Danıştay 13. Daire, İstanbul Maltepedeki hazineye ait taşınmazın ihale yoluyla satışının iptali istemiyle açılan davada, tapu tahsis belgesi ibraz edemeyen davacının menfaat yokluğu nedeniyle dava açma ehliyetinin bulunmadığına dair kararın temyiz incelemesi.
Özet: İstanbul ili, Maltepe ilçesinde Hazineye ait bir taşınmazın ihale yoluyla satışı işleminin iptali ve bu yöndeki başvurusunun reddi üzerine dava açan davacı, tapu tahsis belgesi sahibi olduğu ve kamu yararı ile ihale sürecinin şeffaflığına yönelik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla temyiz başvurusu yapmıştır; ancak ilk derece mahkemesi, davacının taşınmaz üzerinde geçerli bir tapu tahsis belgesi veya tapu kayıtlarında davacı lehine herhangi bir şerh/kayıt bulunmaması nedeniyle doğrudan, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi kurulamadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar vermiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:█████████
Karar No:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av....
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği (... ...)
İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:...K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan (kök ... ada, ... parselden taşınan) mülkiyeti Hazineye ait 120,43 m² yüzölçümlü taşınmaza ilişkin gerçekleştirilen satış işleminin iptal edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve E-... sayılı İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı işlemi ile ihale yoluyla gerçekleştirilen taşınmaz satış işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...İdare Mahkemesince verilen kararda; davacı tarafından ihale konusu taşınmazla ilgili olarak tapu tahsis belgesi sahibi olduğu, davaya konu ihale işlemiyle tapu tahsis belgesinden kaynaklı haklarının ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü, davalı idarece dava konusu işlem içeriğinde davacının taşınmaz üzerinde herhangi bir hak sahibi olmadığı ifade edildiği, bu iddiadan hareketle Mahkemelerince █████/2025 tarihinde yapılan ara kararına verilen cevabi yazılar ve eki tapu tahsis belgeleri ve tapu kayıtları incelendiğinde, davacı adına düzenlenmiş bir tapu tahsis belgesinin olmadığı ve tapu kayıtlarında davacı lehine herhangi bir şerh/kayıt bulunmadığı gibi davacı tarafından tapu tahsis belgesi de ibraz edilmediği;
Bu durumda, davaya konu ihale işlemiyle satılan söz konusu taşınmazla ilgili olarak davacı lehine düzenlenmiş herhangi bir tapu tahsis belgesinin bulunmadığı, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde de söz konusu tapu tahsis belgesinin veya davacı lehine başkaca bir şerhin yer almadığı, bu kapsamda davacının menfaatini bizzat ilgilendirdiği açık, meşru, kişisel ve güncel bir "menfaat" ilgisi kurulamayan davacının işbu davada dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin olarak yapılan başvurunun maliki ya da doğrudan etkilendiği bir taşınmazla ilgili olduğu, anılan taşınmazın satışının iptali talebinde bireysel menfaat bulunmasa da kamu yararına aykırılık ve ihale sürecinin şeffaflığına yönelik denetim amacı güdüldüğü, güncel ve kişisel menfaat koşullarının katı biçimde yorumlanmaması gerektiği, aksi halde etkili yargı yoluna erişim hakkının kısıtlanmış olacağı, Mahkeme kararında müvekkilin tapu tahsis belgesine sahip olmadığı belirtilmekle birlikte idareye yapılan başvuruya verilen cevapta taşınmaza ilişkin tapu tahsis işlemlerinin geçmişte yürütüldüğü, işlem dosyası bulunduğu ve başvurunun değerlendirmeye alındığı hususlarının açıkça yer aldığı, ilgili taşınmaza ilişkin yıllarca vergi ödemesinde bulunulduğu, hak arama özgürlüğünün ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN;
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, ... (eski ... ada) ada, ... parselde bulunan120,43 m² yüzölçümlü taşınmaz 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan imar uygulamasıyla █████/1993 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir.
█████/2012 tarihinde taşınmaz mahallinde yapılan tespitte taşınmazın ardiye olarak tek katlı müştemilat ve bahçe olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.
İhaleyi gerçekleştiren idarece söz konusu taşınmazın tapu kayıtları kapsamında beyanlar hanesinde çok sayıda şerh bulunduğundan, şerhlere dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler Maltepe Tapu Müdürlüğünden istenilmiş, Müdürlüğün ... tarih ve ......sayılı yazısı ekinde gönderilen tapu tahsis belgelerinde davacı adına herhangi bir kayda restlanmamıştır.
