Yurt dışında birden fazla ülkede çalışan işçinin kıdem, ihbar ve diğer alacak davalarında uygulanacak hukuk ve zamanaşımı sorununa dair Yargıtay kararı.
Özet: Davacı işçinin yurt dışındaki şantiyelerde geçen çalışma dönemi için işçilik alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin başlangıçta Türk hukukunu uygulayarak kabul ettiği karar, bölge adliye mahkemesi tarafından yabancı unsurlar nedeniyle çalışılan ülkelerin hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle kaldırılarak, yeniden görülen davada çalışılan ülke hukukları uygulanmış ve zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir; davacı, mutad işyerinin belirlenememesi ve işverenin Türk şirketi olması nedeniyle Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ve zamanaşımı nedeniyle ret kararının hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 29. İş MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketlerde 06.10.2006-28.04.2017 tarihleri arasında Demirci Ekipbaşı olarak çalıştığını, son ücretinin 3.000,00 USD olduğunu, günde üç öğün yemek ve barınma sağlandığını ve ... Kurumu primi adı altında ödemeler yapıldığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirketlerde davacının herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, yetki, husumet ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, yurt dışında çalıştığı iddia edilen işçinin, Türkiye'deki Şirketleri ile bağı bulunup bulunmadığının anlaşılması için ... (...) bireysel iş sözleşmesinin Mahkemece incelenmesinin gerektiğini, alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, son ücretinin bilinmediğini, davacının iddia ettiği fahiş ücretin de davalı Şirket tarafından kabul edilmediğini, davacının yurt dışında çalıştığını iddia ettiği dönemde Türkiye'de olup olmadığının, Türkiye'de sigortalı bir işte çalışıp çalışmadığının veya kendi adına ve hesabına Türkiye'de iş görüp görmediğinin anlaşılması için Mahkeme tarafından ... Kurumuna yazı yazılması gerektiğini ve işçinin Türkiye'deki sigortalılık sürelerinin yurt dışı çalışma iddialarından mahsubunun gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli kararı ile; uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli kararıyla her bir çalışma döneminin yurt dışında geçtiği (..., Libya, Türkmenistan, Irak) anlaşıldığından dava dilekçesine ekli davacının taraf olduğu iş sözleşmelerinde öncelikle yabancı hukukun uygulanacağı belirtilmiş olmakla yurt dışında geçen çalışma dönemleri bakımından bu ülke iş mevzuatları, Türkiye'de geçen çalışma dönemi bakımından Türk hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tüm çalışma dönemleri yönünden çalıştığı ülke hukukları uygulanarak dava tarihi itibarıyla zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, içtihat değişikliği nedeniyle dava reddedildiğinden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının, birden fazla ülkede çalışması bulunması nedeniyle mutad işyerinin belirlenmesinin mümkün olmadığını, iş görme ediminin sürekli ve düzenli olarak bir bütün hâlinde belirli bir ülkede ifa edilmediğini, bu nedenle Şirket ... işyerinin bulunduğu yer hukukun uygulanması gerektiğini, 2. Davalı Şirketin merkezinin ...'da bulunduğunu, Şirketin Türk şirketi olduğunu, davacının 08.2015-12.2015 tarihleri arasında da Türkiye'de çalıştığını, 3. Uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuka ve zamanaşımına ilişkindir.1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda davacının ...'da çalıştığı 06.10.2006-25.06.2007, 29.10.2007-09.07.2008, 17.01.2013-19.09.2013, 24.06.2016-28.04.2017 tarihleri arası döneme Rus hukukunun, Libya'da çalıştığı 07.11.2009-04.05.2010, 20.08.2010-16.03.2011 tarihleri arası döneme Libya hukukunun, Türkmenistan'da çalıştığı 26.07.2011-06.10.2012 tarihleri arası döneme Türkmenistan hukukunun, Irak'ta çalıştığı 10.01.2014-26.06.20 14... .08.2014-10.04.2015 tarihleri arası döneme Irak hukukunun uygulanması gerektiği, iş sözleşmelerine uygulanacak hukuka göre davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosyada bulunan yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmeleri bağlayıcı ve geçerlidir. Buna göre 07.11.2009-04.05.20 10... .08.2010-24.02.2011 tarihleri arasındaki dönemde Libya'da, 26.07.2011-06.10.2012 tarihleri arasındaki dönemde Türkmenistan'da, 10.01.2014-26.06.20 14... .08.2014-10.04.2015 tarihleri arasındaki dönemde Irak'ta geçen çalışmalar için imzalanmış yurt dışı iş sözleşmelerinde çalışılan ülke mevzuatının uygulanması yönünde hukuk seçimi yapılmış olup sözü edilen dönemler bakımından yabancı hukuk uygulanarak sonuca gidilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan ... ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından 26.07.2011-06.10.2012 tarihleri arasındaki dönem bakımından uyuşmazlığa Türkmenistan hukukundaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, Türkmenistan hukukundaki 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Dava tarihi itibarıyla söz konusu zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşıldığından Türkmenistan hukuku uygulanan dönem bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.2. Davacının 06.10.2006-25.06.2007, 29.10.2007-09.07.2008, 17.01.2013-19.09.2013, 24.06.2016- 28.04.2017 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından ise taraflar arasında hukuk seçimine dair bir anlaşma bulunmamaktadır. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; hukuk seçimi anlaşması bulunmayan 06.10.2006-25.06.2007, 29.10.2007-09.07.20 08... .06.2016-28.04.2017 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden daha sıkı ilişkili hukuk Türk hukuku olmadığından, bu dönemler için mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uygulanmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.17.01.2013-19.09.2013 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ise davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile işçinin tâbi olduğu ... sistemi ve işçinin ücretinin ödeme yerinin Türkiye olduğu dikkate alındığında daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı 04.08.2015-01.12.2015 tarihleri arasında da çalışmış olup bu çalışması Türkiye'de geçmiştir. Buna göre, davacının 17.01.2013-19.09.20 13... .08.2015-01.12.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O YTürk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, "Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir." şeklinde düzenlenmiştir.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup, söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez. Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; Vahit ..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s.126; Mesut Aygün, ... Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914).Somut olayda davacının 26.07.2011-06.10.2012 tarihleri arasındaki çalışması yönünden, uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde, iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için gereken süreler "1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibariyle bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. ..." şeklinde açıklanmaktadır.Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir. Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukunun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; ..., s.260-261).Somut olayda Türkmenistan hukukuna tâbi 26.07.2011-06.10.2012 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden 3 aylık zamanaşımı süresi Türk kamu düzenine aykırı olduğundan bu süre yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olan Türkmenistan hukukunun uygulanan genel zamanaşımı süresi araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süresi, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı sürelerine öncelik verilmelidir. Ancak Türkmenistan hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır.Açıklanan nedenlerle Sayın Çoğunluğun diğer nedenlerle bozma görüşüne katılmakla birlikte; Türkmenistan hukuku uygulanan 26.07.2011-06.10.2012 tarihleri arasındaki dönem yönünden öncelikle yetkili yabancı hukuk olan Türkmenistan hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süresi araştırılmalı, tespit edilen genel zamanaşımı süresi, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece genel zamanaşımı sürelerine öncelik verilmeli; ancak Türkmenistan hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Türkmenistan hukukunda yer alan 3 aylık zamanaşımı süresinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz.