Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında alacak temlikine dayalı gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin temlik aldığı bir banka alacağı üzerinden, genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirket aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini talep ettiği, başlangıçta iki davalıdan biri hakkındaki taleplerden feragat edilmesiyle dosyanın diğer şirket davalı üzerinden yürütüldüğü ve davalının cevap dilekçesi sunmaması üzerine dava dilekçesindeki tüm vakıaların inkar edilmiş kabul edilerek davacının icra takibi tarihindeki 7.419,52 TL tutarındaki alacağının varlığının uyuşmazlığın esasını oluşturduğu bir itirazın iptali davasına ait gerekçeli kararın değerlendirme ve gerekçe kısmıdır.

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: ████████ Esas - ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AYargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C.ANKARA7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████KARAR NO : ████████....DAVA : İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2025G.K. YAZIM TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında; ... tarafından █████/2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalılar .... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı; bahse konu sözleşmenin, davalı şirket tarafından müşteri sıfatıyla ve diğer davalı ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı; temlik eden banka tarafından borcun ödenmesi için ihtarname keşide edildiği; █████/2006 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacağın ve ilgili icra dosyasının, █████/2013 tarihli alacak satış sözleşmesi ile davacı ... tarafından devir ve temlik alındığı; davacı şirketin, ana hissedarı ... Yönetim A.Ş. ile █████/2020 tarihinde birleştiği ve bu birleşmenin █████/2020 tarihli ... Gazetesi'nde yayımlandığı; davacı şirketin 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 143. maddesi uyarınca harçlardan muaf olduğu; davalı borçlular vekilinin, icra dosyasına herhangi bir gerekçe göstermeksizin itiraz etmesi üzerine icra takibinin durdurulduğu; dava öncesinde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca arabuluculuğa başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı; davalıların haksız ve kötü niyetli olarak icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz ettikleri beyan edilmiş olup; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 7.419,52.-TL üzerinden davalıların itirazının iptaline; davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; "... █████/2023 tarihinde sunulan beyan ile davalı şirket.... bakımından alacak hakkı saklı kalmak kaydı ile huzurdaki davadan feragat edildiği ve davaya ... yönünden devam edileceğinin belirtildiği feragat beyanının mahkemece net bir şekilde anlaşılamadığı ve anılan tarihte söz konusu feragat beyanını sunan vekilin feragat yetkisinin bulunmadığı" tespit edilmiş olup; █████/2023 tarihli duruşmada, 6100 Sayılı HMK.'nın 31. maddesi uyarınca davacı vekilinden açıklama yapılması istenilmiştir. Bu doğrultuda; Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşmasında; davacı vekili Av.... tarafından "Müvekkilimiz lehine, davalı ... aleyhine açmış bulunduğumuz davada; 6100 Sayılı HMK.'nın 307. maddesi anlamında, tüm talep sonucumuzdan feragat ettiğimizi beyan ederiz." beyanında bulunulmuş; davalı vekili Av....'ın Avukatlık Vekaletnamesi kapsamında, "Davadan Feragat Yetkisinin" bulunduğu anlaşılmakla; davalı ... Yönünden davanın tefrikine karar verilmiştir.II) SAVUNMA :Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalıya █████/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.III) DELİLLER :.... Esas Sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ... Esas numarasını almıştır) Dosyası Sureti..... Sayılı Arabuluculuk Son Tutanağı.█████/2006 Tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, İhtarname ve Tebliğ Belgeleri.Bilirkişi Raporu.IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı .... ("davacı şirket" olarak anılacaktır) tarafından, ...'e ("davalı" olarak anılacaktır) yönelik açılan "Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası" olduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafından, Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, taraflar arasında "uyuşmazlık bulunmayan hususlar" tespit edilememiş olmakla birlikte; 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.Bu doğrultuda Uyuşmazlığın konusunun; ... Esas sayılı dosyasında (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; dava dışı ... ile davalı arasında akdedildiği belirtilen Genel Kredi Sözleşmesi sözleşmesi uyarınca temlik alan davacı şirketin (icra takip tarihi itibariyle) 7.419,52.