Konya BAM 3. Hukuk Dairesinin trafik kazası kaynaklı ölüm ve cismani zarar tazminatı davasında tarafların iddia ve savunmaları ile ilk derece mahkemesi kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı, 05/08/2023 tarihinde davalı sürücünün dur levhasına uymayarak kavşağa hızla girip sola dönüş yaparken motosikletine çarpması sonucu ağır yaralandığı kaza nedeniyle, geçici ve sürekli iş göremezlik, tedavi, bakıcı giderleri gibi maddi tazminat kalemlerinin yanı sıra 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar, davanın usulden reddi, zamanaşımı, davacının müterafik kusuru ve bazı giderlerin teminat dışı olduğu savunmalarıyla taleplerin reddini istemiş; ilk derece mahkemesi ise haksız fiil sonucu sürekli iş göremezlik oranının %35.2 olduğunu tespit etmiştir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: █████/2025NUMARASI : ... Esas ... KararDAVACI : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av.....DAVALI : 1- ....... DAVALI : 2- ........ VEKİLLERİ : Av..... Av.....DAVALI : 3- ........ DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ : █████/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2023 tarihinde saat 7:30 sıralarında davalı sürücü ........ sevk ve idaresindeki davalı ........ adına kayıtlı ........ Plakalı araç, ........ Yolu istikametinden ........ Caddesi'ni takiben ........ sokak istikametine kavşak içerisinde sola dönüş yapmak istediği sırada kendisine dur levhası olduğu olduğu halde hızlı bir şekilde kavşağa giriş yapmış ve trafik kurallarını ihlal ederek müvekkili ........ ile onun kullanmakta olduğu ........'e sağ tarafı ile çarptığını, çarpmanın etkisiyle müvekkili ağır şekilde yaralandığını, bu kazanı oluşumunda Sürücü ........'ın 2918 Sayılı KTK’nın 47/1-C kuralını ihlal ettiğini, müvekkili ........’in herhangi bir kural ihlalinin olmadığı kaza tespit tutanağı ile tespit edildiğini, dolayısıyla meydana gelen kazada müvekkiline atfıkabil bir kusur bulunmayıp tüm sorumluluğun karşı tarafa ait olduğunu beyanla; Davalı ........ hakkında öncelikle; ihtiyati haciz /tedbir kararı verilerek adına kayıtlı bulunan ........ plakalı araçla başkaca araç ve taşınmaz var ise üzerine "teminatsız ihtiyati haciz", bu taleplerinin kabul görmemesi halinde cebri satışlara da engel olacak nitelikte "teminatsız ihtiyati tedbir" şerhinin konulmasına, dava konusu trafik kazası nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve harca esas değer belirlendiği zaman harcını tamamlamak kaydıyla, maddi tazminat türlerini bilirkişi incelemesi sonucunda artırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak; 25 TL geçici tam iş göremezlik tazminatı, 25 TL fiziksel ve psikolojik psikiatrik kalıcı maluliyeti için sürekli iş göremezlik tazminatı, 25 TL tedavi giderleri, 25TL bakıcı giderleri olmak üzere toplamda 100 TL maddi tazminatın, davalı ........ ve ........ için kaza tarihi olan 05.08.2023 tarihinden, davalı sigorta şirketi için sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) tahsili ile müvekkile verilmesine, müvekkili için 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ........ ve ........'tan kaza tarihi olan 05.08.2023 tarihinden itibaren işleyeme başlayan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine, (Sigorta şirketi hariç olmak üzere) yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, maluliyet oranı tespiti kaza tarihinde yürülükte olan mevzuat hükümlerine göre yapılması gerektiğini, müvekkili ........'nın sorumluluğu kusur oranı ile sınırlı olduğundan müvekkilinin mesuliyeti hasebi ile davacı tarafça ileri sürülen kusurlu halleri ve kusur oranını kabul etmediklerini, sigortalı'ya ait ........ plakalı araç davaya konu kazada kusursuz olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin olayda hiç bir sorumluluğu bulunmadığını, geçici iş göremezlik zararı, geçici bakıcı gideri, rapor /cenaze ve defin / ulaşım / yemek giderlerinin tazmini yönündeki talepler teminat dışında olduğunu, davacı yönünden müterafik kusur durumu olduğunu, davacının tüm talepleri zamanaşıma uğramış olup davanın reddi gerektiğini, müvekkili ........ başvuru tarihinde temerrüde düşmediğini, dava haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, davacının avans faizi talebi haksız olduğunu beyanla; Davacının haksız davasının öncelikle zamanaşımı ve dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Maddi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada;Meydana gelen haksız fiil sebebiyle Sürekli iş göremezlik oranının % 35.2 olduğu, iyileşme sürecinin 3 ayı bulabileceği, bakıcıya ihtiyaç duyduğu sürenin 1 ay olduğu, fatura edilemeyen tedavi giderinin 3.000,00 TL olacağı davacının meydana gelen trafik kazasında davacının kusurunun bulunmadığı, davalı sürücü ........'