Anayasa Mahkemesi kararı ışığında, sanığın temyiz nedenlerini bildirme ihtaratı eksikliği ve katılan vekiline yapılan usulsüz tebligat hataları nedeniyle adil yargılanma ile mahkemeye erişim haklarının temini amacıyla dosyanın alt mahkemeye iadesi kararı.
Özet: Bu karar, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen hükme karşı yapılan temyiz başvurusunda, sanığa gerekçeli temyiz dilekçesi sunma süresi hakkında kanun yolu bildiriminde eksiklik bulunması nedeniyle Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca hak kaybının önlenmesi için yeniden ek süre verilmesini, ayrıca katılan kuruma gerekçeli kararın tebligatının usulüne uygun yapılmadığının tespiti üzerine, kararın ve temyiz dilekçesinin doğru adrese ve yasal prosedüre uygun şekilde tebliğ edilerek yasal başvuru haklarının güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla dosyanın ilgili yargı mercilerine geri gönderilmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇLAR: Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 20.12.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının sanık, sanık müdafii, katılan kurum vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 294/1. maddesinde yer alan "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." ve yine aynı Kanun'un 295. maddesinde yer alan "Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.'' şeklindeki düzenlemeler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanığa 06.01.2023 tarihinde tebliğ edilen karara yönelik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu ancak 5271 sayılı Kanun’un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmış ise de kararın kanun yolu bildiriminde temyiz süresinin bitmesinden itibaren 7 gün içinde temyiz sebeplerini bildirmeleri gerektiğine dair ihtaratın yer almadığı, 18.07.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, 08.03.2023 tarihli ve ██████████ sayı ile verilen Anayasa Mahkemesinin “gerekçeli kararın tebliğinden itibaren temyiz gerekçelerini ihtiva eden ek dilekçenin verilmesi için 7 günlük süre yönünden ihtar yapılmamasının Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine” ilişkin kararı gözetilerek hak kaybının önlenmesi bakımından sanığa 5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük yasal süre içinde ek gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmadığı takdirde temyiz talebinin reddedileceğine ilişkin ihtaratlı tebligat yapılarak buna ilişkin evrakın dosyaya konulması ve süresi içerisinde gerekçeli olarak hükmü temyiz etmesi hâlinde temyiz dilekçesi ve buna ilişkin düzenlenecek olan ek Tebliğname eklenmesinden sonra dava dosyasının geri gönderilmek kaydıyla,... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere,2- 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, yokluğunda verilen kararın, katılan ...'nun son bildirdiği adresten farklı adreste tebliğ edildiği ve bu şekilde yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğu anlaşıldığından; gerekçeli karar ile temyiz dilekçesinin öncelikle katılanın kovuşturma aşamasında bildirdiği en son adresine başvurabileceği kanun yolları ve başvuru süresini bildirir biçimde usulüne uygun olarak tebliğinin yapılması, bu adresine tebliğ yapılamaması halinde katılanın güncel MERNİS adresine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükmü temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemi hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.