Maddi tazminat davasında ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın temyizinde, yasal kesinlik sınırının hatalı değerlendirilmesi nedeniyle temyiz reddi ek kararının kaldırılması.
Özet: Bir maddi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, mahkeme miktarın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz talebini reddetmiştir; ancak yapılan incelemede, kararın verildiği tarihteki hukuki durum ve HMK 341/2deki 2024 yılı için belirlenen 28.250 TLlik kesinlik sınırı dikkate alındığında, temyize konu 99.478,78 TLlik miktarın bu sınırı aştığı tespit edilmiştir, bu nedenle ilk derece mahkemesinin temyiz talebinin reddine dair ek kararı hatalı bulunarak kaldırılmış ve davacının asıl karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret

Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 25.03.2025 tarihli ek karar ile kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un Geçici 2/1 maddesinde, “…Bölge adliye mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve başlayacakları tarih, Resmî Gazetede ilân edilir” düzenlemesine yer verilmiş ve 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete’de ilan edilerek bölge adliye mahkemeleri 20.07.2016 tarihi itibariyle fiilî olarak göreve başlamış ve bu tarihten itibaren 6100 sayılı Kanun’un istinaf ve temyiz hükümleri uygulanmaya başlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar; 3 61... maddelerinde ise temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 341 maddesi;
“İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:
a) Nihai kararlar.
b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.
(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir (Ek cümle: █████/2016-███████ md.). Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir…” düzenlemesini içermektedir.
İlk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri 3.000,00 (yeniden değerleme oranlarına göre hesaplandığında 2024 yılı için 28.250,00 TL) Türk Lirasını geçmeyen mal varlığına ilişkin davalardaki kararlar kesindir.
Aynı Kanun’un temyiz edilemeyen kararları düzenleyen 362 maddesinde;
“(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:
a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar…” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Öte yandan hemen belirtimelidir ki; kesinlik sınırı kamu düzeninden olup bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin Yargıtay bozma ilamından sonra ilk derece mahkemesinin verdiği kararı da kapsayacağı hususunda duraksama bulunmamaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nda ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gereklidir. Zira kanun yolu başvuru sınırlarının, başvurulacak kanun yoluna göre değil kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerekir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.2021 tarihli ve 2021/4-307 Esas, ████████ Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.
Bu açıklamalara göre İlk Derece Mahkemesince bozma ilamından sonra verilen kararın tarihi 24.10.2024 olup, anılan karar tarihinde HMK’nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 28.250,00 TL’dir.
Şu durumda davacı ... yönünden reddedilen ve temyize konu edilen miktar 99.478,78 TL olup, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL’nin üzerinde olduğu anlaşılmakla, kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine ilişkin 25.03.2025 tarihli ek kararın hatalı olduğu açık olup; davacı ... yönünden ek kararın kaldırılmasına ve davacı ... vekilinin asıl karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, 22.05.2016 tarihinde müvekkillerinin desteği ... ’ın yolcu olarak bulunduğu ve davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında desteğin vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacılardan ... için 5.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 7.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıya başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile taleplerini davacılardan ... için 120.261,23 TL’ye, ... için 13.867,65 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde trafik poliçesiyle sigortalı olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılması, müteveffanın alkollü sürücünün aracına binmesi sebebiyle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin davacılara 14.07.2016 tarihinde 88.631,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödediğini, davacı tarafın zararının karşılandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, davacılardan ... için 13.867,65 TL, ... için 120.261,23 TL tazminatın davalı şirketten 14.