-TL alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 117. maddesi uyarınca "yetki" veya "tahkim" ilk itirazları bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.c) İtirazın İptali Davasının Hukuki Nitelendirmesi :İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır.İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:"(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.(4) ...(5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır."Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için:a) İlamsız takip yapılmış olması,b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır.Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir.d) Genel Kredi Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve İtirazın İptali Davalarındaki Yeri :Bankacılık ve ticaret hayatının vazgeçilmez bir parçası olan Genel Kredi Sözleşmeleri (...), bankalar ile kredi kullanan gerçek veya tüzel kişiler arasındaki kredi ilişkisinin temelini oluşturan kompleks hukuki metinlerdir. Bu sözleşmelerin hukuki niteliğinin doğru bir şekilde tahlil edilmesi, özellikle borca itiraz üzerine açılan "itirazın iptali" davalarında ispat yükü, yetki, faiz oranları ve diğer birçok uyuşmazlığın çözümü için kritik öneme sahiptir.Öncelikle Genel Kredi Sözleşmelerinin tanımlanması ve sui generis özelliklerinin irdelenmesi önem arz etmektedir. Genel Kredi Sözleşmesi; "banka ile müşterisi arasında ileride doğabilecek bir veya birden fazla kredi ilişkisinin genel şartlarını, tarafların hak ve yükümlülüklerini önceden belirleyen, genel ve soyut nitelikte bir ön anlaşma" olarak tanımlanabilmektedir. Bu sözleşme tek başına bir borç doğurmaz; borcun doğması için, işbu sözleşme kapsamında müşteriye fiilen nakdi veya gayrinakdi bir kredinin kullandırılması gerekmektedir.Genel Kredi Sözleşmelerinin hukuki yapısı; Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen klasik sözleşme tiplerinden farklılıklar gösterir. Bu nedenle, hukuki niteliği birkaç başlık altında incelenmelidir:a) Çerçeve Sözleşme Olması: Genel Kredi Sözleşmelerinin en belirgin ve en önemli hukuki özelliğidir. Bu doğrultuda iki aşamalı ilişki bir ilişki içermektedir. ..., tek başına bir kredi borcu oluşturmaz. Sadece gelecekteki kredi ilişkilerinin "çerçevesini" çizer. Bu kapsamında kredi ilişkisi; iki aşamada kurulur. Bu aşamalar; çerçeve aşaması (bu aşamada; ...'nin imzalanması ile genel şartlar vb. hususlar belirlenir.) ve uygulama aşaması (bu aşamada ise, müşterinin talebi ve bankanın kabulü ile fiilen kredi kullandırılır) olarak tanımlanabilecektir. Bu niteliği nedeniyle, bankanın başlattığı bir icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, bankanın sadece ...'yi sunması, alacağını ispat için yeterli değildir. Banka, bu sözleşme uyarınca fiilen ne kadar kredi kullandırdığını, müşterinin bu parayı çektiğini veya kullandığını (dekontlar, hesap ekstreleri, ödeme talimatları vb. ile) ispatlamak zorundadır.b) İsimsiz (Sui Generis / Kendine Özgü) Sözleşme Olması: Genel Kredi Sözleşmeleri; TBK'da özel olarak düzenlenmiş "isimli" sözleşme tiplerinden (satış, kira, hizmet vb.) herhangi birine tam olarak uymamaktadır. İçerisinde birden çok sözleşme türünün unsurlarını barındırır. Bu sözleşmeler; Ödünç (Karz) Sözleşmesi, Vekalet Sözleşmesi, Cari Hesap Sözleşmesi ile Garanti ve Kefalet Unsurlarıdır. Bu karma yapısı nedeniyle ...; kanunda düzenlenmemiş "isimsiz" bir sözleşme türü olarak kabul edilir. Uyuşmazlıkların çözümünde, TBK'nin genel hükümleri ve duruma en uygun düşen özel sözleşme tiplerinin hükümleri kıyasen uygulanır.c) Soyut Borç İkrarı Niteliğinde Olmaması: Genel Kredi Sözleşmeleri; İcra ve İflas Kanunu (İİK) anlamında kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermez. Bono, poliçe veya çek gibi kambiyo senetlerinden farklı olarak, ...'nin varlığı tek başına borcun da var olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle, ...'ye dayalı bir ilamsız