Zincirleme trafik kazası sonucu araç değer kaybı ve mahrumiyet bedeli talebiyle açılan tazminat davasında asliye ticaret mahkemesinin görev alanı ve ticari dava niteliğinin yasal incelenmesi.
Özet: Bir trafik kazası sonrası aracında değer kaybı ve kullanım mahrumiyeti zararı oluşan davacının, sigorta tahkim komisyonu tarafından belirlenen değer kaybını yetersiz bularak bakiye zararlarının karşılanması talebiyle açtığı bu tazminat davasında, mahkeme öncelikle davanın ticari niteliği ve kendi görev alanı çerçevesinde yargı yetkisine ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri uyarınca detaylı bir inceleme yaparak, uyuşmazlığın ticari işletme esasına göre ticari dava sayılıp sayılmayacağını değerlendirmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.12.2024 günü saat 16.38’de meydana gelen zincirleme trafik kazasında, --------Ş. tarafından sigortalı--------- Şti. adına kayıtlı olup ---------- sevk ve idaresindeki ---------- plakalı aracın, müvekkiline ait olup seyir halinde bulunan --------- plaka sayılı araca çarpması, onun da önünde bulunan ---------- plaka sayılı araca çarpması sonucu müvekkilinin aracında hem önden hem de bilumum hasarlar meydana geldiğini, müvekkilinin aracından gelen değer kaybı yönünden Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu ve alınan bilirkişi raporu ve verilen kesin karar ile davalı tarafın %100 kusurlu olduğunu, sigorta poliçesi limiti gereği tahkimde 33.207,76 TL değer kaybına hükmedildiğini, tahkim dosyasındaki tespitlere itibarla müvekkilinin bakiye 26.792,24 TL tutarındaki değer kaybı zararı halen tazmin edilmediğini, bununla birlikte değer kaybının tahkimde düşük tespit edildiği ve 60.000 TL den fazla olduğunu belirterek, araç değer kaybı bedeli yönünden, yargılama sırasında bilirkişi raporuyla belirlendiğinde HMK m.107 uyarınca talep arttırım dilekçesi verilerek tamamlatılmak kaydıyla, araç mahrumiyet bedeli yönünden, yargılama sırasında bilirkişi raporuyla belirlendiğinde HMK m.107 uyarınca talep arttırım dilekçesi verilerek tamamlatılmak kaydıyla, belirsiz alacak davası olarak toplam 27.792,24 TL'nin davalıların sorumlulukları oranında, kaza tarihinden (13.12.2024) itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava trafik kazası neticesinde aracın hasara uğraması nedeniyle değer kaybı bedeli ve aracın kullanılamadığı döneme ilişkin araç mahrumiyet bedeli talebine yönelik maddi tazminat davasıdır. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nunda veya diğer kanunlarda, o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6102 sayılı TTK'nun 5. maddesi ile, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev sahası ticari davalar ile sınırlandırılmıştır.Hangi davaların ve işlerin ticari dava-iş olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde sayılmıştır. Ayrıca bazı davalara ve işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı özel kanunlar ile öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Borçlar Kanunu'nun 202 ve 203; 444 ve 447; 487-501; 515-519; 532-545; 547-554; 555-560; 561-580. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan davalar da ticari dava niteliğindedir. Bu ticari davalar mutlak ticari dava niteliğindedir.TTK'nun 19. madde hükmü uyarınca her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ticari davadır. Buna göre, davanın her iki tarafının tacir olması ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekir. Bu tür ticarî davalar nispi ticarî dava niteliğindedir.
Bu açıklamalara göre; dosyada davacının tacir araştırması için ilgili yerlere müzekkere yazılmış olup gelen müzekkere cevaplarına göre davacının tacir olmadığı, davacının aracının hususi olduğu, davanın TBK'nın haksız fiil hükümlerine göre açıldığı, davalıların haksız fiil faili ve işleten olduğu, davanın mutlak yada nispi ticari dava mahiyetinde olmadığı, uyuşmazlık bakımından genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacı tarafından açılan davanın MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
Davaya bakmaya ------------ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
6100 sayılı HMK'nın görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler kenar başlıklı 20/1.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde süresinde başvuru halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
6100 sayılı HMK'nın esastan sonuçlanmayan yargılama gideri kenar başlıklı 331/2. Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!