İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kronolojik öncelikli "..." markasına iltibas oluşturan "... ..." markasının hükümsüzlüğü talebiyle yapılan istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, kafe-restoran işletmeciliği sektöründe uzun yıllardır kullandığı ve daha önce tescilli olan "..." markasının, davalı tarafından daha sonra tescil ettirilen "... ..." markasıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, İtalyanca "dondurma" anlamına gelen "..." ibaresinin davalı markasına ayırt edicilik katmayıp ortalama tüketicilerde ciddi karıştırılma ihtimali yarattığını iddia ettiği bir marka hükümsüzlüğü davasına ilişkin istinaf dilekçesi özetini sunmaktadır; davacı, kronolojik olarak üstün hak sahibi olmasına ve davalı ile yapılan uzlaşmaya rağmen davalının ihlal eden markayı kullanmaya devam ettiğini ve sınai mülkiyet haklarına tecavüz ettiğini ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ EsasKARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: █████/2023NUMARASI: ████████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, uzun yıllardır. içkisiz. kafe-restoran işletmeciliği sektöründe “...” markası ile müşterilerine hizmet sunmakta olduğunu, “...” markasının, ... dosya numarası ile 35 nolu sınıfta, .... dosya numarası ile de 43 nolu sınıfta müvekkilinin adına tescilli olduğunu, “... ...” markasının ...numarası ile 30 ve 43 nolu sınıflarda davalı ... adına tescil edilmiş olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu' nun, anılan markayı hukuka aykırı olarak tescil ettiğini, müvekkilinin, “...” markasının 35. sınıfta tescili için 23.08.2017 tarihinde, 43. sınıfta tescili için ise 20.10.2016 tarihinde Kuruma başvurduğu ve bu markalar başvuru tarihi itibariyle koruma altına alındığını, davalının ise “... ...” markasının 30 ve 43. sınıflarda tescili için 07.03.2018 tarihinde Kuruma başvurmuş ve markası bu tarihten itibaren koruma altına alındığını, kronolojik olarak müvekkilinin tescilli markası olan “...” nun davalının markasına nazaran daha önce koruma altına alındığını, Markaların Aynı Olması Veya Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzer Olması Şartı Bakımından karşılaştırılan “...” markası ile “... ...” markasının esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğunu, İtalyanca olan “...” kelimesinin Türkçe karşılığı “dondurma” olduğu, bu durumda “...” ibaresinin İtalyanca' da dondurma anlamına geldiğini, bu ilavenin korunması istenen mallar yönünden bir cins adı teşkil etmekle sektördeki herkesin kullanımına açık olduğu nazara alındığında, “...” ilavesinin davalı markasına herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, her iki markanın da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, bu benzerliğin orta düzeyde tüketici nezdinde iltibas yarattığının aşikâr olduğunu, “halk tarafından ilişkilendirme ihtimali” ne ilişkin olarak ise hükümsüzlüğü talep olunan “... ...” markasının, müvekkilinin adına tescilli “...” markası ile açıkça iltibas yarattığını, “... ...” markası “...” markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, karıştırılma ihtimali olan markaların davacı-müvekkili ve .... Şti.'çe “yeme-içme sektörü” nde kullanıldıkları, davacı ve davalı şirketin her ikisinin de kafe işlettikleri ve dava konusu markaları işbu kafe-işletmelerini maruf etmek amacıyla kullandıklarını, bu markaların hitap ettiği kitlenin teknik anlamda “bilgilenmiş tüketici” olarak adlandırılamayacağını, ortalama tüketici kitlesinin, daha önce gördükleri “...” markasının zihinlerinde bıraktıkları algı ve intibanın etkisiyle, davalı adına tescilli “... ...” markasını gördüklerinde her iki markanın aynı ya da aralarında bağlantı bulunan ticari işletmelere ait oldukları yanılgısına kapılacakları muhakkak olduğunu, .... Şti.'in, müvekkili ile arasında akdedilmiş herhangi bir marka lisans sözleşmesi, bayilik veya franchising içerikli her hangi bir anlaşma olmamasına rağmen, müvekkilinin adına tescilli “...” markasını kullandığı taraflarınca tespit edildiğini, bu durum üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına ███████████ soruşturma numarası ile muhatap