icra takibi, "ilamlı icra" gücünde değildir ve borçlunun itirazı ile durdurulabilecektir.Borçlu, ... ve buna eklenen hesap özetine (hesap kat ihtarnamesi) dayanarak başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiğinde, icra takibi durur. Alacaklı banka; alacağını tahsil edebilmek için bir yıl içinde "itirazın iptali davası" açmak durumundadır. İşte bu davada ...'nin hukuki niteliği kilit rol oynamaktadır. İtirazın iptali davasında davacı sıfatını haiz banka; ...'nin bir çerçeve sözleşme olması nedeniyle alacağının varlığını ve miktarını net bir şekilde ispatlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda banka; "geçerli bir Genel Kredi Sözleşmesi'nin varlığını"; işbu sözleşme kapsamında "borçluya fiilen kredi kullandırıldığını"; borçlunun "temerrüde düştüğünü" (usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi tebliğini); talep ettiği "alacak miktarının (anapara, faiz, komisyon, masraf) sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu" ispatlamak durumundadır.Bankacılık hesaplarının incelenmesi, teknik bilgi gerektirdiğinden; Mahkeme banka kayıtları üzerinde (ve somut uyuşmazlığın lüzum gösterdiği hallerde) tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Neticeten Genel Kredi Sözleşmesi; tek taraflı bir borç ikrarı olmayıp, gelecekteki kredi ilişkilerini düzenleyen bir çerçeve sözleşmedir ve isimsiz (sui generis) niteliğiyle kendine özgü bir yapıya sahiptir. Bu hukuki nitelik; itirazın iptali davalarında ispat yükünün tamamen alacaklı bankada olmasına yol açar. Banka; sadece sözleşmeyi değil, kredinin fiilen kullandırıldığını ve talep ettiği alacağın her bir kaleminin hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu detaylı bir şekilde ispat etmek zorundadır. Bu nedenle, ...'ye dayalı uyuşmazlıklarda; sözleşmenin hukuki niteliğinin doğru anlaşılması, adil bir yargılama ve hakkaniyetli bir sonuç için büyük bir önem arz etmektedir.e) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasında; .... Esas sayılı dosyasında (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibinde sunulan itirazın, haksız olduğundan bahisle iptaline ve davalı tarafın, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalıya █████/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup, anılan █████/2024 tarihli Bilirkişi Raporu kapsamında; temlik eden banka olan ...arasında █████/2006 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ile şirkete 20.000,00.-TL kredi limiti tahsis edildiği; davalı ...'ün bu sözleşmeyi 20.000,00.-TL meblağ için müteselsil kefil olarak imzaladığı ve asıl borçlu şirketin tek ortağı olması sebebiyle kefaleti için eş rızasının aranmasına gerek olmadığı; icra takibine konu kredili mevduat hesabında █████/2012 tarihindeki son ödemeden sonra 5.405,53.-TL anapara borcu kaldığı ve takip eden aylara ilişkin faizlerin ödenmediği; borcun tahsili için ... Noterliğinin █████/2012 tarihli ihtarnamesinin borçlulara █████/2022 tarihinde tebliğ edilmesiyle ve tanınan 24 saatlik sürenin sonunda borçluların █████/2022 tarihinde temerrüde düştüklerinin hesaplandığı; söz konusu alacağın tahsili amacıyla ....Esas sayılı dosyası üzerinden █████/2012 tarihinde 7.419,52.-TL tutarlı ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından ise yetkiye, asıl alacak dışındaki fer'i alacak kalemlerine ve faiz oranına itiraz edildiği; takip talebinde talep edilen %41,25 temerrüt faiz oranının, ilgili dönem için ....tarafından açıklanan azami oranların üzerinde olduğu, bu nedenle alacak hesabının azami faiz oranları dikkate alınarak yeniden yapıldığı; yapılan hesaplama neticesinde takip tarihi olan █████/2012 itibarıyla davacının talep edebileceği toplam alacağın 5.405,53.-TL anapara, 1.051,86.-TL kat öncesi işlemiş faiz, 458,73.-TL kat sonrası işlemiş faiz ve 75,53.-TL BSMV olmak üzere toplamda 6.991,65.-TL olarak hesaplandığı; hesaplanan 5.405,53.