Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, eksik tasfiye sonrası ticaret sicilinden terkin edilen şirketin alacaklı menfaatleri doğrultusunda ihyası davası.
Özet: Temlik yoluyla alacaklı olduğunu belirten davacı vekilinin, tasfiye sürecinin eksik yapıldığı gerekçesiyle ticaret sicilinden terkin edilmiş borçlu şirketin ihyası ve yeniden tescili talebiyle açtığı davada, davacı, borçlu şirketin aktif ve pasiflerinin tasfiyesinin tamamlanmaması nedeniyle alacaklı menfaatlerinin ihlal edildiğini savunurken; davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü, kendilerinin yasalara uygun hareket ettiğini, tasfiye sürecindeki eksikliklerin sorumluluğunun tasfiye memurlarına ait olduğunu ve yasal hasım konumunda bulunduğunu belirterek davanın reddini ve yargılama giderlerinden muaf tutulmayı talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████ Karar
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
BİRLEŞEN ( Bakırköy ... ATM
..... ESAS - ..... KARAR)
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
G. K. YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; Temlik eden ..., Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyası kapsamında ...'nden alacaklı olduğunu, bu kapsamda tüm hak ve alacaklarını müvekkili ....' ye temlik ettiğini, icra dosyasına yapılan itirazın iptali için borçlu ... aleyhine Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Dosyası ile dava açıldığını, yargılama devam ederken borçlu şirketin ... kayıtlarında terkin edildiği mahkeme tarafından tespit edildiğini, bu sebeple Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Dosyası kapsamında █████/2025 tarihli ara kararı ile taraflarına ihya davası açılması için yetki verildiğini, söz konusu şirket son olarak “...” ticaret sicil numarasıyla “.... NO: ... .../...” adresinde faaliyet göstermekte iken, terkin edilmiş olduğunu, halihazırda tasfiye halinde olduğunu, limited şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkini ile sona ereceğini, ancak tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olmasının gerektiğini, zira tasfiye işlemlerinin gerektiği gibi tamamlanmadığını ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, şirketin aktif ve pasiflerinin tasfiyesi yapılmadığı için gerek şirket ortaklarının ve gerekse şirketin muhtemel alacaklılarının menfaatleri ağır bir şekilde ihlal edilmiş olacağını, buna istinaden alacaklı olan müvekkilinin hukuki menfaatlerini ihlal ettiğinden mağduriyetin giderilebilmesi adına borçlu şirketin faaliyetine devam etmesi gerektiğini, bundan dolayı şirketin ihya edilerek Ticaret Sicil Kaydına tescilinin yapılması için iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, neticede ...' nin ihya edilerek ticaret siciline yeniden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün , TTK M. 32 Ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M. 34 Hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, şirketlerin tasfiye sürecinin sonuçlandırılıp, bakiyelerin mevcut pay sahiplerine dağıtıldığını ve şirket kayıtlarının sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliğinin ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yaptığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olacağını, nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/memurlarının kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK M. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, neticede davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas dosyası ile görülen şirketin ihbyası davasında tensip zaptının ... no'lu ara kararı ile, davalı ...'a karşı dava açılması hususunda süre verildiğini, bu nedenle iş bu davayı açtıklarını, ...'nın Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında ...'nden alacaklı olduğunu, bu kapsamdaki tüm hak ve alacaklarını davacı ... şirketine temlik ettiğini, itirazın iptali için açılan Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, yargılama devam ederken borçlu şirketin terkin edildiğinin öğrenildiğini, bu nedenle şirketin ihyası için açılan Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasından verilen ara karar nedeniyle, davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizce birleşen davada davalı ... adına tebligatların yapılamadığı ve kayıtlı mernis adresinin de olmadığı görüldüğünden mahkememizce ilanen tebligat yapılmasına karar verilmiş olup; basın ilan kurumunca gönderilen raporda belirtilen 40.396,80-TL ilan bedelinin asıl ve birleşen dava davacı tarafça 2 haftalık kesin süreye rağmen yatırılmadığından ilanen tebligat işlemlerinin yapılamadığı görüldü.
