Danıştay 13. Dairenin, rekabet ihlali soruşturmasında taahhüt sunma talebinin reddi ve ilgili tebliğdeki süre ile idareye takdir yetkisi veren hükümlerin hukuka uygunluğunun değerlendirildiği içtihat.
Özet: Bir şirket, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunu ihlal ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Rekabet Kurumu tarafından taahhüt sunma talebinin hukuki dayanağı olmayan gerekçelerle reddedilmesi kararının iptalini ve ayrıca, taahhüt taleplerinin soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde sunulması zorunluluğu ile Kuruma sınırsız takdir yetkisi tanıyan ilgili tebliğ hükümlerinin kanunilik, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptallerini talep etmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
DAVACI : ... Türkiye Gıda Sanayi A.Ş.
VEKİLLERİ : Av...., Av. ... Av. ...
DAVALI : ... Kurumu
VEKİLLERİ : Av. ..., Av....
DAVANIN KONUSU : Davacı şirketin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla yürütülen soruşturma kapsamında taahhüt sunma talebinin reddine ilişkin Rekabet Kurulu (Kurul) kararına karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında yapılan itirazın reddine dair ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile █████/2021 tarih ve 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Önaraştırmalarda ve Soruşturmalarda Sunulacak Taahhütlere İlişkin Tebliğ”in (Tebliğ No: 2021/2) 5. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt talepleri dikkate alınmaz.” ve 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) ve gerekli gördüğü diğer hususları (...)” ifadelerinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Kurul kararına yönelik olarak, taahhüt sunma talebinin reddinin hukuki dayanağının bulunmadığı, soyut gerekçelere dayandığı, açık ve ağır ihlaller dışında Kurulun taahhüt sunma başvurusunu reddetmeye dair kanuni bir dayanağının bulunmadığı, taahhüt sunma talebinin kabulünden sonra gerçekleşecek olan taahhüt görüşmelerinde teşebbüsler tarafından sunulacak olan çözümlerin rekabet sorunlarını gideremeyeceğine kanaat getirilirse söz konusu taahhütlerin Kurul tarafından reddedilebileceği, Kurul kararının gerekçesinde yer alan "Nestle'nin pazardaki konumu" ibaresiyle ne kastedildiğinin, müşteri ve bölge kısıtlamasına ilişkin ayrı bir taahhüt değerlendirmesi yapılmasının ne şekilde taahhüt mekanizmasından beklenilen usuli faydayı sağlamayacağının ve Kurulun şimdiye dek aksi yönde verdiği diğer kararlardan ne şekilde farklılık arz ettiğinin anlaşılmadığı, somut olaya benzer nitelikteki yeniden satış fiyatının tespiti (YSFT) ve diğer dikey ihlallerin birlikte olduğu 40 dosyada, diğer ihlaller açısından taahhhüt talebinin kabul edilip YSFT açısından uzlaşma veya soruşturma ile devam edilmişken, objektif ve somut bir şekilde gerekçelendirilmeden Kurul tarafından farklı muamelede bulunulduğu; dava konusu Tebliğ'de yer alan ifadelere yönelik olarak, 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinde taahhüt sunma talebine ilişkin süre bakımından hiçbir sınırlama getirilmezken ilgili Tebliğ hükmüyle böyle bir sınırlama getirildiği, açık ve ağır ihlaller dışında taahhüt taleplerinin reddine imkan getiren "gerekli gördüğü diğer hususlar" ifadesinin davalı idareye sınırsız bir takdir yetkisi verdiği, bu durumun kanunilik, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, dava açma süresinin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılan başvuruya verilen yanıttan sonra yeniden başlamayacağı, taahhüt başvurusunun reddine ilişkin Kurul kararının ara karar niteliğinde olduğu, nihai karar niteliğinde olmayan idari işlemin kesin bir hal almadığı ve yürütülebilir nitelikte olmadığı, teşebbüsler hakkında olası icrai sonuçların ancak gerekçeli Kurul kararı ile ortaya çıkacağı; dava konusu Tebliğ'de yer alan düzenlemelere yönelik olarak, taahhüt müessesesinin amacının ihlal kararlarına kıyasen hızlı ve daha az maliyetli bir çözüm getirmek olduğu, ancak rekabete aykırı olabilecek konuların çeşitliliği, mevzuata uygun olan veya olmayan davranışlar arasında ayrımda yaşanabilecek güçlüklerin varlığı nedeniyle taahhüt müessesesi bakımından Kurulun takdir yetkisinin bulunması gerektiği, 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrasında; "kanaat getirirse", "karar verebilir" gibi bu takdir yetkisine işaret eden düzenlemelerin bulunduğu, takdir yetkisi açısından Kurulun dikkate alacağı unsurlardan diğerinin ise taahhüt sunma talebinin zamanlaması, bir diğerinin ise incelemeye konu rekabet sorunlarının taahhüt mekanizmasıyla giderilmeye elverişliliği meselesi olduğu, ayrıca incelemede yer alan taraf sayısı, emsal karar oluşturma isteği, caydırıcılık gibi unsurların da takdir yetkisi açısından önem arz ettiği; dava konusu Kurul kararına yönelik olarak, davacının bölge ve müşteri kısıtlamasını içeren fiilleri yanında YSFT niteliğinde de eylemi bulunduğu, soruşturma sürecinin YSFT açısından işletildiği bir süreçte diğer eylemlerin taahhüt mekanizmasıyla çözülmesinin davacı yönünden usuli bir kazanım sağlamayacağı ileri sürülmüştür.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Tebliğ'in 5. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt talepleri dikkate alınmaz.” düzenlemesinin, taahhüt metninin incelenmesi noktasında da etkili olabilecek taahhüdün sunulma zamanına yönelik getirilmesi zorunlu bir düzenleme olduğu, nitekim 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrasının gerekçesinde taahhütlerin zamanlamasının da değerlendirileceğinin düzenlendiği, bu nedenle 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrası ile taahhüt sunma taleplerinin reddine yönelik olarak davalı idareye verilen yetkinin sınırlarını aşan nitelikte bir düzenleme olmadığı, üç aylık sürenin ise taahhüt müessesesinin işleyişi açısından ölçülü bir süre olduğu, bu kısım yönünden davanın reddi gerektiği;
Tebliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) ve gerekli gördüğü diğer hususları (...)” düzenlemesinin, 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrası ile taahhüt sunma taleplerinin reddine yönelik olarak davalı idareye verilen yetkinin sınırlarının öngörülemez şekilde aşılmasına neden olacak şekilde geniş bir düzenleme olduğu anlaşıldığından, iptalinin gerektiği;
Tebliğin 6. maddesinin 1. fıkrası dayanak alınarak tesis edilen, dava konusu ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının müşteri ve bölge kısıtlamasına ilişkin taahhüt sunma talebinin reddine ilişkin kısmının, dayanak hüküm iptal edildiğinden dolayı iptalinin gerektiği, bununla birlikte YSFT fiili açık ve ağır ihlal kapsamında olduğundan, dava konusu Kurul kararının yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin taahhüt sunma talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI NAZMİYE ...İN DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı şirket tarafından, Rekabet Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararı ile █████/2021 tarih ve 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Önaraştırmalarda ve Soruşturmalarda Sunulacak Taahhütlere İlişkin Tebliğ”in (Tebliğ No: 2021/2) 5/1. maddesinde geçen “soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt talepleri dikkate alınmaz” ve 6/1 maddesinde geçen “ve gerekli gördüğü diğer hususları” ifadelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.", 2. maddesinde; "Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.
" düzenlemeleri yer almaktadır.
Kanunun "Soruşturmaya Başlanması, Taahhüt ve Uzlaşma" başlıklı 43. maddesinde ise; "(Değişik birinci cümle : 2/7/2005-5388/5 md.) Soruşturma yapılmasına karar verildiği takdirde Kurul ilgili daire başkanının gözetiminde soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirler. Soruşturma en geç 6 ay içinde tamamlanır. Gerekli görüldüğü hallerde bir defaya mahsus olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek süre verilebilir.
(Değişik ikinci fıkra:23/5/2024-7511/4 md.) Kurul, başlattığı soruşturmaları soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir. Kurul, bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara gönderir.
(Değişik üçüncü fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Yürütülmekte olan bir önaraştırma yada soruşturma sürecinde 4 üncü veya 6 ncı madde kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabilir. Kurul söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verebilir. Rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlallerle ilgili olarak taahhüt kabul edilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından çıkarılan tebliğ ile belirlenir.
(Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Kurul, üçüncü fıkraya göre bir karar verdikten sonra
aşağıdaki hallerde tekrar soruşturma açabilir:
a) Kararın alınmasına temel teşkil eden herhangi bir unsurda esaslı değişiklik olması,
b) İlgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin verdikleri taahhütlere aykırı davranmaları,
c) Kararın taraflarca sunulan eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgiye dayanılarak verilmiş olması.
(Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Soruşturmaya başlanmasından sonra Kurul, ilgililerin talebi üzerine veya resen, soruşturma sürecinin hızlı bitirilmesinden doğacak usuli faydaları ve ihlalin varlığına veya kapsamına ilişkin görüş farklılıklarını göz önüne alarak uzlaşma usulünü başlatabilir. Kurul, hakkında soruşturma başlatılan ve ihlalin varlığı ile kapsamını kabul eden teşebbüs veya teşebbüs birlikleri ile soruşturma raporunun tebliğine kadar uzlaşabilir.
(Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Bu çerçevede Kurul, hakkında soruşturma açılan taraflara, ihlalin varlığını ve kapsamını kabul ettikleri bir uzlaşma metni sunmaları için kesin bir süre verir. Verilen süre geçirildikten sonra yapılan bildirimler dikkate alınmaz. İhlal tespitinin ve idari para cezasının yer aldığı bir nihai kararla soruşturma sonlandırılır.
(Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Uzlaşma usulü sonucunda idari para cezasında yüzde yirmi beşe kadar indirim uygulanabilir. Bu madde uyarınca idari para cezası tutarlarında indirim uygulanmış olması 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında indirim yapılmasına engel teşkil etmez.
(Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Sürecin uzlaşma ile neticelenmesi halinde, idarpara cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususlar uzlaşmanın taraflarınca dava konusu yapılamaz.
(Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Uzlaşmaya ilişkin diğer usul ve esaslar Kurul tarafından çıkarılan yönetmelik ile belirlenir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle Hakim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Önaraştırmalarda ve Soruşturmalarda Sunulacak Taahütlere İlişkin Tebliğ'in; 1. maddesinde; " (1) Bu Tebliğin amacı; yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinde 7/███████ tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü veya 6 ncı maddesi kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulmasına, sunulan taahhütlerin Rekabet Kurulu tarafından ilgili teşebbüs ve teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirilmesine ve izlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.", 2. maddesinde; " (1) Bu Tebliğ; açık ve ağır ihlaller hariç olmak üzere, 4054 sayılı Kanunun 4 üncü veya 6 ncı maddesi kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüslerce ya da teşebbüs birliklerince sunulan taahhütleri kapsamaktadır.", 3. maddesinde; "(1) Bu Tebliğ, 4054 sayılı Kanunun 27 nci ve 43 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", 4. maddesinde; " (1) Bu Tebliğin uygulanmasında; a) Açık ve ağır ihlaller: Bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabeti doğrudan ya da dolaylı olarak engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan;
1) Rakip teşebbüsler arasında fiyat tespiti, müşterilerin, sağlayıcıların, bölgelerin ya da ticaret kanallarının paylaşılması, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, ihalelerde danışıklı hareket, gelecekte uygulanması planlanan fiyat, üretim ya da satış miktarı gibi rekabete duyarlı bilgilerin paylaşılması,
2) Üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler arası ilişkide alıcının sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesi,
konularında gerçekleşen anlaşma ve/veya uyumlu eylemler ile bu konulara ilişkin teşebbüs birliği karar ve eylemlerini,
b) Davranışsal taahhüt: Pazarın yapısında değişikliğe yol açmadan ilgili tarafın piyasa davranışlarını düzenlemeye yönelik taahhütleri, ...
ğ) Yapısal taahhüt: Pazarın yapısında değişikliğe yol açan ve ilgili tarafa belirli faaliyetlerini yahut ortaklık paylarını ya da mal varlıklarını devretmesi gibi yükümlülükler getiren taahhütleri, ifade eder." düzenlemeleri getirilmiştir.
Dava konusu edilen 5. maddesinde; " (1) Haklarında yürütülen bir incelemeye taahhütle son verilmesini isteyen taraflar, önaraştırma veya soruşturma sürecinde taahhüt sunma talebinde bulunabilirler. Soruşturma sürecindeki taahhüt sunma talepleri Kanunun 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yapılan soruşturma bildiriminin tebliğinden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt sunma talepleri dikkate alınmaz.
(2) Taraflar, taahhüt sunma taleplerini yazılı şekilde Kuruma ileterek taahhüt sürecini başlatır." kuralı, 6. maddesinde ise; " (1) Tarafların taahhüt sunma taleplerini Kuruma iletmelerinin ardından Kurul ilgili anlaşma, karar veya uygulamanın açık ve ağır ihlal niteliğini ve gerekli gördüğü diğer hususları değerlendirerek taahhüt görüşmelerinin başlatılmasına ya da taahhüt sunma talebinin reddine ve taahhüt sürecinin sonlandırılmasına karar verir.
(2) Tarafların taahhüt sunma talebinde bulundukları aşamada, inceleme konusu rekabet sorunlarının yeterli açıklıkta ortaya konamamış olması ve daha detaylı araştırmaya ihtiyaç duyulması halinde Kurul birinci fıkra kapsamında vereceği kararı erteleyebilir. Bu durumun önaraştırmada söz konusu olması halinde ilgili kararın verilmesi soruşturma sürecine bırakılabilir.
(3) Taahhüt görüşmeleri sırasında başka teşebbüslere, teşebbüs birliklerine ve kişilere ilişkin ticari sırlar ve gizli bilgiler hariç olmak üzere, inceleme konusu rekabet sorunları taahhüt sunacak taraflara açıklanır ve sorunların tespitine dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler taraflara sunulur. Kanunun 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında taraflara soruşturma bildirimi yapılmış ise sorunların tespitine dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler taraflara ayrıca sunulmayabilir.
