Danıştay 13. Dairesi, mobil elektronik haberleşme hizmetleri azami ücret tarifelerinin iptali, yürütmenin durdurulması kararının geçmişe etkisi ve hukuki güvenlik ilkesi ihlali iddiaları hakkında.
Özet: Davacı şirket, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun mobil elektronik haberleşme hizmetleri azami ücret tarifelerini belirleyen kurul kararlarını ve bu kararların geri alınması talebinin reddine ilişkin işlemi iptal davasına konu etmektedir; şirket, daha önce alınmış bir yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle ilgili dönemde bu tarifelerle yükümlü olamayacağını, davalı idarenin yürütmeyi durdurma kararını yok sayarak eski kararları tekrar yürürlüğe koymasının hukuki güvenlik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğunu iddia ederken, davalı idare ise yürütmeyi durdurma kararının daha sonra esastan ret kararıyla hükümsüz kaldığını ve dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını savunmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ DAVACI : ... Hizmetleri A.Ş.VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVALI : ... Kurumu VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... Av. ...DAVANIN KONUSU : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (Kurum) E... sayılı işlemiyle bildirilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının (38 sayılı Kurul kararı), 38 sayılı Kurul kararı ile değiştirilen ve E... sayılı Kurum işlemiyle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı (49 sayılı Kurul kararı) ile ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin davacı şirket bakımından, 38 sayılı Kurul kararı ile değiştirilen ve E... sayılı Kurum işlemiyle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı (90 sayılı Kurul kararı) ile ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin davacı şirket bakımından ve söz konusu Kurul kararlarının geri alınması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun reddine ilişkin E... sayılı Kurum işlemiyle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun YD İtiraz No:████████ sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulmasına kararı ile birlikte davalı idarenin davacı şirketi azami ücret tarifesiyle yükümlü kılması hukuken mümkün olmadığından yürütmenin durdurulması kararının ifasını teminen ... sayılı Kurul kararının (315 sayılı Kurul kararı) tesis edildiği, gelinen aşamada ise, davalı idarenin sanki yürütmenin durdurulması kararı hiç alınmamış, hukuk aleminde hiç var olmamış gibi silmeye matuf olarak ... sayılı Kurul kararını tesis etmek suretiyle açıkça hukuka aykırı davrandığı, yürütmenin durdurulması kararının verildiği █████/2020 tarihinden davanın esastan hükme bağlandığı tarihe (█████/2021) kadar davalı idare Bakanlık işlemine dayalı olarak bir işlem tesis edemeyeceği, zira Bakanlık işleminin hukuken var olmayan bir karar niteliğini aldığı, bu halin doğal sonucu olarak da zaten şirketlerinin bu dönemde yayımlanan azami ücret tarifeleri ile yükümlü kılınamayacağı, Danıştayın içtihat haline gelmiş görüşüne göre, yürütmenin durdurulması kararlarının tıpkı iptal kararları gibi geçmişe etkili olduğu, yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması kararı veya bu sonucu doğuracak esastan ret kararlarının ise ileriye etkili sonuç doğuracağı,... sayılı Kurul kararında yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasına kadar mobil haberleşme hizmetleri azami ücret tarifesinin ... Mobil için belirlenmemesine hükmedilmek suretiyle yeni bir hukuki duruma kadar davacı şirketin azami ücret tarifesinden muaf olduğu açıkça karar altına alındığı ve şirketin hukuk güvenliğine olan inancı ile Kurul kararının gereğinin yerine getirildiği, ... sayılı Kurul kararı ile ... sayılı Kurul kararının yok hükmünde sayılması ve davacı şirketin muaf tutulduğu döneme ilişkin geçmişe yürür şekilde yükümlü kılınmasının hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğu, davalı idarenin 315 sayılı Kurul kararının kaldırılmasına karar vermek suretiyle idari istikrar ilkesine aykırı davrandığı, davalı idarenin geçmişte yaşanan benzer bir durumda... ve ... hakkında ileriye dönük hükme varsaymasına rağmen şirketleri hakkında geçmişe etkili olacak şekilde ...sayılı Kurul kararını tesis etmesinin eşitlik ilkesini ihlal ettiği, şirketlerinin azami ücret tarifesi ile tekrar yükümlü kılınmasının dayanağının Bakanlık işlemi olduğu, Bakanlık işleminin █████/2020 tarihinden █████/2021 tarihine