Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve eksik iş iddialarına dair itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebiyle açılan davada, davacı yüklenici, sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının ödeme yapmadığını ve haksız itiraz ettiğini belirtirken; davalı işveren, işin eksik, ayıplı veya hiç yapılmadığını, malzemelerin teslim edilmediğini ve kendisinin alacaklı olduğunu savunmuştur. Yerel mahkemece verilen davanın reddi kararları, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından iki kez usul ve yasaya aykırılık gerekçesiyle kaldırılmış olup, son incelemede taraflar arasındaki götürü bedel eser sözleşmesi ve davalı işverenin eksik işe dair herhangi bir ihtar veya tespitinin bulunmaması hususları değerlendirilmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: ████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025
NUMARASI : ████████ E-████████ K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; davacı ... Soğutma Isıtma Ltd. Şti. ile davalı ... Gıda İhtiyaç Mad. İnş. Nak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanmış olan sözleşme gereğince davacı şirketin borcunu ifa etmesine karşın davalı şirketin borcunu ifa etmediğini, ödemede bulunmadığını, sözleşme gereğince davacı ... Soğutma Isıtma Ltd. Şti. tarafından düzenlenen 29.05.2014 tarih ve 29.500,00 TL bedelli faturanın ödenmemesi neticesinde davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, davalının itiraz dilekçesinde davacı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı, sözleşme ile taahhüt edilen işlerin bir kısmının eksik bir kısmının ise hiç yapılmadığı, yapılan kısımların da ayıplı olduğu, teslimi gereken malzemelerin teslim edilmediği gerekçesi ile borca itiraz edildiğini, oysa ileri sürülen hususların dayanaktan yoksun olup, yalnızca idida niteliğinde olduğunu, 29.05.2014 tarihli 29.500,00 TL bedelli fatura ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin sunulduğunu, davacı tarafından sözleşme gereğince tahahüt edilen hususların tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, hiçbir eksiklik ve ayıplı mal tesliminin söz konusu olmadığını, icra takibine davalı borçlunun haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, davanın kabulü ve davalı borçlunun Ankara 28. İcra Müdürlüğü ██████████ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı şirketin 26 kalem işin yapımını ve malzemenin teslimini üstlendiğini ve tüm işlerin karşılığı olarak davacı şirkete 190.000 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacı şirketin ise sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, işi yarım bırakarak gittiğini, sözleşme ile taahhüt ettiği işlerin bir kısmını hiç yapmadığını, önemli bir kımını da eksik ya da ayıplı yaptığını, teslimi gereken malzemeleri teslim etmediğini, tüm bunlara rağmen davacı şirkete toplam 167.850,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin yaptığı ödemelere rağmen işi tamamlamayan ve malzemeleri teslim etmeyen davacı şirketin uzunca bir süre müvekkilini oyaladığını, ayıp ihbarlarına icabet etmediğini, davacı şirketin yaptığı imalatlardaki ayıpların büyük bir kımının ilave ödemeler yapılmak suretiyle üçüncü şahıslara tamamlattırıldığını, icra takibi dayanağı 29.05.2014 tarihli faturadan sonra 60.700 TL ödeme yapıldığını , müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, icra takibinde işlemiş faiz talep edildiğini ancak dava açılırken sadece asıl alacak üzerinden harç yatırıldığını, buna rağmen itirazın tümden iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemenin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ve davacının müvekkiline %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine lehine istemiştir.
