Danıştay 13. Daire, etkinlik biletleri pazarında hâkim durumu kötüye kullanma iddiasıyla müdahil şirkete idari para cezası verilmemesi kararının temyiz incelemesini yapıyor.
Özet: Bir şirket, futbol müsabakaları hariç etkinlik biletleri pazarında hakim durumunu fahiş hizmet bedelleri ve münhasırlık hükümleriyle kötüye kullandığı iddia edilen rakip bir teşebbüse Rekabet Kurumunca idari para cezası uygulanmamasına ilişkin kararın iptalini talep etmiş; ancak ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, yapılan incelemelerde söz konusu teşebbüsün aşırı fiyatlama yaparak hakim durumunu kötüye kullandığına dair somut bilgi veya belgeye ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi üzerine, davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:█████████Karar No:████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Organizasyon Pazarlama ve Ticaret A.Ş.VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ..MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Basım ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Müdahil şirketin futbol müsabakaları hariç etkinlik biletlerinin satışına platform üzerinden aracılık hizmeti pazarındaki hakim durumunu, sattığı biletlerin fiyatlarına fahiş tutarda hizmet bedeli, işlem bedeli, kargo bedeli gibi isimler altında ekstra masraflar eklemek yoluyla kötüye kullandığı ve organizatörlerle yaptığı sözleşmelere münhasırlığa ilişkin hükümler eklemek suretiyle pazarın önemli bir bölümünde rekabeti oradan kaldırdığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturma sonucunda müdahil şirkete idari para cezası uygulanmasına yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarece müdahil şirket hakkında, etkinlik biletlerinin (futbol müsabakaları hariç) satışına platform üzerinden aracılık hizmeti pazarındaki hakim durumunu; sattığı biletlerin fiyatlarına fahiş tutarda hizmet bedeli, işlem bedeli, kargo bedeli gibi isimler altında ekstra masraflar eklemek yoluyla kötüye kullandığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında müdahil şirket ve sektördeki diğer teşebbüslerin ticari faaliyetlerine ilişkin bahsi geçen şirketlerden elde edilen verilerin incelenmesi neticesinde, 2016-2019 dönemine ilişkin olarak; bilet satış, dağıtım ve denetim organizasyonu veya biletleme hizmeti alanında faaliyet gösterdikleri, biletleme firmalarının tüketicilere sağladıkları bu hizmet karşılığında hizmet bedeli, işlem bedeli ve kurye bedeli altında bedeller tahsil ettikleri, teşebbüslerin gelirlerinin önemli bir kısmını artan oranda internet satışlarından elde etmeye başladıkları, yine bu kapsamda dijital bilet teslimatının tüketiciler tarafından tercih edilme oranlarının da arttığı, müdahil şirketin gelirlerinin çok büyük bir kısmını biletleme gelirlerinin oluşturduğu, müdahil şirketin bilet başına elde ettiği toplam gelir ve kar marjı yönünden bakıldığında, diğer teşebbüslere nazaran aşırı fiyatlama yaptığına dair somut bilgi ve belgelere ulaşılamadığı, ayrıca iştiraki olduğu uluslararası şirketin yurt dışı verileri ile yapılan kıyaslama sonucunda da Türkiye’de aşırı fiyat uygulamasının söz konusu olmadığının görüldüğü, bu durumda, müdahil şirket hakkında başlatılan soruşturma sonucunda, adı geçen şirketin etkinlik biletlerinin (futbol müsabakaları hariç) satışına platform üzerinden aracılık hizmeti pazarındaki hakim durumunu kötüye kullandığına dair somut veri bulunmadığından, dava konusu Kurul kararının, adı geçen şirketin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesini ihlal etmediğine, dolayısıyla müdahil şirkete idari para cezası uygulanmasına yer olmadığına dair dava konusu kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, davacı şirket tarafından her ne kadar davalı idarece yapılan incelemede, müdahil şirketin 4054 sayılı Kanunun 4. maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiği, buna göre adı geçen şirkete para cezası verilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de dava konusu işlemin içeriğinde müdahil şirketin hakim durumunu kötüye kullanıldığı iddiasına ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerde böyle bir tespite yer verilmediğinden, davacı şirketin anılan iddiasına itibar edilmediği değerlendirilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiği ve Kanun'un 5. maddesinde düzenlenen muafiyet rejiminden yararlanamadığı bizzat Kurul tarafından tespit edilen ve sonlandırılmasına hükmedilen bir davranışa Kanun'un 16. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gerektiği, İdare Mahkemesince Kanun'un 4. ve 6. maddelerinin birbiriyle karıştırıldığı, müdahil şirketin dava konusu Kurul kararına kaçtığı davada verilen karar ile İdare Mahkemesi kararının birbiriyle çeliştiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararıyla ... tarih ve ... sayılı Kurul kararında müdahil şirketin organizatörlerle yaptığı münhasırlık içeren sözleşmelere yönelik değerlendirmenin günümüz koşullarında yeniden değerlendirildiği, Kurul kararına uygun bir şekilde hareket eden bir kişinin hukuka aykırı hareket ettiğinden bahisle cezalandırılmasının düşünülemeyeceği, idari istikrar ilkesi gereği, teşebbüs lehine tesis edilmiş işlemlerin sübjektif neticeleri korunarak hukuki güvenliğin temin edilmesi için kısa kararın tebliğinden itibaren müdahil şirketin münhasırlık içeren ya da fiili münhasırlığa yol açacak hükümler içeren sözleşmeler akdetmemesine ve bu tür uygulamalardan kaçınılmasına karar verdiği, dava konusu Kurul kararında müdahil şirketin 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı; davalı idare yanında müdahil tarafından, İdare Mahkemesinin dava konusu Kurul kararında 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını tespit ettiği, dava konusu Kurul kararının ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının etki ettiği döneme yönelik değerlendirme yapmamasının hukuka uygun olduğu, belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davalı idarenin kayıtlarına █████/2019 ve █████/2019 tarihinde giren şikayet dilekçeleriyle, müdahil şirketin bazı etkinlik biletlerinin tek satıcısı olduğu, internet üzerinden satışını gerçekleştirdiği biletlerin asıl bedellerine ek olarak hizmet bedeli, işlem bedeli ve kargo bedeli adı altında yüksek miktarda ek bedeller tahsil ettiği, biletin iletilmesi için müşteriden gönderim bedeli alınmasının zorunlu tutulduğu, gönderim bedeli ödemek istemeyen müşterilerin Türkiye’de sadece altı ilde bulunan ve haftanın belirli gün ve saatlerinde çalışan perakende satış merkezlerine gitmek zorunda bırakıldığı iddia edilerek müdahil şirkete 4054 sayılı Kanun uyarınca gerekli yaptırımlar uygulanması istenilmiş, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile müdahil şirket hakkında 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiş, hazırlanan önaraştırma raporu Kurulda görüşülmüş ve ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile müdahil şirket hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir. █████/2019 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren davacı şirketin dilekçesiyle, müdahil şirketin organizatörlerle yaptığı sözleşmelere münhasırlığa ilişkin hükümler eklemek suretiyle pazarın önemli bir bölümünde rekabeti oradan kaldırarak 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiği ileri sürülmüş, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile soruşturma süresinin altı ay uzatılmasına karar verilmiş ve yürütülen soruşturma kapsamında müdahil şirketten, rakip teşebbüslerden ve sektörde faaliyet gösteren organizatörlerden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. ... tarih ve ... sayılı dava konusu Kurul kararında özetle; müdahil şirketin etkinlik biletlerinin (futbol müsabakaları hariç) satışına platform üzerinden aracılık hizmeti pazarında hakim durumda bulunduğu, müdahil şirketin uygulamalarının aşırı fiyat tespitine yol açacak somut bilgi, belge ve bulgu içermediği, dolayısıyla müdahil şirketin bilet fiyatlarına çeşitli isimler altında ekstra masraflar eklemek yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal etmediği ve müdahil şirkete idari para cezası uygulanmasına yer olmadığı, müdahil şirketin organizatörler ile akdettiği sözleşmelerin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında grup muafiyetinden yararlanmadığı, ilgili sözleşmelere, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamındaki şartları karşılamaması nedeniyle, bireysel muafiyet tanınamayacağı, müdahil şirketin kısa kararın tebliğinden