kadar hukuk aleminden silindiği, ... ve ... sayılı Kurul kararlarının █████/2021-█████/2021 tarihleri arasını kapsadığı, ... ve ... sayılı Kurul kararlarının olduğu dönemde hukuk aleminde (yürütmenin durdurulması kararı uyarınca) Bakanlık işleminin olmadığı, bunun hukuki sonucu olarak, davacı şirketin o dönemde... ve... sayılı Kurul kararı ile yükümlü kılınmasının hukuki bir temeli olmadığı, Bakanlık işleminin yürütmesinin durdurulması ilgili azami ücret tarifelerinin şirketleri tarafından uygulanmasını hukuken imkansız kılmakla birlikte, mezkur işlemin var olmadığı bir hukuk düzeninde de azami ücret uygulamalarının önceki süreçteki yani 9 adet emsal kararla kesinleşen hukuki niteliğine geri döndüğü ileri sürülmektedir.DAVALININ SAVUNMASI : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun YD İtiraz No: ████████ sayılı dosyasında verilen █████/2020 tarihli kararı sonrasında, aynı dosyada Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile “dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, Bakanlığın işlemine dayanılarak gerçekleştirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının davacı şirkete yönelik kısmında hukuka aykırılık görülmediği”nden “davanın reddine” karar verildiği, bu karar ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2020 tarih ve YD İtiraz No:████████ sayılı yürütmesinin durdurulması kararının ortadan kalktığı, Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ifasını teminen, dava konusu ... sayılı Kurul kararının tesis edildiği, davacı şirkete Azami Ücret Tarifesi'ne uyma yükümlülüğü tekrar getirildiği, idari işlem hakkında verilen “yürütmenin durdurulması” yolundaki kararı davayı sona erdirmeyen, geçici karar niteliğinde olduğu, yürütmenin durdurulmasına karar verildiği takdirde, idari işlemin uygulanmasının dava hakkında karar verilinceye kadar erteleneceği, idari yargı uygulamasında, yürütmenin durdurulmasına karar verildiği hâlde, dosyanın tekemmülünden sonra gerçekleşen esas inceleme sonucunda davanın reddine karar verilebildiğinin gözlemlendiği, yürütmenin durdurulması kararı verilen bir davada, davanın esastan reddedilmesinin yarattığı sonucun, iptal kararının temyizen incelenmesi sonucu yürürlüğünün durdurulması veya bozulması ile aynı sonucu doğuracağı, bu durumda, davanın reddi yolundaki kararın işleme tekrar icrailik kazandıracağı, aslında tesis edildiği tarihte hukuka uygun olduğu bir karine gereği kabul edilen işlemin hukuka uygunluğu yargı kararıyla saptanmış olduğu, bu saptama şekli bir nitelik arz etmekle birlikte, maddi açıdan işlemin, tesis edildiği andan itibaren yürütmenin durdurulması kararının etkili olduğu süreci de kapsayacak şekilde hukuka uygun olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla “davanın reddine” ilişkin kararın tesisinden sonra, yürütmenin durdurulması kararı geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı, bu sebeple davacı şirkete geçmişe yönelik olarak azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğü getirilmesinde ve ... sayılı Kurul kararı ile ... sayılı Kurul kararının tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin örnek verdiği Danıştay kararlarının ise zayıf taraf olarak kamu görevlisinin mali haklarının korunmasına ilişkin olduğu, idari işlemde yararlanıcı tarafın toplum olmadığı kararlar olduğu, hâlbuki mobil azami ücret tarifesinde yüksek ücretlerden tüketicilerin korunması amaçlandığı, tüketicilerin/toplumun söz konusu kararlarda yararlanıcı taraf pozisyonunda olduğu, ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararların karşı açılan davalarda davanın reddine karar verildiği dikkate alındığında, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararlarına uyulması zorunlu olduğundan, bozulan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI ...'UN DÜŞÜNCESİ : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (Kurum) E... sayılı işlemiyle bildirilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı Kararı'nın (... sayılı Kurul kararı), ... sayılı Kurul kararı ile değiştirilen ve E.... sayılı Kurum işlemiyle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı (... sayılı Kurul kararı) ile ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin, 38 sayılı Kurul kararı ile değiştirilen ve E... sayılı Kurum işlemiyle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı (90 sayılı Kurul kararı) ile ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin ve söz konusu Kurul kararlarının geri alınması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun reddine ilişkin ... sayılı Kurum işlemiyle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2023 tarih, E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının 1. maddesinde yer alan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 3. maddesinin kaldırılmasına ilişkin kısmının, ... sayılı Kurul kararının 2., 3. ve 4. maddelerinde yer alan ... tarih ve ..., ... tarih ve ... ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararlarının █████/2021 tarihinden önce davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olmasına yönelik değişikliklere ilişkin kısmının, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin ve ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin davacı şirket bakımından ve bu kısımların geri alınması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptaline; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının 1. maddesinde yer alan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 3. maddesinin kaldırılması haricindeki kısmının, ... sayılı kararının 2., 3. ve 4. maddelerinde yer alan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının █████/2021 tarihinden sonra davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olmasına yönelik değişikliklere ilişkin kısmının, bu kısımların geri alınması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın taraflarca temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2025 tarih, E: █████████, K: ████████ sayılı kararıyla Daire kararının, davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, iptale ilişkin kısmının ise; "...Hukuk devletinin en önemli gereklerinden birisini, idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık olması oluşturmaktadır. Nitekim, Anayasanın 125. maddesinde de, idarenin tüm işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hüküm altına alınmış ve anayasal zemine oturtulmuştur. İdarenin işlem ve eylemlerinin yargısal denetimini sağlayan en etkili yollardan birisi ise, idari yargıda açılan iptal davalarıdır. İptal davası sonucunda idari işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilirse yargı makamlarınca verilen iptal kararı sonucunda idari işlem tüm sonuçlarıyla birlikte tesis edildiği andan itibaren ortadan kalkmaktadır. İdari işlemlerin en önemli özellikleri ise, kesin ve yürütülebilir olması; icrailik özelliği taşımasıdır. Dolayısıyla, idarelerin kamu gücüne dayanarak tek taraflı olarak tesis ettiği işlemler herhangi bir başka onaya ya da izne tabii olmadan kendiliğinden yürür ve sonuç doğurur. Ayrıca idari işlemler, icrailik özelliği taşıdıklarından dolayı tesis edildikleri andan itibaren hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaya başlarlar yani bir idari işlem geri alınıncaya, kaldırılıncaya ya da yargı makamları tarafından iptal edilinceye kadar hukuka uygun olarak kabul edilir ve sonuç doğurmaya devam eder. Bunun yanısıra, idari işlemler hakkında açılan iptal davaları da doğrudan işlemin yürütmesini durdurmaz. Bu noktada, idari yargının en önemli yetkilerinden birisi olan ve etkili bir yöntem olan "yürütmenin durdurulması" müessesesi devreye girmektedir. Bu noktada "yürütmenin durdurulması" kararlarının tarihi gelişimi hakkında biraz bilgi vermek gerekirse; 1925 yılında yürürlüğe giren 669 sayılı Cumhuriyet döneminin ilk Danıştay Kanunu’nun 46.maddesinde, “Şurayı Devlet’e dava ikame olunması ve Şurayı Devlet’in hükümlerine karşı turuku muayyenel kanuniyeye müracaat edilmesi icrayı tehir etmez. Ancak Deavi Dairesince yahut heyeti aleniyece tehiri icraya karar verilebilir” denilerek Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı verebileceği hükme bağlanmıştır. Ancak kanunda bu kararın hangi koşullarda verilebileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamıştır. 