Hazineye ait dava konusu taşınmazın satışına yönelik herhangi bir engel bulunmadığı tespit edildiğinden, Hazine ve Maliye Bakanlığının █████/2016 tarihli Oluruna istinaden 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi kapsamında █████/2016 tarihinde ihale gerçekleştirilmiş ve söz konusu taşınmaz dava dışı F.B.’ye satılmıştır.
Davacı tarafından söz konusu taşınmazın satın alınmak istediğinde taşınmazın dava dışı F.B.’ye satıldığının anlaşılması üzerine,... Asliye Hukuk Mahkemesinin zilyetliğe dayalı Maliye Hazinesi ile dava dışı F.B.’ye karşı █████/2023 tarihinde tapu iptal ve tescil davası açılmış, Mahkemenin... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla davanın idari yargının görev alanına girdiğinden bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekiline █████/2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. (Anılan karar ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla kaldırılmış, dosya Mahkemesine iade edilmiştir.)
Bu karardan sonra davacı vekili tarafından yapılan █████/2024 tarihli başvuruyla, dava konusu taşınmazın F.B.’ye satışının iptal edilmesi talebiyle başvuru yapılmış, bu başvuru...tarih ve E-... sayılı İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı işlemiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine anılan işlemin ve ihale yoluyla taşınmaz satış işleminin iptali istemiyle █████/2025 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında menfaatleri ihlal edilenler tarafından, tam yargı davaları ise idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlandığı; 7. maddesinde ise, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçesinin, süre aşımı yönünden inceleneceği; altıncı fıkrasında, süre aşımı hususunun davanın her safhasında dikkate alınacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, süre aşımı bulunan hallerde davanın reddedileceği kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın, davacının dava açma ehliyeti yönünden incelenmesinden;
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Yargı kararlarında ve doktrinde "menfaat" kavramının davacı ile iptalini istediği idari işlem arasındaki bağı, ilgiyi ifade ettiği belirtilmekte ve idari işlem ile dava açan kişi arasında meşru, güncel ve ciddi bir alaka söz konusu ise, davada menfaat bağının bulunduğu kabul edilmektedir. İptal davalarında davacı olabilmek için subjektif bir hakkın ihlal edilmesi şartı aranmamakta, menfaat ihlali yeterli sayılmaktadır.
İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirtilen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat alakası kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerekmektedir.
Kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi, makul, maddi ve/veya manevi bir alakasının bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. İptal davaları idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının ve sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine imkan sağladığından, bu davalarda menfaat alakasının bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir.
Kamu ihalelerinde ihale sürecine ilişkin icrai nitelikteki işlemler, sadece ihaleye katılan veya katılmak isteyenlerin hukuki durumunu değil, bunların yanında üçüncü kişilerin de hak veya menfaatlerini de etkileyebilmektedir. Böyle bir durumda, söz konusu kişilerin menfaatlerinin zedelendiği iddiasıyla, mevzuatta belirtilen usuller çerçevesinde dava açabileceklerinin kabulü gerekmektedir. Aksi yöndeki kısıtlayıcı bir yaklaşım, Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır.
Dava dilekçesi incelendiğinde, kendisi ile ağabeyi M.K.'nın tapuda "İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada, ... Parsel" olarak kayıtlı bulunan taşınmaz üzerinde af yasasından faydalanarak yapı yapıldığı ve tapu tahsis belgelerine istinaden de anılan taşınmazın yıllarca kullanıldığı, taşınmazın bulunduğu alanda yapılan plan çalışmaları esnasında kendisi ve ağabeyi M.K.'nın kullandığı alan "İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... ve ... Parsel (Yeni: ... Ada, ... ve ... Parsel)" olarak düzenlendiği, kendisi tarafından yıllarca taşınmaza ilişkin vergilerin ödendiği ve uzunca bir süre bu taşınmazda ikamet ettiği, kardeşi M.K. tarafından ... parsel sayılı taşınmazın █████/2011 tarihinde Maltepe Belediyesinden satın alındığı, ... parsel sayılı taşınmaz satın alınmak istendiğinde davalı idare tarafından bu taşınmazın F.B.'ye 4706 sayılı Kanun kapsamında satıldığının öğrenildiği, bu kapsamda ilk olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil davasının açıldığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından... Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasıyla açılan davada davalı idarenin savunma dilekçesi incelendiğinde, davacının dava konusu taşınmazda fuzuli şagil konumunda olduğu, sadece bahçe ve ardiye işgaliyesinin bulunduğu beyan edilmiştir.