itibaren münhasırlık içeren ya da fiili münhasırlığa yol açacak hükümler içeren sözleşmeler akdetmemesine ve bu tür uygulamalardan kaçınması yönünde karar verilmiş, anılan Kurul kararının ilgili kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4054 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır." kuralına yer verilmiş; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışların, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemlerin bu Kanun kapsamına girdiği belirtilmiş; 3. maddesinde, "Hâkim Durum", belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü; "Teşebbüs", piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler olarak tanımlanmış; 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan doğruya veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtilmiş; 6. maddesinde de, bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtilmiş; Kanun'un 16/3. maddesinde ise, bu Kanun'un 4. ve 6. maddelerinde yasaklanmış olan davranışları gerçekleştirdiği sabit olanlara Kanun maddesinde belirtilen miktarda idari para cezası verileceği kurala bağlanmış bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Kurul kararında, şikayet konusu iddialar da gözetilerek müdahil şirketin sattığı biletlerin fiyatlarına fahiş tutarda hizmet bedeli, işlem bedeli, kargo bedeli gibi isimler altında ekstra masraflar eklemek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesini ihlal edip etmediği ve organizatörlerle yaptığı sözleşmelere münhasırlığa ilişkin hükümler eklemek suretiyle pazarın önemli bir bölümünde rekabeti oradan kaldırıp kaldırmadığı hususları incelenmiştir. Bu durumda, dava konusu Kurul kararındaki 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmelerin ve münhasır hükümler içeren sözleşmelere yönelik değerlendirmelerin ayrı ayrı irdelenmesi gerekmektedir. 1-Dava konusu Kurul kararının, müdahil şirketin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında incelenen kısmına yönelik olarak; Dava konusu Kurul kararında, müdahil şirketin sattığı biletlerin fiyatlarına hizmet bedeli, işlem bedeli, kargo bedeli gibi isimler altında ekstra masraflar eklemesi uygulaması bağlama, aşırı fiyatlama teorileri ve diğer sömürücü kötüye kullanmalar bağlamında değerlendirilmiştir. Bilet alma ve bilet teslim hizmetlerinin birbiri içerisinde eriyen hizmetler olduğu, dolayısıyla ilgili hizmetlerin bağlayan ve bağlanan ürünlerin farklı ilgili ürün pazarında yer alması şartını sağlamadığı anlaşıldığından, müdahil şirket uygulamalarının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği açıktır. Pazar gücünün kötüye kullanımı sonucunda, bir ürünün ekonomik değeri ile fiyatı arasındaki makul olmayan farklılığın bulunması şeklinde tanımlanan aşırı fiyat uygulamaları, genel olarak Avrupa Birliği ve Türk Rekabet Hukuku uygulamalarında hakim durumun kötüye kullanılması kapsamında bir ihlal olarak değerlendirilmektedir. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın "United Brands" kararında, fiyattaki aşırılığın, incelemeye konu olan ürünün satış fiyatı ve üretim maliyetleri arasında kar marjını ortaya koyan bir karşılaştırma yapılarak hesaplanabilmesi halinde objektif olarak tespit edilebileceği ifade edilmiştir. "United Brands" testi veya yaygın kullanımıyla "Ekonomik Değer Testi" olarak ifade edilen bu testte, tüm üretim maliyetleri toplamı ile fiyatın karşılaştırılması, ilgili pazardaki aynı veya benzer ürünlerin fiyatlarının karşılaştırılması, komşu pazarlardaki aynı veya benzer ürünlerin fiyatlarının karşılaştırılması gibi yöntemler kullanılmaktadır. Bu testte öncelikle ilgili ürünün maliyeti ve fiyatı kıyaslanarak yüksek bir kar marjının olup olmadığı incelemekte; bu tespitin ardından ise, ürünün fiyatının kendi içinde ya da rakip ürünlerin/hizmetlerin fiyatlarına kıyasla haksız olup olmadığını tespit etmeye yönelik fiyat kıyaslaması yapılmaktadır. Ancak, bu tespitlerde fiyat/maliyet kıyaslaması yaparken maliyet ölçütünün belirlenmesine ilişkin zorluklar, maliyetin hesaplanmasına ilişkin zorluklar ve makul kâr marjının ne olduğunun belirlenmesine ilişkin zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu zorluklar, fiyat maliyet kıyaslamasının objektif ve hatasız bir şekilde ortaya konulmasını mümkün