İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, jeneratör satış sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak ve cezai şart talepli itirazın iptali davasında ilk derece kararını inceliyor.
Özet: Taraflar arasındaki jeneratör satış sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi, bilirkişi incelemesi sonucunda davacının davalıdan 24.779,16 avro bakiye alacaklı olduğunu tespit ederek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmiş; ancak davalının takip öncesi usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmemesi sebebiyle işlemiş faiz talebini reddetmiş, davalının açtığı karşı davada ise ifanın ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin kabul edildiği ve ihtarnamenin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle cezai şart alacağı talebini kabul etmemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: █████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVADavacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 25.12.2017 tarihinde100.300 EUR bedelli satış sözleşmesi imzalandığı, ancak jeneratör satış bedeli bakiyesi olan 24.779,16 Euro'nun ihtarlara rağmen ödenmediği, alacağı tahsil amaçlı .......İcra Müdürlüğünün ....E.sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiği, icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, %20'den az olmak üzere icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAPDavalı/Karşı davacı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının yapmış olduğu ilamsız takibe ilişkin olarak takip talebinde ve ödeme emrinde takip asıl alacağının sözleşmeye dayandığı belirtilmemiş olup başlatılan takibe ilişkin olarak sözleşmede bulunan yetkili kuralının geçersiz olduğunu, davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun cevaplarının kabul edilmediğini, müvekkilin söz konusu satış sözleşmesine ilişkin olarak gerekli ifasını yapmış olup davacı/karşı davalı tarafın ifa taahhüt ettiği şekilde ifasını gerçekleştirmediğini, davacı/karşı davalıya satış sözleşmesinin 3.6.maddesinde bulunan ödeme planı doğrultusunda peşin ve ... Şubesine ait 01.07.2018 ve 30.07.2018 tarihli çekler ile satış sözleşmesinin karşılığı tüm bedelin ödendiğini, daha sonra 22.03.2018 tarihinde satın alınan jeneratörün müvekkil şantiyesine teslimi tarihinde ek bir protokol yapıldığını, söz konusu protokole göre davacı/karşı davalı tarafın sözleşme gereği ifasını gereği gibi yerine getirmediğinden 22.03.2018 tarihine kadar olan dönem için 5.000 Avro cezai işlem ve 5.000 TL kabul masrafının davacı/karşı davalı tarafa ödenecek olan ücretten kesinti yapılacağı şeklinde kararlaştırıldığını, bu durumda ödemeler, tarihleri, 5.000 Avro cezai şartın mahsubu ve 5.000,00 TL kabul masrafının mahsubundan sonra müvekkilin davacıya hiçbir borcunun olmadığını, asıl dava yönünden davanın reddine, alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, dava harç, masraf ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalıya yükletilmesine; karşı dava yönünden 12.000 Avro cezai şart alacağının fiili ödeme tarihindeki’ T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek oranda faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Karşı davalı karşı davayı tümden inkar ederek karşı davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağı ile karşı dava kapsamında cezai şart istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında imzalanan █████/2017 tarihli sözleşme ile ödeme planının ayrıntılı olarak düzenlendiği, sözleşme hükümleri ile tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu, davalı tarafından yapılan peşin ödemeler, çek ödemeleri ve cezai şart faturası mahsubu sonrasında davacının takip tarihi itibariyle 24.779,16 Avro alacaklı bulunduğunun bilirkişi incelemeleriyle tespit edildiği, sözleşmenin 3.7 maddesi gereği çek bedellerinin ödeme günündeki kur üzerinden değerlendirilmesinin kararlaştırıldığı, tarafların tacir sıfatı ve basiretli tacir ilkesi gereğince sözleşme hükümleriyle bağlı oldukları, davacının yabancı para alacağını takip tarihindeki kur üzerinden TL olarak talep etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, buna karşılık takip öncesinde davalının usulüne uygun biçimde temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından işlemiş faiz isteminin reddedildiği, alacak miktarının sözleşme ve taraf ticari kayıtları ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu nedenle alacağın likit kabul edilmesi gerektiği ve davacı lehine icra inkâr tazminatı koşullarının oluştuğu değerlendirilmiş; karşı dava yönünden ise gecikme nedeniyle cezai şart talep edilmiş olmakla birlikte, TBK'nın 179/2 maddesi gereğince ifanın ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin kabul edilmesi halinde cezai şart isteme hakkının ortadan kalkacağı, somut olayda karşı davacı tarafından teslim öncesi veya teslim sırasında cezai şart alacağının saklı tutulduğunun ispatlanamadığı, ayrıca dayanılan ihtarnamenin süresinde ileri sürülmediği ve dosyaya usulüne uygun şekilde kazandırılmadığı, bu nedenle karşı davaya konu gecikme cezası isteminin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile itirazın 172.175,52 TL yönünden iptaline ve takibin devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, davalının kötüniyet tazminatı talebi ile karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavalı/karşı davacı vekili istinafında, ilk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin ödeme tarihindeki döviz kurunun esas alınmasına ilişkin değerlendirmesinin hatalı bulunduğunu, her ne kadar taraflar arasındaki protokolde ödeme tarihindeki kurun esas alınacağı düzenlenmiş ise de ödeme tarihinin davacı-karşı davalının kusuru nedeniyle değiştiğini, satış protokolüne göre ödemenin 01.07.2018 ve 30.07.2018 tarihli çeklerle yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak sevkiyatın davacı tarafından geciktirilmesi nedeniyle çek tarihlerinin değiştirilerek bakiye alacak için 15.09.2018 tarihli çek düzenlendiğini, bu nedenle ödeme euro bazında hesaplanacak ise davacının kendi kusuruyla oluşan gecikme tarihindeki kurun değil sözleşmede