(4) Görüşmeler sözlü veya yazılı olarak gerçekleştirilebilir. Sözlü olarak gerçekleştirilen görüşmeler, görüşmelere katılanlarca mutabık kalınan bir tutanak ile kayıt altına alınır." kuralı getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davalı Rekabet Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararıyla davacı şirket hakkında 4054 sayılı Kanunun 4. maddesini ihlal yönünden aynı Kanunun 41/1 maddesi uyarınca soruşturma başlatıldığı, soruşturmaya ilişkin bildirimin davacı şirkete ... tarih ve ... sayılı yazı ile █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı şirket tarafından Kurum kayıtlarına █████/2023 tarihinde giren dilekçeleriyle "Taahüt Sunma Talebinde" bulunulduğu, konunun Kurul'un █████/2023 tarihli gündeminde görüşüldüğü ve talebin reddine karar verilerek davacı vekiline █████/2023 tarihinde UETS aracılığı ile bildirildiği (Tebliğ; █████/2023), davacı şirket tarafından █████/2023 tarihli dilekçe ile İYUK'nun 11. maddesi uyarınca kararın yeniden gözden geçirilmesinin istenildiği, Kurul'un █████/2023 tarihli gündeminde yeni bir işlem yapılmasına gerek olmadığı yolunda ...sayılı kararın alındığı ve davacı vekiline █████/2023 tarihinde UETS aracılığıyla bildirildiği (Tebliğ; █████/2023), Kurul kararının gerekçelerini belirten işlemin ise davacılara ...tarihli ... sayılı işlemle aynı tarihte UETS ile bildirildiği ve █████/2023 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine █████/2024 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın; Taahhüt Tebliğinin 5. ve 6. maddeleri yönünden incelenmesi;
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 43/3 maddesinde; yürütülmekte olan bir önaraştırma yada soruşturma sürecinde kanunun 4 üncü veya 6 ncı maddesi kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabileceği, Kurul'un, söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verebileceği, yani taahhüt kararı alabileceği, rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlallerle ilgili olarak taahhüt kabul edilmeyeceği, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Kurul tarafından çıkarılan tebliğ ile belirleneceği belirtilmiştir.
Kanunun yukarıda bahsi geçen 43. maddesi kapsamından, Kanunun 4. maddesinde düzenlenen, rekabeti engelleyici, bozucu ve sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar ile 6. maddesinde düzenlenen, bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışları ile kötüye kullanmasının hukuka aykırı olduğu belirtilip yasaklanmış olduğu, bu sorunların giderilmesine yönelik olarak, bu eylemler nedeniyle haklarında önaraştırma ya da soruşturma başlatılan ilgili teşebbüsün konuyla ilgili taahhüt sunabileceği, Kurulca eğer bu yol ile soruşturma konusu sorunların giderilebileceği kanaatine varılır ise taahhüt kararı alınabileceği ve bu yolla soruşturmaların sona erebileceği anlaşılmaktadır. Ancak rakip firmalar arasında fiyat tespiti, bölge ve müşteri paylaşımı, arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlal durumları için taahhüt kabul edilmeyeceği görülmektedir.
Madde de konuya ilişkin usul ve esasların tebliğ ile düzenlenmesi için Kurul'a yetki verildiği de açıktır. Bu nedenle yasanın verdiği yetkiye dayanılarak yapılan düzenlemede yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Taahhüt mekanizmasında; haklarında inceleme/soruşturma yürütülen firmaların gönüllü olarak sundukları taahhütler neticesinde haklarında bir ihlal kararı alınmadan rekabet sorunlarının giderilmesi ve incelemenin/soruşturmanın bu şekilde sonlandırılması yoluyla usul ekonomisi hedeflenmektedir. Taahhüt mekanizmasıyla olası anti-rekabetçi zararlar çok fazla büyümeden daha etkili çözümler ile bertaraf edilebilmesi imkanı getirilmektedir. Taahhüt kararlarıyla rekabete ilişkin bazı sorunların varlığına hükmedildiği ve akabinde yürütülen soruşturmaya son verildiği, teşebbüs hakkında herhangi bir ihlal tespiti yapılmadığı, ihlal kararı alınmadığı gibi herhangi bir yükümlülük ya da yaptırım kararı alınmamakta ve teşebbüs tarafından bazı yükümlülükler ve tedbirler gönüllü olarak sunulmaktadır. Yasa da belirtildiği üzere rakip firmalar arasında fiyat tespiti, bölge ve müşteri paylaşımı, arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlal durumları için taahhüt kabul edilmeyeceği de açıktır.