kılmamaktadır. "Ekonomik Değer Testi"nin birinci aşamasında fiyat ve maliyet arasında aşırı bir farklılığın tespiti halinde, ikinci aşamaya geçilerek fiyat kıyaslaması yapılmakta, bu kıyaslamada teşebbüsün kendi fiyatlarıyla yapılan karşılaştırmalar kullanılabileceği gibi, teşebbüsün rakiplerinin aynı veya farklı coğrafi pazarlarda uyguladığı fiyatlandırmalar da karşılaştırmaya esas alınabilmektedir. Dava konusu Kurul kararında da, "Ekonomik Değer Testi"nin her iki aşaması da uygulanmış, incelenen dönemde bilet başına elde edilen gelir ve maliyet kıyaslanarak müdahil şirketin 2017 ve 2018 yıllarında çok düşük bir miktarda, 2019 yılında ise aşırı sayılmayacak bir karlılıkla çalıştığı tespit edilmiştir. Daha sonra testin ikinci aşamasına geçilerek müdahil şirketin sunduğu hizmet ve işlem bedelleri Türkiye'de aynı pazarda faaliyet gösteren şirketlerin ve müdahil şirketin iştiraki olduğu uluslararası şirketin yurt dışı verileri ile karşılaştırılmıştır. Bu durumda, "Ekonomik Değer Testi"nin her iki aşamasından elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, dava konusu Kurul kararında yer alan müdahil şirket uygulamalarının aşırı fiyat tespitine yol açacak somut bilgi, belge ve bulgu içermediği yönündeki değerlendirmede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, diğer sömürücü kötüye kullanmalar kapsamında incelenen damla fiyatlandırma uygulamasının müdahil şirketin hakim durumu ile doğrudan bir bağlantısı bulunmaması nedeniyle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği açık olup dava konusu Kurul kararında aynı yönde yapılan değerlendirmelerde de isabetsizlik bulunmamaktadır. 2-Dava konusu Kurul kararının, müdahil şirketin organizatörlerle yaptığı münhasır hükümler içeren sözleşmelere ilişkin kısmına yönelik olarak; İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin içeriğinde müdahil şirketin hakim durumunu kötüye kullanıldığı iddiasına ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerde, müdahil şirketin 4054 sayılı Kanunun 4. maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiği gibi bir tespite yer verilmediğinden; davacı şirketin, Kurul'un 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal edildiğini tespit ettiği, buna göre adı geçen şirkete para cezası verilmesi gerektiği yönündeki iddiasına itibar edilmediği gerekçesine yer verilmiş ise de, davacının idari ve yargısal süreçteki temel iddiasının, müdahil şirketin organizatörlerle yaptığı sözleşmelere münhasırlığa ilişkin hükümler eklemek suretiyle pazarın önemli bir bölümünde rekabeti oradan kaldırdığına ve Kurul kararında yer verilen tespitlere karşın müdahil şirkete idari cezası verilmemesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğine yönelik olduğu, dava konusu Kurul kararında da müdahil şirketin organizatörlerle yaptığı münhasır hükümler içeren sözleşmelere ilişkin olarak muafiyet değerlendirmesi yapıldıktan sonra ilgili sözleşmelerin pazar kapama etkisine sahip olduğu tespit edilerek kısa kararın tebliğinden itibaren müdahil şirketin münhasırlık içeren ya da fiili münhasırlığa yol açacak hükümler içeren sözleşmeler akdetmemesine ve bu tür uygulamalardan kaçınılmasına karar verildiği görüldüğünden, davacının anılan hukuka aykırılık iddiasının incelenmesi gerekmektedir. Kurul tarafından ilgili sözleşmelerin pazar kapama etkisine sahip olduğu sonucuna varılmışsa da davacının şikayetine konu iddialarıyla aynı yöndeki iddialar üzerine gerçekleştirilen soruşturma sonucunda verilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararına uygun şekilde hareket ettiği tespit edilen müdahil şirkete bu nedenle idari para cezası verilmediği anlaşılmaktadır. Bu noktada, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının ve dava konusu Kurul kararının ileriye yönelik olarak müdahil şirketin münhasırlık içeren ya da fiili münhasırlığa yol açacak hükümler içeren sözleşmeler akdetmemesine ve bu tür uygulamalardan kaçınılmasına yönelik kısmının mahiyeti ile 2013 tarihli Kurul kararından dava konusu Kurul kararına kadar geçen sürede müdahil şirketin organizatörlerle münhasır sözleşmeler imzalamasının etkisi irdelenmelidir. ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı incelendiğinde, ilgili pazarın büyüyen ve gelişen bir pazar olduğu, yeni girişlerin bulunduğu, pazarda giriş engeli yaratmayacak ölçüde belirlenen makul süreli sözleşmelerin yapılması yoluyla organizatörlerin etkinlik için önemli giderlerini karşılayabilmelerini sağlayacak avans ödemelerini alabilecekleri; bu ödemelerin, özellikle alt yapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi, oyuncu ve sanatçılara ön ödeme yapılması, tüketiciye daha iyi hizmet sunulması ve iş planlamasında öngörülebilirlik sağlanması gibi amaçlara yöneltilmesinin pazardaki rekabet dinamiğini artıracağı bu aşamada pazar kapamanın olmadığı, dolayısıyla Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmediği değerlendirmesi yapılmış, bununla birlikte müdahil şirketin pazardaki gücü ve Türkiye’de pazarın gelişmekte ve büyümekte olan yapısı dikkate alındığında, pazarın kapanması ve rekabetin bu suretle olumsuz yönde etkilenmesinin önüne geçilebilmesini teminen tüm etkinlikler için akdettiği sözleşmelerin süresinin azami iki yıl ile sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Dava konusu Kurul kararında ise, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararında incelenen müdahil şirketin münhasırlık içeren sözleşmeleri dava konusu Kurul kararının verildiği tarihin koşullarında yeniden değerlendirmiş ve pazarın yapısında meydana gelen gelişmeler de dikkate alınarak ilgili sözleşmelerin muafiyet şartlarını taşımadığı ve pazar kapama etkisine sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Hukuki güvenlik ilkesinin bir unsuru olan idari tasarrufların makable şamil olmaması (geçmişe etkili olmaması) ilkesi, müesses vaziyetlerle müktesep hakları korumak ve hukuki münasebetlerde istikrar sağlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğmuş sosyal bir hayat kaidesidir. (DURAN Lütfi, İdare Hukuku Meseleleri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, 1964, s. 403). İdari işlemin geriye yürümemesi prensibi, genel hatları ile yapıldıkları zaman yürürlükte olan hukuk kurallarına uygun olarak yapılmış işlemleri ve yaratılmış hukuki durumları daha sonra yapılacak işlemlerle tartışmalı yapmanın hukuktan beklenen güvenlikle bağdaşmaması ve zaman itibarıyla yetki prensibini çiğnememek fikirlerine dayanmaktadır. (aktaran TAN Turgut, İdari İşlemin Geri Alınması, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1970, s. 58). İdari işlem ve kararların gerek geri alınması gerekse kaldırılması konusunda en başta göz önünde tutulan esas, bunların doğurduğu birel ve özgül sonuçların değişmezliğidir. Hukukun genel ilkelerinden olan bu kural, hukuki güven ve kararlılık gereğine dayanmakta, işlem ve kararların bireyler lehine meydana getirdiği durumlara riayeti zorunlu kılmaktadır. (DURAN Lütfi, İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, 1982, s. 421-422). Bu durumda, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile müdahil şirket nezdinde münhasır sözleşmeler imzalamak yönünde yaratılan hukuki güvenin, dava konusu Kurul kararıyla 2013 tarihli Kurul kararının verildiği tarihte oluşan bir hukuka aykırılığının tespit edilmediği de gözetildiğinde korunması gerektiği, bu nedenle dava konusu Kurul kararıyla geçmişe etkili olarak rekabete aykırılık değerlendirmesi yapılmasının ve idari para cezası verilmesinin mümkün olmadığı, bununla birlikte dava konusu Kurul kararının, kısa kararın tebliğinden itibaren müdahil şirketin münhasırlık içeren ya da fiili münhasırlığa yol açacak hükümler içeren sözleşmeler akdetmemesine ve bu tür uygulamalardan kaçınılmasına ilişkin kısmının ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının ve bu kararla birlikte oluşan hukuki zeminin kaldırılması niteliğinde olduğu, ilgili tarihten itibaren münhasırlık içeren ya da fiili münhasırlığa yol açacak hükümler içeren sözleşmeler akdedilmesi ve/veya bu tür uygulamalarda bulunması halinde davalı idarenin bu konuda gerçekleştireceği soruşturmalarda bu durumu inceleme konusu yapabileceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, müdahil şirkete idari para cezası uygulanmasına yer olmadığına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya ve müdahile iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara ve müdahile tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.