Yargıtay 5. Ceza Dairesinden ihaleye fesat, örgüt suçlarında zamanaşımı, teşebbüs ve hukuka aykırı delil incelemesi.
Özet: Yüksek Mahkeme, sanıklar hakkında suç örgütüne üyelik ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından verilen mahkumiyet kararlarını değerlendirerek, Vanda gerçekleşen ilk ihaledeki suçlar için zamanaşımının dolduğunu belirterek kamu davalarını düşürmüş; Çatakdibindeki ikinci ihalede ise ihaleye fesat karıştırma suçunun teşebbüs aşamasında kalmasına rağmen tamamlanmış sayılması nedeniyle fazla ceza tayini ve iletişimin denetlenmesiyle elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kullanılmaması ihtimali gibi önemli usul hataları tespit etmiştir.
5. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ Esas, ███████ Karar
SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, (sanıklar ... ve ... hakkında) bu amaçla kurulan örgüte üye olma, (sanıklar ... ve ... hakkında), ihaleye fesat karıştırma (tüm sanıklar hakkında)
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, 15.08.2008 tarihinde Van İl Özel İdaresi tarafından düzenlenen Van İli ... İlçesi ... Göleti İnşaatı İhalesi ile ilgili olarak tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 235/2-d maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, dava konusu ihale nedeniyle kurum zararı da oluşmadığı nazara alındığında eylemlerinin 6459 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 235/3-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu suç ile aynı Kanun'un 220/2. maddesinde düzenlenen suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçunun söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesi ve 67/4. maddesinde belirtilen 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 15.08.2008 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2) 08.08.2008 tarihinde ... Kaymakamlığınca düzenlenen Çatakdibi Köy Yolu İyileştirme İhalesi ile ilgili olarak tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma ve sanıklar ... ile sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı Kanun'un 235. maddesinde ihaleye fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış olup, sanıkların eylemlerinin aynı Kanun'un 235/2-c maddesinde yer alan “Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da hukuka aykırı diğer davranışlarla, ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek” suçuna uyabileceği ancak sanıkların eylemleri neticesinde ihaleye katılmasını engelleyebildikleri bir taraf bulunmadığı anlaşılmakla eylemlerinin teşebbüs aşamasından kaldığı gözetilmeden, tamamlanmış suç olarak kabul edilmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
5271 sayılı Kanun'un 138/2. madde ve fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan fakat 135. maddede sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda, bu delilin kullanılabileceğinin kabul edildiği, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138/2. madde ve fıkrasında yer alan "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilir." şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edilmesinden sonra derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda "hukuka aykırılığın mevcudiyetinin" kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinleme süresinin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği, sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri kararlarının icrası sırasında sanıkların kendi arasında yapılan görüşmelerin kolluk görevlilerince konuşma dökümlerinin tutanak altına alındığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından soruşturmaya devam edildiği, sanıkların aşamalardaki savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri gözetilerek, sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçlarından usulünce alınan bir iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının bulunup bulunmadığı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçuna esas görüşmelerin Cumhuriyet savcılığına bildirilme şekli ve zamanı, bu görüşmelerin iletişimin dinlenilmesi sırasında mı yoksa kayıtların tutanak altına alınmasından sonra mı fark edildiğine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dosya arasına alınması sonrasında delillerin hukuka uygun olup olmadığı belirlenerek hukuka uygun olmadığının anlaşılması durumunda suçun sübutunda kanıt olarak kullanılamayacağı dikkate alınıp söz konusu kayıtlar dışlandıktan sonra diğer deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelmiş ve bu amaca uygun belirli bir büyüklüğe ulaşmış örgütlerin idaresini kolaylaştıran ve bu örgütleri ayakta tutup iş bölümü, süreklilik, disiplin gibi olguların sağlayıcısı olan hiyerarşik ilişkinin; suç örgütlerinin büyüklükleri ile işlemeyi amaçladıkları suçlara ve bu suçların niteliklerine, kurucu ve yöneticileri ile üyelerinin ait oldukları gelir grupları, eğitim düzeyleri ve mesleki durumları gibi hallerinden kaynaklanan niteliklerine ve sayılarına, bunların birbirleriyle olan örgütsel ilişki dışındaki hemşehrilik, akrabalık ve mesleki beraberlik gibi diğer ilişkilerinin biçim ve niteliklerine, faaliyetlerinin gizlilik içerisinde ve örtülü bir biçimde yürütülmesindeki zorunluluğa uygun olarak kurulup yürütüleceği ve örgüt adına suç işleyenler ve örgüte yardım edenler ile ilişkilerin de aynı esaslar üzerinde gerçekleştirileceği, bir suç örgütünün varlığı için hiyerarşik yapılanmanın amaç suçları işlemede devamlılığını gösteren somut deliller, emir-komuta zincirini ortaya koyan temel yapılanma buna ilişkin şüpheli sanık ve tanık beyanları ve/veya telefon, ortam dinleme kanıtları ile teknik araçlarla tespit edilen verilere ve net bulgulara ulaşılması gerektiği, suç örgütü basit bir yapılanma olmadığından, birkaç kişinin telefon konuşmalarında lakap, üstü kapalı ve/veya yüz yüze konuşma ve buluşma konuşmalarının, örgüt şemaları, sadece iletişim tespit bilgileri, kimi ne kadar süre ve sıklıkla aradığı gibi tespitlerin tek başına hiyerarşik yapıyı ortaya koymayacağı sadece yasal düzenlemeleri tekrar ve yorumu ile suç örgütünün varlığının kabul edilemeyeceği, kavramın klişe, basmakalıp ve soyut cümlelerle belirlenip, her eylemde uygulanmasının hukuki olmayacağı, örgütün kurucusu, yöneticisi ve örgütün üyelerinin net, tartışmasız belirlenip, yapılanmanın içinde ne şekilde yer aldığının, soyut değil, somut şekilde saptanması gerektiği gözetildiğinde; sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre bir kısmı birbirleriyle akraba ve arkadaş olan, bir kısmı ile de arada iş ilişkisi bulunan sanıkların devamlılık gösterecek şekilde planlı bir ortaklık, işbölümü ve paylaşım anlayışı içerisinde bir araya geldiklerine, devamlılık içeren, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kolektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiklerine ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu hususları gerekçeli olarak tartışılıp, buna ilişkin delillerin dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurulmak suretiyle neler olduğunun denetime imkan verecek biçimde gerekçeleriyle açıklanmak suretiyle, karar yerinde ayrıntılı olarak gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmaya karşı diyeceklerinin sorulması için sanıklar ... ve ...'ın savunmaları sırasında bildirdikleri adresleri yerine MERNİS adreslerine davetiye çıkarılması ve sanık ... müdafiine davetiye çıkarılmaması suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326/2. maddesine aykırı davranılarak savunma haklarının kısıtlanması,
Kabule göre de;
Suç tarihi itibariyle sabıkasız olan sanıklar hakkında, uygulanma koşulları gerçekleşmediği halde cezalarının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve ████████ Esas, ███████ sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sanıklar hakkında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 59. maddesi uyarınca yasaklama kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ...'in ve diğer sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin, sanıkların kazanılmış hakkı saklı tutularak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!