-TL tutarındaki asıl alacağa, değişen oranlar uygulanmak kaydıyla %34,08 azami temerrüt faizi işletilmesi gerektiği, yetki itirazı ile icra inkar tazminatı talebine ilişkin takdirin ise Sayın Mahkeme'ye ait olduğu hususları rapor edilmiştir.Söz konusu bilirkişi raporu; Mahkememizce taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesi sunulmuş olup; davalı vekili tarafından sunulan itiraz beyanları üzerinde yapılan değerlendirmede; "borcun miktarının, muacceliyet tarihinin ve faiz oranlarının hatalı olarak belirlendiği" yönündeki itirazın "Bilirkişi tarafından; davacı banka tarafından takip talebinde belirtilen %41,25'lik temerrüt faizi oranının, Merkez Bankası'nca belirlenen azami oranların üzerinde olduğunun tespit edilmiş olması; icra takip tarihi itibarıyla uygulanabilecek yasal azami oranlar olan aylık %2,84 (yıllık %34,08) üzerinden yeniden hesaplama yapılmış olması ve bu suretle, davacının talep ettiği 7.419,52 TL'lik alacağın, davalı lehine 6.991,65 TL olarak hesaplanmış olması ve dolayısıyla bilirkişi tarafından, faiz oranlarının ve borç miktarının yasaya uygun ve davalı lehine olacak şekilde yeniden belirlenmiş olması; tüm bu hususların yanı sıra itiraz dilekçesinde, bu hesaplamanın neden hatalı olduğuna dair somut bir gerekçe veya alternatif bir hesaplama sunulmamış olması" gerekçeleriyle reddi kanaatine varılmıştır.Bunun yanı sıra davalı vekili tarafından sunulan "itirazın iptali davasının, hak düşürücü süresi içinde ikame edilmediği" itirazı yönünden yapılan değerlendirmede ise; "Mahkememizce UYAP kayıtlarında yapılan incelemede; itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu ve arabuluculuk başvuru tarihi de dikkate alındığında, hak düşürücü sürenin hitam bulmamış olduğu" anlaşılmakla; işbu itirazın da reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık hususunda yapılan nihai değerlendirmede;Mahkememize sunulan belgeler ışığında, █████/2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin taraflar arasında akdedilmiş bulunduğu; talep konusu kredi alacağı hakkında █████/2012 tarihi itibariyle keşide edilen kat ihtarnamesi kapsamında, söz konusu kredi alacağının kat edildiği; talep konusu alacağın, kefil yönünden muacceliyetinin tetkiki kapsamında taraflar arasında imzalanmış sözleşme incelendiğinde, alacağın kefil yönünden muacceliyeti hususunda TBK 590/3. maddesi uyarınca ihtarat zorunluluğu getiren bir hüküm bulunmadığı ve bu doğrultuda TBK 586. maddesi hükmünün uygulanması lüzumu bulunduğu ve bu doğrultuda söz konusu kat ihtarnamesinin, asıl borçluya (█████/2022 tarihinde) tebliği ve akabinde ihtarın sonuçsuz kalması nedeniyle TBK. 586. maddesi uyarınca kefili takip imkanının da doğmuş bulunduğu anlaşıldığından ve bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamaların da dikkate alınması suretiyle, davanın kısmen kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)1) Davanın KISMEN KABULÜNE,Bu doğrultuda;... Esas sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya,...Esas numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın 1.586,12 TL.'lik (asıl alacağa yönelik itiraz edilmemiş olup; yetkiye itiraz ile kat öncesi işlemiş faizler toplamı, işlemiş temerrüt faizi, BSMV ve ihtarname masrafına itiraz sunulduğu anlaşılmıştır) kısmının iptaline, 5.405,53 TL. asıl alacak, 1.051,86 TL. kat işlemi öncesi işlemiş faizler toplamı, 458,73 TL kat işlemi sonrası işlemiş faiz ve 75,53 TL. BSMV olmak üzere toplam 6.991,65 TL üzerinden, (asıl alacağa, icra takip tarihinden itibaren) işleyecek %34,08 faiz oranı (değişen oranlarda) üzerinden ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile icra takibinin devamına,2) Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,3) Hükmolunan (itirazın iptaline karar verilen 1.586,12 TL tutarlı kısım dikkate alınarak tespit olunan) miktarın %20’si olan 317,23 TL. icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,4) Karar ve İlâm Harcı :Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 5.400,00 TL bilirkişi ücreti, 525,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 5.925,50 TL yargılama giderinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 5.583,79 TL'nin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE; bakiye kalan 341,71 TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA,b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 840,00 TL arabuluculuk ücretinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 791,56 TL.'nin davalıdan tahsili; 48,454 TL.'nin ise davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 6) Vekâlet Ücreti :Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen 6.991,65 TL üzerinden) takdir edilen 6.991,65 TL. vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. █████/2025 .... Gerekçeli Karar