Tapusuz köy boşluğu niteliğindeki arazinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescili davasında, kadastro kanunu 14 ve 17. maddelerinin yorumu ve eksik araştırma nedenleriyle yerel mahkeme kararının bozulması.
Özet: Tapusuz taşınmazın zilyetlikle davacı adına tescili talepli davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararı, temyiz incelemesinde yetersiz araştırma yapıldığı, özellikle çekişmeli köy boşluğu niteliğindeki taşınmazın tescil harici bırakılma nedeni ve tarihinin, ilk tesis kadastro paftasının ve hava fotoğraflarının incelenmediği, zilyetliğin şekli ve süresi ile ilgili yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının komşu parsellerle denetlenmediği, ayrıca 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddeleri kapsamında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının ve haksız inşaat hükümlerinin doğru değerlendirilmediği, kısa ve gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu gerekçeleriyle bozulmuştur.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI: ████████ E., █████████ K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Uşak ili, Merkez ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve fen bilirkişi raporu ve ekli krokisinde (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümlerinin tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili; ... köyünde bulunan ve hudutları dava dilekçesinde belirtilen ve köy boşluğu olarak tescil harici bırakılan taşınmazı kadastro çalışmalarından önce 20 yıldan daha fazla zilyetliğinde bulundurduğunu, taşınmazın bir kısmı bahçe olup bir kısmına kadastro çalışmalarından önce garaj ve ambar yaptığını, bir kısmının ise arsa olup üzerinde müvekkilince yıllar önce dökülen taşlar bulunduğunu, taşınmaz üzerindeki garaj ve ambarın değerinin taşınmazın değerinden fazla olduğunu ileri sürerek taşınmazın öncelikle olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde haksız inşaat nedeniyle müvekkili adına tescili ile taşınmazın arsa değerinin davacı tarafa verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu yerin kadim köy boşluğu olduğunu, köy boşluklarının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup kazanılamayacağını, davacının iyi niyetle köy boşluğuna garaj ve ambar yaptığından bahsedilemeyeceğini, ayrıca köy boşlukları için haksız inşaat hükümlerinin uygulanamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu edilen taşınmazlara 30 yılı aşkın bir süreden beri nizasız ve fasılasız malik olmak niyeti ile zilyet olduğu, evi yaptığı tarihten itibaren de yaklaşık 1 yıllık süre içinde bahçe tanzimi, ahşap garaj ve ambarı inşa etmek sureti ile 1 83... parseli bunlarla birlikte bir bütün olarak zilyet etmiş olmasına rağmen ev dışındaki bölümün kadastro tespitleri sırasında tescil harici bırakıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile karara ekli 05.07.2005 tarihli bilirkişi raporunda (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen toplam 199,00 metrekare yerin davacıya ait 1 83... parsel sayılı taşınmaza ilavesi sureti ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümlerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmadığı gibi Mahkemenin kısa kararında davanın kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulduğu halde gerekçeli kararda davanın kabulüne şeklinde hüküm kurularak kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında da çelişki yaratılmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; fen bilirkişi raporu ve ekli krokisinde belirtilen çekişmeli taşınmaz bölümlerinin tescil harici bırakılma tarihi ve nedeni araştırılmamış, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörenin ilk tesis kadastrosuna ilişkin paftası getirtilmemiş, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini belirlemede en iyi yöntem hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde hava fotoğraflarından yararlanılmamış, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, dava konusu taşınmaza ilişkin başkaca dava açılıp açılmadığı araştırılmamış, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanların dosya arasına getirtilecek komşu parsellere ait tutanaklar ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmemiştir.
Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen yerlerin para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi niteliği kazandırılması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle aynı Kanun'un 14. maddesindeki koşullar altında tasarruf edilmesi halinde tesciline karar verilebileceği açıklanmış, son fıkrasında da il, ilçe ve kasabaların imar planları içerisinde bulunan yerlerin imar-ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile iktisap ise 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde düzenlenmiş olup ekonomik amaca uygun zilyetlikle özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazların kazanılabileceği belirtilmiştir. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken, ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Kanun'un 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir. Genel itibari ile köy boşlukları, köylünün müşterek kullanımında olan boşluklar ve hali boşluklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Köylünün müşterek kullanımında bulunan boşlukların zilyetlikle edinilmesi mümkün değilken, köylünün müşterek kullanımda olmayan hali boşlukların ise ekonomik amaca uygun kullanılmaları halinde zilyetlikle kazanılmaları mümkündür. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi ise hava fotoğraflarıdır. İncelenecek olan hava fotoğraflarının en az üç ayrı zamana ilişkin olması ve özellikle de dava tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının dosya arasına konularak bu fotoğraflar üzerinde harita mühendisi veya jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi tarafından stereoskopla inceleme yapılması gerekir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, dava tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş streoskopik hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde ikamet eden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, inşaat mühendisi bilirkişi ile fen bilirkişisi huzuruyla mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, köylünün ortak kullandığı köy boşluğu mu yoksa hali boşluk mu olduğu, taşınmazın imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtları getirtilerek dava konusu taşınmazın yönünü ne okuduğu belirlenmelidir.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak çekişme konusu taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarındaki konumu göstertilmeli, bu yerlerin önceki ve şimdiki niteliğinin, köy içinde kalıp kalmadığının, üzerinde yapı olup- olmadığı, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığının belirlenmesine çalışılmalı, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmelidir.
Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan ve inşaat mühendisi bilirkişiden önceki raporlar da irdelenmek sureti ile çekişme konusu taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun şekilde zilyetlik bulunup bulunmadığını, taşınmaz bölümlerinin evveliyatını, önceki ve şimdiki toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, üzerinde yer alan yapı ve eklentileri ile diğer muhdesatın yaşı ve niteliğini kesin olarak belirleyen, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmelidir.
Davacı adına aynı çalışma alanı içinde belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu ve Kadastro Müdürlükleri ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup varsa taraf oldukları dava dosyaları getirtilmelidir.
Fen bilirkişisine çekişmeli taşınmaz bölümlerinin kadastro paftasında hangi konumda olduğu işaretlettirilerek keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmelidır.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilip eksik araştırma ve uygulama ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Uşak 1. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-2. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!