şirket yetkilisi ... hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, 2019-... Uzlaşma Sayılı soruşturma dosyasında, müvekkiline ait markaların davalı şirkete ait internet sitesi ve şubelerden kaldırılması hususunda uzlaşmaya vardıklarını, ne var ki anılan uzlaşmaya rağmen davalı şirketin, halen müvekkilinin adına tescilli “...” markasını ve bu markayı taklit etmek suretiyle oluşturduğu hükümsüzlüğü talep edilen “... ...” markasını kullandıklarını, davalı şirkete, .... Noterliği 'nin ... Yevmiye numaralı ihtarname gönderildiği, davalı şirketin ise bu ihtarnameye karşılık Kartal ... Noterliğinden keşide ettiği ... yevmiye no'lu cevabi ihtarname ile işletmelerinde davalı ... adına tescilli “... ...” markasını kullandıklarını, marka sahibi ile aralarındaki hukuki ilişki gereği marka üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma haklarının olduğunu, davacı adına kayıtlı “...” markasını kullanmadıklarını iddia ettiğini, Kadıköy ... Noterliği' nin, 23.03.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ile 24.03.2020 tarih ve ... yevmiye nolu e-tespit tutanakları ile davalının işletmelerinde, emtia ve ürünlerinde müvekkilinin adına tescilli “...” markasının bizatihi kendisini ve bu markayı taklit etmek suretiyle oluşturduğu dava konusu “... ...” markasını kullandıklarını tespit ettirdiklerini, müvekkilinin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin dava sonuçlanıncaya kadar önlenmesi ve durdurulması ile Müvekkiline ait “...” markasının, davalı şirkete ait internet sitesinden, instegram, facebook ve sair sosyal medya hesaplarından, davalı şirkete ait araç giydirmelerinden, şubelerinin levha ve tabelalarından, işletmelerin cam giydirmelerden, tentelerden, bu işletmelerde kullanılan müşterilere arz olunan tabak ve bardak gibi tüm emtia eşyalar dâhil olmak üzere üçüncü kişilere fiziken veya görsel olarak arz edilen tüm unsurlardan kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ...dosya numarası ile davalı adına tescilli bulunan “... ...” ibareli markanın dava sonuçlanıncaya dek 3. kişilere devri önleyecek şekilde tedbir konulmasına karar verilmesini, ...tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkinini, tecavüzün tespiti ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı... Limited Şirketi vekilinin 06.07.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket ile ... arasında yapılmış olan sözleşme ile ... adına tescilli içlerinde "... ..." markasının da bulunduğu bir takım markaların kullanılması hakkında marka lisans sözleşmesi imzalandığını, Müvekkilinin sözleşme kapsamındaki tüm markaları kullandığını, ancak müvekkilinin kullandığı markalar ile davacının markaları birbirinden farklı markalar olduğu ve birbirine benzemediğini, ayırt edici olan markaların kullanımının müvekkillerin sözleşme gereği haklı kullanımı olduğunu, davacının dilekçesinde markasının 35 sınıftaki mal ve hizmetleri ile "... "markasının 30 ve 43 sınıftaki mal ve hizmetlerinin aynı benzer olduğunu iddia ettiğini, ancak 35. Sınıftaki mal ve hizmetler ile 43. Sınıftaki mal ve hizmetlerin çakışması, birbirine benzerliği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, bu mal ve hizmetler ile 30 ve 43 sınıf mal ve hizmetlerin benzer olmadığını, "... ..." markasının iki esaslı unsuru ile bir bütün olarak tanınmış bir isim ve şekil markası olduğunu, ... sözcüğünün markayı teşkil eden asıl ve ayırt edici unsur olduğunu, davacının ... sözcüğünün ...' da dondurma anlamına geldiğini dolayısıyla yardımcı unsur olduğunu iddia ettiğini, İtalyanca bir kelimenin Türkiye'de bilinme düzeyinin yüksek olmamasından dolayı yardımcı unsur olmadığını, “... ...” markasının “...” ve “...” sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşturulduğunu, müvekkilinin kullandığı markaların hem isim hem şekil markası olduğu, kullanım şekillerinin markanın logosu, tasarımı, renkleri, yazım şekillerinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, bu sebeple “... ...” markasının üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, neticede davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekilinin 17.12.