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.11.2022 tarihli ve ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamıyla davalı vekilinin davacı ...’a yönelik temyiz dilekçesinin hükmün miktar yönünden kesin olması nedeniyle reddine, davalı vekilinin davacı ...’a yönelik temyiz itirazları yönünden ise, davacıların desteği ... ’ın balıkçı olduğu aynı zamanda fındık bahçelerinden gelir elde ettiği, davacı tanığı ...’in 07.07.2017 tarihli celsede destek ...’nin arkadaşı olduğunu, ... ile balıkçılık işinde işçi olarak beraber çalıştıklarını, ... ile aynı ücreti aldığını, aylık net 2.000,00-2.500,00 TL kazançları olduğunu beyan ettiği, buna göre ilk derece mahkemesince alınan 10.07.2018 tarihli kök bilirkişi raporunda desteğin av yasağı olmayan 7,5 ay boyunca balıkçılık işinden elde ettiği gelirin ortalama 2.250,00 TL olarak kabul edilmesinde isabetsizlik olmadığı, yine dosya kapsamında Ağustos ayı boyunca desteğin fındık bahçelerinden 2.480,00 TL gelir edeceği, geriye kalan 3,5 ay boyunca ise asgari ücret kadar geliri olacağı, buna göre kaza tarihinde (2016 yılı Mayıs ayı) ortalama 1.992,37 geliri olduğu, bu miktarın asgari ücretin 1,53 katı olduğu kabul edilerek 10.07.2018 tarihli kök bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 13.02.2020 tarihli ek raporda ise desteğin gelirinin ... Kooperatif Ticaret Eğitim ve...Sendikasının 24.11.2017 tarihli yazısındaki emsal gelire göre 2016 yılı için net 2.750,00 TL olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, anılan sendikanın yazısında belirtilen gelirin hangi iş kollarında yapılan faaliyet sonucu elde edildiğinin belli olmadığı, desteğin balıkçılık ve fındık bahçelerinden gelir elde ettiğinin sabit olduğu, buna göre desteğin gelirinin tespitinde İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınmayan 10.07.2018 tarihli kök rapordaki hesabın daha doğru olduğu, şu durumda, İlk Derece Mahkemesince 10.07.2018 tarihli kök raporda davacılardan ... için hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatı hesabı benimsenerek, (davacı tarafın kararı temyiz etmediği ve davalının usuli müktesep hakkı olduğu gözetilerek) 10.07.2018 tarihli kök raporda davacı ... için hesaplanan miktardan % 20 hatır taşıması indirimi ve % 20 alkollü sürücü idaresindeki araca binmekten kaynaklanan müterafik kusur indirimi yapılması, daha sonra davalı tarafça yapılan kısmi ödemenin güncelleştirilmiş halinin hesaplanan bu miktardan tenzil edilmesi suretiyle bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... yönünden bozulmasına, davalı vekilinin davacı ...’a yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı uyarınca 10.07.2018 tarihli kök aktüer bilirkişi raporunda müteveffanın eşi davacı ... için hesaplanan miktardan %20 oranında hatır taşıması, %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, bulunan miktardan davalı tarafından davacı tarafa yapılan kısmi ödemelerin güncelleştirilmiş halinin tenzil edildiği, netice olarak müteveffanın eşi davacı ... için 20.782,45 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, müteveffanın kızı davacı ... için verilen ilk kararın, temyiz kanun yolu sınırının altında kaldığı için İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 03.12.2020 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle Yargıtay denetime tabi olmadığı, davacı ... hakkında İlk Derece Mahkemesi kararının (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tekrar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... için (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) 13.867,65 TL tazminatın, davacı ... için 20.782,45 TL tazminatın davalı şirketten 14.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan 24.04.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporu ve bu rapora esas alınan 10.07.2018 tarihli kök aktüer bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, 10.07.2018 tarihli kök aktüer bilirkişi raporuna itiraz etmiş olduklarını, o nedenle bu raporun kesinlik arz etmediğini, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.11.2022 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamında 10.07.2018 tarihli aktüer bilirkişi kök raporunun benimsenmesi gerektiğinin belirtildiğini, bozma ilamına göre anılan raporun benimsenme sebebinin sadece desteğin gelirine ilişkin olduğunu, bozma ilamından sonra alınan aktüer bilirkişi raporunda 10.07.2018 tarihli aktüer bilirkişi kök raporunda tespit edilen desteğin gelirinin esas alınmasının doğru olduğunu, ancak güncel asgari ücret verilerine göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacı ... yönünden ise daha önceki karar kesinleştiği halde yeniden hüküm kurulmasının doğru olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Dosyanın incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi ...’tan 10.07.2018 tarihli aktüer bilirkişi kök raporunun alındığı, bu raporda davacıların desteğinin gelirinin asgari ücretin 1,53 katı kadar olduğu kabul edilerek tazminatın hesaplandığı, tarafların itirazı üzerine aynı bilirkişiden alınan 13.02.2020 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda ise desteğin gelirinin asgari ücretin 2,11377 katı olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile 13.