Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlıkta suça sürüklenen çocuğa yaş indirimi ile iştirak hükümlerinin yanlış uygulanması sebebiyle mahkumiyet kararını kanun yararına bozdu.
Özet: Hırsızlık suçundan yargılanan ve suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuğa, hukuki anlam ve sonuçları algılama yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu adli tıp raporuyla tespit edilmesine rağmen, Türk Ceza Kanununun 31/2. maddesi yerine 31/3. maddesinin uygulanarak fazla ceza verilmesi ve diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde evin dışında gözcülük yaparak hırsızlık eylemine katılmasına karşın TCK 37. maddesi yerine 39. maddesinin uygulanması kanuna aykırı bulunarak, adalet bakanlığının talebi üzerine yerel mahkemenin mahkumiyet kararı aleyhe sonuç doğurmayacak şekilde kanun yararına bozulmuştur.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.SUÇ : HırsızlıkKARAR : MahkûmiyetKANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıI. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının █████/2026 tarihli ve KYB-█████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"Erteli hapis cezasının aynen infazına dair İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.08.2020 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı ek kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı gözetilerek yapılan incelemede;Dosya kapsamına göre, 1-İstanbul Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 29.06.2017 tarihli raporunda, suç tarihinde işlediği iddia olunan hırsızlık suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtilen suça sürüklenen çocuğun kayden 01.12.2003 doğum tarihli olup suçun işlendiği tarih itibarıyla 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılmasına rağmen, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 31/2. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken, aynı Kanun'un 31/3. maddesi uygulanarak suça sürüklenen çocuğa fazla ceza verilmesinde,2-Suça sürüklenen çocuğun, inceleme dışı diğer sanıklarla birlikte hırsızlık yapmaya karar verdiği ancak suça sürüklenen çocuğun müştekinin evine girmeden dışarıda gözcülük yaparak fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi yerine, anılan Kanun'un 39. maddesinin uygulanmasında, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇEErteli hapis cezasının aynen infazına dair İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.08.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı ek kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı gözetilerek yapılan incelemede;1.İstanbul Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 29.06.2017 tarihli raporunda, suç tarihinde işlediği iddia olunan hırsızlık suçunun hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtilen suça sürüklenen çocuğun kayden 01.12.2003 doğum tarihli olup suçun işlendiği tarih itibarıyla 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılmasına rağmen, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 31/2. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken, aynı Kanun'un 31/3. maddesi uygulanarak suça sürüklenen çocuğa fazla ceza verilmesi,2.Suça sürüklenen çocuğun, inceleme dışı diğer sanıklarla birlikte hırsızlık yapmaya karar verdiği ancak suça sürüklenen çocuğun şikâyetçinin evine girmeden dışarıda gözcülük yaparak fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi yerine, anılan Kanun'un 39. maddesinin uygulanması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.