1935 yılında yürürlüğe giren 3456 sayılı Danıştay Kanunu ile de tehiri icra düzenlenmiş olup, 1961 Anayasası’ndan sonra çıkarılan ve █████/1963 tarihinde yürürlüğe giren 521 sayılı Kanunun 94.maddesi ile “Danıştay’da idari dava açılması ve kanun yollarına başvurulması itiraz olunan idari işlemlerin veya yargı kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Şu kadar ki, Dava Daireleriyle Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından birinin isteği halinde teminat karşılığı yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir” denilerek yürütmeyi durdurma kurumuna yer verilmiştir. Söz konusu düzenlemeyle, yürütmeyi durdurma kararı verilmesinde Danıştay’a geniş bir takdir yetkisi verilmiş olup, bu konuda kanunda herhangi bir şart aranmamıştır. Daha sonraki süreçte,1982 Anayasasının 125. maddesinin 4. fıkrasında ise, "İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir." düzenlemesine yer verilerek "yürütmenin durdurulması" müessesesi anayasal bir zemine kavuşturulmuştur. Anılan anayasal düzenlemenin karşılığı olarak da 2577 sayılı Kanunun 27. maddesinde "yürütmenin durdurulması" kararı verilmesinin sınırları ve koşulları belirlenmiş olup, anılan Kanunun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinde de, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. " düzenlemesine yer verilerek idareler, gecikmeksizin, yargı makamlarınca verilen yürütmenin durdurulması kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü kılınmıştır. İdari yargı makamlarınca "yürütmenin durdurulması" kararı verilebilmesi için 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birarada olması gerekmektedir. İdari yargı mercilerince verilen yürütmenin durdurulması kararlarının, yukarıda da aktarıldığı üzere, idarelerce gecikmeksizin uygulanması zorunludur. Bu durumda, idari işlemlerin uygulanması durdurulmaktadır yani idari işlemin uygulanması, yargılama sonuçlanıncaya kadar askıya alınmaktadır; bu kararlar, bir nevi yürütmenin durdurulmasına karar verildiği tarih itibariyla anılan idari işlemi işlemez hale getirmektedir fakat bu kararlar, doğrudan işlemin iptali sonucunu doğurmamaktadır; yargı makamlarınca hukuki denetim yapılmaya devam edilirken işlemin yürütmesi durdurulmaktadır. Kısacası, yürütmenin durdurulması kararları, idari işlemin denetimi ile ilgili yargılama sonucunda verilecek "iptal" ya da "ret" kararına kadar anılan işlem yönünden iptal kararı etkisi yaratan ve bu süreçte işlemin uygulanmasını durduran, işlemin askıya alınmasına neden olan kararlardır. Bu kararlar sonucunda, hukuk devleti ilkesi uyarınca, ilk aşamada hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından ve uygulanmasının da bireyler ya da kamu açısından telafisi güç veya imkansız zararlar oluşturacağı da saptandığından, bu zararlardan bireylerin ve kamunun korunması amaçlanmıştır. Yargı makamlarınca, yargılama sürecinin sonunda verilen "iptal" ya da "ret "kararı ile yürütmenin durdurulması istemine ilişkin verilen kararlar son bulur ve etkisini yitirir; aksi bir düşünce, yürütmenin durdurulması kararı verildikten sonra devam eden yargılama sürecini anlamsız hale getirecek ve yargılama sonunda sadece "iptal" kararı verilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu noktada, uyuşmazlığa geri dönülecek olursa; davacı şirket tarafından; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun ... tarih ve E... sayılı işlemiyle bildirilen "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin onaylanmasına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin davacı şirket bakımından iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan ve Danıştay Onüçüncü Dairesinin E: █████████ esasına kaydedilen davada, Dairece verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin █████/2020 tarih ve E: █████████ sayılı karara davacı şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2020 tarih ve YD İtiraz No: ████████ sayılı kararı ile, hem ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının hem de davacı şirkete azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğü getirilmesinin dayanağı olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin yürütülmesinin durdurulması sonucunda, söz konusu kararın ifasını teminen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasına kadar Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi'nin davacı şirket için belirlenmemesine karar verilmiş, davacının azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğünden muaf tutulduğu ████████ sayılı Kurul kararı sonrası onaylanan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı, davacı şirketi azami ücret tarifesinden muaf tutacak şekilde belirlenerek yürürlüğe girmiştir.Söz konusu davada, yargılama sürecinin sonunda, Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2021 tarih ve E: █████████ K: █████████ sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş ve anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2022 tarih ve E: ████████, K:█████████ sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Dolayısıyla, Danıştay