Bankanın hileli mükerrer takip işlemleriyle icra satışından edindiği taşınmazın tapu iptali ve tescili talepli dava hakkında Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin gerekçeli kararı.
Özet: Bu dava, davacı şirketin, davalı bankanın daha önce başlatılan ve sonradan iptal edilen icra takiplerinden biri kapsamında, piyasa değerinin çok altında cebri icra yoluyla edindiği taşınmazın tapusunun iptali ve kendi adına tescili, aksi halde oluşan zararının tazmini talebine ilişkin olup; davacı, bankanın hileli ve mükerrer takip işlemleri yaptığını iddia ederken, davalı banka, alacak tahsilatlarının kredi sözleşmeleri, ipotek takibi ve temliklere dayanarak usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini, tüm tahsilatların bildirilerek mükerrerliğin önlendiğini ve zarara yol açan bir davranışının olmadığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
....
DAVA : Menfi Tespit / Bankacılık - Tapu İptali ve Tescil/Alacak
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARAR Y.TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Tapu İptali ve Tescil/Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusunu oluşturan taşınmazın .... parselde bulunan binanın ....no'lu bağımsız bölüm (dairenin) 02.12.2013 tarihinde piyasa değerinin çok altında icra satışı ile alacaklı ... A.Ş. tarafından satın alındığını, müvekkili şirketin ... A.Ş.'nin 10 yıl müddetince ticari müşterisi olduğunu 2012 yılında borca batıklığı ve mali acze düşmesi nedeniyle davalının nakit kredi alacağına ilişkin .... takip sayılı kambiyo senetlerine mahsus takip dosyasından toplam 804.148,78.-TL tutarlı takip başlatıldığını, bankaya verilen iki adet ipotek limitinin 690,000,00.-TL tutarlı olduğunu, davacı şirketin nakit kredi borcuna ilişkin ipoteğin paraya çevrilmesi dosyasından şirketin (merkez ofisini) taşınmazını 02.12.2013 tarihinde ihale ile 275.000,00.-TL bedelle sattırıp bankanın kendisinin satın aldığını, 25.06.2014 tarihinde ise 2. ipotek (daire) satışından 90.100.00.-TL daha ödeme yapıldığını, devamında davacı borçlu şirketin aynı takip borcunu ödenmesine ilişkin .... takip sayılı dosyasından ... A.Ş.'ye 585.000,00.-TL tutarlı temlik verildiği, bu temlik bedelini 22.07.2016 tarihinde tahsil ettiğini 19.06.2018 tarihinde aynı dosyadan icra müdürlüğünce fazladan 250.057.858.-TL daha ödeme yapıldığının sabit olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin her iki takip dosyasından yaptığı tahsilatlarını ██████████ takip sayılı kambiyo takip dosyasına 06.03.2018 tarihinde bildirdiğini, müvekkili şirket tarafından, ... A.Ş.'nin hukuka aykırı hileli mükerrer takip işlemleri nedeniyle,.... takip sayılı kambiyo takip dosyasının mükerrerliği nedeniyle iptalinin talep ve dava edildiğini, neticesinde ..... sayılı karar ile takibin iptaline karar verildiği beyanla, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile şirket adına kayıtlı .... nolu bağımsız bölüm hissesinin 3. kişilere satış ve devrinin önlenmesi için tedbir konulmasını veya davalıdır şerhi işlenmesini, taşınmazın davalı ... A.Ş. adına olan tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tescilini, bununda mümkün olmaması halinde zararının 1.681.400,00.-TL olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00.-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı-borçlu şirketle imzalanan genel kredi sözleşmeleri ve ek sözleşmelerine istinaden davacıya kullandırmış olduğu krediler nedeniyle davacı şirketten alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için iki adet takip başlatıldığını, ipotek takibi kapsamında .... nolu bağımsız bölüm 90.100-TL bedelle 3. kişiye, işbu davaya konu edilen .... nolu bağımsız bölüm 275.000-TL bedelle bankaya alacağa mahsuben ihale edildiğini, taşınmazın satışları ile karşılanamayan 324.900-TL için rehin açığı belgesi düzenlendiğini, müvekkili bankanın hem haciz nedeniyle hem de temlik nedeniyle .... sayılı dosyasında alacaklı olduğunu, bankaya temlik edilen icra dosyasından yapılan ödemeler temlik sözleşmesi nedeniyle yapılmış olduğunu, mahkeme kararları ile kesinleşmiş sıra cetveline dayanılarak garame usulü ile banka payına düşen tutarların ödendiğini, yapılan tüm tahsilatların tahsilde tekerrür etmemek üzere açılmış olan kambiyo takibi dosyasına bildirildiğini, davalı bankanın, cebri icra tehdidi altında 24.07.2020 tarihinde 377.100-TL'yi aslında alacaklı olduğu davacı-borçluya ödemek zorunda kaldığını beyanlarla, davanın reddini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