Kurul'un taahhüt kararını vermede dikkate aldığı konulardan başlıcası talebin zamanlaması olup taahhüt mekanizmasındaki ana unsurlardan birisi usul ekonomisi olduğundan bu yönde fayda sağlamayacak taahhüt başvurusun kabulünün bir anlamı olmayacağından zamanlama açısından geç kalınmamış, incelemenin başlarında yapılan başvurunun değerlendirilme olasılığının daha yüksek olması da kaçınılmazdır. Bir başka kriter ise incelemeye/ soruşturmaya konu olan rekabet hukukuna ilişkin sorunların taahhüt mekanizmasına elverişli konu olup olmadığıdır. Bütün bu hususları Kurul değerlendirerek taahhüt başvurusu hakkında karar vereceğinden, Tebliğ hükümleri ile Kurul'a verilen değerlendirmeye ilişkin takdir hakkında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı şirket; ”Tebliğin 5/1 maddesinde geçen, “soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt talepleri dikkate alınmaz” ve 6/1 maddesinde geçen “ve gerekli gördüğü diğer hususları" ibarelerinin yasaya ve hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürmekte ise de; yukarıda değinildiği gibi rekabet hukukunun dinamik yapısı ve uygulama alanının genişliği, bu alana tabî teşebbüslerin kendi aralarında yapabilecekleri anlaşmaların çeşitliliği ve rekabet kurallarının ve eylemlerinin tasnifinin zorluğu gibi nedenlerle mevzuatın düzenlenmesinde rekabet otoritelerine takdir hakkı verilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle iptali istenilen düzenlemede yer alan “soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt talepleri dikkate alınmaz” “ve gerekli gördüğü diğer hususları" yolundaki ibarede üst mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davanın; davacı şirket hakkındaki, Rekabet Kurulunun... tarih ve...sayılı kararı yönünden incelenmesi;
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı şirket distribütörlerinin yeniden satış fiyatını belirlediği, distribütörlerine bölge ve müşteri kısıtı getirdiği, bazı distribütörlerin aralarında rekabeti engelleyecek şekilde ortak fiyat, asgari fiyat ve iskonto oranları belirlediği iddiaları üzerine 4054 sayılı Kanunun 4. maddesinin ihlalinden bahisle Kanunun 40. maddesi uyarınca önaraştırma başlatıldığı, düzenlenen rapor sonucunda Kurul'un ... tarihli ve... sayılı kararı ile distribütör firma hakkında, ... sayılı kararı ile davacı şirket hakkında soruşturma açılmasına karar verildiği, soruşturma sürecinde davacı şirketin distribütörlerinin, yeniden satış fiyatını belirlediği, distribütörlerine bölge ve müşteri kısıtı getirdiği iddialarına yönelik olarak yaptığı taahhüt sunma başvurusunun reddedilmesi üzerine İYUK 'nun 11. maddesi uyarınca yapılan başvurusunun da kabul edilmediği görülmektedir.
Dava konusu edilen işlemde , soruşturma dosyası kapsamına göre, davacı şirketin alt pazarda faaliyet gösteren distribütörlerinin yeniden satış fiyatı belirlemek ve distribütörlerinin belirli bir bölgeye ve müşteri gurubuna yapacağı hem aktif hem de pasif satışları kısıtlamak suretiyle Kanunun 4. maddesini ihlal ettikleri şüphesinin doğduğu, bu durumun açık ve ağır ihlal kapsamına girdiği, dosya konusu rekabet sorunlarının sadece bir kısmı ile ilgili taahhüt mekanizmasının işletilmesinin usul ekonomisi açısından faydalı olamayacağı gibi beklenen rekabetçi faydayı da sağlamayacağı gerekçeleriyle talep reddedilmiştir.
Davalı idareye yukarıda değinilen mevzuat ve ikincil mevzuat uyarınca verilen takdir hakkı ve soruşturma sonucunda elde edilen ağır ihlal şüphesi nedeniyle tesis edilen işlemde de mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen █████/2025 tarihinde, davacı vekilleri Av. ..., Av...., Av....'ın ve davalı idare vekilleri Av. ..., Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı şirketin distribütörlerinin yeniden satış fiyatını belirlediği, distribütörlerine bölge ve müşteri kısıtı getirdiği ve ilgili distribütörlerin aralarında rekabeti engelleyecek şekilde ortak fiyat, asgari fiyat ve iskonto oranları belirlediği iddiaları üzerine davacı ve şikayet edilen distribütörler hakkında 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal ettikleri iddiası ile ilgili olarak... tarih ve... sayılı Kurul kararıyla önaraştırma açılmasına karar verilmiş, önaraştırma döneminde gerçekleştirilen yerinde incelemeler ve araştırmalar sonucunda oluşturulan önaraştırma raporunun değerlendirilmesi üzerine davacının distribütörlerinin yeniden satış fiyatını belirlemek ve distribütörlerine bölge ve müşteri kısıtı getirmek suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiği iddialarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla davacı hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiş,... tarihinde davacıya soruşturma bildirimi yapılmış, █████/2023 tarihinde davacı tarafından söz konusu iddialar ile ilgili endişeleri bertaraf etmek amacıyla taahhüt sunma talebinde bulunulmuştur.... tarih ve ...sayılı Kurul kararıyla, davacının taahhüt sunma talebinin reddine karar verilmiş, █████/2023 tarihinde ilgili Kurul kararını tebliğ alan davacı tarafından █████/2023 tarihinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca başvuruda bulunulmuştur....tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla, YSFT ağır ve açık ihlal kapsamına girdiğinden taahhüt talebinin reddedilmesi gerektiği, dosya konusu rekabet sorunlarının sadece bir kısmı ile ilgili taahhüt mekanizmasını işletilmesinin beklenen usuli faydayı sağlamayacağı, davacının pazardaki konumu da dikkate alındığında, bu hususun taahhüt yönteminden beklenen rekabetçi faydaları da kısıtlayacağı, bu sebeple soruşturma konusu iddialar ile bağlantılı endişeleri bertaraf etmek için sunulabilecek taahhüdün, taahhüt yönteminden beklenen faydayı sağlayamayacağından bahisle davacının başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bunun üzerine,... tarih ve... sayılı Kurul kararının, 2021/2 sayılı Tebliğ'in 5. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt talepleri dikkate alınmaz.” ve 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) ve gerekli gördüğü diğer hususları (...)” ifadelerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin usule yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Soruşturmaya Başlanması, Taahhüt ve Uzlaşma" başlıklı 43. maddesinin 3. fıkrasında; "Yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinde 4 üncü veya 6 ncı madde kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabilir. Kurul söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verebilir. Rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlallerle ilgili olarak taahhüt kabul edilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından çıkarılan tebliğ ile belirlenir." kuralına yer verilmiştir.