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalı .... Şti. Arasında yapılmış olan sözleşme ile ... adına tescilli içlerinde "... ..." markasının da bulunduğu bir takım markaların kullanılması hakkında marka lisans sözleşmesi imzalandığını, müvekkili adına tescilli marka ile davacının markalarının birbirinden farklı markalar olduğu ve benzemediğini, Müvekkili adına tescilli olan ve ayırt edici olan markaların kullanımı haklı kullanım olduğunu, "... ..." markası ile davacının "..." markaları ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu iddialarını kabul etmediklerini, davacının markasının 35. sınıftaki mal ve hizmetler ile 30. ve 43. sınıftaki mal ve hizmetlerin çakışması, birbirine benzerliği iddiası gerçeğe aykırı olduğunu, markanın tescil başvurusunun üzerine Türk Patent Enstitü' sünce başvuru incelemeye alındığı ve markanın 16.05.2018 tarihinde kısmi yayınına karar verildiği ve tescil edildiğini, "... ..." markası ile davacının markaları birbirinin aynısı olmadığını, "... ..." markası iki esaslı unsuru ile bir bütün olarak tanınmış bir isim ve şekil markası olduğu, ... sözcüğünün markayı teşkil eden asıl ve ayırt edici unsur olduğu, "... ..." markası "..." ve "..." sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş özgün bir ibare olduğunu, markalarının karıştırılma ihtimali söz konusu olmadığını, markaların hem isim hem şekil markası olup, kullanım şekilleri markanın logosu, tasarımı, renkleri, yazım şekilleri markaların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 24.08.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; taraflar adına tescilli mal ve hizmetlerin aynı olduğunu, müvekkilinin adına tescilli "..." markasın 35. sınıfta verdiği hizmetlerin içeriğinde davalının 30. sınıfta verdiği mal ve hizmetlerin tamamı yer aldığını, yine markalarının 43. sınıfta verdiği hizmetlerin dâhilinde davalının 43. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerinin tamamının bulunduğunu, davacı ve davalının markasının farklı sınıflarda yer almasının hiçbir öneminin bulunmadığını, her iki markanın da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve bu benzerliğin orta düzey tüketici nezdinde iltibas yarattığının aşikar olduğunu, dava ve taleplerinin hukuka uygun olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında "..." markasının davacı adına tescilli olduğu, "... ..." markasını ise davalı ... adına tescilli olduğu dosya kapsamında alınan ve yukarıdaki esas alınmasına karar verilen bilirkişi raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere tarafların markaları arasında markaların tescil edildiği 30 ve 43. Sınıflarda aynı hizmetlere ilişkin tescilinin yapıldığı, dava konusu her iki markanın benzer ve karıştırma ihtimali bulunan marka niteliğinde olduğu davacı adına tescilli markanın "..." ibaresinden ibaret olduğu, davalı adına tescilli markanın ise "..." esas unsurlu "... ..." şeklinde olduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu anlaşılmakla davacının hükümsülük talebi bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise davalının iş yerinde "... ... " şeklindeki kullanımını davacı adına tescilli markaya tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varıldığından davanın kabulüne" karar verilmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Yerel Mahkeme'nin bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermediğini, Yerel Mahkemenin dosyaya ibraz edilen 04.01.2023 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamında uygun olduğu gerekçesiyle hükme esas alınamayacağını, davaya konu olay ile ilgili davacı tarafın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına şikayeti üzerine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Soruşturma No'lu dosyasında alınmış olan █████/2021 tarihli Bilirkişi Raporunda; "müşteki adına .... ve ...tescil numaraları ile ''...'' yazı ve şekil markasının tescil edildiği, yine ''...'' yazı ve farklı bir şeklin ...ve ... tescil markaları ile şüphelilerden ... adına tescilli olduğu, incelenen eşyalar üzerinde müştekiye ait marka, logo ve ibarelerin kullanılmadığı tespit edilmiştir. Şüpheli ... adına tescili yapılmış olan markaların yer aldığı 30. sınıf emtialardan pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar şikayetçinin sınıfında yer almamktadır. Ayrıca ... markası tanınmış marka değildir." yönünde tespit ve kanaat belirtildiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Soruşturma No-██████████ Karar No'lu dosyasında; " ... Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şüphelilerin işletmesinde kullandığı markaların ''...'' kısmının müştekiye ait marka ile işitsel anlamda benzerlik gösterse de görsel anlamda farklı olduğu, bu markaların tanınmış markalar olmadığı bunların yanında şüphelilerin işlettiği iş yerinde kullanılan markaların yine bu iş yeri ortaklarından olan şüpheli ... adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğu, şüphelilerin kullanımlarının bu tescilin kendilerine sağladığı hakka dayandığı, tescil edilmiş bir markanın kullanımı halinde Marka Hakkına Tecavüz suçunun varlığından bahsedilemeyeceği, yani bu suçun unsurları bakımından oluşmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; Şüpheliler hakkında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığımızca kamu adına KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA, ... " yönünde karar verildiğini, dolayısıyla iki rapor arasında çelişki bulunduğunu, -"... ..." markası ile davacının "..." markaları ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığından tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu yönündeki gerekçenin de yerinde olmadığını, "... ..." markası iki esaslı unsuru ile bir bütün olarak tanınmış bir isim ve şekil markası olduğunu, ... sözcüğünün markayı teşkil eden asıl ve ayırt edici unsur olduğunu, Davacı ... sözcüğünün ...'da dondurma anlamına geldiğini dolayısıyla yardımcı unsur olduğunu iddia etmiş ise de, İtalyanca bir kelimenin Türkiye vatandaşları tarafından bilinme ihtimali yüksek olmadığını, bu markalar tanınmış markalar olmadığı için tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali de bulunmadığını, -davacının markasının 35. sınıftaki mal ve hizmetleri ile "... ..." markasının 30. ve 43. sınıftaki mal ve hizmetleri aynı ve benzer olmadığını, Markanın tescil başvurusunun üzerine Türk Patent Enstitü'sünce başvuru incelemeye alındığını ve markanın 16.05.2018 tarihinde kısmi yayınına karar verilip ve marka tescil edildiğini, Davalı yanca markanın tescil edilmesine, kısmi yayınına herhangi bir itiraz söz konusu olmadığını, -Davalılar tarafından bir süre kullanılmış olan "... ..." markasının davalılardan ... adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olması nedeniyle davalıların kullanımlarının bu tescilin kendilerine sağladığı hakka dayanması ve tescil edilmiş bir markanın kullanımı halinde Marka Hakkına Tecavüzün varlığından bahsedilemeyeceğini, müvekkili ... adına 07.03.2018 tarihinde gerçekleştirilen ...numaralı başvurusu üzerine, Türk Patent ve Marka Kurumunca, “... ...” markası 12.09.2018 tarihinde 30 ve 43. Sınıftaki mal ve hizmet emtiaları bakımından müvekkili adına tescil edildiğini, Davacı taraf ile söz konusu soruşturma ve işbu davayla karşı karşıya gelmeleri nedeniyle de “... ...” markasını kullanmayı bırakıp, yine müvekkili ... adına tescilli olan “...... ...” markası kullanılmaya başlandığını, "marka hakkına tecavüz" durumunun da davada söz konusu olmadığı bu nedenle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ██████████ Soruşturma Numaralı dosyasında alınan bilirkişi raporunun ceza yargılamasının konusunu teşkil ettiğini, suçun ise 6769 sayılı SMK'nun ''Marka Hakkına Tecavüze İlişkin Cezai Hükümler'' başlıklı 30. maddesi olduğunu, bilirkişi raporunun sonuç kısmında ''her iki markanın tescil edildiği ve taraflar kendi markalarını kullandıklarından cezai bir eylem oluşmadığı'' vurgulandığını ancak markaların birbirine benzeyip benzemediği ya da tüketici nezdinde herhangi bir ayırt edicilik olup olmadığı irdelenmediğini, iş bu dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda açıkça; davalı markasında yer alan "..." ibaresinin ayırt edicilik sağlamaya yeterli olmadığı, her iki markanın da kelime unsurundan oluşmasının karıştırılma ihtimalini kuvvetlendirdiği, bu kapsamda