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda yapılan hesaplama benimsenerek davacılardan ... için 13.867,65 TL, ... için 120.261,23 TL tazminata hükmedildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.11.2022 tarihli ve ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamıyla davalı vekilinin davacı ...’a yönelik temyiz dilekçesinin hükmün miktar yönünden kesin olması nedeniyle reddine, davalı vekilinin davacı ...’a yönelik temyiz itirazları yönünden ise, 10.07.2018 tarihli aktüer bilirkişi kök raporunda esas alınan gelirin daha doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesince 10.07.2018 tarihli aktüer bilirkişi kök raporunda davacı ... için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı miktarı benimsenerek, (davacı tarafın kararı temyiz etmediği ve davalının usuli müktesep hakkı olduğu gözetilerek) 10.07.2018 tarihli kök raporda davacı ... için hesaplanan miktardan % 20 oranında hatır taşıması indirimi ve % 20 oranında alkollü araca binmekten kaynaklanan müterafik kusur indirimi yapılması, daha sonra davalı tarafça yapılan kısmi ödemenin güncelleştirilmiş halinin hesaplanan bu miktardan tenzil edilmesi suretiyle bulunacak miktara hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verildiği, akabinde 24.04.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunun alındığı, söz konusu raporda isabetli olarak bozma ilamında bahsi geçen 10.07.2018 tarihli aktüer bilirkişi kök raporuna esas alınan asgari ücret verilerinin esas alındığı, yine bozma ilamında belirtildiği üzere desteğin gelirinin asgari ücretin 1,53 katı kadar olduğu kabul edilerek davacı ... için 208.799,33 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, bozma ilamı uyarınca hesaplanan miktardan %20 oranında hatır taşıması indirimi ve %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması sonucu 125.279,61 TL tazminatın tespit edildiği, davalı ... tarafından eldeki davadan önce davacılara 14.07.2016 tarihinde toplam 88.631,00 TL tazminatın ödendiği, ancak bu miktarın ne kadarının davacı ...’ye, ne kadarının davacı ...’ye ödendiğine ilişkin dosyada bilgi ve belgenin bulunmadığı, anılan raporda davalının her iki davacıya ödediği toplam kısmi tazminat miktarı olan 88.631,00 TL’nin kök rapor tarihi olan 10.07.2018 tarihindeki güncelleştirilmiş değerinin 104.497,16 TL olduğunun belirtildiği, daha sonra davacı ... için hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra bulunan 125.279,61 TL’den kısmi ödemenin güncelleştirilmiş hali olan 104.497,16 TL'nin mahsup edilmesi sonucu 20.782,45 TL bakiye tazminatın hesaplandığı, mahkemece söz konusu hesaplama benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 20.782,45 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın davacı tarafça temyiz edildiği görülmüştür.
Somut olayda, davalı ... tarafından eldeki davadan önce davacılara 14.07.2016 tarihinde toplam 88.631,00 TL tazminatın ödendiği, ancak bu miktarın ne kadarının davacı ...’ye, ne kadarının davacı ...’ye ödendiğine ilişkin dosyada bilgi ve belgenin bulunmadığı, hükme esas alınan 24.04.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda ise kısmi ödemenin tamamının davacı ...'ye ödendiği kabul edilerek hesaplanan tazminattan(hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra tespit edilen miktardan) kısmi ödemenin güncelleştirilmiş halinin mahsup edilmesi suretiyle bakiye tazminatın belirlendiği anlaşılmış olup, kısmi ödemenin tamamının davacı ...'ye ödendiği kabul edilerek yapılan hesaplamanın doğru olmadığı açıktır.
Şu durumda; davacı ... için hesaplanan 208.799,33 TL tazminattan, % 20 oranında hatır taşıması indirimi ve % 20 oranında alkollü sürücü idaresindeki araca binmekten kaynaklanan müterafik kusur indirimi yapılması, daha sonra davalı tarafça her iki davacıya ödenen toplam 88.631,00 TL kısmi tazminatın davacılar arasında oranlama yapılmak suretiyle davacı ...'ye ödenen miktarın tespit edilmesi, akabinde davacı ... için ödendiği tespit edilen miktarın güncelleştirilmiş halinin hesaplanan miktardan tenzil edilmesi suretiyle bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile davacı ... için 13.867,65 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.11.2022 tarihli ve ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamıyla; davalı vekilinin davacı ...’a yönelik temyiz dilekçesinin hükmün miktar yönünden kesin olması nedeniyle reddine, davacı ... yönünden ise kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Şu durumda davacı ... yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen 03.12.2020 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı ilk karar kesinleşmiş olup, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24.10.2024 tarihli ve ████████ E., ███████ K. sayılı son kararda anılan davacı yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yeniden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
VII. KARAR
1.İlk Derece Mahkemesince verilen 25.03.2025 tarihli ek kararın davacı ... yönünden KALDIRILMASINA,
2. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesinin asıl kararına ilişkin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesinin asıl kararına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!