Muris muvazaası talebiyle açılan tapu iptali ve tescil davasında, kadastro sırasında murisin harici satış beyanıyla davalı adına tescil edilen tapusuz taşınmazda 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamaması.
Özet: Davacılar tarafından muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle açılan davada, murisin kadastro çalışmaları sırasında haricen sattığını beyan ederek davalı adına tesciline muvafakat ettiği, öncesinde tapu kaydı bulunmayan ve senetsizden tespit gören taşınmazla ilgili olarak, 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının tapusuz taşınmazlar üzerindeki zilyetlikten ibaret hakkın devrine ilişkin işlemlerde uygulanma yerinin bulunmadığı ve bu tür taşınmazlar yönünden muris muvazaasına dayalı davaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesince reddedilen dava, bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddiyle kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili; tarafların murisi ...'ın 10.10.2021 tarihinde öldüğünü, murisin Kırklareli ili, Merkez ilçesi, ... köyü, 1 24... parsel sayılı taşınmazını diğer mirasçılar olan davacılardan mal kaçırmak amacıyla kadastro çalışmaları sırasında davalının üzerine yazdırdığını ileri sürerek taşınmazın muris muvazaası nedeniyle tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki payları oranında müvekkilleri adlarına tesciline; bu talebin kabul görmemesi halinde fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için ayrı ayrı 2.500,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, yasal süresi içinde davaya cevap vermemiş; 15.12.2022 tarihli celsedeki beyanında, murise ölene kadar bakması nedeniyle murisin taşınmazı üzerine (davalı) kaydettirdiğini, davacı kardeşlerinin bu durumdan haberleri olduğunu, ancak 22 yıldır herhangi bir itirazlarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda kadastro tespitinin 2000 yılında yapıldığı, taşınmazın kadastro öncesinde tapulu olduğu ve muris ...'a kendi murislerinden intikalen geldiği, murisin bu taşınmazın tamamını 1988 yılında haricen davalı ...'e sattığı, onun adına tespitine muvafakat ettiği yönündeki beyanı üzerine taşınmazın davalı adına tespit ve tescil edildiği, tüm bu açıklamalar kapsamında tespit tarihinde yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/b maddesine göre yapılan tescilin şekle aykırılık nedeniyle geçersizliğinden söz edilemeyeceği gibi davacılar murisinin tapu sicil memuru huzurunda yaptığı bir irade açıklamasının da bulunmadığı, taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayacak bir sözleşme ilişkisi mevcut olmayıp tapulama teknisyeni huzurunda yapılan tek taraflı bir tescile muvafakat beyanının mevcut olduğu, bu nedenle somut olayda, 01.04.1974 günlü ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, davacı tarafın muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği, bu hallerde ancak tenkis istenebileceği, ancak davacı tarafın tenkis talebinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ek kararıyla; davacılar vekilinin bir haftalık kesin süre içerisinde istinaf karar harcı (maktu) ile istinaf avansını (istinafa gidiş dönüş ve tebliğ giderleri) yatırmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ve ek kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar vekiline çıkarılan muhtıra usulüne uygun olmadığı gibi, davacı tarafın gerekçeli karar tebliği öncesi istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırdığı, gerekçeli kararın davacı tarafa 29.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf maktu karar harcı ile istinaf giderinin de 10.11.2023 tarihinde davacılar vekilince yatırıldığı gözetilerek ek kararın kaldırılmasına karar verilerek esas hakkında istinaf incelemesine geçildiği, uyuşmazlık konusu 1 24... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının, asıl malik olan tarafların murisinin tapulama sırasında tapulama teknisyenleri huzurunda verdiği ve tapulama tutanağına bu yeri haricen davalıya sattığına ve davalı adına tespitine muvafakat ettiğine dair imzalı beyanı üzerine oluştuğu, dava konusu taşınmazın öncesinde tapu kaydının bulunmadığı, tapulama sırasında vergi kaydının uygulandığı, senetsizden tespit gördüğü, bu durumda tapusuz taşınmazlar üzerindeki zilyetlikten ibaret olan hakkın devrine ilişkin işlemde 01.04.19 74... /2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı, bu tür taşınmazlar yönünden açılan muris muvazaasına dayalı davaların dinlenme olanağının olmadığı, bu nedenle davanın reddinde hukuka aykırı yön görülmediği, ayrıca davacılar vekilinin vekalet ücreti yönündeki itirazının değerlendirilmesinde, Mahkemece davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinde hata bulunmadığı, davacı tarafın buna değinen istinaf itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından adli yardım talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacılar vekili kararı adli yardım talepli temyiz ettiğinden ve adli yardım talebi kabul edildiğinden; başlangıçta alınmayan 732,00 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.