hükümsüzlük koşullarının oluştuğu belirtildiğini, "..." kelimesinin Türkçe karşılığının dondurma anlamına geldiği, bu ilavenin korunması istenen mallar yönünden bir cins adı teşkil etmekle sektördeki herkesin kullanımına açık olduğu ve bu sebeple her iki markanın da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu nedenle istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, Davalı ... adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... “... ...” markasının 30 ve 43 nolu sınıflarda hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olup olmadığı ve tecavüz niteliğinde ise tecavüz fiillerinin durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davalı ... adına... tescil numaralı markanın █████/2018 tarihinden itibaren tescilli olduğu, Davacı adına .... tescil numaralı markanın █████/2016 tarihinden itibaren, .... tescil numaralı markanın █████/2017 tarihinden itibaren tescilli olduğu anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masasının ███████████ soruşturma sayılı yazısı ile ███████████ soruşturma üst dosya numarasını aldığı ve ███████████ soruşturma sayılı dosya hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği bildirilmiş, Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar suretinin gönderildiği görülmüştür. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosunun ██████████ soruşturma dosyası uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş, █████/2021 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişiler ..., ... ve ...'ın müşterek sundukları raporlarında özetle; ....tr alan adının 01.01.2023 tarihi itibariyle kayıtlı olmadığı tespit edildiği, bu nedenle ilgili web sitesi incelenemediği, sadece https://...sitesindeki 28.09.2020 tarihli arşiv kaydında bazı sayfalar incelendiği ve ... ... ibaresinin kullanımı tespit edildiği, E-tespit tutanakları ile sunulan görseller adres bilgisi bulunmadığından incelenmediği,, sadece ... yevmiye numaralı ve ... başvuru numaralı tutanaktaki görselde sosyal medya logosu (.... ve hesap adı (......) göründüğü için incelendiği ve https://www....com/... adresindeki hesabın kapatıldığı tespit edildiği, yerinde inceleme tarihi olan 23.11.2022 tarihinde bildirilen adreslerde gerçekleştirilen inceleme neticesinde, “... ...” ibareli bir kullanıma rastlanılmamış olması, kullanımların “...” şeklinde olması ve mevcut kullanımların davacı tescilli “...” markalarına benzerlik arz etmediği bu kapsamda mevcut kullanımlar bakımından marka hakkına ihlalin söz konusu olmadığı bildirilmiştir.Markanın hükümsüzlük halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi gereğince davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup tarafların markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, yapılan incelemede, Davalı ... adına... tescil numaralı markanın "... ..." ibareli markanın bulunduğu, davacı adına tescilli ... nolu 35 nolu sınıfta, ...nolu 43 nolu sınıfta numaralı "..." markasına benzerlik nedeniyle davanın açıldığı, taraf markalarındaki baskın ve ayırt edici unsurun davacı yönünden '' ...'' davalı yönünden ''..." ibaresi olduğu, şekil unsurundan ziyade kelime unsurunun baskın olduğu, markada öncelik ilkesi geçerli olup davacının tescilde önceye dayalı hak sahibi olduğu, kelimelerin aynı harflerden oluştuğu, okunuşlarının ayniyet derecesinde benzer olduğu, bütünsel olarak bakıldığında markaların görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, Davalının markasındaki ''...'' ibarelerinin tanımlayıcı ifade olmakla markaya ayırt edicilik kazandırmadığı ve davalının markasını davacı markasından farklılaştırmaya yeterli olmadığı, ''...'' ibaresinin bir anlamının olmadığı, yaygın kullanımın olmadığı, işitsel benzerliğin baskın olması karşısında iltibasın gerçekleştiği, tarafların markalarının 43. sınıflar yönünden aynı sınıflarda tescilli oldukları, ancak davacının 43. Sınıftaki tescilinin Geçici konaklama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma , sağlanması hizmetleri olup, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetlerinde tescilinin bulunmadığı, bu nedenle yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici konaklama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri bakmından hükümsüzlük koşullarının tescilde öncelik ve teklik ilkesi gereği davacının öncelik hakkı bulunması nedeniyle oluştuğu, bu kısım yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerekirken tüm sınıf yönünden hükümsüzlük kararı verilmesinin yerinde olmadığı, bu konudaki istinaf isteminin kısmen kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.30. Sınıf yönünden ise cafe olması nedeniyle bağlantılı iş kolunda oldukları,, aynı sınıf olan 30.sınıfta kullanılan tescilli markaların hitap ettiği ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığından ortalama tüketicinin dikkat seviyesi gözetildiğinde davalıya ait markayı davacının seri markalarından birisi olarak düşünebilecekleri, böylece markalar arasında ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, SMK'nın 6/1. maddesi gereğince hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu, bu konudaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Markaya tecavüz yönünden yapılan incelemede; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ██████████ Soruşturma Numaralı dosyasında alınan bilirkişi raporunun bu davada bağlayıcı nitelikte olmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki görsellerde davalının işyerindeki buzdolabında "... ...& ..." ibareli markasal kullanımının bulunduğu, ayrıca davalının lulugelato.com.tr internet sitesi arşiv kayıtlarında "... ..." şeklindeki kullanımı ve açıklamasının davacı markasına tecavüz teşkil ettiği, davalının internet sitesindeki kullanımlarına ve sosyal medya hesaplarındaki kullanımlarına dava açıldıktan sonra son verdiği, bu kısma ilişkin davacı taleplerinin konusuz kaldığı, davacı tarafça instagram hesabı yönünden de talepte bulunulmuşsa da, bu yönde bir ispatın dosya kapsamında bulunmadığı, davalı ... ibareli kullanımlarının davacı markasına tecavüz teşkil etmediği anlaşılmış, davalı tarafın tespit edilen ihlal fiilleri yönünden SMK 155. Madde gereğince kendi markasını savunma sebebi yapamayacağı kanaatine varılmıştır. Tüm nedenlerle davalılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../███████ tarih, 2020/... E., ███████ K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın kısmen kabulü ile; -Davalı ... adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ██████████ “... ...” markasının .... nolu sınıflarda HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,-Davalı ... adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ██████████ “... ...” markasının ... nolu sınıflarda yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici konaklama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri bakmından kısmen HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,-Davalıların eylemlerinin davacı adına tescilli marka hakkına Tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile tecavüz fiillerinin DURDURULMASINA, sonuçlarının ortadan KALDIRILMASINA,-Davalı işyeri buzdolabındaki "... ...& ..." ibaresinin silinmesine, davalının lulugelato.com.tr internet sitesindeki kullanımına ilişkin ref talebinin konusuz kalması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, -Davacı vekilinin fazlaya ilişkin talebinin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince marka hükümsüzlüğü davası ve markaya tecavüz davaları yönünden alınması gereken 732,00x2=1.464,00 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 1.409,6 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 5.250,00 TL bilirkişi ücreti, 604,25 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.970,85 TL'den kabul ret oranına göre 4.478,13-TL'sinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre marka hükümsüzlüğü davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre markanın kısmen hükümsüzlüğü yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre markaya tecavüzden kaynaklanan davanın kısmen reddi yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılardan tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 180,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.349,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026