2021/2 sayılı Tebliğ'in "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Tebliğ açık ve ağır hariç olmak üzere, 4054 sayılı Kanunun 4 üncü veya 6 ncı madde kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince sunulan taahhütleri kapsamaktadır.", "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "Bu Tebliğin uygulanmasında; a) Açık ve ağır ihlaller: Bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabeti doğrudan ya da dolaylı olarak engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan; 1) Rakip teşebbüsler arasında fiyat tespiti, müşterilerin, sağlayıcıların, bölgelerin ya da ticaret kanallarının paylaşılması, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, ihalelerde danışıklı hareket, gelecekte uygulanması planlanan fiyat, üretim ya da satış miktarı gibi rekabete duyarlı bilgilerin paylaşılması, 2) Üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler arası ilişkide alıcının sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesi, konularında gerçekleşen anlaşma ve/veya uyumlu eylemler ile bu konulara ilişkin teşebbüs birliği karar ve eylemlerini, (...) ifade eder.", "Taahhüt sürecinin başlatılması" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, "Haklarında yürütülen bir incelemeye taahhütle son verilmesini isteyen taraflar, önaraştırma veya soruşturma sürecinde taahhüt sunma talebinde bulunabilirler. Soruşturma sürecindeki taahhüt sunma talepleri Kanunun 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yapılan soruşturma bildiriminin tebliğinden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt sunma talepleri dikkate alınmaz.", "Taahhüt görüşmeleri" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "Tarafların taahhüt sunma taleplerini Kuruma iletmelerinin ardından Kurul ilgili anlaşma, karar veya uygulamanın açık ve ağır ihlal niteliğini ve gerekli gördüğü diğer hususları değerlendirerek taahhüt görüşmelerinin başlatılmasına ya da taahhüt sunma talebinin reddine ve taahhüt sürecinin sonlandırılmasına karar verir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava Konusu Tebliğ Düzenlemelerinin İncelenmesi:
Sözlük anlamı ile "düzenli hale koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren norm olarak tanımlanmaktadır. (ÖZAY İl Han, Günışığında Yönetim, 2017, İstanbul, s. 426)
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idari işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar getirmiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur.
Kurallar hiyerarşisinde anayasal ve yasal düzenlemelerden sonra gelen idari düzenlemeler bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve kanun hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu kanun hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. Diğer yandan, kurallar hiyerarşisindeki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir. Anılan sistemde bir üst kural bir alt kurala oranla daha genel ve soyut ifadeler taşımakta, bir alt kural ise daha özel ve somut ifadelerle bir üst kuralın ne amaçla getirildiğini somut olarak ortaya koymaktadır. Türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, kanunlarla getirilen düzenlemeleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı da idare hukukunun en temel ilkelerindendir.
Bu durumda, iptali istenilen Tebliğ düzenlemelerinin 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin taahhüt müessesine ilişkin 3. fıkrasıyla getirilen düzenlemeleri aşıp aşmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Tebliğ'in 5. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt talepleri dikkate alınmaz.” düzenlemesinin incelenmesi:
4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrasında, Kurulun yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinde teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince sunulan taahhütlerin rekabet sorunlarını giderilebileceğine kanaat getirmesi halinde bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verebileceği düzenlenmiştir.
Kanun'da taahhütlerin sunulması açısından süre yönünden önaraştırma ya da soruşturma süreci işaret edilmiş ise de taahhüt müessesesiyle soruşturmanın uzun bir sürece yayılmadan sonuçlandırılarak hem davacı hem de davalı idare açısından doğabilecek usuli faydaların sağlanmasının amaçlandığı, tüm delillerin toplanarak soruşturmanın sonucuna yaklaşıldığı bir dönemde sunulacak taahhüdün; kanun koyucu tarafından öngörülen usuli faydayı sağlamayacağı, aynı zamanda rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirilmesi ihtimalini de büyük oranda ortadan kaldıracağı açıktır.
