Halk otobüsü kazası mağdurlarının artan maluliyet tazminatı talebinde, zamanaşımı defi ile "gelişen durum" değerlendirmesi arasındaki çelişkili Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca bozulması.
Özet: Yolcu taşıyan bir otobüs kazasında yaralanan davacıların, maluliyet oranlarında meydana gelen artış sebebiyle ek maddi ve manevi tazminat talebiyle açtıkları davada, bölge adliye mahkemesinin maluliyet artışının "gelişen durum" teşkil edip etmediği ve zamanaşımı definin değerlendirilmesi konularında kendi içinde çelişkili gerekçelerle davayı kabul etmesi üzerine, yüksek mahkeme bu çelişkinin giderilmesi ve konunun tutarlı bir şekilde yeniden değerlendirilmesi için kararı bozmuştur.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret MahkemesiBölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen gün ve saatte davacılardan ... (asil) ve davacılar vekili Avukat ... ile davalı ..., ..., ... vekili Avukat ... geldiler. Davalı ...Ş tarafından gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.10.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların yolcusu olduğu halk otobüsü ile seyirleri sırasında araç sürücüsünün yol üzerinde bulunan hız kesici tümseğe hızlı ve kontrolsüz olarak girmesi sonucu oluşan sarsıntı neticesinde davacıların aracın tavanına çarparak zemine şiddetli bir şekilde düşmeleri şeklinde gerçekleşen kazada davacıların yaralandıklarını ve malul kaldıklarını, kaza nedeniyle ortaya çıkan zarardan davalıların işleten, sürücü ve trafik sigortacısı olarak sorumlu olduklarını, davacıların bu davadan önce bedensel zararların tazmini amacı ile Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile maddi manevi tazminat davası açtıklarını, açılan davada davayı ıslah ettikten sonra davacıların maluliyet oranlarında artış meydana geldiğini açıklayıp maluliyet oranlarındaki artış nedeniyle beden gücü kaybından kaynaklanan maddi zararların belirlenmesini ve ayrıca davacılar için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini davacı ... için 123.657,00 TL’ye, davacı ... için 72.568,00 TL’ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalılar davaya karşı zamanaşımı defi ile birlikte diğer defi ve itirazlarını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.III. YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin 18.10.2016 tarih, ████████ Esas-████████ karar sayılı hükmü ile davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2017 tarih, ███████ Esas-████████ Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20.03.2018 tarih, █████████ Esas-█████████ Karar sayılı ilamı ile zamanaşımı definin değerlendirilmesi bakımından davacılardaki maluliyet artışları yönünden araştırma ve inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 18.12.2019 tarih, █████████ Esas-█████████ Karar sayılı kararı ile davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.02.2021 gün, ████████ Esas-█████████ Karar sayılı ilamı ile "Davaya konu talebin dayanağının artan maluliyet oranı olduğu gözetildiğinde, maluliyet oranlarındaki bu artışın nedeninin ve bozma ilamında işaret edilen hususların ayrıntılı ve denetime açık şekilde araştırılması ve irdelenmesi gereklidir. Diğer taraftan, bölge adliye mahkemesince kararın gerekçesinde davanın dayanağının, davacıların maluliyetlerinde artış(gelişen durum) oluştuğu ileri sürülerek açılan tazminat davası olduğu belirtilmiş; bu kapsamda yapılan değerlendirmede, davacıların maluliyetlerinde gelişen durum olmadığı, davacıların maluliyetlerinin 18.10.2004 tarihinde kalıcı hale geldiği kabul edilerek zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı bu kabul ile değerlendirilmiş, gerekçenin devamında ise bu kez davacıların maluliyetlerinde zaman içinde artış meydana geldiği, gelişen durum nedeni ile bu davayı açmakta haklı oldukları kabul edilerek tazminata karar verilmiştir. Karar, kendi içerisinde çelişkili olup bu yönüyle de bozmayı gerektirmektedir.Kabule göre de; Mahkemenin zamanaşımına ilişkin değerlendirmesi de hatalıdır. Bölge adliye mahkemesince, davacıların maluliyet oranlarının artmasında gelişen durumun olmadığı, davacıların maluliyetlerinin 18.10.2004 tarihinde kalıcı hale geldiği kabul edilmiş, davanın ise 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi içinde açıldığı gerekçesi ile zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi, failin fiilen zararın öğrenilmesi vs. durumun bulunduğu hallerde uygulanabilen süredir. Gelişen durumun varlığı halinde açılacak tazminat davalarının bu 10 yıllık tavan zamanaşımı içinde açılması gerekmektedir. Ancak gelişen durumun varlığının bulunmadığı hallerde uygulanacak zamanaşımı süresi ise, 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi değil, ceza zamanaşımı süresidir. Bu nedenle, mahkemece, davacılan maluliyetlerinin 18.10.2004 yılında kalıcı hale geldiği diğer bir deyişle gelişen durumun olmadığı kabul edilerek, uygulanacak zamanaşımı süresinin de 10 yıllık tavan süre olduğunun kabul edilmesi de doğru görülmemiştir. Başka bir ifade ile anlatılacak olursa; davacıların maluliyetlerinde gelişen durum yok ise 18.10.2004 tarihinden itibaren ceza zamanaşımı uygulanacak; gelişen durumun varlığının kabul edilmesi durumunda ise gelişen durumun öğrenilmesi tarihinden itibaren iki yıl ve her halükarda 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi içinde talep edilmiş olup olmadığı irdelenecektir. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince, Dairenin yukarıda numarası yazılı bozma ilamı doğrultusunda adli tıp bilirkişilerden rapor alınarak davanın esasının ve zamanaşımı defilerinin bu kapsamda değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi" gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin temyize konu edilen yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda "Davacılar vekilinin Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/5 88... /787 Karar sayılı 18.10.2016 tarihli kararına karşı ileri sürdüğü istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.IV. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun denetime ve karar vermeye elverişli olmadığını belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Dava trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacılar vekili, meydana gelen kazada davacıların yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince verilen 18.10.2016 tarih, ████████ Esas ve ████████ sayılı davanın reddine dair karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabülüyle kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Dairenin yukarıda belirtilen kararıyla bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "Davacılar vekilinin Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/5 88... /787 Karar sayılı 18.10.2016 tarihli kararına karşı ileri sürdüğü istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir.Öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu bu kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer verilen Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ sayılı kararı, Bölge Adliye Mahkemesince ilk istinaf incelemesi sırasında 09.03.2017 tarih ve ███████ Esas, ████████ sayılı karar ile kaldırılarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ve bu kararın davalılar vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 20.03.2018 günlü ilamı ile bozulmuş olmasına rağmen, mahkemece bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra, ortadan kaldırılmasına karar verilen ilk derece kararına yönelik istinaf itirazlarının reddine şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353, 3 56... . maddelerinde İlk Derece Mahkemesi kararlarının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak yargılamaya ve istinaf incelemesi sonucunda verilecek karara ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizine ilişkin hükümler aynı Kanun 361 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararının usulü ve sonrasındaki süreç düzenlenmiştir.6100 sayılı HMK'nın 373. maddesi; "(1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.(2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğere bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.(3) Bölge adliye mahkemesi, 344. madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.(4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir..."Şeklinde düzenleme içermektedir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince HMK 356/2 maddesi uyarınca istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ise de, bu madde bozma kararından önceki aşamalar için geçerli olup, İlk Derece Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasından sonraki işlemler HMK'nın 373. maddesindeki düzenlemelere göre yürütülecektir. Yukarıdaki yasal düzenlemelere göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 356/2 fıkrası hükmünün Bölge Adliye Mahkemelerinin ilk inceleme sonucunda HMK 353/1-b,2 veya 353/1-b,3 madde ve bentleri uyarınca duruşma açmadan yahut 356/1 maddesi uyarınca duruşma açtıktan sonra İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında kurdukları hükümlerin Yargıtay'ca bozulması üzerine yaptıkları yargılama sonucunda verecekleri kararlar yönünden uygulama olanağı bulunmamaktadır. HMK'nin 373. maddesinin hem lafzi, hem de sistematik yorumundan Yargıtay'ca bozulan kararın ilk derece mahkemesine ait olması durumunda yargılamanın kesinleşene kadar ilk derece mahkemesince sürdürülüp sonuçlandırılmasının, bölge adliye mahkemesine ait olması durumunda ise bölge adliye mahkemesince sürdürülüp sonuçlandırılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Nitekim bunun için "bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine, bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde açık düzenleme yapıldığı görülmektedir. Buna göre, Yargıtay özel dairesinin bozma kararının bölge adliye mahkemesinin düzelterek yeniden esas hakkında verdiği karara ilişkin olduğu durumlarda karar kesinleşinceye kadar yargılamanın bölge adliye mahkemesince sürdürülmesi zorunlu bulunduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi şeklinde karar vermesi anılan madde düzenlemesine aykırılık teşkil edecektir. Çünkü bölge adliye mahkemesinin bozma sonrası vereceği istinaf başvurusunun esastan reddi kararının da bozulması durumunda tabiri caizse dosya ortada kalacaktır. İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı olduğu için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderileceği düşünülse HMK 373/2 ve 373/3 madde fıkralarına aykırı olacaktır. Bozulan kararın bölge adliye mahkemesinin kararı olduğu, bu sebeple bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekeceği düşünülse bu sefer de istinaf başvurusunun esastan reddi halinde dosyanın ilk derece mahkemesine gönderileceğine ilişkin HMK 373/1 madde fıkrasına muhalefet edilmiş olacaktır. Şu halde; Bölge Adliye Mahkemesinin Dairemizin bozması öncesinde vermiş olduğu kararı ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılmış, bölge adliye mahkemesince dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada duruşma açılarak karar verilmiş olmakla bozma ilamı sonrası bölge adliye mahkemesince 6100 sayılı HMK' nın 373. maddesi gözetilmek suretiyle esas hakkında yeniden hüküm kurularak bir karar verilmesi gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan HMK'nın 353/1-b,1 madde alt bendi ve 356. maddenin değişiklikle eklenen 2. fıkrası uyarınca karar verilmesi doğru olmamış, aynı zamanda kamu düzenine de aykırı olan bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.2. Bozma ilamının neden ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.V. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,28.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.