4. Uyuşmazlık; davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden davalının davacıya vermiş olduğu nakdi kredi alacaklarına ilişkin olarak .... takip sayılı dosyası ve kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile .... takip sayılı dosyası ile başlatılan icra takiplerinden ...sayılı kararı ile .... sayılı dosyasında başlatılan takibin iptal edilmesi nedeniyle bankaya ipotek olarak verilen 2 adet taşınmazdan açık arttırma yolu ile satılan ve davalı banka adına tapuya tescil dava konusu taşınmazın tapusunun iptaline ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, bankanın hukuka aykırı hileli davranışının bulunup bulunmadığı, bu satış nedeni ile davanın zararının doğup doğmadığı hususlarında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
5. .... sayılı dosyası
6. .... sayılı dosyası
7. .... sayılı kararı
8. Davaya konu taşınmaz değerinin belirlenmesi bakımından alınan bilirkişi raporu
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
9. Dava, tapu iptali ve tescil bu mümkün olmadığı taktirde zararın tazmini istemine ilişkindir.
10. Davacı yan, davalı banka ile akdetmiş oldukları kredi sözleşmesi uyarınca, kullanılan kredinin teminatı olarak iki taşınmazın ipotek olarak gösterildiğini, yine davalı bankaya kambiyo senedi verildiğini, temerrüt nedeni ile kredinin tahsiline yönelik davalı alacaklı banka tarafından hem ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip hem de kambiyo senedine dayalı olarak takip yapıldığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte taşınmazının alacağa mahsuben davalı bankaya satışının yapıldığını, ancak davalı bankanın hem ipoteğin paraya çevrilmesi hem de kambiyo senetlerine dayalı takip yapılmasından ötürü mükerrer olan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takibin iptal edildiğini ve kararın kesinleştiği, bu durumda tescilin yolsuz olduğu ve tapu iptali ile adına tescilini, bu istemin kabul edilmemesi halinde taşınmazın bugünkü satış değeri ile satış tarihindeki değer arasındaki fark kadar, yine taşınmazın kira gelirinden mahrum kalması nedeni ile uğradığı zarar ile taşınmazın tadilat ve onarımı gerektirmesi nedeni ile masraflar nedeni ile uğradığı zararların tazminini talep ve dava etmiştir.
11. Davacı yanın dava konusu etmiş olduğu hususa ilişkin olarak ispat yükü, davacı taraf üzerine düşmektedir. Bu anlamda ileri sürülen vakıaların ispatına yönelik olarak delillerini ortaya koymaları gerekmektedir.
12. Bu bakımdan öncelikle ispat yükü ve delil avansına yönelik açıklama yapmakta yarar görülmektedir.
13. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ( TMK ) 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.
14. 6100 sayılı HMK’nin “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi ise, “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
15. Görüldüğü gibi HMK'nin 190. maddesinin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir.
16. Maddenin ikinci fıkradasın ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir.
17. Uyuşmazlığın çözümünde ispat yükü kapsamında, ispat yüküne ilişkin masrafların neler olduğuna ilişkin yasal düzenleme ve ilkelerin de ortaya konulması gerekmektedir.
18. HMK'nin “delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesi “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” şeklindedir.
19. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama sistemine kazandırdığı müesseselerden ikisi, yargılama aşamasında yapılmasına ihtiyaç duyulacak işlemlere ilişkin harcamalar için öngörülen gider avansı ve delillerin toplanabilmesi için gereken delil avansıdır.
20. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun üçüncü kısmının "davanın açılması" başlıklı birinci bölümünde, dava dilekçesi içeriğine ilişkin düzenlemenin hemen ardında yer alan "harç ve gider avansının ödemesi" başlıklı 120. maddenin bir numaralı fıkrasında davacının, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Gider avansı kural olarak üç ana kalemden oluşur. Bunlar davanın başında, dilekçe ve eklerinin tebliği için gereken tebligat giderleri, yapılacak zorunlu yazışmalar için gerekli giderler ve yapılacak zorunlu harcamalar için alınacak ücretlerdir (....). Adalet Bakanlığınca her yıl "Gider Avansı Tarifesi" hazırlanarak yayımlanmaktadır. Yasal düzenlemede de belirtildiği gibi gider avansının sorumlusu davacıdır.
21. Gider avansından farklı olarak delil avansı ise delillerin ibrazı, ilgili yerlerden getirtilmesi, tanıkların (ve gerekirse bilirkişilerin ya da uzmanların) dinlenmesi için gerekli olan masrafların karşılanması için yatırılan paradır (Atalay, Pekcanıtez Usul, s. 2400). Delil avansı, o delille iddiasını ispatlayacak tarafça yatırılmalıdır. Ancak ilgilisinin bu gerekliliği yerine getirmemesi hâlinde, diğer taraf da delil avansını yatırabilir.
22. Gider avansı ile delil avansı arasındaki en önemli fark, gider avansının dava şartı olmasına rağmen delil avansının dava şartları arasında sayılmamış olmasıdır (HMK m.114/1-g). Bu bakımdan gider avansının yatırılmaması ya da yargılama süreci içinde tamamlanmaması hâlinde davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerekirken (HMK m.115), delil avansının yatırılmaması hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş kabul edilerek (HMK m.324/2), yargılamaya devam edilir ve o delille ispatlanacağı düşünülen vakıa ispatlanamamış sayılır. Böyle bir durumda hâkim, mevcut delil durumuna göre karar verir.
23. HMK’nin “Bilirkişi Gider ve Ücreti" başlıklı 283. maddesinde “(1) Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda,.... Bakanlığınca çıkarılacak ve her yıl güncellenecek olan tarife esas alınır." hükmü öngörülmüştür.
24. HMK’nin 323/1-e maddesinde de, tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve diğer giderlerin de yargılama giderleri içerisinde yer aldığı düzenlenmiştir.
25. HMK'nin 30/1. maddesi gereğince, hâkim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesi ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla da yükümlüdür. Mahkemece bilirkişi ücreti tayin ve takdir edilirken açıklanan maddelerde belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.
26. Somut olayda yukarıda (m. 10) davacı yanın talepleri belirtilmiş olup davacı yanın ileri sürmüş olduğu vakıaların değerlendirilmesi kapsamında (özellikle davacı şirketin tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere aleyhine girişilen takiplerin dayanağı olan genel kredi sözleşmesinden ötürü borçlu olup olmadığının belirlenmesi ile taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi kapsamında satılması tarihinde ve dava tarihinde davacı şirketin davalı bankaya borçlu olup olmadığı) ispat yükü kendi üzerlerine düşmekte olduğundan sözkonusu vakıların çözümünün hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği nazara alınarak davacıların delil olarak dayanmış olduğu bilirkişi incelemesi yapılması yönünde mahkememizce değerlendirme yapılmıştır.
27. Mahkememiz tarafından yapılan yargılamada 03.10.2024 tarihli celsede; taraflar arasında .... ve teminat sözleşmesi akdedilip akdedilmediği, takip konusu kredilerin hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığı (kullanılan her bir kredi bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi), kefaletin Sözleşme ve Yasa koşullarına uygun olup olmadığı (sözleşme tarihinde kefillerin eş rızalarının alınıp alınmadığı ya da kredi borçlusu şirketin ortağı olup olmadığı), gayri nakdi krediler yönünden kefilleri de kapsayıp kapsamadığı (buna ilişkin sözleşme hükümlerine yer vermek suretiyle), gayrinakdi kredilerden teminat mektuplarının nakde dönüştürülüp dönüştürülmediği, çekler yönünden garanti tutarının ödenip ödenmediği, dava tarihi itibariyle riski devam eden gayrinakdi kredinin bulunup bulunmadığı, muacceliyet ve temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği, her bir borçlu yönünden hangi tarihte gerçekleştiği (kat ihtarnamesinin kredi borçlusundan önce kefile tebliğ edilmiş olması halinde sözkonusu kefil yönünden temerrüdün oluştuğu tarih olarak takip tarihi, kredi borçlusu ile kefile aynı tarihte tebliğ yapılması halinde tebliğ tarihinin her iki borçlu yönünden de temerrüt tarihi olarak değerlendirilmesi), talep edilen akdi ve temerrüt faiz oranlarının Sözleşme, Kanun ve Bankacılık düzenlemelerine uygun olup olmadığı, değilse uygulanması gereken akdi ve temerrüt faizi oranı (takibe konu edilen....’de uygulanacak temerrüt faiz oranına ilişkin olarak bankaca kredinin muaccelliyet ya da temerrüt tarihindeki Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranı ya da o kredi için faiz oranlarından fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağı yönünde sözleşme hükmüne yer verilmiş olması halinde ve davacı banka tarafından KVKK hükümleri nazara alınarak fiilen (emsalleri) uygulanan kredi örneklerinin sunulmuş olması halinde dikkate alınarak temerrüt faiz oranının belirlenmesi), talep edilen asıl alacak, işlemiş faiz ve masrafların Kanun ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, davalı bankanın hem kambiyo senedine özgü takip, hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip tarihi, taşınmazın satış tarihi ve dava tarihi itibariyle asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının ne kadar olduğu, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler varsa takip tarihinde ve dava tarihinde alacak tutarının ne olduğu (davacı yanca yapılan ödemenin geri tahsil edilmiş olduğu miktar da dikkate alınarak” hususlarında, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
28. Bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansı bakımından ise uyuşmazlığın çözümünde bilgisine başvurulması gereken Bankacılık Uzmanı ve bir Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi/bilirkişiler için 5.000,00.-TL'den 10.000,00.-TL delil avansının 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için davacı şirket yetkilisine, █████/2024 tarihli celsenin 3/b numaralı ara kararında sonuçları da açıklanmak suretiyle usulüne uygun şekilde ihtarat yapılmıştır.
29. Davacı yanın ileri sürdüğü vakıaların belirlenmesi bakımından ve yine muhtemel davacı yanın zararının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli olup davacı taraf, iddiasını ispat etmek için gerekli delil avansına ilişkin masrafları yapmak zorundadırlar.
30. Ancak bu ihtara rağmen davacı yan, yasal süresi içerisinde bilirkişi inceleme gideri olan delil avansını yatırmamıştır.
31. Delil avansı ve bunun yatırılmasına ilişkin usul ve esaslar HMK m. 324 hükmünde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca, taraflardan her biri ikametini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
32. █████/2025 tarihli celsede davacı yanın delil avansını yatırmayacaklarını beyan etmesi üzerine bu defa davalı yana gerekli delil avansını yatırmak isteyip istedikleri sorulmuş, davalı vekili yatırmayacakları yönünde beyanda bulunmuştur.
33. Davacının ileri sürdüğü vakıaların ancak teknik bilirkişi incelemesi (Bankacılık hususunda) ile tespit edilebilir olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf, yasal süresi içerisinde bilirkişi inceleme giderini karşılamadığından bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır. Bilirkişi incelemesi yapılmadan mevcut deliller ile ileri sürülen vakıaların ispat edilip edilemeyeceği değerlendirildiğinde ise sözkonusu delillerin, davalı banka adına tapuya tescil dava konusu taşınmazın tapusunun iptaline ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, bankanın hukuka aykırı hileli davranışının bulunup bulunmadığı, davalı bankanın hem kambiyo senedine özgü takip, hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip tarihi, taşınmazın satış tarihi ve dava tarihi itibariyle asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının ne kadar olduğu, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler varsa takip tarihinde ve dava tarihinde alacak tutarının ne olduğu hususlarının tespit edilemediği, dosyada mevcut bilgi belgelerin yeterli olmadığı ve davacı yanın iddialarını ispat edemediğinin kabulü gerekmiştir.
34. Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, verilen kesin mehile rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmaması ve tüm dosya içeriğine göre; davacı tarafın talep ettiği, şirket adına kayıtlı ..... adresinde bulunan taşınmazın davalı ... A.Ş. adına olan tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tescili, bununda mümkün olmaması halinde uğramış olduğu zararlarının tazmini taleplerinin yerinde olup olmadığı ancak yapılacak bilirkişi incelemesi ile anlaşabileceğinden, bilirkişi inceleme gideri yatırılmadığından, dosyadaki mevcut delillerin de yeterli görülmediğinden, ispat edilemediği anlaşılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
VI-HÜKÜM
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın, peşin alınan 27.921,71.-TL harçtan düşümü fazla alınan 27.306,31‬.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
3-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
4-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Dair davacı şirket yetkilisinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
....
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!