans faizi talebinin reddine ilişkin kararın temyizini inceliyor.
Özet: Bir şirket, hukuka aykırı olarak tahsil edilen ve yedi yıl sonra iade edilen bir bedel nedeniyle bu süreçte paranın kullanımından mahrum kalmaktan kaynaklanan zararının kısa vadeli avans faizi üzerinden karşılanmasını talep etmiş, ancak ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, idari davalarda sadece yasal faiz uygulanabileceğini ve avans faizi ödenmesine yönelik mevzuat düzenlemesi bulunmadığını belirterek talebi reddetmiştir; bunun üzerine şirket, Anayasanın 125. maddesi ve mülkiyet hakkı ihlali iddialarıyla, oluşan değer kaybının avans faizinden dahi fazla olduğunu öne sürerek kararı temyiz etmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         ███████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:███████
Karar No:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirketin 2013 yılı yıllık net satış hasılatının tamamı üzerinden evrensel hizmet katkı payı alınmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin.... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptali üzerine, davalı idareye █████/2014 tarihinde ödenen 1.794,437,44-TL'nin mahkeme kararına istinaden taraflarına █████/2021 tarihinde iade edildiği, ödeme tarihinden iade tarihine kadar belirtilen miktarın kullanılamadığından bahisle uğradıkları zararın giderilmesi için kısa vadeli avans faizi oranı üzerinden hesaplanan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.787.702,15-TL'nin ödenmesi istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Danıştay'ın yerleşik kararları ile idari yargı mercilerinde görülen tam yargı davalarında, ilgililerin yoksun kaldıkları mali hakların geç ödenmesinde, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca yasal faiz uygulanması gerektiğinin kabul edildiği, avans faizi ödenmesine yönelik herhangi bir mevzuat düzenlemesinin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının haksız bulunan idari işlem nedeniyle █████/2014-█████/2021 tarihleri arasında yoksun kaldığı meblağa avans faizi işletilmek suretiyle hesaplanan 1.787.702,15-TL'nin tarafına ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, davalı idarenin hukuka aykırılığı sabit olan işlemi nedeniyle 1.500.000,00-TL tutarındaki paradan 7 yıl, 6 ay, 30 gün boyunca mahrum kalarak zarara uğradıkları, avans faizi taleplerinin hukuka uygun olduğu, aksi kabul edilse dahi tazmin haklarından yoksun bırakılmalarının açıkça Anayasanın 125. maddesine aykırılık teşkil ettiği, mülkiyet haklarının ihlal edildiği süre boyunca oluşan tüm zararlarının karşılanması gerektiği, davalı idareye fazladan ödediği ve belirli bir süre boyunca mahrum kaldığı 1.522.836,60-TL üzerinden T.C. Merkez Bankası hesaplama yöntemine göre enflasyon farkı hesaplandığında 4.515.319,20-TL'ye ulaşıldığı, avans faizi üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle davalı idareden talep edilen meblağın ise 1.787.702,15-TL olduğu, avans faiziyle yapılan hesaplamanın enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybının çok daha altında olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacı tarafından iddia edilen zararın ödemenin yapıldığı █████/2021 tarihi itibarıyla hesaplanabilir hale geldiği, dolayısıyla dava açma süresi █████/2021 tarihi itibarıyla başladığından davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, asıl alacağa bağlı faiz yönünden ilk davada talepte bulunulmaması nedeniyle davacının ayrı bir dava ile faiz isteminde bulunamayacağı, avans faizinin yasal dayanağının bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket tarafından, 2013 yılı yıllık net satış hasılatının tamamı üzerinden evrensel hizmet katkı payı alınmasına ilişkin... tarih ve ... sayılı işleme karşı açılan davada,.... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Dairemizin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ kararıyla; karar düzeltme isteminin de █████/2023 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine yargı kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen davalı idarece fazladan tahsil edilen meblağ (1.794.437,44-TL) █████/2021 tarihinde davacıya ödenmiştir.
