İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan, ayıplı ahşap ev teslimi üzerine 600.000 TL tazminat talep edilen davanın ticari niteliğinin incelenmesi.
Özet: Mahkemeye sunulan bu hukuki evrak, davacının hizmet sözleşmesi kapsamında anlaşılan ahşap evin taahhüt edildiği gibi tamamlanmaması, ayıplı ve eksik bırakılması nedeniyle ortaya çıkan 600.000 TL artı KDV tutarındaki tadilat masrafları, ticari faiz, yargılama ve avukatlık giderlerinin davalıdan tahsilini talep ettiği alacak davasını konu alırken, davalı tarafın savunma sunmadığı ve mahkemenin öncelikle davanın ticari niteliği ile görevli olup olmadığını Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirdiği bir içeriğe sahiptir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı taraf davalı arasında 21.03.2023 tarihinde,714.000.00 TL bedel karşılığında, ...Yerinde mevkiinde 174 ada,4 parsel üzerinde ,102 m2 kapalı alanlı, ... modeli olarak belirlenen,2 katlı, ahşap demonte edilebilir ev yapımı konusunda anlaşma yapıldığını, sözleşmeye göre belirlenen yapı 50-60 gün içerisinde bitirilecek ve en geç 17.05.2023 tarihinde teslim edileceğini, ancak belirlenen süre geçmesine ve belirlenen bedel 956.000.00 TL olarak fazlasıyla ödenmesine rağmen bina mahkemeden tespit talep ettiklerini 10.02.2025 tarihine kadar teslim edilmediği gibi, yapılan işlerdeki hatalar, ayıplı, kusurlu, eksik haliyle terk edildiğini, müvekkili bu durumu ... 4.Noterliği kanalıyla ... tarih ve ... yevmiye no lu ihtarname ile davalıya ihtar etmiş, binayı eksiksiz, anlaşmaya uygun,kusursuz,ayıpsız,hatasız 15 gün içerisinde yapmasını, tamamlamasını, aksi takdirde sözleşmeyi fesh edeceğini uğradığı,uğrayacağı müspet-menfi zararlarını ve yargılama giderlerini talep edeceğini bildirdiğini, ihtarnameye rağmen davalı taraf ahşap yapıdaki bu ayıplı, kusurlu, eksik işleri tamamlamak için hiçbir faaliyette bulunmadığını, karşı tarafın ahşap yapıdaki bu ayıplı, kusurlu, eksik işleri tamamlamak için hiç bir faaliyette bulunmadığını, karşı tarafın bu olumsuz davranışı sonucu müvekkilinin her gün artan maliyetler karşısında zararın daha da büyümemesi için ... 1.SULH HUKUK MAHKEMESİNİN ... D.İŞ dosyası ile delil tespiti yaptırmış (Ek:3-... Sulh Hukuk Mah. ... D.İş...D.İş kararı) ve tespit tarihi olan 03.03.2025 tarihi itibariyle,eksik, hatalı ve ayıplı işlerin tadilatı ve yapının güvenlikli /sağlıklı bir şekilde kullanılması için yapılacak inşaat işlerinin maliyetinin 600.000.00 TL.*KDV olabileceğini belirlediğini, bu haklı taleplerinin 11.11.2025 tarihinde arabulucu katılımıyla yaptıkları görüşmede de anlaşamama ile sonuçlandığından, mağduriyetinin giderilmesi için mahkememize başvurmasının zarureti hasıl olduğunu, arz edilen nedenlerle ve resen belirlenecek nedenler karşısında, davalı taraftan 03.03.2025 tarihinden itibaren 600.000.00 TL alacaklarının KDV'si, ticari faizi, delil tespiti ve dava masrafları,vekalet ücretiyle birlikte tahsilinin hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak tensip zaptı, tevzi formu ve dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE
Davacının davasının alacak istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin... tarih ve... E., ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. █████/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. █████/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.(Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ... Esas... Karar)
Dosyada bulunan vergi dairesi yazı cevabından davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, esnaf haddini aşmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığa bakmakla görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİ İLE DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için Mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,
Dair, tarafların yokluğunda, karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!