Nitekim, 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrasının gerekçesinde, sunulan taahhütlerin sadece yeterliliğinin değil zamanlamasının da Kurul tarafından inceleneceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, taahhüdün rekabet sorunlarını giderip gideremeyeceğine yönelik kanaati etkileyebilecek nitelikte bir etkisi olan "taahhüt başvurusu sunulma zamanının" Tebliğ'in 5. maddesinin 1. fıkrasıyla soruşturma bildiriminden itibaren belirli bir süreyle sınırlandırılmasının 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesiyle getirilen taahhüt müessesesine ilişkin kurallara aykırı olmadığı, Kanun'la getirilen yetkinin sınırlarının aşılmadığı, kanun koyucunun amacı da dikkate alındığında taahhüt kurumunun işleyişi açısından da gerekli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bununla birlikte, soruşturma bildiriminden itibaren getirilen 3 aylık sürenin taahhüdün rekabetçi sorunların giderilmesinde soruşturma sürecine nazaran daha hızlı çözümler getirmeyi amaçlayan bir kurum olduğu, taahhüt sunma talebinin kabulünden sonra gerçekleşebilecek olan taahhüt görüşmeleri, taahhüt metni sunulması, taahhüdün değerlendirilmesi, 3. kişilerin görüşlerinin alınması, belirlenen sürede taahhütte değişiklik yapılması gibi süreçler ve bu süreçlerin toplam işlem tesis etme süresine etkisi de dikkate alındığında ölçülü bir süre olduğu anlaşılmaktadır.
Tebliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) ve gerekli gördüğü diğer hususları (...)” düzenlemesinin incelenmesi:
4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrası, teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince sunulan taahhütlerin rekabet sorunlarını giderilebileceğine kanaat getirilmesi halinde bu taahhütlerin ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirilerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verilebileceğini, açık ve ağır ihlallerle ilgili olarak taahhüt kabul edilemeyeceğini düzenlemiştir.
Davacı tarafından, Kanun'un sunulan taahhütlerin değerlendirilmesine yönelik Kurula takdir yetkisi tanıdığı, açık ve ağır ihlallere yönelik taahhütler dışında taahhüt sunma taleplerinin reddedilemeyeceği ileri sürülmekteyken davalı idarece, Kanun maddesinin taahhütlerin değerlendirilmesine ilişkin 2. cümlesinin sonunda yer alan "verebilir" ifadesinin taahhütlerin değerlendirilmesi noktasında rekabet sorunlarının giderilebileceğine Kurul tarafından kanaat getirilse dahi taahhüdün reddedilebileceği şeklinde Kurula bir takdir yetkisi verdiği, dolayısıyla taahhüt sunma taleplerinin reddi hususunda da Kanun tarafından verilmiş bir takdir yetkisinin bulunduğu savunulmaktadır.
4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrasında 2. cümlesinin sonunda yer alan "verebilir" ifadesi cümlenin başında yer alan Kurulun söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirmesi ihtimalini işaret eden bir ifade olmakla birlikte ilgili Kanun hükmünde açık ve ağır ihlallere yönelik taahhüt verilmesi hali dışında gerekli görülen hallerde taahhüt sunma taleplerinin reddine yönelik Kurula takdir yetkisi veren bir düzenlemenin bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrasının gerekçesinde, mehaz Avrupa Birliği mevzuatında yer alan taahhüt müessesesinin Türk Rekabet Hukuku mevzuatına ve uygulamasına kazandırıldığı belirtilmiştir. Mehaz Avrupa Birliği mevzuatına taahhüt müessesinin kazandırıldığı 1/2003 sayılı Tüzük'ün gerekçesinin 13. paragrafında Avrupa Birliği Komisyonu'na para cezasına hükmetmeye niyetlendiği durumlarda taahhüt yönteminin uygulanmasının uygun olmadığı belirtilmiştir. Nitekim, taahhüt müessesesinin geleceğe yönelik rekabetçi kaygıların giderilmesine yönelik getirilen bir kurum olduğu gözetildiğinde, geçmişe yönelik rekabet ihlaline yol açan davranışların cezalandırılması noktasında taahhüt kurumu elverişli bir aygıt olmayacaktır.
Bu noktada, 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrası uyarınca sunulacak olan taahhüte konu fiillerin, geleceğe yönelik rekabet kaygılarını gidermeye elverişli olmayan davranışlar olduğunun taahhüt sunulmasına gerek olmaksızın açık olduğu durumlarda, söz konusu davranış açık ve ağır ihlal olarak Tebliğ'de tanımlanan fiiller kapsamında olmasa dahi taahhüt sunma talebinin reddedilmesi mümkündür. Aksi bir yorum, açık ve ağır ihlal olarak nitelendirilen fiillerde olduğu gibi geleceğe yönelik rekabet kaygılarını gidermeye elverişli olmayan davranışlar söz konusu olduğunda, daha sonra sunulan taahhüde yönelik yapılacak değerlendirmede rekabetçi sorunların giderilmesine kanaat getirilmesi imkanı olmamasına rağmen taahhüt kurumunun gereği olan usul ekonomisine aykırı olacak şekilde taahhüt görüşmelerinde bulunulması ve taahhüt metni sunulması aşamalarına geçilmesi, böylelikle gereksiz zaman ve emek kaybının doğması sonuçlarını doğuracaktır.
