İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesinin, hastane inşaatı ince işler taşeron sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağı itirazının iptali istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı tarafın, davalı şirketlerin hastane inşaatı projesi kapsamında yapılan taşeronluk işinden kaynaklanan alacağa yönelik başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebini ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, taraflar arasındaki yazılı sözleşme, yasal süresinde itiraz edilmeyen faturalar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının işi geciktirme ve mahsup iddialarının ispatlanamaması nedeniyle, davacının takip tarihi itibarıyla 95.135,54 TL asıl alacaklı olduğuna hükmederek itirazın bu miktar üzerinden iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar vermiş, davalıların usulüne uygun temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz talebini ise reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, davalı firmaların kurmuş oldukları adi ortaklık ile ...Hastanesinin yapım işini üstlendiğini, yapılan işler nedeniyle müvekkili tarafından davalılara faturaların kesildiğini, kesilen bu faturaların yapılan hakedişlere istinaden tanzim edildiğini, davalılar tarafından bir kısım ödemelerin yapıldığı, fakat 91.199,88-TL bedelin bu zamana kadar ödenmediğini, borçlular hakkında....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, her iki borçlunun da borcun tamamına itiraz ettiğini ileri sürerek, davalı şirketlerin icra takibine yapmış oldukları itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın borçlulardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacak şekilde tahsiline, davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve borçlulardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... AŞ vekili, tarafların █████/2014 tarihinde söz konusu projede her türlü ince inşaat işlerinin yapılmasına dair sözleşme imzaladıklarını, sözleşme kapsamında bir takım işler yapıldığını ve karşılığında fatura düzenlendiğini, ancak bu sırada ...'ın █████/2014 tarihinde teslim etmesi gereken işi geciktirdiğini ve ...'ın idare nezdinde zor duruma düşmesine neden olduğunu, bu nedenle ... 'ın taraflarına düzenlemiş olduğu fatura bedellerinden işi geciktirdiği sürenin hesaplanarak mahsup edildiğini, ayrıca davaya konu ettiği işe ilişkin faturayı da davalıya tebliğ ettirmediğini, davacı ...'ın kötü niyetli olarak ilamsız icra takibi başlattığını, söz konusu takibe haklı olarak itiraz ettiklerini, davacının taleplerinin haksız olduğunu, gerçekleri kendi lehine çarpıtarak haksız kazanç elde etmeye çalışmakta olduğunu, davacının işi █████/2014 tarihinde teslim etmesi gerekirken zamanında teslim etmediğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü alacağını kanıtlayamadığını beyanla, haksız davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ...Hastanesi yapım işi kapsamında düzenlenen █████/2014 tarihli ince işleri taşeron sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazdan ibaret olduğu, taraflar arasında yazılı taşeron sözleşmesinin bulunduğu, sözleşmede iş kapsamı, birim fiyatlar ve yetkili mahkemenin açıkça düzenlendiği, davacı tarafından düzenlenen ve ticari ilişki kapsamında kesilen faturaların kanuni süresi içerisinde vergi dairesine bildirildiği, ihtilaf konusu faturalara davalı tarafından yasal süresi içinde itiraz edilmediği, ayrıca davalılarca bu faturalara ilişkin ödeme yapıldığını gösterir herhangi bir belge sunulmadığı, dosya kapsamında alınan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 95.135,54 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafça ileri sürülen işin geç teslim edildiği yönündeki savunmanın ispat edilemediği gibi gecikme nedeniyle katlanıldığı ileri sürülen bir zarar veya maliyetin de ortaya konulamadığı, davalıların takip öncesinde usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz isteminin yerinde görülmediği, buna karşılık asıl alacağın taraf ticari defterlerinde kayıtlı ve belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle likit alacak niteliğinde bulunduğu değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne, itirazın 95.135,54 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına ve İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... AŞ vekili, ilk derece mahkemesi kararının eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi değerlendirmesine dayalı olarak verildiğini, taraflar arasında imzalanan 04.06.2014 tarihli taşeron sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca davacı ...’