ın ise yüzde yüz (%100) oranında kusurunun bulunduğu, davacının bu geçici maluliyet dönemi sebebiyle 2.069.991,50 TL bedensel bağlamda maddi zarara uğradığı, ilgili maddi zarardan ilgili maddi zarardan davalı gerçek kişinin sürücü sıfatıyla davalı sigorta şirketinin ise poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu değerlendirilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Manevi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada;Davacının meydana gelen haksız fiile tali bağlamda kusurunun bulunduğu ve geçici iş göremezlik halinin bulunduğu, meydana gelen olay sebebiyle davacının çekmiş olduğu elem ve ıstırabın oranı, davacının yaşı, paranın alım gücü, tarafların gelir durumu, hakkaniyet ilkesi ve beraber değerlendirildiğinde davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Arabuluculuk Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirmede;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 5/A; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu madde 97'de yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle KTK madde 97 ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-18; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.Davanın KABULÜ ile;Davacının bedensel zararı sebebiyle belirlenen 2.069.991,50 TL'nin kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,Manevi tazminat talebinin kabulü ile; 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olayın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davanın reddinin gerektiğini, rapor hazırlanırken maddi sebeplerin eksiksiz olarak tespit edilmediğini, bilirkişi kurulunun kaza krokisini dahi görmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu taslak halinde hükme esas teşkil edemeyecek nitelikte bir rapor hazırladığını, müvekkiline atfedilen kusur hatalı olup yeniden yapılacak bir keşif ve dosyaya kazandırılacak bilirkişi raporu ile maddi gerçeğin ortaya çıkacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; müvekkiline bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarının fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, kazanın oluş şekli ve maddi vakıalar dikkate alınarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsünün kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına, kusur raporu ve beyanları doğrultusunda davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece yazılı şekilde verilen karar, davalı ........ tarafından kusura ve manevi tazminat miktarına yönelik olarak istinaf edilmiştir.-Kusura Yönelik İtirazın İncelenmesinde;05.08.2023 tarihinde, davacı sürücü Bünyamin Mülayim'in sürücüsü olduğu, tescilsiz mobilet ile davalı ........'ye ait, sürücüsü davalı ........ olan ........ plakalı, minibüsün çarpması neticesinde, yaralanma ve maddi hasar ile sonuçlanan dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir.Mahkemece Karayolları Fen Heyetinde görevli bilirkişilerden alınan 11.08.2025 tarihli raporda,Davalı sürücü ........'ın; yönetimindeki araç ile seyir halinde iken dikkatli ve tedbirli davranmamakla, bölünmüş yolu takiben geldiği olay yeri dönüş adalı kavşağa giriş yaparak sola dönüş manevrası ile kavşak depolama alanına geldiğinde depolama alınanda seyir yönüne hitaben bulunan “DUR” trafik işaret levhasının verdiği mesaj doğrultusunda kavşak depolama alanında mutlaka durması, sağından anayolu takiben yaklaşan taşıt trafiğini dikkatle kontrol etmesi, yaklaşan araçların hız ve mesafesini dikkate alması ve ilk geçiş hakkını sağından anayolu takiben yaklaşan araçlara vermesi gerekirken, aksine kavşak depolama alanında durmaksızın seyrine devam etmekle, böylelikle tamamen dikkatsiz ve tedbirsizce karşı taraftaki Badem Yağı Sokağa giriş yapmak istediği sırada sağından anayolu takiben gelen ve emniyetle durdurulamayacak kadar yakın mesafede bulunan davacı sürücü yönetimindeki mobiletin seyir şeridini kapatarak bu aracın, yönetimindeki minibüsün sağ yan kesimine çarpmasına sebebiyet vermekle, kavşaklarda ilk geçiş hakkına riayet etmemekle, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47. Maddesi (c) bendi, 57. Maddesi (a ve b-5) bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davranışları nedeniyle, adı geçen Kanun’un 84. Maddesinde sayılan asli kusurlu hallerden “doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmakla ve kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” gerekçesi ile meydana gelen olayda tamamen kusurlu olduğu, davacı mobilet sürücünün kusurunun bulunmadığı, kanaatinin bildirildiği görülmüştür.Raporun, kaza tespit tutanağı ve dosyada bulunan diğer raporun da değerlendirilmek suretiyle, denetime elverişli ve açıklayıcı şekilde hazırlandığı, raporun, kaza tespit tutanağı, █████/2024 tarihli kusur raporu ve olayla uyumlu olduğu, hükme esas alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddi gerekmiştir.-Davalının Manevi Tazminat miktarına itirazında;Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre,Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK █████/2004, ██████-370)Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, kusur durumu, davacıda kaza nedeniyle yüzünde estetik ameliyatla giderilemeyecek derecede yara oluşması, kalıcı sakatlığının %34 oranında olduğu, iyileşmesinin 3 ayı bulabileceği hususları ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının FAZLA OLMADIĞI kanaatine varıldığından itirazın reddi gerekmiştir.Anlatılan nedenlerle, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İlk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 148.232,12 TL harçtan peşin alınan 37.058,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 111.174,09 TL harç giderinin davalı ........'tan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, HMK'nun 361. maddesi gereğince; davalı ........ yönünden kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davalılar ve davacı yönünden KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026 .....Başkan... e-imzalı.....Üye... e-imzalı .....Üye... e-imzalı .....Katip... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.