Ayrıca davacı tarafından "gerekli gördüğü diğer hususları" ifadesinin idareye sınırsız bir takdir yetkisi tanıdığı, hukuki belirlilik ve öngörülebilirliğe aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, Kurul tarafından "gerekli gördüğü diğer hususlar" ifadesiyle kendisine tanınan takdir yetkisinin 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrasının açıklanan sınırları içerisinde kullanılacağı, bu sınırlar dışında kullanılması halinde tesis edilecek olan işlemlerin yargı denetimine tabi olduğu açık olduğundan, Tebliğ düzenlemesi dayanağı Kanun hükmüyle beraber değerlendirildiğinde idareye sınırsız bir takdir yetkisi tanımadığı anlaşılmaktadır.
Dava Konusu Kurul Kararının İncelenmesi:
Dava konusu Kurul kararıyla, YSFT fiili açısından anılan fiil ağır ve açık ihlal kapsamına girdiğinden taahhüt sunma talebi reddedilmekle birlikte, bölge ve müşteri kısıtlaması fiilleri açısından, dosya konusu rekabet sorunlarının sadece bir kısmı ile ilgili taahhüt mekanizmasını işletilmesinin beklenen usuli faydayı sağlamayacağı, davacının pazardaki konumu da dikkate alındığında, bu hususun taahhüt yönteminden beklenen rekabetçi faydaları da kısıtlayacağı, bu sebeple soruşturma konusu iddialar ile bağlantılı endişeleri bertaraf etmek için sunulabilecek taahhüdün, taahhüt yönteminden beklenen faydayı sağlayamayacağından bahisle taahhüt sunma talebi reddedilmiştir.
4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 3. fıkrasında tadadi olarak sayılan açık ve ağır ihlaller, Tebliğ'in 4. maddesinde de tanımlanmış ve YSFT açık ve ağır ihlal olarak nitelendirilmiştir. Dolayısıyla dava konusu Kurul kararının YSFT'ye ilişkin taahhüt sunma talebinin reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kurul, bölge ve müşteri kısıtlaması fiilleri açısından ise, işlemin sebep unsurunu rekabet sorunlarının sadece bir kısmı ile ilgili taahhüt mekanizmasını işletilmesinin beklenen usuli faydayı sağlamayacağı ve davacının pazardaki konumu ile açıklamış ise de, Tebliğ düzenlemesi kapsamında açık ve ağır ihlal kapsamında olmadığı anlaşılan bölge ve müşteri kısıtlaması fiillerine yönelik olarak taahhüt sunma talebinin reddinin taahhüt müessesesinin işleyişi açısından beklenen usuli faydayı neden sağlamadığının ve davacının pazardaki konumunun bu duruma etkisinin ortaya koyulamadığı, nitekim Kurulun istikrar kazanmış uygulamasında açık ve ağır ihlal kapsamında olan ve olmayan fiillerin birlikte taahhüt başvurusuna konu olduğu birçok başvuruda, rekabet sorunlarının sadece bir kısmı ile ilgili taahhüt mekanizmasını işletilmesinin beklenen usuli faydayı sağlamayacağı değerlendirmesi yapılmaksızın söz konusu fiiller ayrıştırılarak inceleme yapıldığı anlaşıldığından, hukuki öngörülebilirlik ve idari istikrar ilkelerine aykırı olacak şekilde belirsiz olan dava konusu Kurul kararının bölge ve müşteri kısıtlaması fiillerine ilişkin taahhüt sunma talebinin reddine ilişkin kısmının sebep unsurunda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, davalı idarece, soruşturma sürecinin tamamen işletildiği bir süreçte birtakım teşebbüs eylemlerinin taahhüt mekanizması yoluyla çözülmesinde usuli bir kazanımının bulunmadığı ileri sürülmüşse de, somut olay özelinde usuli bir kazanımın neden ortaya çıkmadığının ortaya koyulmadığı, nitekim gerçekleştirilen soruşturma sonucunda 4054 sayılı Kanun'un ihlal edildiğine karar verilmesi ihtimalinde verilecek olan idari para cezasının miktarının tayini noktasında taahhüt mekanizması işletilmeyen fiilin de değerlendirileceği gözetildiğinde, birtakım teşebbüs eylemlerinin taahhüt mekanizması yoluyla çözülmesinin davacı açısından bir usuli kazanım doğurmayacağından bahsetmenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu... tarih ve... sayılı Kurul kararının müşteri ve bölge kısıtlamasına ilişkin taahhüt sunma talebinin reddine ilişkin kısmının İPTALİNE,
2. 2021/2 sayılı Tebliğ'in 5. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) soruşturma bildiriminden itibaren üç ay içinde Kuruma iletilir. Bu süre geçtikten sonra Kuruma iletilen taahhüt talepleri dikkate alınmaz.” ve 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen “(...) ve gerekli gördüğü diğer hususları (...)” ifadeleri ve dava konusu ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin taahhüt sunma talebinin reddine ilişkin kısım yönünden ise davanın REDDİNE;
3. Dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan ...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, ...-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,█████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!