Onüçüncü Dairesinin E: █████████ sayılı dosyasında dava konusu edilen işlem yargılama sonucunda yargı makamlarınca hukuka uygun bulunmuş olup; bu aşamada anılan dosyada verilen yürütmenin durdurulması kararının etkisi de, yargılama sonucunda verilen ve kesinleşen davanın reddi yolundaki karar ile sona ermiştir.Bu durumda, Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2021 tarih ve E: █████████ K:█████████ sayılı kararıyla, azami ücret tarifesi belirlenmesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2022 tarih ve E: ████████, K:█████████ sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dikkate alındığında, yargı kararları doğrultusunda davacı şirket yönünden azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğüne ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu kararının dava konusu işlemlerin iptaline yönelik kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunludur. Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararında belirtilen gerekçelerle; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının 1. maddesinde yer alan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 3. maddesinin kaldırılmasına ilişkin kısmının, ... sayılı Kurul kararının 2., 3. ve 4. maddelerinde yer alan ... tarih ve ..., ... tarih ve ... ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararlarının █████/2021 tarihinden önce davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olmasına yönelik değişikliklere ilişkin kısmının, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin ve ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin davacı şirket bakımından ve bu kısımların geri alınması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı yönünden davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Dairemizin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı davanın kısmen reddine, dava konusu işlemlerin kısmen iptali yolundaki kararına yönelik temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2025 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararıyla Dairemiz kararının redde ilişkin kısmının onanması, iptale ilişkin kısmının ise bozulması üzerine, bozulan kısımla sınırlı olarak gereği yeniden görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: Dosya incelendiğinde, Dairemizin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kısmen iptal, kısmen ret kararının temyiz edilmesi üzerine anılan kararımızın dava konusu işlemlerin iptaline yönelik ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2025 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararıyla, "... İdari yargı makamlarınca "yürütmenin durdurulması" kararı verilebilmesi için 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birarada olması gerekmektedir. İdari yargı mercilerince verilen yürütmenin durdurulması kararlarının, yukarıda da aktarıldığı üzere, idarelerce gecikmeksizin uygulanması zorunludur. Bu durumda, idari işlemlerin uygulanması durdurulmaktadır yani idari işlemin uygulanması, yargılama sonuçlanıncaya kadar askıya alınmaktadır; bu kararlar, bir nevi yürütmenin durdurulmasına karar verildiği tarih itibariyla anılan idari işlemi işlemez hale getirmektedir fakat bu kararlar, doğrudan işlemin iptali sonucunu doğurmamaktadır; yargı makamlarınca hukuki denetim yapılmaya devam edilirken işlemin yürütmesi durdurulmaktadır. Kısacası, yürütmenin durdurulması kararları, idari işlemin denetimi ile ilgili yargılama sonucunda verilecek "iptal" ya da "ret" kararına kadar anılan işlem yönünden iptal kararı etkisi yaratan ve bu süreçte işlemin uygulanmasını durduran, işlemin askıya alınmasına neden olan kararlardır. Bu kararlar sonucunda, hukuk devleti ilkesi uyarınca, ilk aşamada hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından ve uygulanmasının da bireyler ya da kamu açısından telafisi güç veya imkansız zararlar oluşturacağı da saptandığından, bu zararlardan bireylerin ve kamunun korunması amaçlanmıştır. Yargı makamlarınca, yargılama sürecinin sonunda verilen "iptal" ya da "ret "kararı ile yürütmenin durdurulması istemine ilişkin verilen kararlar son bulur ve etkisini yitirir; aksi bir düşünce, yürütmenin durdurulması kararı verildikten sonra devam eden yargılama sürecini anlamsız hale getirecek ve yargılama sonunda sadece "iptal" kararı verilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu noktada, uyuşmazlığa geri dönülecek olursa; davacı şirket tarafından; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun ... tarih ve E... sayılı işlemiyle bildirilen "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin onaylanmasına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin davacı şirket bakımından iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan ve Danıştay Onüçüncü Dairesinin E: █████████ esasına kaydedilen davada, Dairece verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin █████/2020 tarih ve E: █████████ sayılı karara davacı şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2020 tarih ve YD İtiraz No: ████████ sayılı kararı ile, hem ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının hem de davacı şirkete azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğü getirilmesinin dayanağı olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin yürütülmesinin durdurulması sonucunda, söz konusu kararın ifasını teminen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasına kadar Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi'nin davacı şirket için belirlenmemesine karar verilmiş, davacının azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğünden muaf tutulduğu ... sayılı Kurul kararı sonrası onaylanan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı, davacı şirketi azami ücret tarifesinden muaf tutacak şekilde belirlenerek yürürlüğe girmiştir.Söz konusu davada, yargılama sürecinin sonunda, Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2021 tarih ve E: █████████ K: █████████ sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş ve anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2022 tarih ve E: ████████, K:█████████ sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Dolayısıyla, Danıştay Onüçüncü Dairesinin E: █████████ sayılı dosyasında dava konusu edilen işlem yargılama sonucunda yargı makamlarınca hukuka uygun bulunmuş olup; bu aşamada anılan dosyada verilen yürütmenin durdurulması kararının etkisi de, yargılama sonucunda verilen ve kesinleşen davanın reddi yolundaki karar ile sona ermiştir.Bu durumda, Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2021 tarih ve E: █████████ K:█████████ sayılı kararıyla, azami ücret tarifesi belirlenmesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2022 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dikkate alındığında, yargı kararları doğrultusunda davacı şirket yönünden azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğüne ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştayda temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkanı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır. Aktarılan kanun düzenlemelerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması halinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkanı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının 1. maddesinde yer alan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 3. maddesinin kaldırılmasına ilişkin kısmı, ... sayılı Kurul kararının 2., 3. ve 4. maddelerinde yer alan ... tarih ve ..., ... tarih ve ... ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararlarının █████/2021 tarihinden önce davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olmasına yönelik değişikliklere ilişkin kısmı, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi" ve ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin davacı şirkete ilişkin kısımları ile bu kısımların geri alınması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının 1. maddesinde yer alan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 3. maddesinin kaldırılmasına ilişkin kısmı, ... sayılı Kurul kararının 2., 3. ve 4. maddelerinde yer alan ... tarih ve ..., ... tarih ve ... ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararlarının █████/2021 tarihinden önce davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olmasına yönelik değişikliklere ilişkin kısmı, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi" ve ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin davacı şirkete ilişkin kısımları ile bu kısımların geri alınması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı yönünden de DAVANIN REDDİNE, 2. Dava ret ile sonuçlandığından, aşağıda gösterilen davacı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Davalı idare tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Dairemizin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararında davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.