Mahkemece 06.11.2019 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 16.06.2022 tarih ve █████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırıldığı, Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda 01.11.2023 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 12.06.2024 tarih ve ███████ Esas- ████████ Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; toplanan deliller ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; taraflar arasında götürü bedel eser sözleşmesi bulunduğu, dosya kapsamında, davalı işverenin eksik işe ilişkin olarak bir ihtar ya da tespiti bulunmadığı, aradan geçen süre içerisinde, davalının eksik işe ilişkin bir ihtar ya da tespitinin bulunmaması karşısında, davalının eksik iş iddiasının kabul edilemeyeceği, bu çerçevede sadece davacı tarafından yapılmadığı kabul edilen 22 ve 25 nolu kalemlere ilişkin belirlenecek bedelin toplam sözleşme bedelinden mahsup edilerek, bunun dışında davalının eksik iş iddiasının kabul edilmediği, ayıba ilişkin olarak da ikili ayrıma gidildiği, açık ayıpta davalının sözleşmenin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen ayıp ihbarının yapılmadığı dikkate alınarak, davalının açık ayıp savunmasına itibar edilmediği, gizli ayıp olarak kabul edilen ayıp bedellerinin indirilmesi yönünde kanaate varıldığı, götürü usüldeki sözleşmelerde, sözleşme bedelinin bir bütün olarak kabul edilerek, yapılan işlerin bütün işlerdeki oranlamasının bulunduğu, bu oranlama doğrultusunda da hesaplama yapılarak, KDV dahil iş bedelinin 224.200,00 TL kabul edilerek davacının ödemelerinin 158.250,00 TL'sini kabul ettiğinin benimsendiği, (224.200,00 TL iş bedeli - 158.250,00 TL ödeme toplamı) 65.950,00 TL davacının alacağının kaldığı, gizli ayıplı kabul edilen 4.650,00 TL'nin mahsubu ile (65.950,00 TL - 4.650,00 TL gizli ayıplı imalat bedeli) 61.300,00 TL, davacının kabulünde olan eksik iş bedeli 10.350,00 TL'nin de mahsubu ile (61.300,00 TL - 10.350,00 TL) 50.950,00 TL alacağının bulunduğunun hesaplandığı, davalı ödeme iddiasının 167.850,00 TL olduğunu ileri sürmüş ise de, imzasız ödemelere ilişkin davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, davalı davacıya bu konuda yemin teklif etmediğinden ödenen bedel ile ilgili ispatlanamayan beyanına itibar edilmediği, davacının icra takibindeki alacağı 29.500,00 TL olup, taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde bu miktarı talep edebileceği sonucuna ulaşıldığı, diğer taraftan davacının, faturaya ilişkin olarak davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir delil sunmadığı, bilindiği üzere, faturaların sadece defter ve kayıtlarda yer almasının yetmediği, aynı zamanda, davalının temerrüde düşürülmesi gerektiğinden davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığının değerlendirildiği, bu sebeplerle, davacı tarafın hesaplanan alacak kalemleri yönünden ve takip miktarı itibariyle icra takibi yapmakta haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, alacak likit olduğundan kabul edilen alacak yönünden %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; Daire bozma kararını takiben aldırılan ve itirazlarına rağmen hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında, dava konusu işlerin 190.000 TL’ye ilave edilecek KDV ile birlikte 224.200 TL'ye yapılacağına dair kararlaştırma olduğundan bahisle sonuca gidilmiş ise de, işin yapılması sırasında uyuşmazlık yaşandığını ve davacı şirketin 29.500 TL dışında fatura da kesmediğini, 8,5 yıldır devam eden davanın tüm aşamalarında sözleşme bedelinin 190.000 TL olduğunun kabul edildiği yok sayılarak, 8,5 yıl sonra iş bedelinin 224.200 TL’ye çıkarılmasının kabul edilemeyeceğinden, öncelikle iş bedelinin 190.000 TL olduğunun kabulü ihtimaline göre yeniden alacak hesabı yapılacak olmasında hukuki zorunluluk bulunduğunu, kaldı ki, davacı şirkete, şirket yetkilisine ve şirket işçilerine yapılan ödemelere ilişkin olarak 16.10.2018 tarihinde asıl dosyaya ibraz edilen ve davacı şirkete yapılan ödemeleri gösteren belgeye karşı 12.12.2018 tarihinde mahkeme huzurunda beyanı alınan şirket yetkilisi ...'ın "...şu an bana gösterilen ... Usta verilen para olarak el yazılı iki sayfadan oluşan hesap dökümanında O harfiyle başlayan imzalı kısımların bana ait olduğunu kabul ediyorum. Burada bana ait olmayan imzalı kısımlar 14.10.2014, 11.01.2014, 04.09.2014, 24.07.2014, 27.10.2014 ve 2. sayfadaki ... Ustaya verilen para kısmında bulunan imzasız verildiği bildirilen paraları da kabul etmiyorum...benim imzam dışındakiler belki işçilerime ait olabilir. İşçilerim benim adıma para tahsil etmiştir..." şeklinde beyanda bulunduğunu, kendisine toplam 167.850 TL ödeme yapıldığı tartışmasız olan davacı şirket yetkilisinin inkâra yöneldiği imzalar üzerinde ayrıca bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılabilecek olmakla birlikte, davacı şirket yetkilisince kabul edilen ve tamamı 29.05.2014 fatura tarihinden sonraya ilişkin olan ödemelere ilişkin tablodan anlaşılacağı üzere, 29.500,00 TL bedelli takip ve dava dayanağı faturanın tanzimini takiben davacı şirkete ödenen ve davacı şirketçe de alındığı kabul edilen tutar 39.000 TL olup, bu haliyle faturadan dolayı herhangi bir alacak kalmadığının tartışmasız olduğunu, itirazın iptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalar olması nedeniyle, ödenmediği iddia edilen 29.500 TL tutarındaki takip dayanağı fatura tarihinden sonra davacıya yapılan toplam ödemenin 39.000 TL olduğunun dikkate alındığında, bu yönden de davanın reddi gerektiğini (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2024 tarih ve █████████ Esas- █████████ Karar), davacı şirketçe hiç yapılmayan, açık ve gizli ayıplı olarak yapılan imalatlar karşılığının 70.950 TL olduğunun, açık ve gizli ayıpların sözleşme ifa aşamasında karşılıklı olarak konuşulduğunun, bu hususların keşif anında da tespit edildiğinin dikkate alındığında, eksik iş bedeli olarak 10.350 TL, ayıplı iş bedeli olarak ise 4.650 TL olmak üzere her iki kalem toplamının 15.000 TL olarak benimsenmesi suretiyle sonuca gidilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı şirketin, sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını ve işi yarım bırakarak gittiğini, sözleşme ile taahhüt ettiği işlerin bir kısmını hiç yapmadığını (örn. fırın taş kaplama, katlanır cam ve ısıtma buhar gibi), önemli bir kısmını da eksik ya da ayıplı yaptığını (örn. tabela, elektrik tesisatı, fırın yarı fayans döşeme, wc imalatı gibi), teslimi gereken malzemeleri teslim etmediğini (ray sistemi tepsi arabaları gibi), tüm bunlara rağmen davacı şirkete toplam 167.850 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin yaptığı ödemelere rağmen işi tamamlamayan ve malzemeleri teslim etmeyen davacı şirketin uzunca bir süre müvekkilini oyaladığını, 70.950 TL’lik eksik ve ayıplı iş ihbarlarına icabet etmediğini, eksik işleri tamamlamayarak ortadan kaybolduğunu, davacı şirketin yaptığı imalatlardaki ayıpların büyük bir kısmı ile eksik işler ilave ödemeler yapılmak suretiyle müvekkili şirketçe üçüncü şahıslara tamamlattırıldığını, dolayısıyla 2014 yılı içerisinde akdedilen ve gerçekleşen hukuki ilişkinin bu şekilde iken, davacı şirketin işe ilişkin olarak kestiği 29.500 TL bedelli faturayı dayanak yapmak suretiyle icra takibi başlattığını, mahkemece 190.000 TL’lik iş bedelinin 242.000 TL olarak kabul edilmek suretiyle sonuca gidildiğini, oysa, icra takibi dayanağı faturanın kesildiği 29.05.2014 tarihinden sonra davacı şirkete (sözleşmeyi akdeden yetkili ... imzasına) fatura bedelinden de çok daha yüksek tutarda ödeme yapıldığını, salt bu nedenle dahi davanın reddi gerekirken, edimini ifa etmeyen davacının ödüllendirilmesi sonucunu doğuran kararın bozularak kaldırılması gerektiğini, yaklaşık 8,5 yıldır devam eden eldeki davada mahkemece iki kez davanın reddine karar verildiğini, anılan kararların eksik inceleme gerekçesiyle bozulduğunu ve 8,5 yıl sonra davanın bu kez kısmen kabulüne karar verilmişken, müvekkili şirketin takibe itirazında kötüniyetli olduğundan bahisle icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilince yapılan yargılama giderlerinin de davacıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmediğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 12.06.2024 tarih ve ███████ Esas- ████████ Karar sayılı kaldırma kararında belirtildiği üzere; taraflarca imza ve içeriğine itiraz edilmeyen belge ile toplam iş bedelinin 190.000 TL götürü bedel olarak kararlaştırıldığı, Yerleşik Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere, götürü bedel sözleşmede KDV'nin ayrıca ödeneceğinin düzenlenmemesi durumunda KDV'nin iş bedeline dahil olduğunun kabul edildiği benimsenmiş olmakla, mahkemece sözleşme bedelinin 190.000 TL olarak kabul gerekirken, ayrıca KDV eklenerek iş bedelinin belirlenmesi doğru olmamıştır.
