Tapusuz taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescili davasında Yargıtay bozması sonrası zilyetlik ve imar planı koşulları değerlendirilerek davacının kazanılmış hakkının korunmasıyla tescile karar verilmesi.
Özet: Davacının, kadastro dışı bırakılıp sonradan hazine adına tescil edilen bir taşınmazın zilyetlikle edinimi talebiyle açtığı davada, mahkeme, önceki bozma kararlarına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, taşınmazın imar planı tarihinden en az 20 yıl öncesine dayanan tarımsal faaliyet ve nizasız, fasılasız zilyetliğin hava fotoğrafları, tanık ve yerel bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, davacının bu yolla mülkiyet için gerekli koşulları sağladığını ve hazine adına tescilden önce kazanılmış hakkının oluştuğunu tespit ederek, davanın kabulüne ve belirtilen metrekaredeki taşınmaz bölümlerinin davacı adına tesciline karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Davacı, Ankara ili, Bala ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır. Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazda zilyetlikle edinim koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş, çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddini savunmuştur.Bala Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas, ███████ Karar sayılı Kararı ile , davacının davasının reddine, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 08.01.2014 havale tarihli raporda (A) ve (B) ile gösterilen 22.406,6 58... .486,197 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.09.2015 tarih ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararıyla; kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğu açıklanarak karar bozulmuş, davalı Hazinenin karar düzeltme istemi reddedilmiş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 29.11.2016 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 08.01.2014 havale tarihli raporu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 22.406,658 metrekarelik kısmın tarla vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline; (B) harfi ile gösterilen 2.486,197 metrekarelik kısmın davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... Belediye Başkanlığı ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.09.2020 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırmanın eksik olduğu, dava konusu taşınmazın imar planına alınma tarihine göre zilyetlikle iktisap koşullarının araştırılması gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; davanın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapusuz taşınmazın tesciline ilişkin olduğu, 2018 yılında yapılan çalışmalar neticesinde dava konusu yerin Hazine adına tescillenmesi ile davanın tapu iptal ve tescil davasına dönüştüğü, tapusuz taşınmazın tescili için dava konusu taşınmazın onaylı imar tarihi olan 2007 yılından 20 yıl öncesine kadar imar ihyasının tamamlanmasının gerektiği, alınan 28.12.2022 havale tarihli bilirkişi raporundan dava konusu yerlerden (A) harfi ile gösterilen yerin 1975 yılından itibaren tarımsal faaliyet yürütülen yerlerden olduğunun sabit olduğu, bu hususun tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile de desteklendiği, her ne kadar dava konusu yer Hazine adına tescillenmişse de davacının tescilden önce kazanılmış hakkının olduğu, (B) harfi ile gösterilen yerin 19 75... yılındaki hava fotoğraflarına göre bir kısmının tarıma elverişli halde olduğu, bir kısmının ise tarıma elverişsiz olduğu, 1992 tarihli hava fotoğrafına göre ise taşınmazın tamamında tarımsal faaliyetin yürütüldüğünün belirtildiği, tapusuz taşınmazın tescili için dava konusu taşınmazın onaylı imar tarihi olan 2007 yılından 20 yıl öncesine kadar imar ihyasının tamamlanması gerektiği, 2007 yılı ile 1992 yılı arası taşınmazda tarımsal faaliyet yürütüldüğünün sabit olduğu ancak 19 87... yılı arası döneme ait hava fotoğrafı olmadığı için bu dönem arası tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına başvurulduğu, nitekim mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından davacının dava konusu yerde 20 yıldır nizasız-fasılasız zilyetliğinin bulunduğunun anlaşıldığı, her ne kadar dava konusu yer kadastro çalışmaları ile Hazine adına tescillenmiş ise de davacının mülkiyet için bütün şartları oluşturduğu, davacı tarafın kazanılmış hakkının korunması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara ili, Bala ilçesi, ... Mahallesi 50 41... parsel sayılı taşınmaz içerisinde 21.024, 14... 'lik, ... Mahallesi 50 41... parsel sayılı taşınmaz içerisinde 1382,17-m2'lik alanı kapsayan, fen ve harita Mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 28.12.2022 havale tarihli rapor ve eki krokilerinde A harfi ile gösterilen toplam 22.406, 31... 'lik alanın anılan her iki parselde davalı Maliye Hazinesi adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, 50 41... parsel sayılı taşınmaz içerisinde 2368,24-m2'lik, ... Mahallesi 50 41... parsel sayılı taşınmaz içerisinde 118,18-m2'lik alanı kapsayan, fen ve harita Mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 28.12.2022 havale tarihli rapor ve eki krokilerinde (B) harfi ile gösterilen toplam 2.486, 42... 'lik alanın anılan her iki parselde davalı Maliye Hazinesi adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Ne var ki, Mahkemece, işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Yargılama sırasında çekişmeli taşınmaz bölümleri ile ilgili kadastro tespitinin yapıldığı, 09.09.2020 tarihinde çekişmeli taşınmaz bölümleri hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği ve taşınmazın 50 41... ve 50 41... parsel numarası ve sırasıyla 832326, 10... ,13 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına kayıtlandığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27. maddesinde; mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu Mahkemelerin görevinin sona ereceği ve dava dosyalarının Kadastro Mahkemesine re'sen devrolunacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerine ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında Mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir. Hal böyle olunca; Mahkemece kadastro tespiti yapılan taşınmaz bölümü hakkında görevsizlik kararı verilerek dosyanın re'sen Kadastro Mahkemesine aktarılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Davalı Hazine temsilcisinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Bala Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.