Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında trafik kazası sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde, itiraz hakem heyetinin tarafların kusur oranlarına dair denetime elverişli bilirkişi raporu almadan eksik inceleme ile karar vermesi.
Özet: Bu yargı kararı, bir trafik kazasında yaralanan motosiklet sürücüsünün, karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı aleyhine açtığı sürekli iş göremezlik tazminatı davasıyla ilgilidir; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından usulden reddedilen talep, itiraz üzerine kabul edilerek davacı lehine tazminata hükmedilmiş; davalı sigorta şirketinin temyizi üzerine ise yüksek mahkeme, hakem heyetinin kaza tespit tutanağına dayanarak kusur belirlemesi yapmasını eksik bulmuş, olayın oluş şekline uygun, denetime elverişli ve ayrıntılı bir kusur raporu alınmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığını belirterek, kusur oranlarının tespiti için daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
4. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : ████████ D. İş, ████████ Karar
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan motosiklet ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin çarpışması sonucunda 13.05.2022 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı sürücünün kusurlu olduğunu, davacının maluliyet oranının %6 olduğunu, tazminatın ödenmesi için sigorta şirketine başvuru yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce davalıya usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, sigortalının kusursuz olduğunu, başvurunun öncelikle esastan reddini aksi halde kusura ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemerinin takılı olmaması sebebiyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, hesaplama yapılacak ise TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, davalının ancak yasal faizden sorumlu olduğunu, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya verilen kesin sürede maluliyet raporunu ve gerekli evrakları sunmadığından bahisle davacının talebinin usulden karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazının kabulü ile davacının talebinin kısmen kabulüne ve 449.866,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 02.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalıya usulüne uygun alınmış maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığını, davalıya yapılan başvurunun usulüne uygun olmadığını ve tamamlanmaz dava şartı olduğundan davanın reddi gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını, maluliyet raporunun davacının ikametine en yakın yerden alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne verilen kusur oranının fahiş olduğunu, kaza tespit tutanağı, ifadeler ve kamera görüntülerine göre sigortalının kusursuz olduğunu, sorumluluğun sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, taraflara atfı kabil kusur oranlarının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğini, hesaplama yapılacak ise %1,8 teknik faize göre hesaplamanın yapılması gerektiğini, davacıya verilen vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan motosiklet ile davacının sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı motosiklet sürücüsünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, kaza tespit tutanağının düzenlendiği, buna göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün ve dava dışı araç sürücüsünün kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, hakem heyetince taraflara atfı kabil kusur oranlarının tespitine yönelik kusur raporu alınmadığı, kaza tespit tutanağı hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Olayın meydana geliş şekline uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli kusur raporu alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Şu halde; İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası ve tüm evraklar dosya arasında alınarak, tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2.Dosyanın incelenmesinde; davacının yaralandığı ve %6 maluliyet oranına sahip olduğu iddiasına dayalı olarak işbu davanın açıldığı, davalının maluliyet oranına yönelik itirazı olduğu, tahkimce davacının maluliyetinin tespitine yönelik yeniden rapor alındığı, alınan raporda davacının maluliyet oranının %8 olarak tespit edildiği ve tazminat hesaplamasının %8 maluliyet oranı üzerinden yapıldığı görülmüştür. Davacı tarafça iddia ve talep olunan %6 maluliyet oranı üzerinden tazminat hesabı yapılması gerekirken %8 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılması ve buna göre düzenlenen raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Şu halde, İtiraz Hakem Heyetince davacı tarafça iddia ve talep olunan %6 maluliyet oranı üzerinden tazminat hesabı yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3.Bozma nedenine ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2.Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,16.02.2026 tarihinde Üye ...'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun, ilamın (2) numaralı bendinde belirtilen; davacının dava dilekçesinde %6 maluliyet oranına dayandığı, bu nedenle %8 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılmasının bozma nedeni sayılması gerektiği yönündeki görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
1.Davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak" ve davasını "belirsiz alacak davası" (HMK m. 107) olarak açtığını beyan etmiştir. Belirsiz alacak davasının temel amacı, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının veya tam değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin imkansız olduğu durumlarda davacının hak kaybını önlemektir. Trafik kazasından kaynaklanan maluliyet tazminatları, mahiyeti gereği teknik bilirkişi incelemesi ve sağlık kurulu raporu ile netleşen, yargılama aşamasında belirlenebilen alacaklardır.
2. Davacının dava açmadan önce sigorta şirketine %6 oranında bir raporla başvurmuş olması, kendisini bu oranla süresiz olarak bağlı kılmaz. Söz konusu başvuru, 2918 sayılı KTK m. 97 uyarınca dava ön şartını yerine getirmeye yönelik bir usuli işlemdir. Yargılama sırasında İtiraz Hakem Heyeti tarafından alınan ve denetime elverişli olan yeni raporla maluliyetin %8 olduğunun tespit edilmesi, ortada daha fazla bir zararın (maddi gerçek) olduğunu ortaya koymuştur.
3.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen "Taleple Bağlılık İlkesi", davacının talep ettiği sonuç (nihai tazminat miktarı) ile ilgilidir; davacının başlangıçta tahmin ettiği maluliyet oranı ile ilgili değildir. Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak gerçek zararın tazminini istemiştir. Maddi hukuktaki "zararın tam olarak tazmini" ilkesi gereği, davacının iradesinin gerçek zararın giderilmesi yönünde olduğu kuşkusuzdur. Başlangıçta sunulan %6’lık raporun bir feragat niteliği taşımadığı, aksine yargılama aşamasında belirlenen %8’lik gerçek maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılmasının usul ve yasaya (HMK m.107) daha uygun olduğu kanaatindeyim.
Açıklanan nedenlerle, sayın çoğunluğun (2) numaralı bozma kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!