Dosya kapsamı, yapılan yargılama ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında akdedilen dava konusu sözleşme bedelinin 190.000 TL olduğunun kabulünün gerekeceği, bu bedelden Dairemiz kararına uygun olarak alınan kök ve ek bilirkişi raporları ile tespit edilen gizli ayıplı imalatlar bedeli 4.650 TL, eksik işler bedeli 10.350 TL'nin mahsubu sonucu yüklenicinin talep edebileceği iş bedelinin 175.000 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacının talep edebileceği bu iş bedelinden, davalının ödemeye ilişkin olarak sunduğu belgede davacı adına yapılan isim ve imzası bulunan ödemeye ilişkin kayıtlarda davacı şirket yetkilisinin 12.12.2018 tarihli duruşmada alınan isticvap beyanında işçilere yapılan ödemeler olabileceğini beyan ettiği, bu kapsamda 14.10.2014 tarihinde ... isim ve imzasına yapılan ödemeyi kabul etmediğini beyan etmiş ise de, aynı belgedeki 09.04.2014 aynı isim ve imzaya yapılan 3.000,00 TL ödemeye itiraz etmediği görülmekle, Yargıtay Yerleşik İçtihatlarında kabul edildiği üzere, bu kişiye yapılan ödemenin davacı tarafı bağlayıcı olacağının kabulünün gerektiği anlaşılmakla, bunun ödeme olarak düşülmesi gerektiği, davacının imza ve isim bulunmayan 27.10.2014 tarihli 400,00 TL, 17.06.2015 tarihli 750,00 TL ve 17.06.2015 tarihli 400,00 TL'nin toplamı olan 1.550,00 TL ödemeyi inkar ettiği, aksinin davalı tarafça yasal delillerle ispat edilemediğinden, 1.550,00 TL'nin ödeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davalı tarafça toplam ödeme olarak yapıldığı iddia edilen 167.850,00 TL'den yukarıda belirtilen isim ve imzası bulunmayan üç ödemeye ilişkin toplam ( 400+750+400 ) 1.550,00 TL'nin mahsubuyla (167.850 TL - 1.550 TL) , davalı tarafça 166.300,00 TL ödemenin yapıldığının kabulünün gerekeceği, buna göre davacının toplam talep edebileceği iş bedeli olan 175.000 TL'den ödeme olarak kabul edilen 166.300,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.700,00 TL iş bedelini talep edebileceğinden, davanın bu kısım üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şeklide karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından Ankara 28. İcra Dairesi'nin ██████████ sayılı dosyasına yapılan itirazın 8.700,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağının likit olmaması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın kısmen kabulüne,
-Davalı borçlu tarafından Ankara 28. İcra Dairesi'nin ██████████ sayılı dosyasına yapılan itirazın 8.700,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 503,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 228,21 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 503,79 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 19.000,00 TL bilirkişi ücreti, 545,00 TL tebligat, posta ve diğer masraflar 19.545,00 TL ile 418,45 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı (148,60 TL+ 269,85 TL) olmak üzere toplam 19.963,45 TL yargılama giderinden kabul oranına göre 5.887,22 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 84,50 TL tebligat gideri, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 13,00 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.097,50 TL yargılama giderinden davanın ret oranına göre 773,84 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 8.700,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 20.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
11-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
12-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 480,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.163,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!