Davacı tarafından, evrensel hizmet katkı payının davalı idareye ödendiği █████/2014 tarihi ile tarafına iadenin yapıldığı █████/2021 tarihleri arasında 1.794.437,44-TL'den mahrum kalındığından bahisle zarara uğradığı, bu nedenle yoksun kalınan bedele T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uygulanacak faiz oranı işletildiğinde 1.787.702,15-TL'ye ulaşıldığı belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.787.702,15-TL'nin ödenmesi talebiyle davalı idareye yapılan █████/2023 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. maddesinde, "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir."; 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur." kurallarına yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari yargı yerlerince verilen idari işlemin iptali kararları, idari davaya konu edilen idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idari işlemden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.
Kamu idareleri, görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hukuka uygun biçimde hareket etmek zorunda olup, hukuka aykırı işlem veya eylemlerden dolayı kişilerin uğradıkları zararları Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca tazmin etmek zorundadırlar.
Faiz ile para borçları arasında sıkı bir ilişki olup, faiz, hukuki niteliği itibarıyla alacaklının talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre mahrum kalması nedeniyle asıl alacağa bağlı fer'i bir haktır. Talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan mahrum kalan ilgili, mahrum kaldığı süre için faiz uygulanmasını isteme hakkına sahip olmakla birlikte, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın istenebilmesi için doğrudan veya dolaylı bir kusurun bulunması da kural olarak aranmaz. Nitekim Anayasa Mahkemesine göre de, "Bilindiği gibi faiz; ekonomik açıdan, ‘paranın fiatı’dır. Herhangi bir kimse, kendisine ait olmayan bir parayı, hangi isim altında olursa olsun, belli bir süre kullandığında, paranın asıl sahibine ‘faiz’ ödemek zorundadır. Çünkü paranın likidite özelliği, onun her an her türlü üretim faktörünü, mal ve hizmeti satın alabilmesine olanak verir. Daha açık bir deyişle parayı nakit olarak elinde bulunduran kimse, ‘bugünkü’ ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi, piyasanın ‘yarına dönük’ olanaklarından da yararlanabilir. Elindeki parayı başkasına veren veya kendine belli tarihte ödenmesi gereken bir miktar para olduğu halde bu parası ödenmeyen kimse ise bu imkanlardan yararlanamaz. Bu nedenle parayı kullanan kimsenin, parayı kullanmaktan vazgeçen kimseye bu kaybını ödemesi gerekir. İşte faizi doğuran temel neden budur." (AYM, █████/1988 tarih ve E:1988/9, K:███████ sayılı kararı).
Davalı idare, kendisine fazladan ödeme yapıldığı tarihten itibaren aslında kendisine ait olmayan parayı kullanmaktadır. Bu durumda, asıl borçtan sorumluluk gereği, asıl borca bağlı fer’i borç niteliğindeki faizin talep edilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak hangi oranda faiz talep edilebileceğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Talep edilebilecek faiz oranına ilişkin temel kanun 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun olduğundan, aksi ayrıca kanunla özel olarak düzenlenmedikçe uygulanabilecek faizin 3095 sayılı Kanun'da belirlenen kanuni faiz olduğu yerleşik Danıştay içtihatında kabul edilmektedir.
İdare Mahkemesince, yerleşik Danıştay uygulaması uyarınca, idari yargı mercilerinde görülen tam yargı davalarında, ilgililerin yoksun kaldıkları mali hakların geç ödenmesinde, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca yasal faiz uygulanması gerektiği kabul edildiğinden ve avans faizi ödenmesine yönelik mevzuatta herhangi bir düzenleme bulunmadığından bahisle davacının talep sonucunun tamamının reddine karar verilmiş ise de, Mahkemece yasal faize dahi hükmedilmediği, söz konusu içtihadın ise davacının talebinin tümden reddi sonucunu doğuracak şekilde yorumlanamayacağı, Mahkemece hangi faiz türü ve/veya oranı kabul ediliyor ise söz konusu oran üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle davacının talebi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!