Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince incelenen, trafik kazası sonucu vefat eden murisin yakınlarının destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerinin, kusur ve sigorta sorumluluğu bağlamında değerlendirildiği istinaf kararı.
Özet: Bir trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin mirasçıları olan davacılar, kazada %100 kusurlu olduğunu öne sürdükleri sürücüden ve sigorta şirketinden, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat olarak toplam 1.750.000 TL manevi tazminat ile belirsiz alacak davası kapsamında maddi tazminat talep ederken; davalı sürücü kusursuzluğunu, müteveffanın kusurunu ve kask takmamasını iddia etmekte, davalı sigorta şirketi ise usulüne uygun başvuru yapılmadığı, dava şartı eksikliği, çocukların yaşları itibarıyla destekten yoksun kalamayacağı, poliçe limiti ve doğru hesaplama gibi çeşitli itirazlarla davanın reddini veya tazminatın sınırlandırılmasını talep etmektedir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: █████/2025
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACILAR : 1- ........
2- ........
3- ........
4- ........
VEKİLLERİ : Av..... Av.....
DAVALI : 1- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 2- ........
VEKİLLERİ : Av..... Av.....
DAVA : Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ : █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; davacıların, müteveffa ........’nın eşi ve çocukları olup, █████/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ........’nın, davalı ........’ın sevk ve idaresindeki ........ plakalı araçla çarpışması sonucu █████/2024’te vefat ettiğini, kazada davalı sürücünün %100 kusurlu bulunduğunu, olay nedeniyle Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ........ Esas sayılı dosyası ile soruşturma açıldığını, davalı ........ A.Ş.’ye █████/2024 tarihli noter ihtarnamesiyle başvuru yapıldığını ancak █████/2024 tarihine kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, Davacıların, murisin ölümünden dolayı destekten yoksun kaldıklarını, sosyal ve ekonomik yaşamlarının olumsuz etkilendiğini, eş ........ için şimdilik 200 TL, çocuklar ........, ........ ve ........ için ayrı ayrı 200 TL olmak üzere belirsiz alacak davası kapsamında maddi tazminat talep ettiklerini; ayrıca ........ için 1.000.000 TL, her bir çocuk için 250.000 TL olmak üzere toplam 1.750.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ........’dan tahsilini istediklerini, sigorta şirketinin ise poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulmasını talep ettiklerini, ayrıca, İİK m.257 gereği davalı ........’ın adına kayıtlı araç ve taşınmazlara ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir konulmasını, davalılar yönünden müştereken ve müteselsilen sorumluluğa hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmişlerdir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacıların, müteveffa ........’nın ölümü nedeniyle açtıkları tazminat davasında müvekkili ........ Şirketi’ne 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesi uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmadığını, eksik belgelerin (özellikle nüfus kayıt örneği) tamamlanmadığını, bu nedenle dava şartı noksanlığı bulunduğunu ve davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak, davacı çocukların yaşları itibarıyla destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacaklarını, Yargıtay içtihatlarına göre 25 yaş sınırının esas alınması gerektiğini, müvekkili şirketin Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereğince yalnızca sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kazada sigortalının kusurlu olmadığını, aksi halde kusur oranının Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi ve Karayolları Fen Heyeti tarafından belirlenmesi gerektiğini, ayrıca tazminat hesabının yalnızca aktüer uzmanı bilirkişilerce yapılması gerektiğini, 04.12.2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan genel şartlar uyarınca hesaplamalarda %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrüde düşülmediğini, bu nedenle faiz talebinin haksız olduğunu ifade etmiştir. SGK tarafından davacılara ödeme yapılmışsa bu miktarların tazminattan mahsup edilmesi, kazada birden fazla zarar gören bulunduğundan poliçe limiti dâhilinde garameten paylaşım (proporsiyon) uygulanması ve müterafik kusur tespiti halinde en az %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacılar tarafından, murisleri ........’nın █████/2024 tarihinde geçirdiği trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle müvekkili ........ ve ........ A.Ş. aleyhine açılan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasında müvekkilinin kazada kusuru bulunmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müteveffanın kavşakta dikkatli davranmayarak kendi kusuruyla kazaya sebep olduğunu, müteveffanın kavşakta tereddüt yaşayıp önce durduğu, ardından aniden hızlanarak müvekkilin aracına çarptığını, bu nedenle asli kusurun müteveffaya ait olduğunu, ayrıca müteveffanın elektrikli bisiklet kullandığını ve kask takmamasının Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesine aykırı olduğunu, bu durumun ölüm sonucuna doğrudan etkili olup illiyet bağını kestiğini, bu nedenle müvekkilinin ölüm neticesinden sorumlu tutulamayacağını, zarar görenin kusurlu davranışının zararı doğurduğunu, bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı talebinin hukuken mümkün olmadığını, her ne kadar kabul edilmemekle birlikte müvekkilinin kusurlu olduğu kabul edilse dahi müteveffanın kendi kusurunun zararı artırdığını, bu durumda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca ........ için talep edilen 1.000.000 TL ve diğer davacılar için ayrı ayrı 250.000 TL manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağını, tüm bu gerekçelerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ........'ın tam kusurlu olduğu, davalı ........ Şirketi'nin kazaya karışan ........ plakalı aracın ZMM sigortacısı olduğu, anılan yasal düzenlemelere istinaden davalıların oluşan zarardan sorumlu olduğu, kaza neticesinde destek ........'nın öldüğü, davacı ........'nın destek zararının 1.800.059,32 TL olduğu, davalı ........'ın oluşan bu zararın tamamından sorumlu olduğu, davacının poliçe limiti dahilinde davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tazminat tutarının ise 1.739.175,22 TL olduğu, sigorta şirketinin bu tutara kadar olan zarardan diğer davalı ile müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varıldığından davacı ........'nın maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK █████/2004, ██████-370 )
Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların müteveffa ile olan bağları, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
DAVACI ........'NIN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1.800.059,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ........ Şirketi'nin sorumluluğu 1.739.175,22 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ........ Şirketi yönünden █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ........ yönünden ise ölüm tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
DAVACI ........, DAVACI ........ VE DAVACI ........ (........) ...'NIN MADDİ TAZMİNAT DAVALARININ AYRI AYRI REDDİNE,
DAVACI ........'NIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'dan alınarak davacı ........'ya verilmesine,
DAVACI ........'UN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 250.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'dan alınarak davacı ........'a verilmesine,
DAVACI ........'NIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 250.0000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'dan alınarak davacı ........'ya verilmesine,
DAVACI ........ (........) ...'NIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 250.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'dan alınarak davacı ........ (........) ...'ya verilmesine," şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ........ Şirketi vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigorta şirketine Kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, bilirkişi tarafından Progresif Rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamanın Genel Şartlara aykırı olduğunu, bu doğrultuda yapılan ıslaha da itiraz ettiklerini, müterafik kusur durumunun araştırılması ve tespiti halinde hesaplanacak tazminattan en az %20 oranında tenzilat yapılması gerektiğini, davacı çocukların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacaklarını, davacı çocukların yaşı itibariyle destek alacaklısı olmadıklarını, müvekkili şirketin, sigortalısının kusuru ile 3.şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için aksi düşünülür ve başvuru konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilir ise; olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ölenden yaşarken destek alan herkesin destekten yoksun kalma nedeni ile tazminat almaya hak kazanabileceğini, sadece müteveffanın ölüm tarihinde çocuklarının yaşlarının 25'in üstünde olması hasebi ile dektekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağı yönündeki kanaatin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mütevefaanın çocukları olan müvekkillerinin babalarından halen destek gören kişiler olduklarını, bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatına da hak kazanacaklarını, ayrıca yerel mahkemece hesaplamalar düşük yapılmış olup müvekkillerinin kararda gösterilen miktarlardan daha fazla zararı bulunduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ tarafından alınması gereken harçların yatırılmaması nedeniyle Yerel Mahkemece █████/2025 tarihinde verilen ek karar doğrultusunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde verilen karar davacılar vekili ile davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davalının, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı itirazı;
2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.
Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".
HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,
2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup;
6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacının vekili aracılığıyla dava tarihinden önce davalıya başvuru dilekçesi ile başvurduğu, başvuru dilekçesinin tebliğine ilişkin posta alındısının dava dilekçesi ekinde sunulduğu, başvurunun davalı sigorta şirketine 01.11.2024 tarihinde tebliğ edildiği, anlaşılmakta olup, başvurudan sonra eldeki davanın açıldığı, görülmüştür.
Dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru yaptığı, davalı sigortanın talebi karşılamadığı, dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirilmiş olmakla, davalı vekilinin itirazı yerinde değildir.
2-Davalı sigortanın kusura itirazında;
█████/2024 tarihinde, davacıların desteği ........'nın sürücüsü olduğu elektrikli bisiklet ile dönel kavşak içerindeyken davalı ........'ın sürücüsü olduğu ........ plakalı araç ile çarpışması sonucu davacıların desteği ........'nın vefat ettiği trafik kazası meydana gelmiştir.