Dava dilekçeleri, cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları, birleştirilen dosya ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Asıl ve Birleşen Dava; 6102 sayılı TTK' nın 547. maddesi kapsamında, tasfiye edilen şirketin ihyası ve yeniden ticaret siciline tescili istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK' nın 320. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Tasfiye sonucu sicilden terkin edilen şirketin ihya koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin ihyasına karar verilmesi halinde ek tasfiye için tasfiye memurunun atanmasının gerekli olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; ihyası istenilen ... sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE SELTİM DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin adresinin, .... Mah. ..... Bulv. ..... Sit. No: ... .../... olduğu görülmüştür.
İhyası istenen şirketin merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6102 sayılı TTK' nın 547/1. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup,dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 Tarih ve .... E. - .... K. sayılı ilamı) incelenip sonuçlandırılmıştır.
Mahkememiz dosyasında █████/2026 tarihli celsede; "Mahkememiz dosyasında taraf teşkilinin sağlanabilmesi için davalı ...'a ilanen tebligat yapılması gerektiği anlaşılarak; dosya içerisinde yeterli gider avansının bulunmadığı görülerek, basın ilan kurumunca gönderilen raporda belirtilen 40.396,80-TL ilan bedelinin asıl ve birleşen dava davacı tarafınca 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılmasına, aksi takdirde davanın gider avansı dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına," karar verilmiş olup, davacı tarafça kesin süreye rağmen ilan bedelinin asıl ve birleşen davacı tarafça yatırılmadığı görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/g maddesine göre, davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması dava şartlarındandır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK m. 115/1-2).
Gider avansından farklı olarak “Delil avansı” ise delillerin ibrazı, ilgili yerlerden getirtilmesi, tanıkların (ve gerekirse bilirkişilerin ya da uzmanların) dinlenmesi için gerekli olan masrafların karşılanması için yatırılan paradır (.....). Delil avansı, o delille iddiasını ispatlayacak tarafça yatırılmalıdır. Ancak ilgilisinin bu gerekliliği yerine getirmemesi hâlinde, diğer taraf da delil avansını yatırabilir.
Gider avansı ile delil avansı arasındaki en önemli fark, gider avansının dava şartı olmasına rağmen delil avansının dava şartları arasında sayılmamış olmasıdır (HMK m.114/l-g). Bu bakımdan gider avansının yatırılmaması ya da yargılama süreci içinde tamamlanmaması hâlinde davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerekirken (HMK m. l15), delil avansının yatırılmaması hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş kabul edilerek (HMK m. 324/2), yargılamaya devam edilir ve o delille ispatlanacağı düşünülen vakıa ispatlanamamış sayılır. Böyle bir durumda hâkim, mevcut delil durumuna göre karar verir (......).
Somut olayda; mahkememizce davacıdan talep edilen gider, taraf teşkiline ilişkin gider avansı olup yatırılmamasının sonucu dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddidir. (Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin .... Tarih ve .... E. - ..... K. sayılı ilamı). Mahkememizce usulüne uygun ve açıklamalı şekilde verilen kesin süreye rağmen, davacı tarafça süresinde gider avansı yatırılmadığından, açılan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davaların 6100 sayılı HMK m. 114/1-g ve 115/2 hükümleri gereğince gider avansı dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
a)-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
b)-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
c)-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne VERİLMESİNE,
d)-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
3-BİRLEŞEN ( Bakırköy .... ATM'nin ..... ESAS - ..... KARAR) (DAVA YÖNÜNDEN;
a)-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
b)-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
c)-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere asıl ve birleşen dava davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan .....
¸e-imzalı
Üye ....
¸e-imzalı
Üye .....
¸e-imzalı
Katip ....
¸e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!