kararlaştırılan ödeme tarihlerindeki kurun esas alınması gerektiğini, hükmedilen icra inkâr tazminatının da yerinde olmadığını, alacağın likit olmadığını, alacak miktarının yargılama ve birden fazla bilirkişi incelemesi sonucunda belirlendiğini, davacı tarafından düzenlenmiş ve müvekkilin kayıtlarında yer alan bir faturanın bulunmadığını, bu nedenle icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını; Karşı dava yönünden ise, taraflar arasında düzenlenen 25.12.2017 tarihli eser sözleşmesinde, devreye alma süresinin aşılması halinde gecikilen her gün için 1.000 Euro cezai şart öngörüldüğünü, buna rağmen jeneratörün sözleşmede belirlenen tarihten çok sonra 11.08.2018 tarihinde devreye alındığını, mahkemenin cezai şart talebinin teslim sırasında saklı tutulmadığı gerekçesiyle davayı reddetmesinin hatalı olduğunu, montaj ve devreye alma formlarındaki imzaların şirket yetkilisine değil işçiye ait olduğunu, teslimin yetkili kişiye yapıldığının ispat edilemediğini, ayrıca ürünün ... teknik şartnamesine uygunluğunun sonradan tespit edilmesi gerektiğini, eksikliklerin giderilmesinden sonra ürünün kabul edildiğini, 01.10.2018 tarihli noter ihtarnamesi ile cezai şart talebinin açıkça ileri sürüldüğünü ve sözleşmedeki tebligat hükümleri uyarınca bu ihtarın geçerli olduğunu, dosyada bulunan 22.03.2018 tarihli ek protokol kapsamında o tarihe kadar hesaplanan 5.000 Euro cezai şartın mahsup edilerek ödeme yapıldığını, bunun da cezai şart talebinin saklı tutulduğunu gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarının da iş bedelinden cezai şart mahsup edilmesini ihtirazi kayıt niteliğinde kabul ettiğini ileri sürerek, asıl dava yönünden verilen kabul kararının kaldırılmasına, karşı dava yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı/karşı davalı yüklenici, davalı/ karşı davacı iş sahibidir. Davacı yüklenici, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında teslim edilen jeneratöre ilişkin bakiye iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş; davalı iş sahibi ise satış bedelinin tamamen ödendiğini ve gecikme nedeniyle cezai şart alacağının bulunduğunu savunarak karşı dava açmıştır. Mahkemece davacının bakiye alacaklı olduğu, yapılan takibin yerinde bulunduğu ve alacağın likit nitelikte olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, teslimin ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi ve cezai şart koşullarının oluşmaması nedeniyle karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.Asıl davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, taraf ticari defterleri, bilirkişi raporları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece asıl davaya ilişkin olarak yapılan vakıa tespiti ve hukuki değerlendirmenin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacının teslim ettiği jeneratöre ilişkin bakiye iş bedelinin ödendiği davalı tarafça ispatlanamadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da denetime elverişli ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu görülmektedir.Mahkemece, davacının bakiye alacaklı olduğu, icra takibinin haklı bulunduğu ve alacağın likit nitelikte olduğu kabul edilerek asıl davanın kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İleri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, asıl davaya ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Karşı davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde ise;Taraflar arasında düzenlenen protokol hükümleri incelendiğinde, kararlaştırılan cezai şartın TBK'nın 179/2. maddesi kapsamında ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, devreye alma işleminin gecikmesine hukuki sonuç bağlandığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre tarafların bir araya gelerek █████/2018 tarihli protokolü imzaladıkları, bu protokol ile anılan tarihe kadar gerçekleşen gecikmeler konusunda mutabakata vardıkları, eldeki karşı davada ise bu tarihten sonraki dönem bakımından devreye alma tarihine kadar işleyecek cezai şartın talep edildiği görülmektedir.Tarafların bir araya gelinerek cezai şartın ödeneceğini kabul ederek protokol düzenlemiş olmaları karşısında, alacaklının cezai şart isteme hakkını saklı tuttuğunun ve ihtirazı kayıt hakkını anlaşmak suretiyle kullandığının kabulü gerekir. Bu durumda ayrıca ve yeniden ihtirazı kayıt ileri sürülmesinin aranması doğru değildir. Kaldı ki tarafların protokol ile cezai şart talep edilebileceğini kabul etmelerine rağmen sonradan ihtirazı kayıt bulunmadığı savunmasında bulunulması taraflar arasındaki anlaşma karşısında dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, çelişkili davranış yasağına da aykırılık teşkil edecektir.Bu itibarla mahkemece, cezai şart isteme hakkının saklı tutulduğu kabul edilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gecikme süresi, gecikmenin taraflara yüklenebilirliği ve cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında gerekli inceleme ve araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı hukuki değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, ilk derece mahkemesi kararının karşı dava yönünden kaldırılmasına, dosyanın belirtilen eksiklikler giderildikten sonra yeniden değerlendirme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin reddine, karşı davaya yönelik istinaf istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun REDDİNE, karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../███████ tarih ve 2018/.... Esas, 2022/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Asıl dava bakımından alınması gereken 11.761,30 TL harçtan davalı-karşı davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.941,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.820,30 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Asıl dava bakınından davalı-karşı davacı tarafça yapılan masrafların üzerine BIRAKILMASINA,5-Karşı davaya yönelik yapılan istinaf karar harcının istek halinde davalı-karşı davacıya İADESİNE,6-Davalı-karşı davacı tarafça karşı davaya yönelik yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,7-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.