Mahkemece adli trafik bilirkişinden alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; ........ plakalı otomobil sürücüsü davalı ........'ın 2918 sayılı karayolları Trafik kanunu 57-B-6 Dönel kavşağa gelen sürücüler dõnel kavşak içindeki araçlara, ilk geçiş hakkını vermek zorundadır ve Aynı kanunun asli sürücü kusurlarından 84/h (kavşaklarda geçiş önceliğine uymama) kuralını ihlal ettiği, Elektrikli Bisiklet sürücüsü Müteveffa ........'nın bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinin olmadığı, görüşünün bildirildiği, bilirkişi raporunun dosya kapsamında bulunan görüntü izleme tutanağı incelenmek suretiyle denetime elverişli ve açıklayıcı şekilde hazırlandığı, raporun kaza tespit tutanağı, soruşturma safhasında trafik bilirkişinden alınan █████/2024 tarihli rapor, ceza yargılamasında ATK'dan alınan █████/2025 tarihli rapor ve olayla uyumlu olduğu, hükme esas alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddi gerekmiştir.
3-Müteveffanın çocuğu olan davacıların destek tazminatı talebini reddine yönelik itirazda;
Yargıtay yerleşik uygulamasına göre; erkek çocuklar için 18 yaş, kız çocukları için ise 22 yaşa kadar destek tazminatı hakkı ve hesaplanması kabul edilmektedir. Eğitim ve öğretimin devamı halinde ise bu süre 25 yaş ile sınırlıdır. Yani çocuklarda kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre, farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında esasen çalışmaya başlama yaşı olarak rüşt yaşı olan 18 yaş esas alınmaktadır. (Bkz. YARGITAY 17. Hukuk Dairesinin ██████████ ESAS, ██████████ KARAR sayılı ilamı ile aynı dairenin █████████ ESAS, █████████ KARAR sayılı ilamı)
Somut olayda, babaların vefat ettiği tarihte davacı ........'nın 33 yaşında, davacı ........'un 31 yaşında ve evli, davacı ........'nın 28 yaşında ve evli olduğu sabit olup, bu davacılar yönünden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmemesi doğrudur. İtirazlar yerinde değildir.
4-Davacı ........ ve davalı sigortanın aktüerya itirazında;
Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında
ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN █████/2020 TARİHLİ VE ███████ ESAS, ███████ SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN ███████ ESAS ,████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA GÖRE YAPILMASINA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN █████/2016 TARİHLİ ████████ ESAS ████████ KARAR VE ████████ ESAS VE ████████ SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;
09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve ███████ E., ███████ K. Sayılı iptal kararı ile KTK 90.maddesi; “Maddi ve manevi tazminat: (2) Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu 55.maddesi ise; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanır…” şeklinde düzenlenmiş olup, tazminat hesabına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi yargılaması tamamlanmış davalarla ilgili olup, mevcut davalar bakımından Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması geriye yürümezlik ilkesinin ihlal niteliğinde değildir.
TRH 2010 Tablosu ve %1,8 teknik faiz indirimi suretiyle hesaplama usulü ZMSS genel şartları ile getirilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği hesaplamada bu usulün uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Diğer taraftan Genel Şartların halen yürürlükte olduğu, iptal kararı ile sadece bazı maddelerinin iptal edildiği dikkate alınarak buna göre ZMSS genel şartlarında getirilen % 1,8 teknik faiz indirimi kısmının gerçek zarar ilkesine aykırı oluşu sebebiyle uygulanmaması gerekmektedir.
Yargıtay 17.HD. nin konuya ilişkin █████████ E. █████████ K. Sayılı 24.02.2021 tarihli güncel kararı uyarınca “Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” kararı ile
Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ██████████ esas, █████████ karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;
Destek alacağı hesaplanır iken desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması gerekir.
Bu kapsamda İDM ce yapılan hesaplama TRH 2010 tablosunun esas alınması , hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması suretiyle alınmış olup, itirazların reddi gerekmiştir.
Bunlar dışında, davalı sigorta vekilince müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği itirazında bulunulmuş ise de; mahkemece, hesaplanan maddi tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı anlaşıldığından, itiraz yersizdir.
Anlatılan nedenlerle, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacılar vekilinin ve davalı ........ Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin ve davalı ........ Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıların istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 2.928,00 TL (732,00x4) alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 2.461,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 466,40 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 118.803,06 TL harçtan peşin alınan 29.800,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 89.003,06 TL harç giderinin davalı ........ Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan masrafların kendileri üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. █████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!