Bu durumda, davacının iddiaları ile davalı idarenin savunma dilekçesinde beyan edilen hususlar dikkate alındığında, davacı ile taşınmaz satış işlemi arasında ciddi bir menfaat ilgisinin bulunduğu, söz konusu satışın iptal edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi ve satışın iptaline ilişkin açılan davada, iptal davası açma ehliyetinin varlığı için davacı ile satışa konu taşınmaz arasında hak ihlalinden daha geniş kapsamlı bir bağı ifade eden menfaat ilgisi yeterli düzeyde ortaya konulmuş olmasına rağmen, davacı ile satışa konu taşınmaz arasında daha sıkı bir ilgi aranmasının menfaat ilişkisine göre çok daha dar kapsamlı bir ilgi olan hak ihlali koşuluna bağlanması anlamına geleceği, bunun ise iptal davaları için 2577 sayılı Kanun'da aranılan menfaat koşulunun kanunda amaçlanmayan bir şekilde katı yorumlanarak mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz bir şekilde sınırlandıracağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın, dava açma süresi yönünden incelenmesinden;
Mahkemeye başvuruyu aşırı derecede zorlaştıran ya da imkansız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Bununla birlikte, dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkansız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararı, Remzi Durmaz Başvurusu, B.No: █████████, █████/2013, §27).
Süre sınırı getiren kuralların iyi adalet yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bu kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin başvuru yollarını kullanmalarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (AİHM kararı, Eşim/Türkiye, B.No: ████████, Karar tarihi: 17/9/2013, §20-21). Mahkemeye erişim hakkının yasal birtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da, mahkemelerin, usul kurallarını, uyuşmazlığın esasında mündemiç hakkı ihlal edecek kadar katı veya bu kuralları ortadan kaldıracak kadar da geniş yorumlamaktan kaçınmaları gerekir (AİHM Kararı, Walchli/Fransa, B.No. ████████, § 29). AİHM, kuralların belirliliği ve iyi adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesi halinde ve ilgililerin davalarının esasının yetkili mahkeme tarafından karara bağlanmasını önleyecek birtakım engeller oluşturma fonksiyonu görmesi durumunda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır (Eşim/Türkiye, §26).
2577 sayılı Kanun'un aktarılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usule tabi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddelerinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirim"in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlaması, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan davalara yöneliktir.
Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idari işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idari işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Bu durumda, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilanla başlamayacağı ve yazılı bildirim yapılmayan hallerde işlemin bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenildiği tarihten itibaren dava açma süresinin başlayacağı dikkate alındığında, davanın, ilan veya ihale tarihinden itibaren değil, ihaleden haberdar olunduğu ve öğrenme tarihi olarak belirtilen tarihi izleyen günden itibaren süresi içinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Dava konusu ihaleye konu taşınmazın Hazine ve Maliye Bakanlığının █████/2016 tarihli Oluruna istinaden satışa çıkarıldığı, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca █████/2016 tarihinde ihalenin gerçekleştirildiği ve dava dışı F.B.’ye satış işleminin yapıldığı, söz konusu taşınmazı satın almak isteyen davacının tapu kayıtlarından satış işleminin fark edilmesi üzerine, █████/2023 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tapu iptal ve tescil davası açıldığı, Mahkemenin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla idari yargının görev alanına girdiğinden bahisle davanın görev yönünden reddine karar verildiği, bu kararın davacı vekiline █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, adli yargıda açılan davayla farklı nitelikteki işbu bakılan davanın konusunu oluşturan ve davacıya yazılı bildirimi yapılmayan ihale youyla satış işleminin bütün unsurlarının ve yargı yolunun en geç █████/2024 tarihinde öğrenildiği, bu nedenle, dava açma süresinin en geç █████/2024 tarihini izleyen günden itibaren başladığı, bakılan davanın ise █████/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından █████/2024 tarihinde yapılan başvuruda dava konusu taşınmaz satışının iptali talep edilmiş ise de, ivedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklarda işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle üst makama veya işlemi yapmış olan makama yapılan 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamındaki başvuruların işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağına yönelik 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafından davalı idareye yapılan başvurunun dava konusu ihale yoluyla satış işleminin öğrenilme tarihi olan █████/2024 tarihinde işlemeye başlayan dava açma süresini durdurmayacağı gibi davalı idarece başvuruya ... tarih ve E-... sayılı işlemle verilen cevabın davacıya yeniden dava açma hakkı kazandıran bir yönü olmadığı da açıktır.
Bu itibarla, taşınmaz satış işleminin iptali istemiyle █████/2024 tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra █████/2025 tarihinde açılan işbu davada süre aşımı bulunduğu anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!