ın işi 31.12.2014 tarihine kadar fen ve sanat kurallarına uygun şekilde tamamlayarak teslim etmekle yükümlü olduğunu, ancak davacının sözleşmede öngörülen teslim süresine riayet etmeyerek sözleşmesel temerrüde düştüğünü ve bu nedenle sözleşmenin 26. maddesinde düzenlenen gecikme cezasından sorumlu olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen alacağa ilişkin müvekkili şirket kayıtlarında herhangi bir cari hesap kaydının bulunmadığını, söz konusu faturaların taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle icra takibine itiraz edildiğini, davacının alacak iddiasında bulunması halinde yaptığı işi ve faturaların teslim edildiğini ispatla yükümlü olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca tarafların muhasebe ve ticari defter kayıtları üzerinden cari hesap incelemesi yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, işin gecikmesi, gecikme cezası ve taraf itirazlarının değerlendirilmediğini, raporun uyuşmazlığın esasına ilişkin inceleme içermediğini ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığını, sözleşmenin 9 ve 26. maddeleri kapsamında işin süresinde tamamlanmaması nedeniyle davacının gecikme tazminatı sorumluluğunun bulunduğunu, bu hususun ticari kayıtlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişinin müvekkil ticari kayıtlarında davacının alacaklı olduğu yönündeki tespitinin hukuki dayanağını açıklamadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hüküm fıkrasında takibe konu dosyanın “.... İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası” olarak gösterildiğini, oysa doğru dosyanın “Bakırköy 11. İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası” olduğunu, bu hususun da hükümde maddi hata oluşturduğunu, raporlar arasında hesaplama ve değerlendirme yönünden de çelişkiler bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici, taşeron olarak üstlendiği ince inşaat işlerini tamamladığını, düzenlediği hakediş faturalarına rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; davalı ...ise işin sözleşmede kararlaştırılan sürede teslim edilmediğini, gecikme nedeniyle zarara uğradığını, bu nedenle hakedişlerden mahsup yapıldığını ve dava konusu faturaların kendilerine tebliğ edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasında taşeronluk ilişkisi bulunduğu, dava konusu faturaların taraf ticari kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafından süresinde itiraz edilmediği ve ödeme yapıldığının da ispatlanamadığı, bilirkişi incelemesine göre davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu, işin geç teslim edildiği ve gecikme nedeniyle zarar oluştuğu yönündeki savunmaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının cari hesap alacağının miktarı ile davalı iş sahibinin sözleşmenin 26. maddesine dayalı gecikme cezası alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Ne var ki mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna taraflarca yöneltilen itirazlar yeterince karşılanmadan ve özellikle davalının takas-mahsup savunmasına dayanak yaptığı gecikme iddiaları ile bu kapsamda sunduğu deliller gereği gibi araştırılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Oysa tarafların bilirkişi raporuna yönelik teknik ve hesaplamaya ilişkin itirazlarının değerlendirilmesi, ek bilirkişi raporu alınarak rapordaki eksiklik ve tereddütlerin giderilmesi gerekmektedir.
Öte yandan mahkemece, işin geciktiğinin davalı iş sahibi tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle gecikmeye dayalı savunma ve taleplerin reddine karar verilmiş ise de, eser sözleşmelerinde eserin sözleşmeye uygun şekilde ve kararlaştırılan sürede teslim edildiğini ispat yükü kural olarak yükleniciye aittir. Bu nedenle tarafların işin teslim tarihi, gecikmenin bulunup bulunmadığı ve gecikmenin sebeplerine ilişkin tüm delillerinin toplanarak değerlendirilmesi, sözleşmenin 26. maddesinde düzenlenen cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; tarafların bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını karşılayacak nitelikte ek bilirkişi raporu alınması ile davalının gecikmeye dayalı takas-mahsup savunmasının dayanaklarının araştırılması, işin süresinde teslim edilip edilmediğinin taraf delilleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Ayrıca dosya kapsamından, hükümde icra takip dosyasının bağlı bulunduğu icra dairesinin adının sehven hatalı yazıldığı anlaşılmakta olup, yeniden verilecek kararda bu hususun da gözetilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ...A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../███████ tarih, 2019/... Esas, 2022/.. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı ...A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı ...A.Ş. tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!