Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin özel güvenlik hizmet sözleşmesi kaynaklı icra takibine itirazın iptali talepli davasının gerekçeli kararı.
Özet: Özel güvenlik hizmeti sunan davacı şirket, davalı site yönetimine verdiği güvenlik hizmetleri karşılığında, taraflar arasındaki ticari nitelikteki sözleşmenin otomatik yenilenme maddesi uyarınca fesih bildirimi yapılmadığından hizmetin devam ettiğini ve davalının bu hizmetlerden faydalanmasına rağmen icra takibindeki borca itiraz ettiğini belirterek, bu itirazın iptali ile takibin devamını talep etmektedir; mahkeme ise uyuşmazlığın, mutlak ticari dava niteliği taşımadığını ve nispi ticari dava olarak değerlendirilebilmesi için her iki tarafın da tacir olma şartının arandığını tespit ederek hukuki incelemesine başlamıştır.

T.C.
DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINAASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında faaliyet gösteren, ticaret siciline kayıtlı, özel güvenlik hizmeti sunan sermaye şirketi olduğunu, davacının ticari işletmesi kapsamında uzun yıllardır kamu kurumlarına, özel kuruluşlara, organize sanayi bölgelerine, fabrikalara ve toplu yaşam alanlarına profesyonel özel güvenlik hizmeti verdiğini, davalı ...Sitesi Yönetiminin ise güvenlik hizmetinin yürütülmesi amacıyla davacı şirket ile ...tarihinde "Özel Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi" imzaladığını, sözleşmede; taraflar, hizmetin konusu, hizmetin yürütülme şekli, personel sayısı, ödeme şartları, sözleşme süresi, yenileme şartı, uyuşmazlık halinde yetkili mahkemenin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davacının, site içerisinde güvenliğin sağlanması amacıyla gerekli sayıda özel güvenlik personelini görevlendirdiğini, güvenlik personellerinin SGK işlemlerini yerine getirdiğini, maaşlarını ödediğini, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirdiğini, personellerin üniforma, ekipman ve diğer tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, güvenlik hizmetini hiçbir aksama olmaksızın sürdürdüğünü, sözleşmenin 6. maddesinde de açıkça görüleceği üzere; güvenlik personelinin istihdamı, kıyafetleri, SGK yükümlülükleri, iş güvenliği, çalışma düzeni, işçilik alacakları, idari sorumlulukların, tamamıyla davacı şirkete ait olduğunu, davacının bu yükümlülüklerin tamamını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalının bugüne kadar hizmetin eksik verildiğine ilişkin herhangi bir ihtar göndermediğini, tutanak düzenlemediğini, cezai şart uygulamadığını veya sözleşmeyi fesh etmediğini, sözleşmenin 3. maddesinde sözleşme süresinin ...-...olduğunun belirtildiğini, ancak aynı sözleşmenin 6.12. maddesinde; "...sözleşme bitimine otuz gün kala taraflar noter kanalıyla yazılı bildirimde bulunmadıkları takdirde sözleşme aynı şartlarla ve aynı süre ile yenilenerek devam edecektir." şeklinde açık bir uzama hükmü bulunduğunu, davacıya noter aracılığıyla herhangi bir fesih bildirimi yapılmadığı için ilgili personellerin işine devam ettiklerini, davacının davalı siteye güvenlik hizmetini vermeye devam ettiğini, sözleşmenin yalnızca hükmen değil, fiilen de devam ettiğini, aksine, davalının hizmetten kesintisiz şekilde yararlandığını, bu durumun dahi tek başına davacının sözleşmeye uygun şekilde edimini yerine getirdiğinin en açık göstergesi olduğunu, tarafların hizmet bedelini karşılıklı mutabakatla 304.800,00 TL olarak güncellediklerini, alacağın tahsili için başlatılan Diyarbakır İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra dosyasında davalının borca itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile davalının borca vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama harç ve giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesi davalıya tebliğe çıkarılmamıştır.DELİLLER, YARGILAMA VE GEREKÇE:Dava, hizmet sözleşmesi nedeni ile alacağının tahsili talebi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Taraflar arasında kurulduğu iddia edilen hizmet sözleşmesinin TTK' nın 4/1 maddesinde düzenlenmemesi ve Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olması nedeni ile davanın mutlak ticari dava olmadığına kanaat edinilmiştir.Kanun gereği mutlak ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari dava, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. Davanın mutlak bir ticari dava olmaması halinde nispi ticari dava olarak değerlendirilmesi için davanın iki tarafının da tacir olması gerekmektedir.Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır. TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır.Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Somut olayda davacı tüzel kişi tacir ise de site yönetimi olan davalı tacir değildir. Somut olayda davanın her iki tarafının tacir olmadığı, dolayısı ile eldeki davanın nısbi ticari dava da olmadığı görülmüştür.TTK'nın 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nısbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlığın çözümü mahkememizin görevine girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması, davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olması ve hizmet sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'ndan düzenlenmiş olması, davalı site yönetiminin davacıya karşı edim borcu var ise bu borcun Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğmaması, dolayısı ile uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesi'nin de görevli olmaması nedeni ile uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkeme olan Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.HMK'nun 114/1- c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115. maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu nedenle, usul ekonomisi ilkesi nazara alınarak dosya üzerinden inceleme yapılmış, davaya bakmaya Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması ve mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c. maddesi uyarınca, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nın l15/2. maddesi gereğince, davanın USULDEN REDDİNE, görevli Mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmesi için Diyarbakır Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 3-HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca verilen kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK'nın 331/2. maddesi gereğince, dava dosyanın re'sen mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK'nın 331/2. maddesi gözetilerek, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, ara buluculuk ücreti, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. Katip Hakim